2019 DAW Anketi

2016 yılının Aralık ayında “yabancı dergiler ve web siteleri her yıl anketler yapıyorlar, bir tane de bizden olsun” diyerek DAW (Digital Audio Workstation) tercihi üzerine iki sorudan oluşan çoktan seçmeli bir anket hazırlamıştım. Anket oldukça ilgi gördü. Ankete 2017 ve 2018 yıllarında da devam ettim.

Geçmiş yılların anket sonuçlarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

 

2019 Anketine Hemen Katılın!

Pro Tools, Cubase, Logic Pro, Studio One, Reaper, Ableton Live, FL Studio veya bir başkası… Sizin tercihiniz hangisi?

2019 DAW anketine aşağıdaki kutucuk içinde bulunan soruları cevaplayarak hemen katılabilirsiniz. Ankete katılmak için isim ve/veya e-posta adresi verme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Anket 11 Kasım 2019 ile 2 Ocak 2020 tarihleri arasında açık kalacak. Sonuçları 6 Ocak 2019 tarihinde burada açıklayacağım.

Bu sayfayı paylaşarak anketin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Teşekkürler!

 

Anket:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Ufuk Önen

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Kitaplar ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için lütfen görsellerin veya başlıkların üzerine tıklayınız:

 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT) – 11. basım (2019)

 

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – (2019)

 

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – 2. basım (2018)

 

Onen_STP_2_AMEK_Background_1024x541

Synthesizer Teknolojileri ve Programlama: Geçmişten Günümüze Popüler Sentez Teknikleri (STP) – 2. basım (2016)

 

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Plate Reverb

Plate reverb, elektro-mekanik temelli bir reverb simülasyon ünitesidir. Plate reverb ünitelerinde büyük metal levhalar bulunur. Reverb verilmek istenilen sinyal üniteye gönderilir. Elektrik sinyali ünitenin girişinde bulunan bir dönüştürücü (transducer) aracılığı ile mekanik titreşimler oluşturur. Bu titreşimler levhalara yayılır. Levhalardaki titreşimler bir veya birkaç yüzey mikrofonu (contact microphone) aracılığı ile tekrar elektrik sinyaline dönüştürülür. Daha sonra bu efektli sinyal orijinal sinyal ile karıştırılır ve bu şekilde sinyale reverb verilmiş olur.

İlk plate reverb ünitesi 1950’li yılların sonunda EMT firması tarafından üretilen, ahşap bir kasa içine monte edilmiş 120 cm x 240 cm boyutlarında metal plakalara sahip, toplam ağırlığı 270 kiloyu bulan EMT 140 modeliydi.

Levhaların titreşimi kontrol ederek EMT 140 ile 6 saniyeye kadar farklı reverb zamanları elde etmek mümkün olabiliyordu. Levhaların titreşimini kontrol etmek için levhalara paralel şekilde konumlandırılmış fiberglas panel kullanılıyordu. Fiberglas panel metal levhaya yakınlaştıkça reverb süresi de kısalıyordu. Ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın, fiberglas panel metal levhaya asla dokunmuyordu.

Londra’daki Abbey Road stüdyoları 1957 yılında EMT 140 reverb ünitesini bünyesine kattı ve dünyada plate reverb ünitesine sahip olan ilk stüdyolardan biri oldu. Abbey Road stüdyolarındaki EMT 140 ünitesi 1960 ve 1970’li yılarda Beatles, Pink Floyd ve daha birçok efsane grubun kayıtlarında kullanıldı.

Orijinal EMT 140 mono bir üniteydi. 1961 yılında üretilen yeni sürümü ise stereo reverb imkanı sunuyordu.

 

Plate Reverb Plug-in’leri

Plate reverb simülasyonları algoritmik dijital reverb cihaz ve yazılımlarında yıllardan beri bulunuyor. Diğer yandan bazı firmalar modelleme yaparak ve impulse response yöntemini kullanarak orijinal EMT 140 plate reverb ünitelerini plug-in haline getirdi. Karşılaştırma yaptığımızda orijinal EMT 140 plate reverb ünitelerinin modellenmesi ile geliştirilen plug-in’lerin algoritmik olarak plate reverb simülasyonu cihaz ve yazılımlardan çok daha detaylı ve gerçeğine uygun olduğunu söyleyebiliriz.

Universal Audio, EMT 140 Classic Plate Reverbator plug-in’ini için The Plant Studios’da bulunan (Sausalito, California, ABD) plate reverb ünitesini modellemişti.

Waves, 2016 yılında Abbey Road stüdyolarında bulunan (Londra, İngiltere) EMT 140 plate reverb ünitesini modelledi ve Waves Abbey Road Reverb Plates adı altında plug-in olarak piyasaya sürdü.

Audioease firması ise SARM West Studios (Londra, İngiltere), Chapman Recording (Lenexa, Kansas, ABD) ve Wendy Carlos’un şahsi stüdyosundaki EMT 140 plate reverb ünitelerinin IR (Impulse Response) dosyalarını Altiverb plug-in’inin IR kütüphanesi dahilinde kullanıcılarına sunuyor.

 

Plate Reverb Kullanımı

Plate reverb dediğimizde ilk akla gelenler genelde vokal ve trampet oluyor. Plate reverb, başlangıçta parlak ama sonra hızla daha mat bir tona dönüşen karakteriyle sinyali bulandırmadan vokalin üst frekanslarını vurgulamaya yardımcı oluyor. Bunun birlikte, hafif suni duyulması sayesinde vokalin parçadaki elektronik enstrümanlarla uyumu da daha kolay oluyor. Aynı şeyler trampet için de geçerli.

Vokalin ve trampetin genel olarak mikste ne kadar önemli ve önde olduğunu düşündüğümüzde plate reverb’ün tercih edilme sebebini de anlayabiliyoruz.

Plate reverb hızlı tepki veren bir yapıya sahip olmasından ötürü akustik gitar, piyano, vurmalı çalgılar ve hızlı attack süresine sahip elektronik sesler için de sıklıkla kullanılıyor.

Plate reverb benim de favori reverb’lerimden biridir. Başta trampet ve vokal olmak üzere, ben de birçok enstrüman için sıklıkla kullanırım.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri

Internet üzerinden satın almak için:
Idefix  |  D&R  |  MyDukkan

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT), müzik, ses kayıt ve ilgili alanlarda çalışan veya çalışmak isteyen kişiler için yazılmış, hem teorik hem de günlük kullanıma yönelik pratik bilgiler içeren, geniş konu başlıklarına sahip, alanındaki ilk Türkçe kaynak kitaptır.

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri‘ni yazarken böyle bir kitaba Türkiye’nin ihtiyacı olduğundan hiç şüphem yoktu. Büyük bir açığı kapatacağına inanıyordum. Kapısını çaldığım yayınevleri ise farklı düşünüyordu… Bazıları “satmaz” gerekçesiyle nazikçe geri çevirdi, diğerleri de “kim okusun böyle kitabı” dedi.

Daha sonra Çitlembik Yayınları’nın kapısını çaldım. Zarife Öztürk, “satmaz diyorlar ama satsa da satmasa da biz bunu basarız çünkü Türkiye’nin böyle bir kitaba ihtiyacı var” dedi!

Yıl 2007… SKMT’nin ilk baskısı yayımlandı.

Hemen on sene ileri saralım.

Yıl 2017… SKMT’nin 10. baskısı yayımlandı.

On yılda on baskı!

Aslında buradaki konu kitabın kaç baskı yaptığı, kaç tane sattığı değil. Buradaki konu, Türkiye’de böyle bir kitaba gerçekten ihtiyaç duyulduğu ve bu kitabın da bir açığı kapattığı ya da bir açığı kapatmakta önemli bir rol oynamış olduğu…

Tabii bir de bunun bana verdiği mutluluk var! Bu kitaptan birilerinin faydalandığını görmek gerçekten harika bir duygu!

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri 2019’da 11. baskısını yaptı! Gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ederim!

 

 

Bölümler ve Ekler

 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri ondört ana bölümden oluşmaktadır:
01- Ses ve Duyum
02- Sinyal, Kablo ve Konnektörler
03- Hoparlörler, Amplifikatörler ve Akustik
04- Dijital Ses Teknolojisi
05- Mikrofonlar
06- Mikser
07- Kayıt Cihaz ve Formatları
08- Sinyal İşlemciler
09- Kanal Kayıt
10- Kayıt Teknikleri
11- MIDI
12- Senkronizasyon
13- Editing, Miks ve Sonrası
14- Görüntü İçin Ses Post-Prodüksiyonu

Ekler ve diğer bölümler:
Ek-1/ dBu, dBV ve Voltaj Değerleri
Ek-2/ Bandwidth: Oktav ve Q Değerleri
Ek-3/ Tempo ve Nota Değerlerine Göre Delay Süreleri
Ek-4/ LTC ve VITC Bit Dağılım Tabloları
EK-5/ AWG ve Metrik Sistemde Kablo Kalınlıkları
EK-6/ MIDI DIN Konnektör Pin Dağılımı
EK-7/ USB Pin Dağılımları
EK-8/ FireWire Dağılımları
EK-9/ Thunderbolt Pin Dağılımları
EK-10/ 10 Sayısının Kuvvetleri ve Semboller3
EK-11/ Buffer Boyutları ve Gecikme Süreleri
EK-12/ Notalar ve Frekanslar
+ Terimler Sözlüğü
+ Kaynakça
+ Dizin

• Sayfa sayısı: 480
• Sayfa boyutu: 16.5 cm X 23.5 cm.
• 200+ şekil, tablo ve fotograf.

 

Basımlar

 

1. Basım: Nisan 2007
2. Basım: Kasım 2007
3. Basım: Aralık 2008
4. Basım: Şubat 2010
5. Basım: Ekim 2011
6. Basım: Aralık 2012
7. Basım: Mayıs 2013
8. Basım: Nisan 2014 (Genişletilmiş edisyon)
9. Basım: Mart 2016
10. basım: Kasım 2017
11. basım: Kasım 2019

 

Künye

 

Yayınevi: Çitlembik Yayınları
Yayıma Hazırlayan: Zarife Öztürk
Kapak Tasarımı : Jeannine Gray (Graymatters)
Kapak Fotoğrafı : Milan Klusacek
Fotoğraflar : Alkor Kutluay
Çizimler : Özgen Ünlüsoy, Ufuk Önen
Sayfa Tasarımı: Ufuk Önen

ISBN: 978-9944-424-17-2

 

İçindekiler ve Önsöz (PDF)

 

İÇİNDEKİLER ve ÖNSÖZ’ü incelemek için tıklayınız

 

Düşüncelerinizi ve Fotoğraflarınızı Diğer Okuyucular ile Paylaşmak İster misiniz?

 

Bu on yıl içinde SKMT ile ilgili gerçekten çok güzel mesajlar ve geri dönüşler aldım.

Siz de düşüncelerinizi ve fotoğraflarınızı paylaşmak ister misiniz?

SKMT hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu kitabın size nasıl bir faydası oldu? Hayallerinizi hayata geçirmek adına size ne kattı? Kitabı ilk elinize aldığınızda neler düşündünüz? Kitabı okuduktan sonra neler düşündünüz? Kitabı nasıl okudunuz (baştan sonra, kendi seçtiğiniz sırayla bölüm bölüm)? Kitabı kaç defa okudunuz? Kitabı yeni okuyacaklara tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu sorulardan bir veya birkaç tanesini cevaplayıp benimle paylaşır mısınız?

Soruları cevaplamak yerine aklınıza geldiği gibi de yazabilirsiniz.

İsterseniz anılarınızı paylaşabilirsiniz.

İsterseniz fotoğraf da gönderebilirsiniz. SKMT’nin odanızda, stüdyonuzda, kitaplığınızda ya da belki hiç aklımıza gelmeyen mekanlarda çekilmiş fotoğrafları…

Belki de kitabı hiç elinizden düşürmeden birçok defa okudunuz ve kitap artık parçalara ayrılmak üzere! Hemen bir fotoğrafını çekin! Bakalım en harap durumdaki SKMT kime ait?

Yazılarınızı ve fotoğraflarınızı gerçekten merak ediyorum ve bunları web sitemde ve sosyal medya hesaplarımda yayınlayıp diğer okuyucularımla paylaşmak istiyorum. İsterseniz isminizle, isterseniz isminizin baş harfleri ile, isterseniz de sizin seçtiğini bir rumuzla.

Yazı ve fotoğrafları şu adrese gönderebilirsiniz: 

İsterseniz yazılarınızı aşağıdaki form aracılığı ile de paylaşabilirsiniz.

Çok teşekkürler!

Ufuk Önen

      

 

 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri
Internet üzerinden satın almak için:
Idefix  |  D&R  |  MyDukkan

 

Posted in Kitap | 15 Comments

EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye (3. Bölüm)

Geçtiğimiz yıl yayımladığım “EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye” başlıklı yazı bayağı bir ilgi gördü. Ardından EQ ile ilgili çeşitli sorular geldi. Ben de o soruları da göz önüne alarak bu başlığı bir yazı dizisine çevirme kararı aldım. Üçüncü bölüm ile devam ediyorum. Birinci ve ikinci bölümlere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

 

EQ İçin Genel Bir Strateji Geliştirmek

Her ne kadar EQ ayarları enstrümanlar için ayrı ayrı yapılıyor olsa da parçanın yapısını ve düzenlemesini göz önünde bulundurarak genel bir strateji geliştirmek isabetli bir karar olur.

Örnek olarak çok enstrümanlı ve kalabalık bir düzenlemeye sahip bir parçanın miksi üzerinde çalıştığımızı varsayalım. Böyle bir mikste enstrümanların çok fazla hacimli olmaması gerekir, aksi taktirde enstrümanlar/kanallar yer kapmak için adeta birbirleriyle yarışa girerler.

Diğer yandan, davul, bas gitar, birkaç gitar ve birkaç vokal kanalından oluşan bir rock parçasını miksliyorsanız bu durumda enstrümanların parçayı doldurabilmeleri için oldukça büyük duyulmaları gerekir.

Bu sebeplerden dolayı mikse ve enstrümanlara EQ ayarı yapmaya başlamadan önce genel bir strateji geliştirmek, yukarıda da belirttiğim gibi isabetli bir karar olacaktır.

 

Küçük ve Büyük Hacim İçin EQ Ayarı

Eğer enstrümanların hacimlerini küçültmek isterseniz alt frekanslarını kesebilir (cut) ya da azaltabilirsiniz (attenuate). İhtiyaca ve amaca göre bunu bazı durumlarda low-cut filtre, bazı durumlarda ise shelf-EQ (ya da shelving EQ) ile yapabilirsiniz.

Büyük hacim elde etmek için ise şu yöntemi kullanabilirsiniz:

  • Sweeping tekniğini kullanarak bir parametrik EQ ile alt frekansları tarayın (sweeping tekniği üzerine hazırladığım video için buraya tıklayınız).
  • Hacim veya dolgunluk verdiğini düşündüğünüz frekansı bulunca o frekansın seviyesini makul bir şekilde ayarlayın. Alt frekanslarda fazla yükseltme yapılınca sesin çamurlu hale gelebileceğini unutmayın ve buna mutlaka dikkat edin.
  • Bu yazı dizisinin ikinci bölümünde de bahsettiğim gibi seçtiğiniz frekansın bir alt ve bir üst oktavlarını kontrol edin ve bunlardan birini yükseltin. Örnek olarak, 60 Hz’i yükselttiyseniz 120 Hz’i de yükseltmeyi deneyin. 100 Hz’i yükselttiyseniz, 50 Hz’i de yükseltmeyi deneyin.

 

Olmayan Frekanslar

Aslında söylemeye çok gerek yok ama ben yine de yazayım… Olmayan frekansları yükseltmeye çalışmak işe yaramayacaktır. Örnek olarak eğer enstrümanın sesinde alt frekanslar yoksa veya çok az seviyedeyse, EQ ile basları ne kadar açmaya çalışırsanız çalışın sonuç almak (veya sağlıklı bir sonuç almak) mümkün olmayacaktır.

 

250 Hz

250 Hz ve civarı özel bir frekans aralığıdır. Bazı enstrümanların gövdesi bu civarda bulunur. Bu enstrümanların gövdelerini öne çıkartmak için bu frekansı açtığınızda miks içinde enstrümanlar üst üste geldiğinde yığılma olabilir. Bu yığılma miksi “bulanık” bir hale getirebilir. Diğer yandan bu frekansı kestiğinizde ya da azalttığınızda, gövdesi bu civarda bulunan enstrümanların cılız bir hale gelmesine sebep olabilirsiniz. Bu sebeplerden dolayı 250 Hz ve civarına özellikle dikkat etmek gerekir.

 

Göz Referansı

EQ ile çalışırken bir spektrum analizör kullanmak size kulak referansının yanı sıra bir de göz referansı sağlayacaktır. Artık bazı EQ plug-in’lerin üzerinde spektrum analizörler bulunuyor. Eğer sizin kullandığınız EQ plug-in’lerinde spektrum analizör yoksa Blue Cat’s FreqAnalyst gibi bir plug-in kullanabilirsiniz (ücretsiz indirmek için buraya tıklayınız).

 

Orta Frekans Dengesi

EQ ile çalışırken birçok kişi daha çok alt ve üst frekanslara, diğer bir deyişle baslara ve tizlere dikkat ediyor. Ben her zaman bir mikste orta frekans dengesinin çok önemli olduğunu savunmuşumdur. Orta frekans dengesi kötü olan bir miks, basları ve tizleri iyi olsa da “sağlam” ve bir bütün halinde duramıyor.

EQ ile çalışırken yukarıda belirttiğim gibi genel bir strateji geliştirmenin ve bu strateji içinde orta frekans dengesini de işin içine katmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Rudy and Peter Skitterians | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu | 2 Comments

EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye (2. Bölüm)

Geçtiğimiz yıl yayımladığım “EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye” başlıklı yazı bayağı bir ilgi gördü. Ardından EQ ile ilgili çeşitli sorular geldi. Ben de o soruları da göz önüne alarak bu başlığı bir yazı dizisine çevirme kararı aldım.

 

Monitör Seviyeleri

İnsan kulağının hassasiyeti frekanslara göre değişir. Bu sebepten dolayı monitör seviyelerinin duyumumuz üzerinde önemli bir etkisi vardır. EQ’nun sinyalin frekans dengesi üzerinde değişiklik yaptığını düşündüğümüzde monitör seviyelerinin özellikle EQ ile çalışırken gerçekten çok önemli bir rol oynadığı tahmin etmek pek zor olmaz.

Kısa süreli ve kontrol amaçlı dinlemeler hariç, çalışırken monitör seviyeleri çok düşük veya çok yüksek olmamalıdır. Duyum açısından rahat ettiğimiz bir seviye tespit edip çalışırken bu seviyeyi korumakta büyük fayda vardır.

Bu konuyla ilgili olarak, eğer okumadıysanız aşağıda linklerini verdiğim yazılarımı okumanızı tavsiye ederim:

 

Oktavlar

EQ ile çalışırken seviyesini azalttığımız (cut/attenuate) veya açtığımız (boost) frekansın alt ve üst oktavlarını kontrol etmek her zaman iyi bir fikirdir.

Örnek olarak 100 Hz’i açarken 50 Hz’e de bakıp eğer kulağımıza iyi gelirse onu da açabiliriz. Başka bir örnek olarak, 400 Hz’i kesiyorsak, bir alt ve bir üst oktavlarını, yani 200 Hz ve 800 Hz’i de kontrol edip, eğer uygun bulursak o frekansları da (ya da sadece bir tanesini) kesebiliriz.

Bu arada, bu yazının birinci bölümünde de belirtiğim gibi, parametrik EQ ile çalışırken, keserken ve azaltırken (cut/attenuate) yüksek Q değeri, açarken (boost) ise düşük Q değeri genelde daha iyi sonuç verir.

 

Frekans Paslaşması

Mikste frekans dağılımının dengeli bir şekilde elde edilebilmesi için frekanslarda yığılmalar olmaması gerekir. Bu, aynı zamanda her enstrümanın kendine ait bir ağırlık frekansı olması açısından da önemlidir.

Örnek olarak hem kick hem de bas gitarın ağırlığını 70 Hz’e vermek hem 70 Hz’de yığılmaya yol açacak hem de bu iki enstrümanın birbirlerini maskeleme riski ortaya çıkacaktır. Bunu önlemek için şöyle bir yöntem izleyebiliriz: Kick’te 70 Hz’i, bas gitarda ise 100 Hz’i açıp, bu iki enstrümanın ağırlıklarını farklı frekanslara verebiliriz.

Buna ek olarak, ağırlık frekanslarının maskelenmemesi için diğer enstrümanlarda o frekansları azaltabiliriz. Yine aynı örnek üzerinden gidecek olursak, Kick’te 70 Hz’i, bas gitar ise 100 Hz’i açıyorsak, kick’te 100 Hz, bas gitarda ise 70 Hz’i azaltabiliriz.

 

Reverb ve EQ Kullanımı

Bir enstrümana reverb verdiğinizde, alt frekanslar genelde sesin veya miksin çamurlu bir hale gelmesine yol açar. Bunun yanı sıra çoğu zaman üst frekanslar da reverb’ün gereksiz yere vurgulanmasına ve doğallıkta uzaklaşmasına yol açabilir. Reverb’e giden sinyaldeki alt ve üst frekansları kesmek bunu önlemeye yardımcı olur.

Reverb efektini send yöntemiyle kullanıyorsanız yukarıda bahsettiğim kesme işlemlerini reverb kanalına insert edeceğiniz bir low-cut, bir de high-cut filtre ile veya içinde low-cut ve high-cut filtre olan bir EQ plug-in’i ile kolayca yapabilirsiniz. Konu ile ilgili olarak “Plug-in’lerin ‘Insert’ ve ‘Send’ Olarak Kullanımları” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Peki, filtreleri reverb plug-in’ininden önce mi yoksa sonra mı yerleştireceksiniz? Bu konuda kesin bir kural yok ancak. “Önce Kompresör mü, Yoksa EQ mu? Kompresör ve EQ Kullanımında Sıralama Nasıl Olmalı?” başlıklı yazımda kompresörden önce filtre ile başlamayı tercih ettiğimi belirtmiştim. Reverb kullanımında da aynı şekilde düşünüyorum. İlk önce sinyaldeki istemediğim frekansları temizliyorum ve sinyali sonra temiz bir şekilde sinyal işlemciye gönderiyorum. Eğer gerekli olduğunu düşünürsem kompresör veya reverb sonrası bir EQ daha yerleştirip istediğim frekansları açıyorum.

Peki, hangi frekansları kesmek gerekir? Kesin bir şey söylemek zor ama rehberlik etmesi açısından bazı değerler verebilirim. Low-cut ile 250 Hz ile 600 Hz arasında bir frekanstan başlayarak altta kalan frekansları; high-cut ile de 4 kHz – 10 kHz arasında bir frekanstan başlayarak üstte kalan frekansları kesmek genelde iyi sonuç veriyor. Deneyin, farkı duyacaksınız!

EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye – 3. bölüm için tıklayınız

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Rudy and Peter Skitterians | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu | 1 Comment

Faz Kayması / Çakışması Nedir ve Nasıl Duyulur?

Faz, faz kayması ve faz kaymalarının hesaplanması ile ilgili olarak Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda detaylı bilgiler vermiştim. Bu yazımda ilk önce faz ile ilgili çok kısa bir özet geçeyim, sonra da faz kaymasının ya da faz çakışmasının nasıl duyulduğunu bir örnekle size aktarmaya çalışayım.

Faz (İngilizce terimi ile ‘phase’), sinyal veya ses dalgalarının çevrimlerinin referans alınan zamana göre ilişkisidir. Faz derece (°) cinsinden ifade edilir. Bir çevrim 360 derecedir.

Örnek olarak iki sinüs dalgasını ele alalım. Bu iki sinüs dalgasının İngilizcede ‘peak amplitude’ adı verilen genlik tepe noktaları zaman içinde aynı yerde ise bu iki dalga aynı fazdadır. Diğer bir deyişle, bu iki dalga arasında faz farkı ya da faz kayması yoktur. İki sinüs dalgasının genlik tepe noktaları zaman içinde farklı yerlerde ise bu iki dalganın arasında faz kayması vardır.

Örnek olarak, iki sinüs dalgası arasında 90° faz farkı olduğunda birinci sinüs dalgası sıfır noktasındayken (0° veya 180°), ikinci sinüs dalgası artı veya eksi ‘peak’ noktasındadır (90° veya 270°).

Aralarında 90° faz farkı bulunan iki sinüs dalgası

 

Yukarıdaki şekildeki faz kayması çok açık ve basit bir şekilde görülüyor. Bu örneği işin temelini basitçe anlatmak adına verdim. Gerçek hayatta sinüs dalgaları ile çalışmıyoruz. Enstrümanların ürettiği seslerde ve insan seslerinde aynı anda birçok frekans bulunuyor.

 

Faz Kaymasının / Çakışmasının Sebepleri

Faz farklılıkları ses kaynağından çıkan ses dalgalarının iki farklı alıcıya farklı zamanlarda ulaşmasından ileri gelir. İşin içine mekan içinde sert yüzeylerden yansıyan ses dalgaları da girince bu durum iyice karmaşık bir hal alır.

Faz farklılıkları karşımıza en çok birden fazla mikrofon ile kayıt yaparken çıkar.

Örnek olarak iki mikrofon ile kayıt yaptığımızı düşünelim. Birinci mikrofonun ses kaynağından 1 metre, ikinci mikrofonun ise ses kaynağından 2 metre uzaklıkta olduğunu varsayalım. Kaynaktan çıkan ses dalgaları ilk önce birinci mikrofona, yaklaşık 3 milisaniye sonra da ikinci mikrofona ulaşacak, bu da faz kaymasına yol açacaktır.

 

Stereo x Mono

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Bu iki mikrofon mikste tam sol ve tam sağa yatırılırsa faz problemi ortaya çıkmaz. Faz kayması için bu iki mikrofonun çıkışlarını üst üste gelmesi gerekir. Bunun için de ya bu iki mikrofonun orta noktaya pan’lanması ya da kaydın monoya çevrilmesi veya mono dinlenmesi gerekir.

 

Faz Kayması / Çakışması Nasıl Duyulur?

Aşağıdaki ekran görüntüsünde iki sinyal var. Alttaki ve üstteki sinyaller aslında aynı sinyal. Sarı çizgiye baktığımızda her iki sinyalin de aynı zamanda başladığını görüyoruz. Bu iki sinyal arasında faz farkı ya da faz çalışması yok.

Ekran Görüntüsü 1

 

Aşağıdaki ikinci ekran görüntüsünde yine aynı sinyaller var ancak sarı çizgiye dikkat baktığımızda alttaki sinyalin biraz daha geç başladığını görüyoruz. Bu iki sinyal arasında faz farkı veya faz kayması var.

Ekran Görüntüsü 2

 

Bu kayma mono dinleme yaparken (ya da bu iki sinyali orta noktaya pan’ladığımızda) çakışmalara neden oluyor. Bazı frekanslar birbirlerini yok ediyor, bazıları ise güçlendiriyor.

Faz çakışmasını kelimelerle tarif etmesi biraz zor. Ses “inceliyor”, “dalgalanıyor”, “bulanık oluyor”, güçsüzleşiyor” gibi çeşitli şekillerde ifade ediliyor.

Önemli olan faz kayması ve çakışması olduğunda bunu duyup, tanıyabilmek.

Aşağıda Bilkent Üniversitesi’nde verdiğim COMD-527 Creative Sound Design and Synthesis dersinin ilk haftasında temel bilgilerin üzerinden geçerken kullanmak için hazırladığım bir ses dosyası var. Bilkent’te dersler İngilizce olduğu için ses dosyasının dili de İngilizce. Bu ses dosyasını bu yazı için video haline getirdim.

  • “This is in phase”: Yukarıdaki birinci ekran görüntüsü (faz kayması / çalışması yok).
  • “This is out of phase”: Yukarıdaki ikinci ekran görüntüsü (faz kayması / çakışması var).

Bu örnekte, sizin de duyduğunuz gibi, faz çakışması olan bölünde ses bulanık ve dalgalanıyormuş gibi duyuluyor.

Birden fazla mikrofon ile kayıt yaparken her zaman mono uyumluluğunu kontrol etmekte her zaman büyük fayda vardır. Konu ile ilgil olarak “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” ve “Korelasyon Göstergesi Nedir ve Üzerindeki Değerler Ne İfade Etmektedir?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Image by Mary Theresa McLean | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: faz çakışması, faz kayması, faz kaybı, faz farkı

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Foley: Sıradan Objelerle Filmler İçin Ses Efektleri Yapma Sanatı

Ayak sesleri, çeşitli objelerin masaya veya yere konulduğunda çıkarttığı sesler, sandalye gıcırtıları, kağıt hışırtıları, sürtündükçe giysilerden çıkan sesler, kısaca film çekimi sırasında kaydedilemeyen veya kaydedilmiş olsa bile kalite olarak yeterli bulunmayan tüm bu sesler post prodüksiyon aşamasında stüdyoda tekrar kaydedilip görüntüye eklenir. Bu tekniğe foley adı verilir.

Foley adı Hollywood’da bir editör olan Jack Foley’den gelmektedir. Jack Foley, 1940’lı yıllarda bir yandan perdede filmi seyrederken bir yandan da oyuncuların hareketlerini taklit ederek çeşitli objeler yardımıyla ses efektleri kaydediyordu. Aslında bu ilk değildi ama bu tekniğin yönetmenler ve prodüktörler arasında popüler hale gelmesini sağlayan kişi Jack Foley olduğu için günümüzde bu tekniğin ismi foley olarak bilinmektedir.

Jack Donovan Foley (1891-1967)

Foley tekniği 1940’lı yıllardan bu yana hemen hemen aynı kalmıştır diyebiliriz. Muhtemelen eskiye göre en büyük fark, günümüzde kayıtların analog bantlara değil de dijital ortama yapılıyor olmasıdır.

Foley, bütün görüntülü prodüksiyonlarda kullanılan ve aslında kullanılması gereken bir tekniktir. Diğer yandan zahmetli ve çok zaman alan (dolayısıyla bütçeden para ayrılmasını gerektiren) bir iş olduğu için bazı küçük bütçeli prodüksiyonlarda foley yapılmaz.

Foley kaydedilen odaların ses izolasyonlarının iyi yapılmış olması gereklidir. Yatak çarşaflarından çıkan hışırtılar gibi çok düşük sesli efektleri kaydederken mikrofonun gain seviyesi oldukça yüksek bir değere ayarlanır. Eğer odanın izolasyonu yeterli değilse mikrofon, dışarıdan gelen sesleri de duyar.

Foley sanatçısı bir yandan filmi seyrederken bir yandan da gerekli efektleri çeşitli objeler ve eşyalar yardımıyla üretir. Bir sahnede genelde aynı anda birden fazla ses bulunur. Gereken tüm sesler tek tek, üst üste gelecek şekilde ayrı ayrı kanallara kaydedilir. Örnek olarak, ilk önce ayak sesleri kaydedilir, daha sonra çeşitli gıcırtı ve hışırtılar, giysi sesleri, objelerin çarpma düşme sesleri, kısaca görüntüde ne varsa tüm sesler görüntüyle senkron olacak şekilde ayrı ayrı kanallara kaydedilir.

Foley, çok zor ve uzun bir işlemdir. Aynı zamanda yaratıcılık gerektirir. İstediğiniz efekti elde etmek için farklı objeler kullanmanız gerekebilir. Örnek olarak küçük bir leğene kum doldurup iki büyük kahve fincanı yardımıyla dörtnala koşan bir at efekti yaratabilirsiniz.

Foley stüdyolarında tencere tavadan tutun da farklı farklı ayakkabılara kadar birçok eşya ve obje bulunur. Ne zaman hangisine ihtiyaç duyacağınızı bilemezsiniz. Büyük ve ciltli bir kitabı bir prodüksiyonda sayfa çevirme sesi için kullanıp bir sonraki prodüksiyonda sayfaları açılmasın diye bir iple bağlayıp yere atarak oyuncuların düşme sesi için efekt yapabilirsiniz. Bunun yanında su sesleri için küvet veya küçük havuz, ayak sesleri için de tahta, mermer ve benzeri yüzeyler bulunur. Bunlardan dolayı foley için orta ve büyük kayıt odalarına ihtiyaç vardır.

Foley çoğu zaman film izleyicileri tarafından fark edilmeyen ancak her ne kadar fark edilmese de filme büyük katkısı olan bir işlem. Üç Oscar ödüllü, modern sinemanın en saygıdeğer kurgucularından ve ses tasarımcılarından biri olan Walter Murch’ün dediği gibi, “ses ne kadar iyiyse, görüntü de o kadar iyidir”.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Foley stüdyo fotoğrafı: Pinterest

Fotoğraf: Todd Quackenbush | Unsplash

Jack Donovan fotoğraf: Catherine Clark | Irish America webs istesinden alınmıştır.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: foley, foley nedir, sinemada ses, sinema ses efektleri, görüntü için ses efektleri

Posted in Ses Tasarımı | Leave a comment

Korelasyon Göstergesi Nedir ve Üzerindeki Değerler Ne İfade Etmektedir?

Bu yazımda korelasyon göstergesinin (correlation meter) ne olduğundan, ne işe yaradığından ve üzerindeki değerlerin ne ifade ettiğinden bahsedeceğim. Ondan önce, tabii eğer okumadıysanız, ilk önce “Mono Uyumluluğu Gerçekten Önemli mi?” ve sonra da “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

Korelasyon göstergelerinin ilk kullanımı plak zamanlarına dayanıyor. Plağa basılan sinyalde ciddi faz problemleri olursa bu problemler, pikapların iğnelerinin atlamalarına sebep oluyordu. Bu sebepten dolayı plak kalıbı üzerine çalışan teknik insanlar sinyali sürekli olarak korelasyon göstergesi ile takip ediyorlardı.

Korelasyon göstergeleri daha sonraları üst düzey kayıt mikserlerinde kullanılmaya başlandı. Günümüzde korelasyon göstergesine sahip olan ücretli ve ücretsiz birçok plug-in bulmak mümkün.

Korelasyon göstergeleri stereo sinyalde sol ve sağ kanallar arasındaki faz ilişkisini gösterir. Biraz daha basit bir şekilde ele alacak olursak, korelasyon göstergesinin stereo sinyalin monoya ne kadar uyumlu olduğunu gösterdiğini söyleyebiliriz.

Korelasyon göstergesini hem iki veya daha fazla mikrofonla kaydedilmiş stereo ya da çok kanallı kayıtları (örnek olarak davul, gitar vb.) hem de parçaların miksini kontrol etmek için kullanabilirsiniz.

Korelasyon göstergeleri farklı formatlar ve tasarımlarda karşımıza çıkabiliyor ancak tipik bir korelasyon göstergesinde yatay veya dikey olarak konumlandırılmış, ortasında 0 (sıfır) noktası bulunan, -1 ile +1 değerleri arasına yayılmış bir skala görürüz.

 

Korelasyon Göstergesi Üzerindeki Değerler

Korelasyon göstergesi üzerindeki değerler gelişigüzel seçilmiş sayılar değildir.

Eğer sol ve sağ kanaldaki iki sinyal aynı ise (örnek olarak tek mikrofonla kaydedilmiş bir ses sol ve sağ kanalda eşit olacak şekilde stereo çıkışa gönderilmişse), bu durumda iki sinyal arasında hiç faz farkı olmadığı için faz açısı sıfır derece olarak kabul edilir. Sıfır derecenin kosinüs değeri +1’dir:

0 derece | kosinüs | +1

Eğer sol ve sağ kanal arasındaki iki sinyal aynı fakat fazları birbirlerine göre tamamen ters ise (örnek olarak tek mikrofonla kaydedilmiş bir ses sol ve sağ kanalda eşit olacak şekilde stereo çıkışa gönderilmiş ama sağ kanaldaki sinyalin fazı ters çevrilmişse), bu durumda bu iki sinyal arasındaki faz açısı 180 derecedir. 180 derecenin kosinüs değeri -1’dir.

180 derece | kosinüs | -1

Eğer sol ve sağ kanaldaki sinyaller birbirlerinden tamamen farklıysa (örnek olarak sol kanalda mikrofonla kaydedilmiş bir insan sesi, sağ kanalda ise gitar varsa), bu durumda iki sinyal birbirlerinden bağımsız olduğu için aralarındaki faz açısı 90 derece olarak hesaplanır. 90 derecenin kosinüs değeri sıfırdır.

90 derece | kosinüs | 0

Korelasyon göstergesindeki skala bu sebepten dolayı -1 ile +1 arasındaki değerler üzerine kurulmuştur.

 

Değerler ve Pratikteki Karşılıkları

Peki, korelasyon göstergesi üzerindeki bu değerler pratikte ne ifade ediyor?

Sinyali korelasyon göstergesi ile takip ederken, göstergedeki ibre çoğunlukla 0 ile +1 arasında geziyorsa bu, sinyalde faz problemleri olmadığı anlamına gelmektedir. Diğer deyişle, eğer ibre genelde 0 ile +1 arasında gidip geliyorsa, korelasyon göstergesi ile takip ettiğiniz stereo sinyal, mono ile uyumludur.

İbre nadiren sıfırın altına düşüyorsa ve fazla kalmadan yine sıfırın üzerine çıkıyorsa bu, stereo sinyalde mono uyumlulukla ilgili ufak tefek problemler bulunduğu ancak bunların çok da önemli olmadığı anlamına gelmektedir. Tabii her zaman kulak ile de kontrol şart!

Diğer yandan, ibre genellikle -1 ile 0 arasında geziyorsa ya da sıfırın altına düştüğünde uzun süre orada kalıyorsa bu, stereo sinyalde ciddi mono uyumsuzlukları olduğu anlamına gelmektedir.

Stereo kayıtların ve mikslerin mono uyumluluğunu sürekli kontrol etmenin, hatta bunu bir alışkanlık haline getirmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bunu yaparken de, “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, tek bir referansa bağlı kalmaktansa, hem kulak (mono dinleme) hem de göz (korelasyon göstergesi) referansına başvurmanın çok daha isabetli bir yaklaşım olduğuna inanıyorum.

MAAT 2BusControl (Ücretsiz plug-in, indirme linki için görsele tıklayınız)

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: mono uyumluluğu, mono kontrol, korelasyon göstergesi, faz korelasyon göstergesi, correlation meter

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?

Mono Uyumluluğu Gerçekten Önemli mi?” başlıklı yazımda bu konudaki fikirlerimi aktarmıştım. Yazıda da belirttiğim üzere, cep telefonu ve tablet gibi cihazlarla kablosuz bağlantı yöntemi ile kullanılan hoparlörler son yıllarda müthiş derece popüler hale geldi. Hatta IKEA bile Sonos ile iş birliği yapıp kitap rafı ve masa lambası gibi şekillerde kablosuz hoparlörler üretmeye başladı. Yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Sonuç olarak, mono uyumluluğu bugün hâlâ çok önemli. Hatta, belki 10-15 sene öncesine göre çok daha önemli.

Peki kayıt ve miks sırasında mono uyumluluğunu nasıl kontrol ederiz?

Kabaca bir cevap verecek olursam iki farklı yöntem ile diyebilirim: Birincisi kulak ile, ikincisi de göz ile. İdeal olan, her iki yöntemi birlikte kullanmak.

 

Mono Dinleme

Birinci yöntem, kulak ile kontrol, aslında çok basit bir yöntem. Bu yöntemde (özellikle iki veya daha fazla mikrofon ile yapılan stereo ya da çok kanallı kayıtlarda) kayıt ve (özellikle stereo efektler kullanırken) miks sırasında mono dinleme yapıp bir sorun olup olmadığını kontrol ediyoruz. Monoya aldığımızda ses inceliyor ya da daralıyor mu? Bazı frekanslarda kayıplar oluyor mu? Mono dinleme yaparken bunlara dikkat ediyoruz.

Mono dinlemeyi birçok şekilde yapmak mümkün.

Eğer bir monitör kontrol ünitesi kullanıyorsanız, büyük ihtimalle bu ünitenin üzerinde mono dinleme yapmak için bir buton olacaktır. Benzer bir şekilde, bazı ses kartları da mono dinleme seçeneği sunuyor.

Elinizin altında fiziksel olarak basabileceğiniz bir buton olması büyük kolaylık. Eğer yoksa mono dinlemeyi yazılım yoluyla da yapabilirsiniz. Örnek olarak bazı ses kartlarının kontrol panellerinde bu seçenek bulunuyor.

Eğer ses kartınızın kontrol panelinde böyle bir seçenek yoksa mono dinlemeyi bir plug-in yardımıyla da gerçekleştirebilirsiniz Stereo (master) çıkış için tasarlanmış bazı plug-in’ler üzerinde mono dinleme seçeneği olabiliyor.

Basit ve ücretsiz bir çözüm için Boz Digital Labs Panipulator adlı plug-in’i deneyebilirsiniz Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Korelasyon Göstergesi

Mono uyumluluğu kontrol etmek için ikinci yöntem bir korelasyon göstergesi (correlation meter) kullanmak. Aslında yukarıda göz ile kontrol olarak bahsettiğim yöntem buydu. Peki, korelasyon göstergesi nedir ve üzerindeki değerler ne ifade etmektedir?

Bugün piyasada faz ve korelasyon ölçümü yapan birçok plug-in var. Eğer üzerinde hem mono dinleme seçeneği hem de korelasyon göstergesi olan basit ve ücretsiz bir çözüm arıyorsanız MAAT firmasının 2BusControl adlı plug-in’i tavsiye ederim. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

Frekans bazlı analiz yapan ücretsiz bir korelasyon göstergesi arıyorsanız Voxengo firmasının Corellometer adlı plug-in’i tavsiye ederim. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

Eğer hem faz hem de korelasyon için ücretsiz bir plug-in arıyorsanız Flux firmasının Stereo Tool adlı plug-in’ini deneyebilirsiniz. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Sonuç

Sonuç olarak, yazının başında da belirttiğim gibi, mono uyumluluğu hâlâ, hatta 10-15 sene öncesine göre belki de çok daha fazla önemli. Bu sebepten dolayı kayıt ve miks sırasında sürekli olarak mono uyumluluğu kontrol etmeliyiz.

Mono uyumluluk demişken, bugüne kadar M/S tekniği ile ilgili bir tecrübeniz olmadıysa Brainworx bx_solo adlı plug-in’i indirip denemeler yapmanızı tavsiye ederim. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Kapak fotoğrafı TC Electronic Clarity M Stereo videosunda alınmıştır.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: mono uyumluluğu, mono kontrol, korelasyon göstergesi, faz korelasyon göstergesi, correlation meter

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Ücretsiz Plug-in’ler (18)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 18: StereoTool v3 (Flux), Corellometer (Voxengo), bx_solo (Brainworx),  Free Ranger (SPL).

 

StereoTool v3 (Flux)

 

StereoTool v3, bir faz ve korelasyon gösterge plug-in’i. Sinyalin stereo genişliğini inceleyebilir, sinyalde faz problemi olup olmadığını ve sinyalin mono uyumluluğunu kontrol edebilirsiniz. Plug-in üzerinde sağ ve sol kanallar için ayrı seviye ve pan ayarları buunuyor. Ek olarak, sağ ve sol kanalın fazlarını ayrı ayrı ters çevirmek mümkün.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Corellometer (Voxengo)

 

Corellometer, bir multiband korelasyon göstergesi. Tipik korelasyon göstergelerinde sinyalin tamamını inceleyebilirken, Corellometer ile frekans bazında inceleme ve analiz yapmak mümkün. Corellometer, 4 ile 64 frekans aralığına bölebiliyor.

Mac: AU, AAX, RTAS, VST | Win: AAX, RTAS, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

bx_solo (Brainworx)

 

bx_solo, M/S monitör plug-in’i. Brainworx tarafından daha önce M/S tekniği ile tecrübesi olmayanlara bu teknik hakkında fikir vermek amacıyla tasarlanmış. Üzerinde dört adet solo butonu bulunuyor: L (Left, sol kanal); R (Right, sağ kanal); M (Mono Sum, sinyalin mono birleşimi) ve S (Stereo Difference, yan sinyal). Bunlara ek olarak bir de stereo genişliği ayarlayabileceğiniz bir kontrol var. M/S tekniği hakkında bir fikir almak, kanalları ayrı ayrı sooya alıp dinleyebilmek adına çok faydalı bir plug-in.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Free Ranger (SPL)

 

Free Ranger, dört frekans noktalı bir grafik EQ plug-in’i. 40 Hz, 150 Hz, 1.8 kHz ve 16 kHz frekansları üzerinde çalışabiliyorsunuz. Full Ranger versiyonunu satın alırsanız sekiz frekans noktası ile çalışabiliyorsunuz.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment