Proximity Effect

Cardioid ve bidirectional (figure-of-8) mikrofonlar ses kaynağına yaklaştıkça, özellikle 5 cm ve daha kısa mesafelerde, alt frekansları daha fazla üretmeye, vurgulamaya başlar. Buna “proximity effect” adı verilir. Türkçeye “yakınlık etkisi” olarak çevirebiliriz.

Proximity effect özellikle 200 Hz altında karşımıza çıkar.

Aşağıdaki grafikte cardioid bir mikrofonun frekans cevap eğrisinin 80 Hz civarında yükseldiğini görüyoruz.

Proximity effect bidirectional mikrofonlarda cardioid mikrofonlara göre daha güçlüdür. Ominidirectional mikrofonlarda proximity effect olmaz.

Bazı mikrofonlarda bu etkiyi azaltmak veya yok etmek için roll-off filtre bulunur. Bu filtre, belirlenmiş bir frekansın altında kalan diğer frekansları keser. Filtre, mikrofonun üzerinde bulunan bir düğme aracılığı ile istenildiği zaman aktif hale getirebilir.

Proximity effect istenmeyen bir etki gibi gözükse de, sesi daha dolgun bir hale getirdiği için çoğu spiker ve solist tarafından tercih edilir.

Eğer bir spiker veya soliste omni condenser veya omni dinamik mikrofon verirseniz ve sizden sesinin daha dolgun çıkmasını isterse mikrofonu cardioid bir mikrofonla değiştirip mikrofonu yakın kullanmasını söyleyebilirsiniz. Ses tonundaki değişiklik hemen fark edilecektir.

Benzer bir şekilde elektrogitar kayıtlarında da gitar tonunu daha dolgun bir hale sokmak için de proximity effect tercih edilir.

Proximity effect’in dozu biraz fazla kaçarsa sözlerin anlaşılabilirliği azalabilir, sesler çamurlu hale gelebilir ve bazı frekanslar kick ve bas gitarın frekansları ile çakışmaya başlayabilir.

Multipattern mikrofon

 

Stüdyo tipi multipattern mikrofonların bir avantajı da proximity effect’i kontrol edebilmektir. Eğer bu etki istenmiyorsa omni, isteniyorsa cardioid, daha güçlü olarak isteniyorsa bidirectional pattern seçilebilir.

Proximity effect bir parametrik EQ yardımıyla da kontrollü bir şekilde kullanılabilir. Böyle bir durumda kompresör, parametrik EQ’dan sonra kullanılmalıdır. Tersini yapacak olursanız proximity effect’in istenmeyen frekanslarını da kompresöre göndermiş olursunuz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Simon Maennling | Unsplash

Mikrofon fotoğrafı: rafabendo | Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Uzun Zaman Sonra Kasetle Çalıştım

Beni tanıyanlar bilir, kasetleri sevmezdim ancak 1970 ve 1980’li yıllarda Türkiye’de plak bulmak çok zor olduğu için müzik dinlediğimiz ana format kasetti. 1990’lı yıllarda CD yaygınlaşmaya başladı. İleri geri sarmaktan, dip gürültüsünden ve kötü çoğaltılmış ya da kaydedilmiş kasetlerden yavaş yavaş kurtulmaya başladık. Yine de kaset, en azından “mobil” müzik dinleme formatı olarak, yerini korudu. Taşınabilir CD çalarlar hiçbir zaman walkman’in eline su dökemedi. Mobil cephede kaseti bitiren MP3 çalar ve cep telefonlarıdır.

Kaset sadece amatörlerin kullandığı bir format değildi. Grup, sanatçı ve prodüktör, o gün stüdyoda kaydedilenleri ya da kaba miksleri evlerinde, arabalarında dinlesinler diye birkaç kaset kopyası yapmak gerekirdi. Bazen de doğrudan kasete kaydedilmiş bir takım kayıtlar gelirdi; onları temizleme, düzenleme ya da makara bantlara veya bilgisayara aktarma işleri olurdu.

Kasetle uğraşması zordu… Ortadan kaybolmasına hiç üzülmedim. Hatta, sevmediğim için sevindim bile diyebilirim.

Uzun yıllar kasetlerden uzak kaldım… Ta ki geçen haftaya kadar.

Geçtiğimiz hafta içinde bir takım eski kayıtlar bulunan altı adet kaseti dijital formata aktardım.

Bu yazımda size bunun nasıl yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Öyle ya da böyle kasetlerdeki eski kayıtlar bir şekilde hepimizin önüne çıkabiliyor ve bunları dijitale aktarmamız gerekebiliyor. Bu yazı o açıdan faydalı olabilir diye düşünüyorum.

 

Kasetçaların Kontrolü ve Temizliği

Bu iş için ilk olarak emektar kasetçalarım Technics RS-TR575’i dolaptan çıkardım. Prize taktım. Güç düğmesine bastım, cihaz açıldı!

 

Bildiğimiz gibi, ister profesyonel makara bant kayıt cihazları isterse kasetçalarlar olsun, analog makinelerin kalbi kafalarıdır. Bant, capstan adı verilen bir motor yardımıyla sabit bir hızla kafanın üzerinden geçer. Bir de bantı capstan’e bastıran lastik bir parça vardır. Buna da pinchroller, roller ya da idler adı verilir.

 

Kafa, capstan ve pinchroller bant ile temas halinde olduğundan, elimdeki kasetlerin sağlığı açısından kasetleri takmadan önce önce bir kontrol ve minik bir temizlik yaptım.

İlk önce pinchroller’ın durumunu kontrol ettim. Rengi mattı. Bu, istediğimiz bir şey. Parlak olsaydı ya da üzerinde çatlaklar olsaydı bu, durumunun kötü olduğu anlamına gelecekti. Böyle bir durumda parçayı değiştirmekten başka yok bulunmuyor.

İkinci adım olarak kafa ve capstan’i temizledim. Temiz bir kulak çubuğunu izopropil alkole batırdım, fazla alkolü atmak için çubuğu iyice salladım, kafayı ve capstan’i güzelce temizledim. Çubukta biraz kir birikti. İkinci bir çubukla aynı işlemi bir defa daha yaptım.

Kasetçaların çıkışını (sol ve sağ kanallar için) iki adet RCA – 1/4″ TS kablo ile ses kartıma bağladım. Kasetlerden birini taktım. All systems go! Her şey çalışıyor!

 

Referans Seviyesi

Analog bir kaynaktan bilgisayara ya da herhangi bir dijital cihaza kayıt yaparken ilk önce kendimize bir referans noktası seçmemiz gerekiyor. Elimdeki kasetlerin kayıt seviyelerine ve dinamik aralıklarına kabaca baktım. Seviyeler benim kasetçalarımda genel olarak 0 dB civarında görünüyordu. Kayıtların dinamik aralıkları ise oldukça dardı.

Bunları göz önüne alarak referans olarak 0 dB = -12 dBFS kullanmaya karar verdim. Diğer bir deyişle kasetçalardaki 0 dB seviyenin Pro Tools’taki karşılığının -12 dBFS olmasına karar verdim. Bu, dijitalde bana 12 dB’lik bir alan (headroom) verdi. Elimdeki materyal için bu oldukça yeterli bir alandı.

 

Kalibrasyon

Kalibrasyonu şu şekilde yaptım:

  • iPhone’u 1/8″ stereo – çift RCA bir kablo ile kasetçaların girişine bağladım.
  • iPhone üzerinde MultiTone Generator Lite programı ile 1 kHz test tonu açtım.
  • Kasetçaları record monitor konumuna aldım.
  • Pro Tools’ta bir kanal açıp kayıt/monitör konumuna aldım.
  • Test tonunu kasetçalarda 0 dB yüksekliğe göre ayarladım.
  • Test tonu devam ederken (ve sinyal seviyesi kasetçalarda 0 dB iken) ses kartımın giriş seviyesini Pro Tools kayıt kanalında -12 dBFS olacak şekilde ayarladım.

Kalibrasyon işlemi tamamlanmış oldu!

 

 

Transfer

Kalibrasyondan sonra altı kaseti Pro Tools aracılığı ile dijitale aktardım. Kabul ediyorum, onca yıl aradan sonra kasetle çalışmak, kasetten transfer için kalibrasyon yapmak bana nostaljik bir gün yaşattı ama bu kadarı yeterli! Bu bana uzunca bir süre yeter diye düşünüyorum.

Eğer sizin de kasetten dijitale aktarma yapmanız gerekirse ilk önce kasetçaların kontrolünü ve temizliğini yapıp sonrasında da yukarıda açıkladığım şekilde kasetçalar – DAW arası kalibrasyonu yapabilirsiniz.

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: sutulo | Pixabay

Fotoğraflar: Ufuk Önen

Kasetçalar çizimi The University of British Columbia UBC Wiki sitesinden alınmıştır.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks!

IMDb sayfası için tıklayınız

 

Ankara Rocks! İstanbul Film Festivali’nde! 12 Nisan Perşembe Beyoğlu Sineması, 17 Nisan Salı Kadıköy Rexx Sineması. Bilgi ve biletler için buraya tıklayınız.

12 Nisan’da gösterim sonrası saat 21:30’da Salon İKSV’de belgeselimiz için bir konser gerçekleştirecektir. O gece Demir Demirkan, Kalben, Son Feci Bisiklet, Özge Fışkın ve Asena (Karakedi) sahnede bizlerle birlikte olacak. Ayrıca Razor, Dr. Skull ve Hazy Hill parçaları çalacak! Bilgi ve biletler için buraya tıklayınız.

 

Geçmiş tarihli gösterimler:

  • 15 Mart 2018 Türk Amerikan Derneği, Ankara
  • 26 Ekim 2017 Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Ankara
  • 04 Ekim 2017 Bilkent Üniversitesi, Ankara
  • 20 Mayıs 2017 CMS, Budapeşte, Macaristan
  • 10 Mayıs 2017 Türk Amerikan Derneği, Ankara
  • 28 Ağustos 2016 World Music and Independent Film Festival, ABD
  • 6 Haziran 2016 Las Vegas Lift-Off Film Festival, ABD
  • 28 Mayıs 2016 Miami Independent Film Festival, ABD

 

10 Mayıs 2017 Ankara Galası

 

Yönetmenliğini yaptığım Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! isimli uzun metraj belgesel filmimizi, 10 Mayıs 2017 tarihinde Türk Amerikan Derneği, Tatbikat Sahnesi’nde Ankara seyircisiyle buluşturduk. İlk Ankara gösterimini sadece filmde yer alanlar ve ekip için düşünmüştük ama duyup kapıya gelen birçok kişi oldu, bazılarını salona alabildik, diğerlerini ise maalesef yer yokluğundan dolayı alamadık. Salondaki misafirlerimiz iki saat boyunca filmi büyük bir ilgiyle ve (tam da istediğimiz gibi) tepki vererek—gülerek, alkışlayarak ve biraz da ağlarak—izlediler. Filmin sonunda salondaki duygu yoğunluğu inanılmazdı. Benim ve tüm ekip için inanılmaz bir gece oldu.

10 Mayıs 2017 Ankara Türk Amerikan Kültür Derneği. Soldan sağa: Aycan Yücel Uyanık, Ufuk Önen, Yusuf Akçura, Gülden Treske, Neslihan Atcan Altan, Andreas Treske

 

Andreas Treske (Yapımcı), Gülden Treske (Yazar), Ufuk Önen (Yönetmen, Yapımcı, Yazar), Yusuf Akçura (Görüntü Yönetmeni)

 

Esin Erdoğan (Organizasyon), Ufuk Önen (Yönetmen, Yapımcı, Yazar), Neslihan Atcan Altan (Yazar), Aycan Yücel Uyanık (Editör)

 

10 Mayıs 2017 filmimizin Türkiye’de ilk gösterildiği tarih ancak Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! daha önce, 2016 yılı içinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde Miami Independent Film Festival, Las Vegas Lift Off Film Festival ve 7th Annual World Music and Independent Film Festival isimli uluslararası film festivallerinde gösterilmişti.

AnkaraRocks_Laurels

Kısaca filmden biraz bahsetmek istiyorum. 70, 80 ve 90’lı yıllar… Ankara ve rock müzik… Ankara’da yapılan ve yaşanılan rock müzik… ‘Yaşanılan’ diyorum çünkü rock, sadece yapılan ya da dinlenilen bir müzik değildi. Özellikle o yıllarda rock, bir yaşam tarzıydı. Bu yaşam tarzını zorluklara karşın süren, sürmek için mücadele eden, sayıları az değilse de çok da fazla olmayan gençler Ankara’da bir alt kültür oluşturdular. Ben de onlardan biriydim, o alt kültürün parçasıydım. Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! benim gözümden, Ankaralı rock müzisyenlerinin 70’li yıllardan başlayarak 90’lı yılların ortasına kadar uzanan bir dönemde Ankara’nın doğal dokusu, türlü imkansızlıklar ve sınırlamalar gibi çeşitli engellere karşı en büyük tutkuları olan müziğin peşinden gitme hikayesini anlatıyor.

Müzisyenler ve Ankara arasındaki aşk-nefret hikayesine yaptığımız vurgu ile Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! bir müzik ve şehir hikayesi haline geldi. Bu hikayeyi izleyiciye benim üzerimden ikili bir anlatıyla sunmayı tercih ettik: filmde ben bir yandan yönetmen, diğer yandan da Hazy Hill‘ın gitar/vokalisti olarak bir Ankaralı müzisyen olarak yer alıyorum.

Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks!’ı yakında mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırabilmek için çalışıyoruz. Haberler ve gelişmeler için lütfen beni Twitter’da takip edin.

 

Ankara Rocks [Snippet #1]

 

Ankara Rocks Video [Snippet #2]

 

Ankara Rocks [Snippet #3]

 

  • Konserler (sinema konserleri, açıkhava konserleri, ODTÜ’de yapılan konser ve festivaller, Hacettepe M salonu konserleri, Maltepe düğün salonu konserleri ve diğerleri)
  • Stüdyolar (Yenimahalle Selim Sarıcı, Necatibey Tempo Ufuk, Tunalı Pestilence, Esat Zoo ve diğerleri)
  • Yüksel Caddesi, Meclis Parkı, Tunalı Hilmi, Sakarya, diğer cadde ve sokaklar (Farabi, Çevre, Bestekar, Tunus vb.)
  • Barlar (Siyah Beyaz, A-Bar, Dorian Gray, Manhattan, Graffiti, Nicky’s, Trio, “Bina” [Roadhouse, Valör, Graveyard, Old School], Limon, Gölge vb.)
  • Plak ve müzik dükkanları (Dorian Gray, Rockmania, Shades, Supersonic, Bonanza ve diğerleri)
  • Gruplar ve müzisyenler.

Gelişmeleri takip etmek için: twitter /ufukonen

İlgili yazılar: Geçmişe Yolculuk: 70′ler, 80′ler, 90′lar… Ankara ve Stüdyolar…

 

Filmde yer alanlar, ekip ve özel teşekkürler (İngilizce)

Director
Ufuk Önen

Editor
Aycan Yücel

Writers
Ufuk Önen
Aycan Yücel
Neslihan Atcan Altan
Gülden Treske

Director of Photography
Yusuf Akçura

Hazy Hill Old Footage Camera
Cenk Erdil

Music By
Gürbüz Barlas
Süleyman Bağcıoğlu
Ufuk Önen

Producer
Ufuk Önen

Co-Producer
Andreas Treske

Line Producer
Zeynep Işıl Işık Dursun

Interviews Camera
Yusuf Akçura
Andreas Treske

Interviews Lighting
Yusuf Akçura

Camera Operators (alphabetical order)
Erhan Avcı
Güçlü Aydoğdu
Alihan Coşkun
Sera Çakıroğlu
Cenk Erdil
Emirhan Gedeleç
Başak ‘Lola’ Gökçe
Şeref İşler
Kubilay Pekşen
Kemal Tuğrul Sümer
B. Ömer Uyanık

Digital Effects
Aycan Yücel
Çınar Çulfaz

Sound Editing
Ufuk Önen

Sound Mixing
Ufuk Önen

Boom Operators (alphabetical order)
Miraç Atıcı
Begüm Bilgenoğlu
Sera Çakıroğlu
Neslim Cansu Çavuşoğlu
Alev Değim
Başak ‘Lola’ Gökçe
Günışık Sungur
B. Ömer Uyanık
Pınar Yorgancıoğlu

Set Photographers (alphabetical order)
Begüm Bilgenoğlu
Sera Çakıroğlu
Neslim Cansu Çavuşoğlu
Alev Değim
Seza Esin Erdoğan
Başak ‘Lola’ Gökçe
Pınar Yorgancıoğlu
Zeynep Ilgaz Zencirci

Transcribers (alphabetical order)
Yaz Akçura
Yusuf Akçura
İpek Atcan
Neslihan Atcan Altan
Sinem Aydınlı
Giray Bayer
Sera Çakıroğlu
Neslim Cansu Çavuşoğlu
Alev Değim
Zeynep Işıl Işık Dursun
Leyla Dündar Ergin
Başak ‘Lola’ Gökçe
Alkor Kutluay
Damla Okay
Ufuk Önen
Serda Ceren Sağbaş
Uğur Satılmış
Günışık Sungur
Arda Tezok
Melike Uyanusta
Aycan Yücel
Aslı Zülal

Translation
Neslihan Atcan Altan
Belgin Selen Haktanır

Subtitles
Tomasz Jurczyszyn

Additional Photo Credits
Ahmet Soyak

Interviewees (alphabetical order)
Ferman Akgül
Volkan Akgün
Uğur Bülent Aksoy
Eren Alkan
Emre Alptekin
Zafer Altundağ
Utku Arslan
Yiğit Ataman
Neslihan Atcan Altan
Saygın Ay
Akın Bağcıoğlu
Süleyman Bağcıoğlu
Cem Bahtiyar
Kerem Beşli
Hicri Bozdağ
Burçin Bülbül
Oganalp Canatan
Serdar Ceylan
Kaan Dirgin
Alp Dündar
Selim Eralp
Cem Eren
Leyla Dündar Ergin
Çağatay Ergin
Tolga Ergin
Artun Ertürk
Tarkan Gürol
Emrehan Halıcı
Gültekin İrengün
Koray Işıldak
Burak Kahraman
Deniz Karadoğan
Dilek Kaya
Murat Köselioğlu
Atıl Kurttekin
Ete Kurttekin
Hakan Kuşçu
Mete Kuteş
Alkor Kutluay
Ufuk Önen
Özgür Can Öney
Asena Özçetin
Emre Özgümüş
Güney Özsan
Mehmet Şevki Öztürk
Süleyman Özyıldırım
Sadık Sağlam
Erkin Şahin
Ferhat Şahin
Berrak Saka
Yağmur Sarıgül
Levent Seğmen
Faruk Şenel
Emrecan Sevdin
Yaşar Sökmensüer
Erkan Tatoğlu
Burak Tavus
Egemen Ünal
Doğa Ürünay
B. Ömer Uyanık
Tuna Vural
Alper Yarangümeli
Şener Yıldız
Efe Yılmaz
Mustafa Yüksel

Old Hazy Hill Footage (appearances) (alphabetical order)
Can Abanazır
Mete Artun
Ekim Can Bayram
Mehmet Boybeyi
Cenk Erdil
Burçin Erol
Bayazıt Musal
Zeynep Kalkay
Metin Kayıhan (voice)
Volkan Kırağı
Laurence Raw
Sinan Sungar
Trio Metin

Trio (appearances) (alphabetical order)
Leyla Dündar Ergin
Çağatay Ergin
Fethi Okutan
Ufuk Önen
Asena Özçetin
Murat Koçyiğit
Celal Sözer
Aylin Vagas-Başara

The Building (interviews) (alphabetical order)
Orkun Arıyörük
Mert Bal
Hicri Bozdağ
Leyla Dündar Ergin
Metin İslam
Deniz Karadoğan
Gözde Petek Koşmaz

The Building (appearances) (alphabetical order)
Emek Akman
Taner Alatan
Tara Arseven
Göksenin Bal
Aylin Vagas Başara
Levent Başara
Özkan Çapa
Şermin Çapa
Buğra Çelebi
Yiğit Çiçek
Özlem Doğan
Zeynep Işıl Işık Dursun
Koray Elbaşı
Çağatay Ergin
Didem Gülbay
Suna Bulur İmir
Mert İmir
Ayşin Tanrıverdi İslam
Şeref İşler
Hülya Keleş
Yusuf Kenan
Ayşen Konuralp
Devrim Konuray
Berrin Arlı Kula
Ulaş Kula
Z. Lara Lişesivdin
Orkut Ahmet Mutluer
Selçuk Oktay
Hakan Ataktürk Öktem
Mert Öktem
Leyla Önal
Mehmet Pozam
Selim Rödrigüez
İhsan Şen
Sami Ülgener
Kemal Ünal
Mert Varlık
Tolga Vural
Tuna Vural
Özlem Gül Yarangümeli
Kıvanç Yarangümeli

Archival Footage Appearances (alphabetical order)
Cemal Atahan
Gürbüz Barlas
Burak Baç

Bands (alphabetical order)
Aaaarrghh
Absent Without Leave
Airfax
Art Niyet
Artun Ertürk and Diplomatik Rock Opera
Axe
Barone Steel
Black Tooth
Crestfall
Crimegate
Crisis
Çalarsaat
Dark Phase
Dead Mosh
Dengesiz Herifler
Depresyon
Dr. Skull
Dreamtone/Neverland
The Guts
Hazy Hill
Heavy Sky
Jinx
Karakedi
LASH
Lychgate
Manga
Metropolis
Mindvortex
Overdose
Parthenogenesis Music
Presage
RockA
Sceptic Age
Sokak Köpekleri
Spinners
Suicide
Thrashfire
Witchtrap
Wyvern

Featured Songs and Performances By
Axe
Black Tooth
Crimegate
Dark Phase
Depresyon
Artun Ertürk and Diplomatik Rock Opera
Dr. Skull
Emrehan Halıcı & Gürbüz Barlas
Gürbüz Barlas & Sadık Sağlam
Hazy Hill
Heavy Sky
LASH
Manga
Metropolis
Mindvortex
Sokak Köpekleri
Spinners
Suicide
Süleyman & Akın Bağcıoğlu
Witchtrap
Wyvern

This film would not have been possible
without the help and support of
Andreas Treske
Gülden Treske
and
Bilkent University
Department of Communication and Design

Special Thanks For Their Invaluable
Comments and Feedback
Benjamin Halligan
Kirsty Fairclough-Isaacs
Bülent Çaplı
Nisan Dağ

Special Thanks to
İpek Atcan
Leyla Dündar Ergin
George McKay
Nicola Spelman
Andy Willis

and
University of Salford

Special Thanks To
Hakan Altan
Gürbüz Barlas
Oskay Batur
Esin Berktaş
Gürhan Besen
Nazmi Biçer
Ceren Bozyel
Tülay Böke
Cem Cevlani
Saygın Çelebi
Özge Deren
Sertaç Durmaz
Ursula Erdil
Zeyno Erdil
Güven Erkin Erkal
Şahap Gizlen
Cem Gül
Ahmet Gürata
Engin Hızarcı
Buğra Karabey
Can Karakullukçu
Beyza Yazıcıoğlu Kozak
Kadir Köymen
Onur Köymen
Şanser Kurt
Hakan Küçükçınar
Ayşegül Uzun Marinkovic
Mehmet Uğur Memiş
Ersan Ocak
Fethi Okutan
Gülsen Önen
Yakup Senem
Demir Sert
Pelin Sümer
Hamdi Şeker
Funda Şenova Tunalı
Alper Tülek
Murat Yılmaz
Ayşe Yücel
Ayşen Yücel
Nuri Yücel
Taylan Yücel

and
Edelkrone
Midas’ın Kulaklığı Studios
Retro Studios
Trio

 

Posted in Film | 1 Comment

iPhone için 10 Ücretsiz Ses Uygulaması

Bu yazımda beğenerek kullandığım on adet iPhone uygulamasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu uygulamaların çoğu iTunes’ta müzik uygulamaları olarak kategorize edilmiş ancak bence bunlar genel anlamda ses uygulamaları. Müzik uygulamaları denilince aklıma daha çok MIDI sequencer’lar, synthesizer’lar ve benzerleri geliyor.

Lafı fazla uzatmadan hemen uygulamalara geçelim… Sizinle paylaşmak istediğim on uygulama, sırasıyla: iTalk Recorder, Decibel X, Hokusai 2, Audio Spectrum Analyzer HD PRo, Audiofile Calc, AUdioMixer Lite, BPM, MultiTone Generator Lite, ClapIR Acoustics Measurement Tool ve Take Creative Vocal Recorder. Bu uygulamaların tamamı ücretsiz.

Programların başlıklardaki isimlerine tıklayarak iTunes sitesindeki sayfalarına, parantez içindeki firma isimlerine tıklayarak da program geliştiricinin web sayfasına ulaşabilirsiniz.

 

 

iTalk Recorder

iTalk Recorder (Griffin Technology) kullanımı çok basit, arayüzü temiz bir ses kayıt programı. Kayıt kalitesini ‘good’ (11 kHz), ‘better’ (22 kHz) veya ‘best’ (44.1 kHz) olarak seçip, kocaman kırmızı tuşa basıp hızlıca kayıt yapmaya başlayabiliyorsunuz. Dosya formatı olarak AIFF kullanıyor. Yaptığınız kaydın dosya büyüklüğü 2 MB altında ise dosyayı e-mail ile gönderebiliyorsunuz. Daha büyük dosyaları iTunes üzerinden bilgisayara transfer etmek mümkün. Pro versiyonunu satın alırsanız dosyaları programdan Dropbox klaösrünüze aktarmak mümkün. Basit bir ses kayıt programı arıyorsanız iTalk Recorder’ı tavsiye ederim.

iTalk Recorder

iTalk Recorder

 

 

Decibel X

Decibel X (SkyPaw), ses şiddetini ölçen kullanımı çok basit bir program. A, B, C ve Z weighting olarak hem yavaş (500 ms) hem de hızlı (200 ms) ölçüm yapabiliyor. Maksimum değeri siz sıfırlayana kadar ekranda gösteriyor. Gerçek zamanlı FFT görüntüleyebiliyor. 24 saate kadar uzun ölçümler yapmak ve ortalama değerleri hesaplamak mümkün. Ölçümlerinizi kaydedebiliyorsunuz ve isterseniz e-mail ile kendinize veya bir başkasına gönderebiliyorsunuz. E-mail ile gelen ölçümlerin yer aldığı .csv uzantılı dosyayı Excel gibi bir programla açabiliyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim.

Decibel X

 

 

Hokusai 2

Hokusai Audio Editor (Wooji Juice), çok kanallı ses kayıt ve edit programı. Temiz ve basit bir arayüzü var. Kullanımı oldukça kolay. İlk önce bir proje açıyorsunuz, daha sonra kayıt yaparak ya da ses dosyalarını “import” ederek kanallar oluşturuyorsunuz. Hokusai, WAVE (.wav), AIFF (.aiff), CoreAudio (.caf) ve MPEG (.mp3, .m4a ve .aac) dosyalarını okuyabiliyor. Kayıt işlemi tamamen kanal kayıt mantığı ile işliyor: yeni bir kanal kaydederken önceden kayıt ettiğiniz kanalları dinleyebiliyorsunuz, diğer bir deyişle “overdub” yapabiliyorsunuz.

Kanallar üzerinde sesi istediğiniz gibi edit etmek mümkün, standart işlemlerin tamamı (kes, kopyala, yapıştır, sil) dokunmatik ekran üzerinde çok rahat bir şekilde yapılabiliyor. Standart edit işlemlerinin yanı sıra Hokusai size fade in, fade out gibi ek edit işlemleri yapabilme ile ton üretme (sinüs, kare, üçgen, testere dişi, white noise) imkanları da sunuyor.

Hokusai ücretsiz bir program ancak kompresör, limiter, reverb, chorus, flanger ve benzeri efektler isterseniz bunları paketler halinde satın almanız gerekiyor.

Kayıt ve edit işlemlerini tamamladıktan sonra projenizi mono veya stereo olarak miksleyip, sıkıştırmadan WAVE ya da sıkıştırıp AAC dosya formatında yazabiliyorsunuz. Miks dosyanızı iTunes üzerinden bilgisayara transfer etmek mümkün ancak Dropbox da çok iyi bir alternatif.

Hokusai Audio Editor bence ses ile ilgilenen herkesin iPhone’ununda bulunmalı.

Hokusai 2

 

 

 

Audio Spectrum Analyzer HD Pro

Audio Spectrum Analyzer HD Pro (Elena Polyanskaya), gerçek zamanlı (real time) bir analiz programı. FFT (Fast Fourier Transform; 256-16384 arası) ve Octave RTA (Real Time Analyzer; tam, 1/3 ve 1/6 oktav) özelliklerine sahip. Lineer ve logaritmik skala kullanabiliyor.

Audio Spectrum Analyzer HD Pro

 

Audio Spectrum Analyzer HD Pro

 

 

 

Audiofile Calc

Audiofile Calc (Audiofile Engineering), bir hesaplama programı. Kullanımı kolay, ses ve müzik ile uğraşan herkesin işine yarayabilecek hesaplamalar yapılabilen bir uygulama… Temposu ve bar sayısı belli bir parçanın uzunluğunu hesaplamak, MIDI notasının frekans olarak karşılığını görmek, iki farklı voltaj değerini dB olarak karşılaştırmak, açıkhavada ses kaynağından belirli bir mesafe kadar uzaklaştığımızda yeni ses şiddetinin ne kadar olacağını bulmak mümkün. Uygulamada toplam 23 farklı hesaplama bulunuyor.

Audiofile Calc, tıpkı Hokusai Audio Editor gibi, ses ile uğraşan herkesin iPhone’unda bulunması gereken bir program.

Audiofile Calc

Audiofile Calc

 

 

AudioMixer Lite

AudioMixer Lite (Langomas), telefonunuzda bulunan ses ve müzik dosyaları aynı anda çalmanızı sağlayan bir program. Seçtiğiniz ses ve müzik dosyalarını loop konumuna alabiliyorsunuz, aynı zamanda dosyaların pan ayarlarını yapabiliyor ve hızlarını kontrol edebiliyorsunuz. AudioMixer Lite, beş kanala (beş farklı ses veya müzik dosyasına) kadar destek veriyor. Kanallar arasında geçiş yapmak için her kanalda fade in ve fade out kontrolleri var. Mutlaka deneyin!

AudioMixer Lite

 

 

BPM

BPM (Cheebow) kullanımı gerçekten çok basit, tempo bulmaya yarayan bir program. Ekranda “Tap!” yazan bölüme istediğiniz tempoda tıklıyorsunuz, program tempoyu bpm (beats per minute) olarak gösteriyor.

BPM

BPM

 

 

MultiTone Generator Lite

MultiTone Generator Lite (Thomas Gruber EE Toolkit) çok başarılı bir sinyal jeneratörü. Çeşitli test sinyalleri (sine, sawtooth, square, triangle), sweep’ler ve bunların yanı sıra ‘white noise’ ve ‘pink noise’ üretebiliyor. Sinyali aynı anda hem sol hem de sağ kanala ya da tek olarak sol veya sağ kanala gönderebiliyorsunuz. Aynı anda birden fazla sinyali aktif hale getirmek için ‘pro’ versiyonunu satın almanız gerekiyor.

MultiTone Generator

MultiTone Generator Lite

 

 

ClapIR Acoustics Measurement Tool

ClapIR Acoustics Measurement Tool (Stephen Tarzia) bir araştırma projesi için geliştirilmiş, odaların akustik özelliklerini ölçen bir uygulama. Programı başlattığınızda ilk önce beş saniye boyunca arka plan gürültüsünü ölçüyor ve sonra sizden elinizi çırpmanızı istiyor. Elinizi çırpmanızın ardından program odanın yansıma süresini ve frekans tepkisini ölçüyor.

ClapIR Acoustics Measurement Tool

ClapIR Acoustics Measurement Tool

 

 

Take Creative Vocal Recorder

Take Creative Vocal Recorder (Allihoopa) vokal ve parça fikirlerinizi anında kaydetmenize yarayan bir program. Programın içinden bir ‘loop’ veya ‘beat’ seçip, tempoyu ayarlayıp, hemen kaydetmeye başlayabilirsiniz. Take Creative Voca Recorder üç kanal kayıt yapmanıza imkan tanıyor. “Tune” özelliği ile detone olduğunuz yerleri temizlemek mümkün. Bunun yanı sıra programın içinde çeşitli efektler de bulunuyor. Reason’ın yaratıcısı Propelerhead firmasının ücretiz olarak sunduğu Take Creative Vocal Recorder kullanımı oldukça basit, pratik bir program.

Take Creative Vocal Recorder

Take Creative Vocal Recorder

 

Beğenerek kullandığım on adet ücretsiz iPhone uygulamasını sizlerle paylaştım, sizin de benimle paylaşmak istediğiniz uygulamalar olursa bana biyografi sayfamın altında bulunan e-posta adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Jessica Lewis | Pexels

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 3 Comments

Mikste Stereo Panorama İle İlgili Birkaç Not (2. Bölüm)

Yazının ilk bölümünde modern mikslerin hemen hemen hepsinde kick, trampet, bas gitar ve ana vokallerin stereo panorama içinde orta noktaya yerleştirildiğini söylemiş daha sonra vokal ile bas gitar ve alt frekans ağırlıklı enstrümanlar hakkında bazı görüşler paylaşmıştım (birinci bölüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz).

Yazının ikinci ve son bölümünde davul, stereo çıkışlı elektronik enstrümanlar, stereo kayıtlı akustik enstrümanlar ile devam ediyorum. Yazının sonunda ise stereo kanalların panlanması ve mono kanallarda efekt kullanımına değineceğim.

 

Davul

Kick ve trampet dışında kalan davulun diğer parçalarının panoraması için ilk önce perspektife karar vermelisiniz. Davulun panoraması karşıdan dinleyene göre mi ayarlanacak, yoksa davulcuya göre mi? Panoramayı solak olmayan bir davulcunun perspektifine göre ayarlayacak olursanız hi-hat’i sola yatırmanız gerekir. Panoramayı yine solak olmayan bir davulcuya göre, fakat bu sefer davulcuya karşıdan bakıyormuş gibi ayarlayacak olursanız bu sefer hi-hat’i sağ tarafa yatırmanız gerekir. Bu tamamen bir tercih meselesidir.

Panoramada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bir enstrümanın sağa veya sola yatırılmasının (panlanmasının) çoğu zaman tam sağ veya sol anlamına gelmediğidir. Orta, tam sağ ve tam sol miks için kritik yerlerdir. Bir sesi veya enstrümanı ortada bırakmak ya da tam sağa veya tam sola yatırmak için gerçekten iyi bir nedeniniz olması gerekiyor.

Davul örneğimize geri dönelim ve panoramayı solak olmayan bir davulcunun perspektifine göre ayarladığımızı düşünelim. Kick ve trampeti saat 12 konumunda ya da diğer bir deyişle ortada bırakacağız. Hi-hat’i saat 9 konumunda sola yatırabiliriz. Sol tom’u saat 10 veya 11 konumunda sola, sağ tom’u saat 2 konumunda sağa, bas tom’u da saat 3 ya da 4 konumunda sağa yatırabiliriz.

Bu değerleri sadece rehberlik etmesi amacıyla veriyorum. Formülden gitmektense denemek ve dinlemek her zaman daha önemlidir. Eğer kayıt sırasında overhead mikrofonlarının konumları iyi ayarlanmışsa, davul olması gerektiğinden daha geniş duyulmuyorsa, bu mikrofonları tam sağa ve sola yatırabiliriz.

 

 

Stereo Çıkışlı Elektronik Enstrümanlar

Synthesizer, klavye gibi enstrümanların çıkışları genelde stereodur, fakat bu çıkışlar çoğu zaman sol tarafta kuru (efektsiz) sinyal, sağ tarafta ise chorus, phaser gibi bir efekt kullanılmış sinyalden oluşur. Birden fazla klavye veya synthesizer varsa ve bunları miks içinde tam sol ve tam sağ olarak panlarsanız hepsi birbirinin üzerine binecek ve sonuç bir bakıma kocaman bir mono olacaktır.

Çözüm olarak bunların pan ayarlarını daraltabilir veya diğer kanallarla örtüşmemeleri için stereo panorama içinde farklı yerlere yerleştirebilirsiniz.

Daha radikal ve belki de daha iyi bir çözüm ise efektli kanalı tamamen atıp kuru sinyali kullanmak ve delay veya pitch shifter kullanarak kendi stereo simülasyonunuzu yaratmaktır.

 

Stereo Kayıtlı Akustik Enstrümanlar

Stereo kaydedilmiş akustik enstrümanları tam sağ ve tam sola yatırmak çoğu zaman istenilenden daha geniş bir şekilde duyulmalarına yol açar. Bunun yanı sıra bu enstrümanları tam sağ ve tam sol olarak yatırdığınızda sol kanal ile orta nokta ve orta nokta ile sağ kanal arasındaki alanlar boş kalabilir. Bu sebeplerden dolayı bu enstrümanların panlarını biraz daraltıp stereo panorama içinde farklı yerlere yerleştirmek iyi bir seçim olacaktır. Bu sayede bu enstrümanlar hem gereğinden fazla geniş duyulmamış, hem diğer enstrümanlardan ayrışmış hem de (stereo panoramayı bir tablo gibi düşünürsek) tablonun bütünlüğüne hizmet etmiş olacaktır.

 

Stereo Kanalların Panlanması

Analog kayıt mikserlerinde stereo demek iki mono kanal demekti. Stereo kaydı iki ayrı kanala getirip iki ayrı pan düğmesi ile stereo panorama içinde yerleşimini yapardık.

Bu işleyiş ve mantık Pro Tools için de geçerli. Pro Tools içindeki stereo kanallarda tek bir fader olsa da, stereo kanallar iki ayrı mono kanal mantığı ile çalışıyor. Bu sebepten dolayı stereo kanallarda pan düğmesi bulunuyor.

Diğer DAW’lar genişlik ve yerleşim için farklı yöntemler kullanıyor. Örnek olarak Logic içinde ‘Stereo Pan’ ve ‘Balance’ seçenekleri var. Cubase içinde ise ‘Stereo Balance Panner’ ve ‘Stereo Combined Panner’ seçenekleri bulunuyor. Bu seçenekleri kullanıp sağ ve sol kanallar arasındaki genişliği ayarlayıp, stereo panorama içinde istediğiniz bir noktaya konumlandırabiliyorsunuz.

Pro Tools stereo ve mono kanallar

 

Mono Kanallar ve Efektler

Mono kaydedilmiş bir enstrümanı pan ve efekt yardımı ile daha geniş ve büyük duyurabilirsiniz.

Örnek olarak bir enstrümanı biraz sağa yatırıp, kısa bir reverb’e gönderip reverb’ün dönüşünü de biraz sola yatırabilirsiniz. Reverb yerine kısa bir delay de kullanabilirsiniz.

Kısa reverb derken 1 saniyenin altındaki reverb programlarından, kısa delay derken ise 100 milisaniyenin altındaki delay programlarından bahsediyorum.

Bir başka örnek olarak gitarı saat 9 pozisyonunda sola yatırıp, 10-20 ms arasında programlanmış bir delay’e gönderip delay’in dönüşünü de saat 3 pozisyonunda sağ tarafa yatırabilirsiniz. Bu şekilde hem tam uyumlu çalan iki gitar hissi vermiş olur, hem de orta kanalda vokal ve diğer enstrümanlara yer açmış olursunuz. Bu, gitar kayıtlarında çok popüler olarak kullanılan bir tekniktir.

Gitarı biraz daha geniş duyurmak için gitarı stereo delay’e gönderip bir kanalını 10-25 ms, diğer kanalını da 25-50 ms geciktirip kuru (efektsiz) sinyali ortada bırakıp delay’in dönüşlerini sağa ve sola yatırabilirsiniz.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Hendrix B | Pexels

Fotoğraf: Jadson Thomas | Pexels

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu | Leave a comment

Mikste Stereo Panorama İle İlgili Birkaç Not (1. Bölüm)

Stereo plaklar 1960’lı yıllarda yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlamıştı. O yıllarda çoğu prodüktör ve ses kayıt mühendisi stereo ile tam olarak ne yapılması ve stereonun nasıl kullanılması gerektiğini henüz anlamamış olduğundan, bir kanala, örnek olarak sağ kanala, sadece enstrümanları, diğer kanala da sadece vokalleri ya da vokallerle beraber öne çıkan birkaç enstrümanı yatırıyorlardı. Yıllar geçtikçe enstrümanların stereo panorama içindeki dağılımlarının miksin genişliği ve ferahlığı açısından ne kadar önemli olduğu anlaşıldı.

Stereo panorama sadece miksin genişliği ve ferahlığı için değil, doğallığı korumak ve enstrümanların birbirleriyle örtüşmelerini önlemek açısından da çok önemlidir. Örnek olarak orkestra kayıtlarında panoramayı enstrümanların sahnedeki konumlarına göre ayarlamamız hem dinleyici açısından konser salonlarında alışık oldukları dağılımı sağlar hem de stereo kayıt içinde her enstrüman grubuna o gruba ait bir yer açar.

İngilizcede “panning” olarak adlandırılan, sesleri stereo panorama içinde dağıtma işleminin miks sırasında kullandığımız en önemli araçlardan biri olduğunu düşünüyorum. “Miks için en temel şeyler nedir?” sorusuna aldığınız cevap “seviye ayarı ile EQ ve kompresör kullanımı” ise bence o cevap, eksik bir cevaptır. Cevabın içinde mutlaka panning de bulunmalıdır.

Modern miksleri dinlediğimizde kick, trampet, bas ve ana vokalin ortaya yerleştirildiğini duyuyoruz. Geri kalan diğer seslerin neredeyse tamamı panorama içinde farklı noktalara yerleştiriliyor. Şimdi bunlar üzerinde biraz konuşalım.

Modern miksleri dinlediğimizde kick, trampet, bas ve ana vokalin orta noktaya yerleştirildiğini, geri kalan diğer seslerin ise panorama içinde farklı noktalara dağıtıldığını duyuyoruz. Şimdi bunlar üzerinde biraz konuşalım.

 

Vokal

Yukarıda da belirttiğim gibi modern mikslerde vokal hep ortaya yerleştiriliyor. Sebebi çok basit. Vokal, temel öge olduğu için panorama içinde orta noktaya yerleştirilmesi onu dinleyicinin odak noktasına oturtuyor.

Diğer yandan, geri vokalleri sağ ve sol kanallarda farklı noktalara yerleştirmek çok iyi sonuç veriyor. Bunun da iki sebebi var: Birincisi, geri vokaller çok daha “geniş” duyuluyor; ikincisi de, geri vokaller ana vokalden ayrılmış oluyor, diğer bir deyişle geri vokaller ana vokalden rol çalmamış oluyor.

 

 

Bas Gitar ve Alt Frekans Ağırlıklı Enstrümanlar

Alt frekanslar için yön tayini daha zor olduğundan dolayı alt frekansları stereo panorama içinde dağıtmak çok mantıklı değil. Aynı durum ses sitemlerindeki sub-bass ya da subwoofer hoparlörler için de geçerli. Sol ve sağ hoparlörlerin ya da sinema sistemlerinde sol, sağ, orta, sol arka ve sağ arka hoparlörlerin konumları çok önemli. Diğer yandan, subwoofer hoparlörlerin nerede durduğunun pek bir önemli yok çünkü alt frekanslar için yön tayini yapmak çok zor.

Bas gitar ve alt frekans ağırlıklı enstrümanları stereo panorama içinde orta noktaya yerleştirmenin diğer bir sebebi ise alt frekansların enerjisini sağ ve sol kanallara eşit olarak dağıtmak. Bu, aslında plak dönemlerinden kalan bir alışkanlık. Alt frekanslar eşit olarak dağıtılmadığı zaman bas seslerde azaltma yapmak gerekiyordu, aksi taktirde iğne atlaması gibi sorunlar ortaya çıkabiliyordu.

Eğer bas gitar ya da alt frekans ağırlıklı bir enstrümanı stereo panorama içinde orta noktadan daha farklı bir yere yerleştirmek istiyorsanız bu durumda şöyle bir yol izleyebilirsiniz:

  • Kanalın bir kopyasını çıkartın.
  • Kanalları isimlendirin (örnek olarak, “Bas Alt” ve “Bas Üst”).
  • 120-150 Hz arasında bir crossover noktası belirleyin.
  • “Bas Alt” kanalında crossover noktası üzerinde kalan frekansları bir High Cut Filter ile kesin.
  • “Bas Üst” kanalında crossover noktası altında kalan frekansları bir Low Cut Filter ile kesin.

Crossover noktasına karar verirken ve High Cut ve Low Cut filtreleri uygularken filtrelerin belli bir slope’a sahip olduğunu, frekansları bıçak gibi kesmediklerini unutmamak gerekir.

Bu yöntem sayesinde alt frekansların orta noktasındaki yerini korurken, üst frekansların stereo panorama içinde farklı bir noktaya yerleştirebilirsiniz.

Alternatif olarak stereo reverb veya chorus gibi bir efekt ya da stereo genişletici bir plug-in kullanabilirsiniz.

 

Waves Brauer Motion

 

Waves P22 Stereo Maker

 

 

Yazının ikinci bölümü için buraya tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Hendrix B | Pexels

Fotoğraf: freestocks.org | Pexels

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu | 1 Comment

Günümüzde Elektrogitar Kaydetmenin 4 Yolu

Bir gitarist ve bir ses kayıt mühendisi olarak yıllarca gitar kayıtlarıyla uğraştım. Her ne kadar gitar denilince akla hızla ilerleyen bir teknoloji gelmese de aslında resmin tamamını düşündüğümüzde durum öyle değil. Gitarın kendisi ile ilgili büyük değişiklikler olmadığı doğru. Diğer yandan dijital teknoloji sayesinde gitar amplifikatörlerini ve efekt pedallarını modelleyip yazılım olarak kullanmak mümkün hale geldi. Bu da tabii gitar kayıtları yapmak için bize yeni seçenekler sundu.

Günümüzde elektrogitar kaydı yapmak için dört yol bulunuyor.

 

1. Old School

“Old school” diyorum çünkü bu en eski yöntem: gitar amplifikatörünü mikrofonlayıp kaydetmek. Tüm dünyada yıllar boyunca milyonlarca insan bu şekilde kayıt yaptı. Hala da birçok kişi bu şekilde kayıt yapmaya devam ediyor.

Eğer iyi bir gitar amplifikatörünüz ve elinizin (ya da ayağınızın) altında istediğiniz her türlü efekt varsa bu, gerçekten çok iyi bir yöntem. Bu yöntemin en büyük dezavantajı ise kaydettiğiniz tonu bir daha değiştirme şansınızın olmaması.

 

2. Reamping

Reamping 1960’lı yıllardan beri kullanılan bir teknik. Kimin keşfettiği bilinmese de Phil Spector, Bob Olhsson, Roger Nichols gibi prodüktör ve ses kayıt mühendisleri bu tekniği popüler hale getiren isimler olarak kabul ediliyor.

Bu teknikte gitar ham haliyle (çıplak tonla) doğrudan kaydediliyor. Daha sonra bu kayıt bir gitar amplifikatörüne gönderiliyor, istenilen şekilde tonlanıyor ve amplifikatörden çıkan ton mikrofon ile kaydediliyor. Bu sayede gitar tonuna sonradan karar verme ve isterseniz değiştirme şansına sahip oluyorsunuz.

Gitarı tamamen ham bir şekilde kaydedip tona daha sonra karar vermek tabii ki çok cazip, fakat gitarist kayıtta çıplak ton ile çalarken istediği performansı alamayabilir. Bunun da çözümü gitardan gelen sinyali çoğaltıp birini direkt olarak kayıt için bilgisayara girmek, diğerini de gitarist kendini istediği gibi monitör edebilsin ve kayıtta kullanılacak tona yakın bir ton ile çalabilsin diye gitar amplifikatörüne göndermektir.

Bu işlemi bir DI box aracılığı ile gerçekleştirmek çok basit. Gitardan çıkan sinyali DI box’a girip, DI box’ın dengeli çıkışını ses kartının mikrofon girişine, DI box’ın dengesiz çıkışını ise gitar amplifikatörünün girişine girmek yeterli.

 

Şimdi bir de sinyali bilgisayardan gitar amplifikatörüne nasıl göndermemiz gerektiğine bakalım.

Bunun için gitarı DI box ile ham olarak kaydederken yaptığımız işlemin tam tersini yapmamız gerekecek. Bu işlem reverse-DI olarak adlandırılır. Reamp tekniği için reverse-DI işlemini elde etmenin en kolay yolu genelde reamp box olarak adlandırılan DI box’a benzeyen (ama DI box’ın tam tersi iş yapan) kutular kullanmaktır.

 

Tipik bir reamp box üzerinde line seviyesinde sinyal kabul eden XLR veya TRS giriş̧ ile enstrüman seviyesinde yüksek empedanslı çıkış̧ veren TS konnektör bulunur. Bilgisayarın ses kartından gelen önceden kaydetmiş̧ olduğunuz ham gitar sinyalini reamp box’a getirip, reamp box’ın çıkışını da gitar amplifikatörüne girdiğinizde (ve gitar amplifikatörünü mikrofonladığınızda) reamp işlemi için her şey hazır hale gelmiş̧ olacak.

 

 

3. Plug-In

Bu yöntem aslında reamping ile hemen hemen aynı. Gitar yine doğrudan ham bir şekilde kaydediliyor. Daha sonra kaydedilen ham gitar sinyali plug-in aracılığı ile istenildiği gibi işleniyor.

Plug-in’lerin sağladığı en büyük avantaj, kullanıcıya farklı amplifikatör, kabin, mikrofon ve efekt seçenekleri ile farklı farklı tonlar yakalama veya yüzlerce hatta binlerce preset arasından seçim yapma imkanı sunması.

Plug-in yönteminde de tıpkı reamping yönteminde olduğu gibi DI box ile bir kurulum gerçekleştirip gitaristin kendini gitar amplifikatörü aracılığı ile duymasını sağlayabilirsiniz.

Alternatif olarak, gitar amplifikatörü kullanmadan, bilgisayar içinde bir plug-in açarak gitaristin, çalmakta olduğu gitarı bu plug-in’den gelen tonlarla monitör etmesini sağlayabilirsiniz. Burada dikkat edilecek iki nokta var: Birincisi, kayıt sırasında plug-in sadece monitör amaçlı olarak kullanılmalı, diğer bir deyişle kayda girmemeli, kayıt ham şekilde yapılmalı. İkincisi, sinyalde latency olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli.

 

4. Processor

Dördüncü yöntem, üzerinde amplifikatör ve kabin modelleme yazılımı olan bir processor kullanarak doğrudan kayıt yapmak. Gitar için processor denilince akla ilk gelen üst sınıf isimler Fractal Audio ve Kemper oluyor. Old school gitar kaydetme yönteminde olduğu gibi bu yöntemde de en büyük dezavantaj, kaydettiğiniz tonu bir daha değiştirme şansınızın olmaması.

Processor ile doğrudan kayıt yapma çok popüler bir seçenek değil ancak son yıllarda bazı büyük isimler bile konserlerde artık sadece processor kullanmaya başladılar. Üzerinde amplifikatör ve kabin modelleme yazılımı olan bir processor, özellikle sürekli canlı performans yapan gitaristler için ideal bir seçenek. Ağır gitar amplifikatörü ve bir sürü pedal taşımak yerine üstünde pedallar bulunan bir processor kullanmak ve cihazı line out çıkışı ile doğrudan salondaki miksere bağlamak büyük kolaylık.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Başlık fotoğrafı: Kai Oberhäuser  |  Unsplash

Fotoğraflar Radial Engineering sitesinden alınmıştır: J48™ Phantom Powered Active Direct Box ve X-Amp® Active re-Amplifier.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Dünyanın En İyi 10 Konser Salonu

Musikverein, Viyana, Avusturya

 

Dünyanın en iyi akustiğe sahip konser salonları hangileri? Bu soruyu objektif olarak cevaplamak mümkün değil çünkü her ne kadar konuya bilimsel açıdan yaklaşsak da işin içinde müzik ve algı olunca ister istemez öznellik devreye giriyor.

Brekke & Strand Akustikk şirketinin akustik danışmanlarından Magne Skålevik, salonların fiziksel ve akustik özellikleri ile dinleyicinin beğeni tercihlerinin %70-80’inin açıklanabildiğini söylüyor.

Durum böyle olunca, yukarıda da belirttiğim gibi, dünyanın en iyi akustiğe sahip konser salonlarını seçerken öznel tecih ve algı da işin içine giriyor.

Tabii böyle bir listeyi kimin oluşturduğu da çok önemli.

Aşağıda Business Insider dergisinde yayınlanan bir makaleye göre akustik açıdan dünyanın en iyi konser salonlarının yer aldığı bir liste bulunuyor.

Liste, 10 Ekim 2016’da kaybettiğimiz akustik efsanesi Leo L. Beranek tarafından hazırlanmış. Beranek, listeyi hazırlarken salonların fiziksel ve akustik özelliklerinin yanı sıra dünya çapında gerçekleştirdiği bir dizi röportajı ve Magne Skålevik tarafından yapılan anketleri de dikkate almış.

Listenin üst sıralarında yer alan salonların yapımı 1900 ve daha önceki tarihlere dayanıyor. Beranek, yeni tarihli salonların ağırlıklı olarak görsel tasarım, hacim ve izleyicinin konforu düşünülerek tasarlandığını, bu sebepten dolayı akustik açıdan bazı fedakarlıklar yapıldığını söylüyor.

Symphony Hall, Boston, ABD

 

Leo L. Beranek’e göre dünyanın en iyi 10 konser salonu:

#1 Musikverein, Viyana, Avusturya
Yapım yılı: 1870
Koltuk sayısı: 1744

#2 Symphony Hall, Boston, ABD
Yapım yılı: 1900
Koltuk sayısı: 2625

#3 Concertgebouw, Amsterdam, Hollanda
Yapım yılı: 1888
Koltuk sayısı: 1974

#4 Konzerthaus Berlin, Almanya
Yapım yılı: 1821
Koltuk sayısı: 1600

#5 Tokyo Opera City Concert Hall, Tokyo, Japonya
Yapım yılı: 1997
Koltuk sayısı: 1632

#6 Stadtcasino Basel, İsviçre
Yapım yılı: 1876
Koltuk sayısı: 1500

#7 Symphony Hall, Birmingham, İngiltere, Birleşik Krallık
Yapım yılı: 1991
Koltuk sayısı: 2262

#8 Culture and Congress Centre (KKL), Lucerne, İviçre
Yapım yılı: 1998
Koltuk sayısı: 1840

#9 St. David’s Hall, Cardiff, Galleri Birleşik Krallık
Yapım yılı: 1982
Koltuk sayısı: 2000

#10 Meyerson Center, Dallas, ABD
Yapım yılı: 1989
Koltuk sayısı: 2062

Leo L. Beranek’in Journal of Acoustical Society’de yayımlanmış makalesine buradan ulaşabilirsiniz.

Concertgebouw, Amsterdam, Hollanda

 

Fotoğraflar:

Musikverein: Li Sun (Own work) [CC BY-SA 3.0 or GFDL], via Wikimedia Commons

Symphony Hall, Boston: mooogmonster (CIMG2733) [CC BY-SA 2.0], via Wikimedia Commons

Concertgebouw: By Erik Winkel (Flentrop Orgelbouw b.v.) [CC BY-SA 3.0 nl], via Wikimedia Commons

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Loudness Range (LRA)

 

Loudness Range (LRA), makroskopik (iri ölçekli) bir zaman aralığında sinyaldeki seviye değişimlerini istatiksel olarak ölçen bir yöntemidir. Basite indirgeyecek olursak, Loudness Range, sinyaldeki en düşük seviye ile en yüksek seviyenin arasındaki farktır.

Loudness Range (LRA) yönteminde hesaplamalar istatiksel dağılıma göre yapıldığı için çok kısa süreli sinyal artışları (örnek olarak parçanın bir yerindeki zillerden dolayı oluşan birkaç peak noktası ya da bir filmdeki kısa süreli bir patlama sesi) ortalamayı etkilemez. Benzer bir şekilde, parçanın sonundaki fade-out da Loudness Range değerini yükseltmez.

Bunlara ek olarak Loudness Range yönteminde “cascaded gating” adı verilen bir metot kullanılarak program veya sinyaldeki boş yerler (ya da sadece arka plan gürültüsü olan yerler) ölçüm dışında tutulur.

Loudness Range ölçümlerinde birim olarak LU (Loudness Units) kullanılır.

Loudness Range (LRA) algoritması 2009 yılında TC Electronics tarafından hazırlanmış, daha sonra bugün kullanılmakta olan EBU R-128 standardına dahil edilmiştir.

Aşağıya iki video ekliyorum. İlk videodaki gitar kaydı üzerinde herhangi bir işlem yapmadım. Stereo master bus üzerine favori plug-in’lerimden biri olan Waves WLM Plus Loudness Meter açtım . Waves WLM Plus Loudness Meter, ITU, EBU ve ATSC güncel standartlarına göre ölçüm yapabiliyor.

Videoda kayıt boyunca tespit edilen kısa süreli (short term) ve uzun süreli (long term) seviyeleri ve bunların yanı sıra Loudness Range değerini takip edebilirsiniz.

 

Videonun sonunda görebileceğiniz gibi ortalama uzun dönem seviye -18 LUFS, Loudness Range ise 12 LU olarak çıkıyor.

 

Bir sonraki adım olarak bu gitar kaydını aşağıda görebileceğiniz ayarları kullanarak Waves API-2500 kompresör ile sıkıştırdım.

 

Aşağıdaki ekran görüntüsünde gitar kaydının orijinal ve sıkıştırılmış hallerini görsel olarak karşılaştırabilirsiniz.

 

İkinci videoda sıkıştırılmış (kompresör uygulanmış) kayıt boyunca tespit edilen kısa süreli (short term) ve uzun süreli (long term) seviyeleri ve bunların yanı sıra Loudness Range değerini takip edebilirsiniz.

 

Videonun sonunda görebileceğiniz gibi ortalama uzun dönem seviye aynı ilk videoda olduğu gibi -18 LUFS olarak çıkıyor. Diğer yandan sinyali kompresör ile sıkıştırdığım (diğer bir deyişle dinamik alanını daralttığım) versiyon için tespit edilen Loudness Range, 5 LU. Orijinal ve sıkıştırılmış kayıtlar arasında 7 LU fark var.

 

Standartlar ve Önerilen Değerler

ITU, EBU, ATSC ve benzerlerinin uzun süreli seviyeler için standartları bulunuyor. Diğer yandan Loudness Range (LRA) için herhangi bir standart ya da önerilen değer yok. LRA, müzikte müziğin türü ve parça yapısına, yayıncılıkta ise program içeriğine göre değişkenlik gösteriyor.

Her ne kadar farklılıklar olsa da günümüz parçalarının LRA değerlerini rock, pop ve R&B için 4-7 LU; hip-hop ve EDM için 3-6 LU; akustik türler için ise 7-12 LU aralığında düşünebiliriz.

Bu değerler için herhangi bir standart bulunmadığını, bunların kural olmadığını, sadece örnek olsun diye eklediğimi tekrar belirtmekte fayda var.

Son olarak, kapanış için bir not (aslında çok açık ama ben yine de belirtmeden geçemeyeceğim): LRA değerinin büyük olması parçanın geniş dinamik alana, düşük olması ise dar dinamik alana sahip olduğunu gösteriyor.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Videolarda kullanılan parça: “Ying Yang” Santi Vega. Orijinal kayıt dosyası Cambridge Music Technology adlı web sitesinden indirilmiştir.

Başlık fotoğrafı: Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar

Internet üzerinden satın almak için:
Idefix  | D&R  |  MyDukkan

 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT) kitabımı tamamladığımdan beri aklımın bir köşesinde miks üzerine kitap yazma fikri dönüp duruyordu. Bu fikri hayata geçirmeye karar verdiğimde tek bir doğrusu olmayan, bir formülü bulunmayan bu işi nasıl anlatırım diye kendi kendime sormaya başladım. Miks o kadar geniş bir yelpazeyi kaplıyor ki… Çok farklı teknikler ve çok farklı yaklaşımlar var.

Düşündüm, üzerinde kafa yordum ve en sonunda miksi sadece kendi kullandığım teknikler ve kendi yaklaşımlarım üzerinden anlatırsam bu işin geneline at gözlüğü ile bakmış olacağıma kanaat getirdim. Bu, hiç istemediğin bir şeydi; ben bu işe birçok açıdan bakmak istiyordum. Kitabın tamamını röportajlar üzerine kurma fikri işte buradan çıktı. Röportajlar sayesinde Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar, tek bir doğrusu olmayan bir işi birçok profesyonelin farklı ve yer yer birbirleri ile çelişen görüşleri, yöntemleri ve yaklaşımları ile ele alan bir kitap haline geldi.

Bu kitapta çok değerli on beş müzik insanının röportajı bulunuyor. Genelde sıralamalar yapılırken soyadı esas alınır ama ben röportajları ilk isimlere göre sıraladım: Alen Konakoğlu, Alp Turaç, Barış Büyük, Bora Uslusoy, Çağan Tunalı, Doruk Somunkıran, Ender Balcı, Erkan Tatoğlu, Garo Mafyan, Hakan Kurşun, Haluk Çevik, İlter Kalkancı, Levent Büyük, Uğur Memiş ve Volkan Yırtıcı.

Bu değerli müzik insanlarımızın tamamı çok tecrübeli, çok bilgili ve hayatlarını âdeta müzik ve prodüksiyon işine adamış profesyoneller. Sorulara verdikleri cevaplar ise birbirlerinden çok farklı. Hatta bazen birbirleri ile çelişiyorlar. Hangisi doğru diye sormak kesinlikle büyük bir hata olur çünkü hepsi kendi yaklaşımları ile kendilerine göre doğru olan şekilde işlerini yapıyorlar ve çok iyi sonuçlar ortaya koyuyorlar.

Miksi sadece kendi kullandığım teknikler ve kendi yaklaşımlarım üzerinden anlatsaydım bu çeşitliliği ve derinliği yakalayamazdım.

Tüm okuyuculara faydalı olması dileklerimle.

 

Internet üzerinden satın almak için:
Idefix  | D&R  |  MyDukkan

 

İçindekiler:
– Önsöz
– Giriş
—– Temel Bilgiler
—– Monitörler
—– Oda Akustiği
—– Mikse Başlamadan Önce
—– Mikse Nereden Başlamalı
—– Denge
—– Sinyal İşlemciler ve Efektler
—– In-the-Box
—– Ses İşlemcilerin ve Efekt Ünitelerinin Insert ve Send Olarak Kullanımları
—– Miksin Sonunda
—– Dosyaları İsimlendirme
—– Miks sonrasında
– Röportajlar
—– Alen Konakoğlu
—– Alp Turaç
—– Barış Büyük
—– Bora Uslusoy
—– Çağan Tunalı
—– Doruk Somunkıran
—– Ender Balcı
—– Erkan Tatoğlu
—– Garo Mafyan
—– Hakan Kurşun
—– Haluk Çevik
—– İlter Kalkancı
—– Levent Büyük
—– Mehmet Uğur Memiş
—– Volkan Yırtıcı

• Sayfa sayısı: 192
• Sayfa boyutu: 16.5 cm X 23.5 cm.

1. Basım: Kasım 2016
2. Basım: Ocak 2018

Yayınevi: Çitlembik Yayınları

 

Ses, müzik ve müzik teknolojileri ile ilgili haberler ve çeşitli paylaşımlar için Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri’nin Facebook sayfasını ‘beğenebilir’, beni Twitter’dan takip edebilir ve mesaj listeme üye olabilirsiniz.



 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojieri 10. baskı

 

Posted in Kitap | 7 Comments