Kompresör Attack Süresinin Sese Etkisini Görselleştirecek Olursak…

Attack süresi, kompresör üzerindeki en kritik parametreleriden biridir. Sinyal seviyesi threshold seviyesini geçtiğinde kompresörün devreye girip hangi sürede sinyali üzerindeki ayarlara göre tam olarak sıkıştıracağını belirler. Milisaniye (ms, msec) cinsinden ifade edilir.

Attack süresinin en kritik parametrelerden biri olmasının sebebleri, bir yandan kompresörün nasıl bir hızda tepki vereceğini belirlemesi, bir yandan da sesin karakteristiği üzerinde değişiklik yapma gücüne sahip olmasıdır. Örnek olarak vurmalı enstrümanlarda çok hızlı (çok kısa) attack süreleri transient’ları ezip enstrümanın dinamiklerini öldürebilir.

Attack parametresinin ses üzerinde yarattığı etkiyi görmek için bir sinüs dalgası kullanabiliriz.

Aşağıda 100 milisaniye uzunluğunda -6 dBFS seviyesinde 1 kHz sinüs dalgası görüyorsunuz.

1 kHz sinüs dalgası

 

Şimdi bu sinüs dalgasına kompresör ile sıkıştırma uygulayalım. Threshold seviyesini -30 dB, oranı 8:1 ve attack süresini de 50 ms olarak ayarlayalım.

1 kHz sinüs dalgası | attack süresi 50 ms

 

Yukarıdaki ekran görüntüsünde de görüldüğü gibi kompresör devreye giriyor ve 50 ms içinde tam sıkıştırma elde ediliyor.

Şimdi attack süresini 20 ms olacak şekilde ayarlayalım.

1 kHz sinüs dalgası | attack süresi 20 ms

 

Attack süresini biraz daha kısaltalım ve 5 ms olarak ayarlayalım.

1 kHz sinüs dalgası | attack süresi 5 ms

 

Ekran görüntülerinden de kolaylıkla anlaşıldığı gibi attack süresi kısaldıkça kompresörün tam olarak sıkıştırma noktasına ulaşma süresi de kısalıyor.

Attack süresini 0.1 ms olarak ayarladığımızda aşağıda görebileceğimiz gibi karşımıza başı ve sonu seviye olarak aynı olan bir ses dalgası çıkıyor.

1 kHz sinüs dalgası | attack süresi 0.1 ms

 

Lookahead özelliği olmayan kompresörlerde bunu elde etmek neredeyse imkânsız gibi bir şey. Bu özellik ile ilgili olarak “Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği” ve “Peki Ya Kullanmak İstediğimiz Kompresör Üzerinde Lookahead Özelliği Yoksa?” başlıklı iki yazı yazmıştım.

Attack parametresi ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken nokta, çok kısa attack sürelerinin bozulmaya (distortion) yol açıyor olması. 1 ms insan kulağı tarafından algılanamadığı için 0.1 ms ve 1 ms arasında genel volüm algılanması açısından fark yoktur. 1 milisaniyelik attack süresinde sinyalin bozulma riski daha az olduğundan, mümkün olduğunca bu sürenin altına inmemekte fayda vardır.

1 kHz sinüs dalgası | attack süresi 1 ms (dalganın başına dikkat)

 

Diğer yandan, 1 ms attack süresi uyguladığınızda geçmesine izin verdiğiniz transient çok yüksek seviyedeyse, sinyalde bozulmaya yol açacaksa, bu durumda buna müdahale edilmesi gerekir. Tabii unutmamak gerekir ki bu tür müdahaleler kompresörden çok limiter ile yapılmaktadır.

 

İlgili yazılar:

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Wikimedia Commons

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

AES Türkiye 10 Yıl Aradan Sonra İlk Etkinliğini Gerçekleştirdi

Audio Engineering Society (AES) Türkiye şubesi olarak 10 yıl aradan sonra ilk defa bir etkinliğe imza attık. Yeni bir dönemin başlangıcının ilk adımı olarak gördüğümüz bu etkinlik, hepimiz için heyecan verici oldu!

Audio Engineering Society, 1948 yılında New York’ta kurulmuş olan bir birlik. Şu anda dünyaya yayılmış 87 profesyonel şubesi, 11 öğrenci şubesi ve toplamda 12,500 üyesi var. AES, biri Amerika diğeri ise Avrupa’da olmak üzere her yıl iki büyük kongre yapıyor. Bu kongreler içinde fuarlar da yer alıyor. Bunların yanı sıra yıl boyunca konferanslar ile şubelerin düzenlediği yerel ve bölgesel çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor.

AES’in 2017 yılında yapılan seçimlerde 2017-2019 dönemi için aralarında Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin de olduğu Southern Europe, Middle East, Africa bölgesinden sorumlu başkan yardımcısı (Vice President, kısaca “VP”) seçilmiştim. Bu sayede AES Board of Governors ile doğrudan iletişime geçme şansım oldu. 2018 yılı Ekim ayında New York’ta yapılan kongreye katıldım ve VP sıfatıyla ilk defa yönetim kurulu toplantılarına girdim. Benim için oldukça heyecan verici bir deneyim olmuştu. O toplantıda AES Türkiye’yi yeniden faaliyete geçirmek için çalışmalarda bulunacağımı söylemiştim. Yazılarımı takip edenler hatırlar, o toplantı ile ilgili detayları “2018’i Kapatırken” başlıklı blog yazımda paylaşmıştım.

AES Türkiye şubesi etkinliğimizi 10 Mayıs 2019 tarihinde Bilkent Üniversitesi’nde gerçekleştirdik. Ev sahipliğini benim de bir parçası olduğum İletişim ve Tasarım Bölümü (Communication and Design / COMD) üstlendi.

Hem sektörden hem de akademiden farklı farklı yaşlarda katılımcıların olması beni çok mutlu etti. AES’in amacının insanları ve fikirleri bir araya getirerek ses ile ilgili bilim ve dallarını ve çalışma alanlarını desteklemek olduğunu düşünürsek bilim/akademi ve sektör iş birliği için bir platform oluşturabilmek oldukça önemli bir konu.

AES Türkiye etkinliğimiz, bölüm başkanımız Andreas Treske’nin konuşması ile açıldı.

Andreas Treske’nin konuşmasının ardından ben Audio Engineering Society’nin tarihi, yapısı ve faaliyetleri hakkında bir sunum yaptım.

Etkinlik İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Müzik Teknolojileri Bölüm Başkanı Dr. Can Karadoğan’ın “3 Boyutlu Ses” başlıklı sunumu ile devam etti. Can Karadoğan, 2018 yılında HAW-Hamburg Üniversitesi’nden Profesör Thomas Görne ile birlikte yaptığı “Klasik Türk Müziği Yapımlarında Üç Boyutlu Ses Tasarımı” projesindeki ambisonics deneyimini aktardı. Bu çalışmadan üretilen makale ile AES’in 27-29 Mart 2019 tarihlerinde İngiltere’nin York şehrinde düzenlediği Immersive and Interactive Audio Konferans’ına katılan Can Karadoğan, bu konferansta öne çıkan projeleri de etkinliğin sonunda bizlerle paylaştı.

2019 AES Immersive and Interactive Konferansı hakkında bilgi almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

2017 yılında “Sanal Gerçeklik İçin Ses: Ambisonics Format-B” başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Göz atmak isterseniz: 1. Bölüm / 2. Bölüm.

AES Türkiye etkinlik ve toplantı faaliyetlerine devam etmek için çalışmalarımız devam ediyor. Bir sonraki toplantıyı İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

AES hakkında daha fazla bilgi edinmek ve üye olmak için: www.AES.org

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Fotoğraflar: Özcan Akar ve Ufuk Önen

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Konferans, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Sonarworks Reference 4 Monitör Kalibrasyon Sistemi

Sonarworks firmasının Reference 4 kalibrasyon sistemi ile ilgili bugüne kadar çok şey okumuştum. Sonunda bu monitör ölçme ve convolution tabanlı frekans cevabı düzenleme sistemini deneme şansım oldu!

Sonarworks Reference 4 iki farklı seçenek ile satışa sunuluyor: Headphone Edition ve Studio Edition.

Kulaklıklar için olan set (Headphone Edition) iki parçadan oluşuyor: Reference 4 Systemwide programı ve Reference 4 Plugin.

Monitörler için olan set (Studio Edition) ise dört parçadan oluşuyor: Reference 4 Systemwide ve Reference 4 Measure programları, Reference 4 Plugin ve XREF 20 ölçüm mikrofonu.

 

Reference 4 Measure

Reference 4 Measure monitör/kontrol odanızın veya dinleme ortamınızın frekans cevabını ve akustik özelliklerini ölçüyor, sonra bunu bir profil haline getiriyor. Bu ölçümleri Automatic Microphone Positioning System (AMPS) ve Perceived Acoustic Power Frequency Response (PAPFR) teknolojilerini kullanarak yapıyor. Bu ölçümlerde monitörden doğrudan çıkan ses dalgaları ile birlikte odanın akustik özelliklerden etkilenerek dinleme pozisyonuna ulaşan ses dalgaları da ölçülüyor.

 

XREF 20

XREF 20 omnidirectional bir condenser ölçüm mikrofonu. Bu mikrofonun belki de en önemli özelliği, fabrikada üretilen her bir XREF 20 için bir kalibrasyon profilinin çıkarılması ve size bu profilin özel olarak verilmesi. Mikrofonunuza özel kalibrasyon profilini seri numaranızı girerek Sonarworks websitesinden indirebiliyorsunuz.

 

Reference 4 Systemwide

Reference 4 Systemwide hem Mac hem de Windows üzerinde çalışabilen ve sanal audio driver görevi gören bir program. Systemwide, Reference 4 Measure ile oluşturduğunuz kalibrasyon profiline göre bilgisayarın ses çıkışına düzeltmeler uyguluyor.

 

Reference 4 Plugin

Reference 4 Plugin de Reference 4 Systemwide gibi oluşturduğunuz kalibrasyon profiline göre düzeltmeler uyguluyor. Farkı, bu düzeltmeleri bilgisayarın çıkışına değil, DAW’ın master kanalına uygulaması. Bunun için bu plug-in’i master kanalda insert şeklinde kullanmak gerekiyor. Reference 4 Plugin, VST, AU, AAX ve RTAS plug-in formatlarını destekliyor.

 

Sonarworks XREF 20

 

Test Odası ve Monitörler

Ben Reference 4 denemesi için Studio Edition paketini kullandım. Test mekânı olarak akustik düzenleme yapılmamış bir oda, monitör olarak da Yamaha HS50M seçtim. Akustik düzenlemenin ne kadar önemli olduğu artık birçok insan tarafından biliniyor. Diğer yandan, özellikle ev stüdyoların çoğunda akustik düzenleme bulunmuyor. Bulunanların bazılarında ise bu iş kulaktan dolma bilgilerle yapıldığı için sağlıklı sonuç alınamıyor. Uzun lafın kısası, tipik bir sev stüdyosunda oda akustiği problemli oluyor. Monitör seçimimim sebebi ise yine tipik bir ev stüdyosunu düşündüğümüzde ortalama olarak karşımıza çıkan monitörün kalitesi ve sınıfı Yamaha HS50M’in ayarında olması.

 

Kurulum ve Donanım Ayarları

İlk olarak Reference 4 Measure ve Reference 4 Systemwide programlarını, daha sonra da Reference 4 Plugin’ini odadaki Apple iMac’e yükleyerek işe başladım.

Reference 4 Measure programını açtım ve donanım ayarlarını yaptım. Bu ayarları yaparken ses kartınız üzerindeki giriş çıkış noktalarını seçiyorsunuz. Bu arada, aklınızda bulunsun, sample rate olarak 44.1 kHz kullanmanız gerekiyor. Ölçüm işi bittikten sonra bunu değiştirebilirsiniz ancak Reference 4 Measure programı ile ölçüm yaparken sample rate mutlaka 44.1 kHz olmalı.

 

Ardından (yine Reference 4 Measure içinde) XREF 20 kalibrasyon mikrofonumum seri numarasını girerek bu mikrofona özel kalibrasyon dosyasını indirdim ve sisteme yükledim. Bununla birlikte donanım ayarları tamamlanmış oldu.

 

Oda İncelemesi

Reference 4 Measure içindeki bir sonraki adım oda incelemesi (room evalutation). Bu aşamada mikrofonun gain ayarı yapılıyor, monitörler arasındaki mesafe hesaplanıyor ve dinleme noktası (listening spot) belirleniyor.

 

Ölçümler

Son aşamada mikrofonu elinizde tutarak, ekrandaki yönlendirmeler doğrultusunda ölçüm yapmak. Ekrandaki mavi nokta ölçüm yapılması gereken yeri gösteriyor. Mikrofonun yerini ekrandan takip ederek mikrofonu bu mavi nokta içine yerleştirmeniz gerekiyor. Ölçüm başarılı olunca mavi nokta yeşile dönüyor.

 

Ölçüm aşaması biraz zaman alıyor çünkü toplam 37 noktada ölçüm yapmak gerekiyor. Ölçüm sonunda ekran aşağıdaki gibi görünüyor!

Ölçüm tamamlandıktan sonra Reference 4 Measure size monitörlerinizin frekans cevap eğrisini veriyor. Siz de buna bir isim vererek kalibrasyon profiliniz olarak kaydediyorsunuz.

 

Kalibrasyon Profili ve Düzeltmelerin Yapılması

Oluşturduğunuz kalibrasyon profiline göre düzeltmelerin uygulanmasını iki şekilde gerçekleştirmek mümkün: Reference 4 Systemwide ya da Reference 4 Plugin üzerinden.

Systemwide, düzeltmeleri bilgisayarınızın ses çıkışına uyguluyor. Reference 4 Plugin ise düzeltmeleri sadece DAW çıkışına uyguluyor.

Ben hem Systemwide hem de Plugin versiyonunu kullanıyorum. DAW içinde master kanala Reference 4 Plugin’i insert edince sistem otomatik olarak Reference 4 Systemwide’ı devre dışı bırakıyor, herhangi bir karışıklık olmuyor.

Son adım olarak Reference 4 Systemwide ya da Plugin içinde kaydetmiş olduğunuz kalibrasyon profilini seçip yüklemek. Reference 4, bu profile göre monitörlerinize düzeltme uyguluyor.

 

Reference 4 Plugin ile ilgili bir rahatsızlığım, DAW çıkışındaki sinyal seviyesini etkiliyor olması. Bu bence önemli bir konu. Bunun üstesinden gelmek için plugin üzerindeki ‘Safe Headroom’ özelliğini devre dışı bırakıp manuel olarak seviye ayarı yapmanız gerekiyor ki plug-in’in devrede olduğu ve olmadığı zamanlarda çıkış seviyeniz birbiri ile aynı olsun. Tabii ne kadar ayar yaparsanız yapın, EQ uygulanmış ve uygulanmamış sinyalin seviye olarak birebir aynı olması pek mümkün değil.

Bir de unutmadan hemen belirteyim, miks sonunda parçayı export veya bounce ederken Reference 4 Plugin mutlaka devre dışı olmalı. Aksi taktirde uyguladığı EQ, export/bounce ettiğiniz dosyaya da uygulanır!

 

Sonuç

Yamaha HS50M ile çalıştıysanız bilirsiniz: Alt frekanslar zayıf gelir. Orta frekanslarda bir ‘kutu’ hissi vardır. Üst frekanslar da biraz ‘tozlu’ duyulur. Reference 4 sayesinde monitörlerin duyumunda fark edilir bir iyileşme olduğunu söyleyebilirim. Alt frekansların eksikliğinden kaynaklanan dengesizlik ve orta frekanslardaki ‘kutu’ etkisi azaldı. Tizlerin üzerindeki tozlar da biraz gitti. Genel frekans cevabı yıllardan beri alışmış olduğum az renkli, hatta mümkün olduğunca ‘flat’ yapıdaki frekans cevabına biraz yaklaştı.

Sisteme pink noise enjekte edip Reference 4 hem devredeyken hem de devre dışındayken bir RTA ile ölçüm yaptım. Sonuçları karşılaştırdığımda Reference 4 devredeyken 2-8 kHz arasında bir iyileşme gözlemledim. Daha önce “Frekans Aralıkları” başlıklı yazımda da değindiğim gibi, bu aralık “tanım” açısından önemli bir aralık.

Akustik düzenleme olmayan ve içinde Yamaha HS50M sınıfında bir monitör seti bulunan bir odada, bu sistemi kullanarak iyi bir akustik düzenlemeye ve üst düzey bir monitör setine sahip bir stüdyoda elde edilen duyumu yakalamak mümkün mü? Elbette hayır. Zaten bu sistemin böyle bir iddiası yok. Diğer yandan Reference 4 ile mevcut oda ve monitör sisteminiz ile elde ettiğiniz duyumun (eğer odada veya sistemde çok büyük bir problem yoksa) daha iyi bir hâle geleceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Denemek isterseniz: www.sonarworks.com

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Fotoğraflar: Ufuk Önen

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Günümüzde Elektrogitar Kaydetmenin 5 Yolu

Bir gitarist ve bir ses kayıt mühendisi olarak yıllarca gitar kayıtlarıyla uğraştım. Her ne kadar gitar denilince akla hızla ilerleyen bir teknoloji gelmese de aslında resmin tamamını düşündüğümüzde durum öyle değil. Gitarın kendisi ile ilgili büyük değişiklikler olmadığı doğru. Diğer yandan dijital teknoloji sayesinde gitar amplifikatörlerini ve efekt pedallarını modelleyip yazılım olarak kullanmak mümkün hale geldi. Bu da tabii gitar kayıtları yapmak için bize yeni seçenekler sundu.

[Bu yazı ilk olarak 12 Mart 2018 tarihinde “Günümüzde Elektrogitar Kaydetmenin 4 Yolu” başlığıyla yayınlamıştır. 29 Nisan 2019 tarihinde güncellenmiş ve genişletilmiştir.]

Günümüzde elektrogitar kaydı yapmak için beş yol bulunuyor.

 

1. Old School

‘Old school’ diyorum çünkü bu en eski yöntem… Gitar amplifikatörünü mikrofonlayıp kaydetmek. Tüm dünyada yıllar boyunca milyonlarca insan bu şekilde kayıt yaptı. Hâlâ da birçok kişi bu şekilde kayıt yapmaya devam ediyor.

Eğer iyi bir gitar amplifikatörünüz ve elinizin (ya da ayağınızın) altında istediğiniz her türlü efekt varsa bu, gerçekten çok iyi bir yöntem. Bu yöntemin en büyük dezavantajı ise kaydettiğiniz tonu bir daha değiştirme şansınızın olmaması. Bu sebepten dolayı ‘old school’ gitar kaydı yapılırken genelde aynı anda bir DI-box aracılığı ile gitarın ham hali de (daha sonra reamping şansı olsun diye) ayrı bir kanala kaydedilir.

 

2. Reamping

Reamping 1960’lı yıllardan beri kullanılan bir teknik. Kimin keşfettiği bilinmese de Phil Spector, Bob Olhsson, Roger Nichols gibi prodüktör ve ses kayıt mühendisleri bu tekniği popüler hale getiren isimler olarak kabul ediliyor.

Bu teknikte gitar ham haliyle (çıplak tonla) doğrudan kaydediliyor. Daha sonra bu kayıt bir gitar amplifikatörüne gönderiliyor, istenilen şekilde tonlanıyor ve amplifikatörden çıkan ton mikrofon ile kaydediliyor. Bu sayede gitar tonuna sonradan karar verme ve isterseniz değiştirme şansına sahip oluyorsunuz.

Gitarı tamamen ham bir şekilde kaydedip tona daha sonra karar vermek tabii ki çok cazip, fakat gitarist kayıtta çıplak ton ile çalarken istediği performansı alamayabilir. Bunun da çözümü gitardan gelen sinyali çoğaltıp birini direkt olarak kayıt için bilgisayara girmek, diğerini de gitarist kendini istediği gibi monitör edebilsin ve kayıtta kullanılacak tona yakın bir ton ile çalabilsin diye gitar amplifikatörüne göndermektir.

Bu işlemi bir DI box aracılığı ile gerçekleştirmek çok basit. Gitardan çıkan sinyali DI box’a girip, DI box’ın dengeli çıkışını ses kartının mikrofon girişine, DI box’ın dengesiz çıkışını ise gitar amplifikatörünün girişine girmek yeterli.

 

Şimdi bir de sinyali bilgisayardan gitar amplifikatörüne nasıl göndermemiz gerektiğine bakalım.

Bunun için gitarı DI box ile ham olarak kaydederken yaptığımız işlemin tam tersini yapmamız gerekecek. Bu işlem reverse-DI olarak adlandırılır. Reamp tekniği için reverse-DI işlemini elde etmenin en kolay yolu genelde reamp box olarak adlandırılan DI box’a benzeyen (ama DI box’ın tam tersi iş yapan) kutular kullanmaktır.

 

Tipik bir reamp box üzerinde line seviyesinde sinyal kabul eden XLR veya TRS giriş̧ ile enstrüman seviyesinde yüksek empedanslı çıkış̧ veren TS konnektör bulunur. Bilgisayarın ses kartından gelen önceden kaydetmiş̧ olduğunuz ham gitar sinyalini reamp box’a getirip, reamp box’ın çıkışını da gitar amplifikatörüne girdiğinizde (ve gitar amplifikatörünü mikrofonladığınızda) reamp işlemi için her şey hazır hale gelmiş̧ olacak.

 

 

3. Plug-In

Bu yöntem aslında reamping ile hemen hemen aynı. Gitar yine doğrudan ham bir şekilde kaydediliyor. Daha sonra kaydedilen ham gitar sinyali plug-in aracılığı ile istenildiği gibi işleniyor.

Plug-in’lerin sağladığı en büyük avantaj, kullanıcıya farklı amplifikatör, kabin, mikrofon ve efekt seçenekleri ile farklı farklı tonlar yakalama veya yüzlerce hatta binlerce preset arasından seçim yapma imkanı sunması.

Plug-in yönteminde de tıpkı reamping yönteminde olduğu gibi DI box ile bir kurulum gerçekleştirip gitaristin kendini gitar amplifikatörü aracılığı ile duymasını sağlayabilirsiniz.

Alternatif olarak, gitar amplifikatörü kullanmadan, bilgisayar içinde bir plug-in açarak gitaristin, çalmakta olduğu gitarı bu plug-in’den gelen tonlarla monitör etmesini sağlayabilirsiniz. Burada dikkat edilecek iki nokta var: Birincisi, kayıt sırasında plug-in sadece monitör amaçlı olarak kullanılmalı, diğer bir deyişle kayda girmemeli, kayıt ham şekilde yapılmalı. İkincisi, sinyalde latency olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli.

 

4. Loadbox ve Kabin Simülasyonu

Dördüncü yöntem gitar amplifikatörünün kabin çıkışını bir load box veya amp attenuator’a bağlamak ve kabin modellemesi veya simülasyonu kullanarak kayıt yapmak.

Loadbox veya amp attenuator, gitar amplifikatörünün kabin çıkışından gelen sinyaldeki yüksek gücü “emiyor” ve line seviyesinde dışarı veriyor. Bu sayede kabin kullanmadan, kabini mikrofonlamaya gerek kalmadan gerçek bir gitar amplifikatörü kullanma ve o amplifikatörün tonunu alma şansını yakalıyorsunuz.

Line seviyesinde almış olduğunuz sinyali daha sonra kabin modellemesi veya simülasyonu yapan bir cihaza veya yazılıma gönderiyorsunuz.

Kabin modellemesi veya simülasyonu İngilizcede ‘cabinet simulation’, ‘cabinet modelling’, ‘speaker modelling’ gibi terimlerle adlandırılıyor. Kabin simülasyonu yapan yazılımların içinde yüzlerce farklı kabin ve hoparlörün ‘impulse response’ları bulunuyor. Tabii daha sonra farklı ‘impulse response’lar eklemek de mümkün oluyor.

Bazı cihazlar hem load box hem de cabin modeling özelliklerine sahip oluyor. Bu cihazların içindeki kabin simülasyonları genelde bilgisayar ile kontrol edilebiliyor. İstediğiniz mikrofon ve kabin seçenekleri ile gitar kayıt zincirini oluşturabiliyorsunuz.

Load box ve amp attenuator üzerindeki ‘thru’ çıkışı sayesinde kayıt edilen gitarı bir kabin üzerinden dinlemek mümkün oluyor.

Load box ve cabinet simulation kombinasyonu sadece kayıtta değil, konserlerde de sıklıkla kullanılıyor.

Universal Audio OX

 

Two Notes Audio Engineering Torpedo Studio

 

Mesa Engineering CabClone

 

 

5. Processor

Beşinci yöntem, üzerinde amplifikatör ve kabin modelleme yazılımı olan bir processor kullanarak doğrudan kayıt yapmak. Gitar için processor denilince akla ilk gelen üst sınıf isimler Fractal Audio ve Kemper oluyor. Old school gitar kaydetme yönteminde olduğu gibi bu yöntemde de en büyük dezavantaj, kaydettiğiniz tonu bir daha değiştirme şansınızın olmaması.

Processor ile doğrudan kayıt yapma çok popüler bir seçenek değil ancak son yıllarda bazı büyük isimler bile konserlerde artık sadece processor kullanmaya başladılar. Üzerinde amplifikatör ve kabin modelleme yazılımı olan bir processor, özellikle sürekli canlı performans yapan gitaristler için ideal bir seçenek. Ağır gitar amplifikatörü ve bir sürü pedal taşımak yerine üstünde pedallar bulunan bir processor kullanmak ve cihazı line out çıkışı ile doğrudan salondaki miksere bağlamak büyük kolaylık.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Başlık fotoğrafı: Kai Oberhäuser  |  Unsplash

Ürün fotoğrafları Radial Engineering, Universal Audio, Mesa Engineering ve Two Notes Audio Engineering firmalarının web sitelerinden alınmıştır.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Aktif ve Pasif DI Box Arasındaki Fark

DI box dediğimizde aklımıza dengesiz sinyali dengeli sinyale, yüksek empedansa sahip bir kaynağı düşük empedansa veya ‘line’ seviyesindeki bir sinyali mikrofon seviyesine çevirmek için kullandığımız, boyutu hemen hemen gitar pedalına yakın küçük bir kutu geliyor. Bütün DI box’lar bu işleri yapıyor.

Her ne kadar hepsi aynı işi yapsa da bütün DI box’lar aynı değil… İki farklı DI box tasarımı var: aktif ve pasif. Peki aktif ve pasif DI box arasındaki fark nedir?

 

Aktif x Pasif DI Box

Aktif ve pasif DI box arasındaki en belirgin fark, aktif DI box’ın çalışmak için bir güç kaynağına ihtiyaç duyması. Pasif DI box’lar için ise böyle bir ihtiyaç söz konusu değil. Pasif DI box üniteleri sinyali dengeli hâle getirmek ve empedans uyumlamak için sadece transformatör kullanıyor. DI box içindeki transformatörler, oluşturdukları manyetik köprü yardımıyla DC akımını kesip sinyalin geçmesini sağlıyorlar.

İçlerinde elektronik devreler bulunmadığı için pasif DI box’ları sadece transformatör olarak düşünebiliriz. Tabii durum böyle olunca transformatörler, daha doğrusu transformatörlerin sesi, büyük önem kazanıyor. Her transformatörün sesi aynı değil. Teknik özellikleri aynı bile olsa transformatörlerin sesi farklılıklar gösteriyor. Buradan yola çıkarak pasif DI box’ların kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden birinin transformatörler olduğunu söylersek sanırım yanlış olmaz.

Transformatöre gelen sinyalin gücü tamamen ses kaynağı tarafından gönderilen sinyalin seviyesine bağlı. Eğer sinyal seviyesi düşükse pasif DI box kullanmak problem yaratabilir çünkü pasif DI box’lar içlerinde pre-amplifikatör olmadığı için sinyal seviyesini yükseltemezler. Böyle bir senaryoda aktif DI box kullanmak daha isabetli bir seçim olacaktır.

Diğer yandan, ses kaynağından gelen sinyal seviyesi çok yüksek olduğunda pasif DI box’larda (aktif DI box’ların aksine) ‘distortion’ yerine ‘saturation’ oluşur. Bu, sinyal üzerinde birçoğumuzun sevdiği doğal bir kompresyon etkisi yaratır.

 

Artıları ve Eksileri

Pasif DI box’ın artıları: Güç kaynağına ihtiyaç duymaması. İçinde aktif elektronik devre olmadığından dolayı sinyale gürültü katmaması. Yüksek seviyeli sinyallerde ‘distortion’ değil ‘saturation’ oluşması. Sese belli bir karakter katması (tabii bu eğer arzu edilen bir şey ise).

Pasif DI box’un eksileri: Düşük seviyeli sinyallere müdahale etme imkânı olmaması.

Aktif DI box’ın artıları: Düşük sinyalleri yükseltebilme imkânı. Daha geniş frekans cevap ve empedans aralıkları. Sese renk katmaması (bu eğer arzu edilen bir şey ise).

Aktif DI box’ın eksileri: Güç kaynağına ihtiyaç duyması. Yüksek seviyeli sinyaller ile çalışırken distortion riski.

 

Ne zaman Hangisini Kullanmak Gerekli?

Bazıları pasif DI box’ları dinamik mikrofonlara, aktif DI box’ları ise kondenser mikrofonlara benzetiyor. Pasif DI box’lar, tıpkı dinamik mikrofonlar gibi, güç kaynağına ihtiyaç duymadan çalışıyor ve sese renk katıyor. Diğer yandan, aktif DI box’lar ise pil ya da phantom power gibi bir kaynaktan güç alarak çalışıyor ve sesi renklendirmeden, transparan bir şekilde üretiyor. Nasıl ki bir ses kaynağını hem dinamik hem de kondenser mikrofon ile kaydetmek mümkünse, aynı şekilde birçok durumda hem pasif hem de aktif DI box kullanmak mümkün. Tabii her zaman ve her şeyde olduğu gibi seçimleri yaparken dikkate almak gereken bazı noktalar var.

Pasif ve aktif DI box arasında seçim yaparken benim size tavsiyem ilk olarak sinyal kaynağına bakmanız. Eğer sinyal kaynağı klavye veya DJ seti gibi gibi yüksek çıkış seviyesine sahip bir enstrüman ya da cihaz ise bu durumda ilk tercih pasif DI box olabilir. Eğer sinyal kaynağı çıkışı zayıf manyetiklere sahip bas gitar veya gitar gibi bir enstrüman ise o zaman ilk tercih aktif DI box olabilir. Piezo manyetikler ve piezo mikrofonlar yüksek empedanslı girişlere bağlandıklarında daha iyi sonuç verdikleri için bunları kullanırken aktif DI box tercih etmek isabetli bir karar olacaktır.

 

Aktif ve Pasif Ayrımı Olmadan DI Box’ın Farklı Şekillerdeki Kullanımları

DI box’lar dengesiz sinyali dengeli sinyale, yüksek empedansa sahip bir kaynağı düşük empedansa veya ‘line’ seviyesindeki bir sinyali mikrofon seviyesine çevirmenin yanı sıra daha farklı amaçlarla da kullanılabilmektedir. Örnek olarak bu sayfanın üstündeki fotoğrafı inceleyebilirsiniz. Fotoğrafta da görüldüğü gibi DI box’ları “takoz” olarak kullanmak da mümkündür!

 

İlgili yazı:

Mikrofon ve Line Seviyeleri Arasındaki Fark

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Ufuk Önen

Radial Engineering JDI Passive Direct Box ve J48 Active Direct Box fotoğrafları Radial Engineering web sitesinden alınmıştır.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar

Internet üzerinden satın almak için:
Idefix  | D&R  |  MyDukkan

 

2016 yılında, Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar‘ın birinci kitabı üzerinde çalışırken kitabın tamamlanmasına yakın içimi garip bir heyecan kaplamıştı. Her yeni kitapta ya da kitaplarımın her yeni baskısında gerçekten çok heyecanlanıyorum. Ancak o sefer duyduğum heyecan biraz daha değişikti çünkü farklı hatta biraz da riskli bir şey deniyordum… Teknik ve yaratıcılığın kesiştiği bir noktada duran bir iş için sadece röportajlardan oluşan bir kitap hazırlıyordum.

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar’ın birincisinin önsözünde de bahsetmiştim, miks üzerine bir kitap yazma fikrimi hayata geçirmeye başladığımda tek bir doğrusu olmayan, bir formülü bulunmayan bu işi nasıl anlatırım diye çok kafa yormuştum. Miksi sadece kendi kullandığım teknikler ve kendi yaklaşımlarım üzerinden anlatırsam bu işin geneline at gözlüğü ile bakmış olacağıma kanaat getirmiştim. Kitabın tamamını röportajlar üstüne kurmaya karar vermemin arkasındaki sebep okuyuculara miks konusundaki farklı yaklaşımları aktarabilmekti. Çok değerli on beş müzik insanımız, yaptığım röportajlar aracılığı ile bilgi ve deneyimlerini okuyucularla paylaştı. Kendilerine buradan bir defa daha teşekkür ediyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi, kitabı röportajlar üzerine kurmak riskli bir karardı ama şimdi dönüp baktığımda iyi ki o kararı almışım diyorum. Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar çok iyi tepkiler aldı. Birçok okuyucudan kitabın kendilerine ne kadar çok faydası dokunduğunu anlatan mesajlar aldım. Sosyal medyada da benzer içerikli yüzlerce paylaşım gördüm. Kitabın müzik prodüksiyonu ve ses teknolojileri alanında bir açığı kapatmak için atılmış önemli bir adım olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.

Bir konu ile ilgili her şeyi tek bir kitaba sığdırmak elbette mümkün değil. Bu sebepten dolayı kolları sıvayıp ikincisi üzerinde çalışmaya başladım. İlk kitapta ağırlıklı olarak stüdyoda miks üzerine çalışan profesyoneller vardı. İkinci kitap için röportaj yaptığım kişilerin uzmanlık alanlarının yelpazesini biraz daha geniş tuttum. Bu sefer röportajlarda beste ve düzenlemenin mikse olan etkisi, konser miksleri, eğitim, iş ilişkileri, film müzik prodüksiyonu, rap ve elektronik müzik gibi konulardan da konuştuk.

Bu kitapta değerli bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşan çok kıymetli yirmi müzik insanımıza buradan tek tek teşekkür etmek istiyorum. Genelde sıralamalar yapılırken soyadı esas alınır ama ben röportajları birinci kitapta olduğu gibi ilk isimlere göre sıraladım: Aziz Berk Erten, Barkın Engin, Buğra Kunt, Emrah Çelik, Emre Ramazanoğlu, Erim Arkman, Ete Kurttekin, Genco Arı, İskender Paydaş, Levent Demirbaş, Mine Erkaya, Murat Matthew Erdem, Mustafa Yazıcıoğlu, Nurettin Çolak, Özgür Yurtoğlu, Pieter Snapper, Tanju Arıkan, Tarık Ceran, Tarkan Gözübüyük, Ufuk Kevser. Bu değerli insanlar sadece harika işler yapmakla kalmıyor, bilgi ve tecrübelerini paylaşarak sektörümüzün çok daha iyi noktalara gelmesine katkıda bulunuyorlar.

Kitabın tüm okuyuculara faydalı olmasını dilerim.

 

Internet üzerinden satın almak için:
Idefix  | D&R  |  MyDukkan

 

İçindekiler

 

– Önsöz
– Giriş
—– Stereo Panorama
—– Vokal
—– Bas Gitar ve Alt Frekans Ağırlıklı Enstrümanlar
—– Davul
—– Stereo Elekronik Enstrümanlar
—– Stereo Kayıtlı Akustik Enstrümanlar
—– Stereo Kanalların Panlanması
—– Mono Kanallar ve Efektler
– Röportajlar
—– Aziz Berk Erten
—– Barkın Engin
—– Buğra Kunt
—– Emrah Çelik
—– Emre Ramazanoğlu
—– Erim Arkman
—– Ete Kurttekin
—– Genco Arı
—– İskender Paydaş
—– Levent Demirbaş
—– Mine Erkaya
—– Murat Matthew Erdem
—– Mustafa Yazıcıoğlu
—– Nurettin Çolak
—– Özgür Yurtoğlu
—– Pieter Snapper
—– Tanju Arıkan
—– Tarık Ceran
—– Tarkan Gözübüyük
—– Ufuk Kevser

• Sayfa sayısı: 316
• Sayfa boyutu: 16.5 cm X 23.5 cm.

 

Basımlar

 

1. Basım: Nisan 2019

 

Künye

 

Yayınevi: Çitlembik Yayınları
Editör: Serdar Asker
Kapak Tasarımı : Jeannine Gray ve Çiğdem Dilbaz
Sayfa Tasarımı: Çiğdem Dilbaz

ISBN: 978-605-4924-10-3

 

Ses, müzik ve müzik teknolojileri ile ilgili haberler ve çeşitli paylaşımlar için Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri’nin Facebook sayfasını ‘beğenebilir’, beni Twitter’dan takip edebilir ve mesaj listeme üye olabilirsiniz.



 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojieri 10. baskı

 

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (Birinci Kitap)

 

Posted in Kitap | Leave a comment

Algoritmalara Göre En Hüzünlü Parçalar

Spotify, veritabanında bulunan 35 milyon parçanın herbiri için 0 ve 1 arasında değişen, ‘valence’ adını verdiği bir mutluluk/üzüntü puanı veriyor. Puanın yüksek (1’e yakın olması) parçanın pozitif, mutlu ve neşeli olduğu anlamına geliyor. Diğer yandan, puanın düşük (0’a yakın olması) ise parçanın üzüntülü, depresif veya sinirli olduğunu gösteriyor.

Spotify sadece bununla yetinmeyip veritabanındaki parçalara hız, gürültü, dans edilebilirlik gibi daha birçok parametre üzerinden başka puanlar da veriyor.

Tüm bu verilere Spotify Web API üzerinden ulaşmak mümkün.

 

Gloom Index

Veri bilimci Charlie Thompson 2017 yılında Gloom Index adını verdiği bir algoritma yazmış ve Spotify’ın verilerini kullanarak Radiohead’in en hüzünlü 10 parçasını belirlemişti. Thompson, yazdığı algoritmanın içinde Genius Lyrics API üzerinden çektiği veriyi kullanarak sözlerin üzüntüye olan etkisini de eklemişti.

Thompson’ın formülü aşağıdaki gibiydi:

 

Thompson’ın algoritmasına göre en hüzünlü Radiohead parçası “True Love Waits” çıkmıştı.

 

 

Algoritmaya göre Radiohead’in en üzüntülü on parçası şunlardı:

  1. True Love Waits
  2. Give Up The Ghost
  3. Motion Picture Soundtrack
  4. Let Down
  5. Pyramid Song
  6. Exit Music (For a Film)
  7. Dollars & Cents
  8. High And Dry
  9. Tinker Tailor Soldier
  10. Videotape

Charlie Thompson’ın websitesinden algoritma hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz: RCharlie Analytics “fitteR happieR”

 

Billboard Listelerinin En Hüzünlü Parçaları

Charlie Thompson’ın ‘Gloom Index’inden esinlenen veri gazetecisi Miriam Quick, Spotify’ın verilerini ve algoritmalarını kullanarak 1958-2018 arasında Billboard listelerinde bir numara olmuş en hüzünlü parçaların hangileri olduğunu araştırmış.

 

Quick’in araştırmasına göre 1958-2018 yılları arasında Billboard listelerinde bir numara olan en hüzünlü beş parça şunlar:

  1. The First Time Ever I Saw Your Face – Roberta Flack (1972)
  2. Three Times a Lady – Commodores (1978)
  3. Are You Lonesome Tonight? – Elvis Presley (1960)
  4. Mr Custer – Larry Verne (1960)
  5. Still – Commodores (1979)

Quick’in araştırmasına göre en hüzünlü parça Roberta Flack’in First Take albümünden çıkan single “The First Time Ever I Saw Your Face”. Aslında parça eski bir parça, 1957 yılında yazılmış ve daha önce çeşitli sanatçılar tarafından yorumlanmış ve kaydedilmiş.

 

Listede Commodores’tan iki parça ve Elvis Presley’den bir parça bulunuyor. Listedeki dört parçayı biliyordum ama Larry Verne “Mr Custer”ı daha önce dinlememiştim açıkçası. Bu liste sayesinde onu da dinlemiş oldum. Bana pek hüzünlü gelmedi doğrusu.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Eric Ward | Unsplash

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks!

IMDb sayfası için tıklayınız

 

Yakın tarihli gösterim: 24 Nisan 2019 Çarşamba | 17:40 | Bilkent Üniversitesi, Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, FFB-022 (gösterim herkese açıktır)

 

Geçmiş tarihli gösterimler:

  • 17 Nisan 2018 | 37. İstanbul Film Festivali, Kadıköy, İstanbul
  • 12 Nisan 2018 | 37. İstanbul Film Festivali, Beyoğlu, İstanbul
  • 15 Mart 2018 | Türk Amerikan Derneği, Ankara
  • 26 Ekim 2017 | Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Ankara
  • 04 Ekim 2017 | Bilkent Üniversitesi, Ankara
  • 20 Mayıs 2017 | CMS, Budapeşte, Macaristan
  • 10 Mayıs 2017 | Türk Amerikan Derneği, Ankara
  • 28 Ağustos 2016 | World Music and Independent Film Festival, ABD
  • 6 Haziran 2016 | Las Vegas Lift-Off Film Festival, ABD
  • 28 Mayıs 2016 | Miami Independent Film Festival, ABD

 

10 Mayıs 2017 Ankara Galası

 

Yönetmenliğini yaptığım Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! isimli uzun metraj belgesel filmimizi, 10 Mayıs 2017 tarihinde Türk Amerikan Derneği, Tatbikat Sahnesi’nde Ankara seyircisiyle buluşturduk. İlk Ankara gösterimini sadece filmde yer alanlar ve ekip için düşünmüştük ama duyup kapıya gelen birçok kişi oldu, bazılarını salona alabildik, diğerlerini ise maalesef yer yokluğundan dolayı alamadık. Salondaki misafirlerimiz iki saat boyunca filmi büyük bir ilgiyle ve (tam da istediğimiz gibi) tepki vererek—gülerek, alkışlayarak ve biraz da ağlarak—izlediler. Filmin sonunda salondaki duygu yoğunluğu inanılmazdı. Benim ve tüm ekip için inanılmaz bir gece oldu.

10 Mayıs 2017 Ankara Türk Amerikan Kültür Derneği. Soldan sağa: Aycan Yücel Uyanık, Ufuk Önen, Yusuf Akçura, Gülden Treske, Neslihan Atcan Altan, Andreas Treske

 

Andreas Treske (Yapımcı), Gülden Treske (Yazar), Ufuk Önen (Yönetmen, Yapımcı, Yazar), Yusuf Akçura (Görüntü Yönetmeni)

 

Esin Erdoğan (Organizasyon), Ufuk Önen (Yönetmen, Yapımcı, Yazar), Neslihan Atcan Altan (Yazar), Aycan Yücel Uyanık (Editör)

 

10 Mayıs 2017 filmimizin Türkiye’de ilk gösterildiği tarih ancak Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! daha önce, 2016 yılı içinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde Miami Independent Film Festival, Las Vegas Lift Off Film Festival ve 7th Annual World Music and Independent Film Festival isimli uluslararası film festivallerinde gösterilmişti.

AnkaraRocks_Laurels

Kısaca filmden biraz bahsetmek istiyorum. 70, 80 ve 90’lı yıllar… Ankara ve rock müzik… Ankara’da yapılan ve yaşanılan rock müzik… ‘Yaşanılan’ diyorum çünkü rock, sadece yapılan ya da dinlenilen bir müzik değildi. Özellikle o yıllarda rock, bir yaşam tarzıydı. Bu yaşam tarzını zorluklara karşın süren, sürmek için mücadele eden, sayıları az değilse de çok da fazla olmayan gençler Ankara’da bir alt kültür oluşturdular. Ben de onlardan biriydim, o alt kültürün parçasıydım. Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! benim gözümden, Ankaralı rock müzisyenlerinin 70’li yıllardan başlayarak 90’lı yılların ortasına kadar uzanan bir dönemde Ankara’nın doğal dokusu, türlü imkansızlıklar ve sınırlamalar gibi çeşitli engellere karşı en büyük tutkuları olan müziğin peşinden gitme hikayesini anlatıyor.

Müzisyenler ve Ankara arasındaki aşk-nefret hikayesine yaptığımız vurgu ile Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! bir müzik ve şehir hikayesi haline geldi. Bu hikayeyi izleyiciye benim üzerimden ikili bir anlatıyla sunmayı tercih ettik: filmde ben bir yandan yönetmen, diğer yandan da Hazy Hill‘ın gitar/vokalisti olarak bir Ankaralı müzisyen olarak yer alıyorum.

 

37. İstanbul Film Festivali

 

Black, Not Gray: Ankara Rocks! / Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! adlı belgeselimiz 37. İstanbul Film Festivali kapsamında 12 Nisan’da Beyoğlu, 17 Nisan’da da Kadıköy Rexx sinemalarında gösterildi.

Gösterimlere ek olarak 12 Nisan akşamı Salon İKSV’de filmimiz için bir de konser düzenlendi.

O gece Demir Demirkan, Kalben, Son Feci Bisiklet, Özge Fışkın ve Asena (Karakedi) sahnede bizlere birlikte oldu.

Ayrıca Razor, Dr. Skull ve Hazy Hill parçaları çaldı. Ben de onlarla birlikte “Burning Shades” adlı parçamızı söyledim.

Yıllar sonra bu parçayla tekrar sahnede olmak benim için gerçekten hem çok garip hem de muhteşem bir histi!

Hem festival hem de Salon İKSV’deki gece için büyük yardımları dokunan değerli dostum Çağlan Tekil’e buradan teşekkür ediyorum.

 

Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks!’ı yakında mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırabilmek için çalışıyoruz. Haberler ve gelişmeler için lütfen beni Twitter’da takip edin.

 

Ankara Rocks [Fragman]

 

Ankara Rocks [Snippet #1]

 

Ankara Rocks Video [Snippet #2]

 

Ankara Rocks [Snippet #3]

 

  • Konserler (sinema konserleri, açıkhava konserleri, ODTÜ’de yapılan konser ve festivaller, Hacettepe M salonu konserleri, Maltepe düğün salonu konserleri ve diğerleri)
  • Stüdyolar (Yenimahalle Selim Sarıcı, Necatibey Tempo Ufuk, Tunalı Pestilence, Esat Zoo ve diğerleri)
  • Yüksel Caddesi, Meclis Parkı, Tunalı Hilmi, Sakarya, diğer cadde ve sokaklar (Farabi, Çevre, Bestekar, Tunus vb.)
  • Barlar (Siyah Beyaz, A-Bar, Dorian Gray, Manhattan, Graffiti, Nicky’s, Trio, “Bina” [Roadhouse, Valör, Graveyard, Old School], Limon, Gölge vb.)
  • Plak ve müzik dükkanları (Dorian Gray, Rockmania, Shades, Supersonic, Bonanza ve diğerleri)
  • Gruplar ve müzisyenler.

Gelişmeleri takip etmek için: twitter /ufukonen

İlgili yazılar: Geçmişe Yolculuk: 70′ler, 80′ler, 90′lar… Ankara ve Stüdyolar…

 

Filmde yer alanlar, ekip ve özel teşekkürler (İngilizce)

Director
Ufuk Önen

Editor
Aycan Yücel

Writers
Ufuk Önen
Aycan Yücel
Neslihan Atcan Altan
Gülden Treske

Director of Photography
Yusuf Akçura

Hazy Hill Old Footage Camera
Cenk Erdil

Music By
Gürbüz Barlas
Süleyman Bağcıoğlu
Ufuk Önen

Producer
Ufuk Önen

Co-Producer
Andreas Treske

Line Producer
Zeynep Işıl Işık Dursun

Interviews Camera
Yusuf Akçura
Andreas Treske

Interviews Lighting
Yusuf Akçura

Camera Operators (alphabetical order)
Erhan Avcı
Güçlü Aydoğdu
Alihan Coşkun
Sera Çakıroğlu
Cenk Erdil
Emirhan Gedeleç
Başak ‘Lola’ Gökçe
Şeref İşler
Kubilay Pekşen
Kemal Tuğrul Sümer
B. Ömer Uyanık

Digital Effects
Aycan Yücel
Çınar Çulfaz

Sound Editing
Ufuk Önen

Sound Mixing
Ufuk Önen

Boom Operators (alphabetical order)
Miraç Atıcı
Begüm Bilgenoğlu
Sera Çakıroğlu
Neslim Cansu Çavuşoğlu
Alev Değim
Başak ‘Lola’ Gökçe
Günışık Sungur
B. Ömer Uyanık
Pınar Yorgancıoğlu

Set Photographers (alphabetical order)
Begüm Bilgenoğlu
Sera Çakıroğlu
Neslim Cansu Çavuşoğlu
Alev Değim
Seza Esin Erdoğan
Başak ‘Lola’ Gökçe
Pınar Yorgancıoğlu
Zeynep Ilgaz Zencirci

Transcribers (alphabetical order)
Yaz Akçura
Yusuf Akçura
İpek Atcan
Neslihan Atcan Altan
Sinem Aydınlı
Giray Bayer
Sera Çakıroğlu
Neslim Cansu Çavuşoğlu
Alev Değim
Zeynep Işıl Işık Dursun
Leyla Dündar Ergin
Başak ‘Lola’ Gökçe
Alkor Kutluay
Damla Okay
Ufuk Önen
Serda Ceren Sağbaş
Uğur Satılmış
Günışık Sungur
Arda Tezok
Melike Uyanusta
Aycan Yücel
Aslı Zülal

Translation
Neslihan Atcan Altan
Belgin Selen Haktanır

Subtitles
Tomasz Jurczyszyn

Additional Photo Credits
Ahmet Soyak

Interviewees (alphabetical order)
Ferman Akgül
Volkan Akgün
Uğur Bülent Aksoy
Eren Alkan
Emre Alptekin
Zafer Altundağ
Utku Arslan
Yiğit Ataman
Neslihan Atcan Altan
Saygın Ay
Akın Bağcıoğlu
Süleyman Bağcıoğlu
Cem Bahtiyar
Kerem Beşli
Hicri Bozdağ
Burçin Bülbül
Oganalp Canatan
Serdar Ceylan
Kaan Dirgin
Alp Dündar
Selim Eralp
Cem Eren
Leyla Dündar Ergin
Çağatay Ergin
Tolga Ergin
Artun Ertürk
Tarkan Gürol
Emrehan Halıcı
Gültekin İrengün
Koray Işıldak
Burak Kahraman
Deniz Karadoğan
Dilek Kaya
Murat Köselioğlu
Atıl Kurttekin
Ete Kurttekin
Hakan Kuşçu
Mete Kuteş
Alkor Kutluay
Ufuk Önen
Özgür Can Öney
Asena Özçetin
Emre Özgümüş
Güney Özsan
Mehmet Şevki Öztürk
Süleyman Özyıldırım
Sadık Sağlam
Erkin Şahin
Ferhat Şahin
Berrak Saka
Yağmur Sarıgül
Levent Seğmen
Faruk Şenel
Emrecan Sevdin
Yaşar Sökmensüer
Erkan Tatoğlu
Burak Tavus
Egemen Ünal
Doğa Ürünay
B. Ömer Uyanık
Tuna Vural
Alper Yarangümeli
Şener Yıldız
Efe Yılmaz
Mustafa Yüksel

Old Hazy Hill Footage (appearances) (alphabetical order)
Can Abanazır
Mete Artun
Ekim Can Bayram
Mehmet Boybeyi
Cenk Erdil
Burçin Erol
Bayazıt Musal
Zeynep Kalkay
Metin Kayıhan (voice)
Volkan Kırağı
Laurence Raw
Sinan Sungar
Trio Metin

Trio (appearances) (alphabetical order)
Leyla Dündar Ergin
Çağatay Ergin
Fethi Okutan
Ufuk Önen
Asena Özçetin
Murat Koçyiğit
Celal Sözer
Aylin Vagas-Başara

The Building (interviews) (alphabetical order)
Orkun Arıyörük
Mert Bal
Hicri Bozdağ
Leyla Dündar Ergin
Metin İslam
Deniz Karadoğan
Gözde Petek Koşmaz

The Building (appearances) (alphabetical order)
Emek Akman
Taner Alatan
Tara Arseven
Göksenin Bal
Aylin Vagas Başara
Levent Başara
Özkan Çapa
Şermin Çapa
Buğra Çelebi
Yiğit Çiçek
Özlem Doğan
Zeynep Işıl Işık Dursun
Koray Elbaşı
Çağatay Ergin
Didem Gülbay
Suna Bulur İmir
Mert İmir
Ayşin Tanrıverdi İslam
Şeref İşler
Hülya Keleş
Yusuf Kenan
Ayşen Konuralp
Devrim Konuray
Berrin Arlı Kula
Ulaş Kula
Z. Lara Lişesivdin
Orkut Ahmet Mutluer
Selçuk Oktay
Hakan Ataktürk Öktem
Mert Öktem
Leyla Önal
Mehmet Pozam
Selim Rödrigüez
İhsan Şen
Sami Ülgener
Kemal Ünal
Mert Varlık
Tolga Vural
Tuna Vural
Özlem Gül Yarangümeli
Kıvanç Yarangümeli

Archival Footage Appearances (alphabetical order)
Cemal Atahan
Gürbüz Barlas
Burak Baç

Bands (alphabetical order)
Aaaarrghh
Absent Without Leave
Airfax
Art Niyet
Artun Ertürk and Diplomatik Rock Opera
Axe
Barone Steel
Black Tooth
Crestfall
Crimegate
Crisis
Çalarsaat
Dark Phase
Dead Mosh
Dengesiz Herifler
Depresyon
Dr. Skull
Dreamtone/Neverland
The Guts
Hazy Hill
Heavy Sky
Jinx
Karakedi
LASH
Lychgate
Manga
Metropolis
Mindvortex
Overdose
Parthenogenesis Music
Presage
RockA
Sceptic Age
Sokak Köpekleri
Spinners
Suicide
Thrashfire
Witchtrap
Wyvern

Featured Songs and Performances By
Axe
Black Tooth
Crimegate
Dark Phase
Depresyon
Artun Ertürk and Diplomatik Rock Opera
Dr. Skull
Emrehan Halıcı & Gürbüz Barlas
Gürbüz Barlas & Sadık Sağlam
Hazy Hill
Heavy Sky
LASH
Manga
Metropolis
Mindvortex
Sokak Köpekleri
Spinners
Suicide
Süleyman & Akın Bağcıoğlu
Witchtrap
Wyvern

This film would not have been possible
without the help and support of
Andreas Treske
Gülden Treske
and
Bilkent University
Department of Communication and Design

Special Thanks For Their Invaluable
Comments and Feedback
Benjamin Halligan
Kirsty Fairclough-Isaacs
Bülent Çaplı
Nisan Dağ

Special Thanks to
İpek Atcan
Leyla Dündar Ergin
George McKay
Nicola Spelman
Andy Willis

and
University of Salford

Special Thanks To
Hakan Altan
Gürbüz Barlas
Oskay Batur
Esin Berktaş
Gürhan Besen
Nazmi Biçer
Ceren Bozyel
Tülay Böke
Cem Cevlani
Saygın Çelebi
Özge Deren
Sertaç Durmaz
Ursula Erdil
Zeyno Erdil
Güven Erkin Erkal
Şahap Gizlen
Cem Gül
Ahmet Gürata
Engin Hızarcı
Buğra Karabey
Can Karakullukçu
Beyza Yazıcıoğlu Kozak
Kadir Köymen
Onur Köymen
Şanser Kurt
Hakan Küçükçınar
Ayşegül Uzun Marinkovic
Mehmet Uğur Memiş
Ersan Ocak
Fethi Okutan
Gülsen Önen
Yakup Senem
Demir Sert
Pelin Sümer
Hamdi Şeker
Funda Şenova Tunalı
Alper Tülek
Murat Yılmaz
Ayşe Yücel
Ayşen Yücel
Nuri Yücel
Taylan Yücel

and
Edelkrone
Midas’ın Kulaklığı Studios
Retro Studios
Trio

 

Posted in Film | 1 Comment

Fletcher ve Munson Eğrileri

Fletcher ve Munson, insan kulağının hangi frekanslara daha çok, hangi frekanslara daha az duyarlı olduğu üzerinde araştırmalar yapmış olan iki bilim insanının soyadlarıdır. Yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar sonucunda ‘equal loudness contours’ adı verilen bir çizelge geliştirmişlerdir. Bunun ne olduğunu aşağıda açıklayacağım ancak şimdilik “eşit algılanan ses seviyeleri çizgileri” veya “eğrileri” olarak düşünebiliriz.

Açıklamaya geçmeden önce hemen dikkat edilmesi gereken bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Fletcher ve Munson tarafından ortaya konulan ‘equal loudness contours’ tek değil, yapılmış başka çalışmalar ve çizelgeler de var. Bu sebepten dolayı, bu iki bilim insanı tarafından geliştirilen çizelge “Fletcher ve Munson eğrileri” (Fletcher and Munson curves) olarak adlandırılır.

 

İnsan Kulağı ve Duyuş Hassasiyeti

İnsan kulağının hassasiyeti frekanslara göre değişir. Genelleme yapacak olursak, insan kulağı en fazla 1–6 kHz arasındaki orta frekanslara duyarlıdır. 20 Hz–20 kHz olarak kabul edilen insan kulağının duyabildiği frekans aralığında uçlara yaklaştıkça, diğer bir deyişle alt ve üst frekanslara gelindiğinde, kulağın hassasiyeti azalır.

 

Sistemlerin Frekans Cevap Aralıkları ve Duyuş Hassasiyeti Arasındaki İlişki

20 Hz–20 kHz arasında frekansların eşit seviyede bulunduğu bir test sinyalini hoparlör ve amplifikatörden oluşan bir ses sistemine bağladığımızı düşünelim. Bu ses sistemini yansıma ve rezonanslardan etkilenmemek için açık havada çevresinde duvar ve sesin çarpıp yansıyabileceği benzeri sert yüzeyler olmayan bir ortama yerleştirdiğimizi düşünelim. Ses sisteminde bulunan hoparlör ve amplifikatörün sinyaldeki frekans seviyeleri üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadan bu sinyali gerçeğine uygun olarak üretebildiğini varsayalım. Frekansların seviye dengesi üzerinde değişiklik yapmadan sesi üretebilen sistemler ‘flat’ olarak nitelendirilir veya bu sistemlerin frekans cevabı ‘flat frequency response’ olarak adlandırılır. Bu özelliğe sahip sistemlerin hiçbir frekansı sinyalin orijinal frekans dengesine göre seviye olarak daha az ya da daha çok üretmediği kabul edilir. Bu pratik olarak tamamen mümkün değilse bile yine de buna yakın sistemler mevcuttur.

Her ne kadar amplifikatör ve hoparlör test sinyalindeki tüm frekansları eşit seviyede üretse bile insan kulağı bazı frekansları diğer frekanslara göre daha yüksek ya da daha alçak olarak algılayacaktır. Bunun sebebi insan kulağının hassasiyetinin frekanslara göre değişiyor olmasıdır.

 

Loudness

Türkçeye “ses yüksekliği” ve “gürültü” olarak geçmiş olan loudness terimi, hem Türkçede hem de İngilizcede çoğu zaman yanlış olarak kullanılmaktadır.

Loudness, sesin fiziki bir özelliği değildir. Ses şiddeti, ses basınç seviyesi ya da ses seviyesi dB SPL ile ifade edilir ve bu ölçülen bir değerdir. Loudness ise algılanan ses seviyesidir.

 

Fletcher ve Munson Eğrileri

Fletcher ve Munson, ‘loudness’ üzerinden yola çıkarak yukarıda da belirttiğim gibi insan kulağının hangi frekanslara daha çok, hangi frekanslara daha az duyarlı olduğu üzerinde araştırmalar yapmış ve equal loudness contours adı verilen bir çizelge geliştirmişlerdir.

Fletcher ve Munson eğrileri. Yüksek çözünürlükteki grafik için görsele tıklaynız.

 

Türkçeye “eşit (algılanan) ses seviyeleri çizgileri” veya “eğrileri” olarak çevirebileceğimiz equal loudness contours, 1 kHz’de algıladığımız ses seviyesini diğer frekanslarda eşit olarak algılamak için gerekli olan seviyeyi gösterir. Çizelgede algılanan ses seviyesi (loudness) için birim olarak fon (phon) kullanılmıştır. Fletcher-Munson eğrilerinde phon cinsinden ifade edilen algılanan ses seviyesi 1 kHz üzerinde her zaman dB SPL olarak ifade edilen ses basınç seviyesine sayısal olarak eşittir.

Eğrileri incelediğimizde alt ve üst frekansların 1 kHz ile eşit seviyede algılanabilmesi daha fazla seviyeye ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz. Örnek olarak, 100 dB SPL seviyesindeki 1 kHz ile aynı yükseklikte algılanması için 10 kHz’in seviyesinin 105 dB SPL; 50 Hz’in seviyesinin ise 110 dB SPL olması gereklidir. Başka bir örnek olarak, 3.5 kHz’in 80 dB SPL seviyesindeki 1 kHz ile eşit seviyede algılanabilmesi için 70 dB SPL yeterli olacaktır.

 

Fletcher ve Munson Eğrilerinin Önemi

Fletcher ve Munson eğrileri insan kulağının farklı ses basınç seviyelerinde hangi frekanslara daha çok ve daha az duyarlı olduğunu anlamamız açısından çok önemlidir. Bunun özellikle miks yaparken ne kadar hassas bir konu olduğunun özellikle altını çizmek gerekir.

Diğer yandan bu eğriler ses basınç seviyesi ölçümleri için de önemlidir. Bu konu ile ilgili olarak “Ses Basınç Seviyesi Ölçümleri: A-Weighting ve C-Weighting Dengeleri” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

 

Ses Basınç Seviyesi Ölçümleri: A-Weighting ve C-Weighting Dengeleri

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Fletcher ve Munson eğrilerinin çizimi Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır.

Başlık fotoğrafı: Couleur | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Peki Ya Kullanmak İstediğimiz Kompresör Üzerinde Lookahead Özelliği Yoksa?

Geçtiğimiz hafta paylaştığım “Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği” başlıklı yazıdan sonra soranlar oldu: Peki ya kullanmak istediğimiz kompresör, limiter veya de-esser plug-in’i üzerinde lookahead özelliği yoksa?

Lookahead özelliği bazı durumlarda gerçekten çok faydalı olabiliyor ve maalesef bazı plug-in’ler üzerinde bu özellik bulunmuyor.

Olsun. Problem değil! Plug-in üzerinde olmada lookahead özelliğini manuel olarak elde edebilirsiniz.

Yapılması gereken aslında çok basit. Ben burada Pro Tools üzerinden örnek vererek anlatacağım ama bu tekniği diğer DAW’lar içinde de benzer şekillerde uygulayabilirsiniz.

 

1- İlk önce üzerinde kompresör, limiter, de-esser veya benzer bir sinyal işlemci uygulamak istediğiniz kanalın bir kopyasını çıkartın.

 

 

 

2- Kopya kanalı sola doğru (orijinal kanaldan daha önce başlayacak şekilde) kaydırın. İki kanal arasındaki zaman farkının (3 milisaniye, 5 milisaniye vb.) lookahead süresini belirleyeceğini unutmayın.

 

 

3- Kopya kanalın çıkışını istediğiniz bir bus’a yönlendirin (örnek olarak Bus 1).

 

4- Orijinal kanala kompresör veya istediğiniz bir dinamik işlemciyi insert olarak ekleyin. Bu, üzerinde sidechain kapısı olmak şartı ile herhangi bir dinamik işlemci plug-in olabilir.

 

5- Plug-in üzerindeki “key input”u kopya kanaldan gönderdiğiniz sinyalin çıkışına ayarlayın ve sidechain kapısını aktif hale getirin.

 

 

Son adım olarak plug-in üzerindeki parametreleri istediğiniz şekilde ayarlayıp kompresör, limiter veya de-esser’ı manuel olarak elde ettiğiniz lookahead özelliği ile birlikte kullanabilirsiniz.

 

Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: skeeze | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment