2018’i Kapatırken…

2018’i kapatırken bir yandan yıl içindeki projelerin ve gelişmelerin bir özetini sizlerle paylaşmak, diğer yandan da yeni yılınızı kutlamak istedim.

Öncelikle, blog yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim!

2012 yılında bu adreste ara sıra yazılar paylaşmaya başlamıştım. 2017 Temmuz ayından bu yana ise her Pazartesi ses ve müzik teknolojileri ile müzik endüstrisi üzerine yeni bir yazı paylaşıyorum. 2018 yılı içinde blogda sayfa görüntülenme sayısı 160 bini geçti!

Aldığım geri bildirimlerden yazıların birçok insana faydalı olduğunu anlıyorum. Bu da tabii beni gerçekten çok mutlu ediyor. 2019 yılında da yazılara aynen devam etmeyi planlıyorum.

Sayfanın altına 2018 yılı içinde en çok okunan yazılarımın başlıklarını ve linklerini ekliyorum.

 

Audio Engineering Society (AES)

 

Audio Engineering Society (AES), 1948 yılında New York’ta kurulmuş olan bir birlik. Şu anda dünyaya yayılmış 75 yerel şubesi ve toplamda 15 bin üyesi var. AES, biri Amerika diğeri ise Avrupa’da olmak üzere her yıl iki büyük kongre yapıyor. Bu kongreler içinde fuarlar da yer alıyor. Bunların yanı sıra yıl boyunca konferanslar ve yerel şubelerin düzenlediği çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor.

Audio Engineering Society’nin geçen yıl yapılan seçimlerde 2017-2019 dönemi için aralarında Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin de olduğu Southern Europe, Middle East, Africa bölgesinden sorumlu başkan yardımcısı seçilmiştim.

Ekim ayında New York’ta yapılan kongreye katıldım ve “Vice President” (VP) (“başkan yardımcısı”) sıfatıyla ilk defa yönetim kurulu toplantılarına girdim. Benim için oldukça heyecan verici bir deneyim oldu.

2019 yılında AES’in Türkiye içindeki faaliyetlerine de hız vermek için çalışacağız.

AES profilime göz atmak isterseniz tıklayınız.

 

Yeni kitap! Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar 2

 

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) çıktığı günden beri büyük ilgi gördü, iki yılda iki baskı yaptı.

Birçok okuyucudan kitabın kendilerine ne kadar çok faydası dokunduğunu anlatan mesajlar aldım. Sosyal medyada da benzer içerikli yüzlerce paylaşım gördüm. Bunları okumak, kitabın faydalı olduğunu bilmek gerçekten harika bir duygu.

2019 içinde kitabın ikinci cildi geliyor! Bu sefer 20 röportaj var ev konu yelpazesi biraz daha geniş!

 

Yeni ders: COMD-527 Creative Sound Design and Synthesis

 

Bu yıl benim için diğer bir önemli gelişme de uzunca bir süreden beri hayata geçirmeyi istediğim ses tasarımı ve sentez üzerine olan yükseklisans dersini açmak oldu.

Bilkent Üniversitesi‘nde bölümümüz İletişim ve Tasarım (Communication and Design) altında açtığımız COMD-527 Creative Sound Design and Synthesis adlı bu derste ses tasarımı ve ses sentezleme tekniklerine ve bu tekniklerin yaratıcı amaçlarla kullanılması üzerine çalışıyoruz.

Ders kapsamında bir dizi seminer için KV331 Audio‘nun kurucusu ve Synthmaster’ın babası Bülent Bıyıkoğlu’nu misafir ettik.

Bülent, ses sentezleme ve ses tasarımı konusunda öğrencilerimize hem teorik hem de pratik bilgiler aktardı. Daha sonra birlikte öğrencilerimizin yaptığı ‘preset’lere kritik verdik. Kendisine buradan çok teşekkür ediyorum.

 

Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks!

 

Black, Not Gray: Ankara Rocks! / Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks! adlı belgeselimiz 37. İstanbul Film Festivali kapsamında 12 Nisan’da Beyoğlu, 17 Nisan’da da Kadıköy Rexx sinemalarında gösterildi.

Gösterimlere ek olarak 12 Nisan akşamı Salon İKSV’de filmimiz için bir de konser düzenlendi.

O gece Demir Demirkan, Kalben, Son Feci Bisiklet, Özge Fışkın ve Asena (Karakedi) sahnede bizlere birlikte oldu.

Ayrıca Razor, Dr. Skull ve Hazy Hill parçaları çaldı. Ben de onlarla birlikte “Burning Shades” adlı parçamızı söyledim.

Yıllar sonra bu parçayla tekrar sahnede olmak benim için gerçekten hem çok garip hem de muhteşem bir histi!

Hem festival hem de Salon İKSV’deki gece için büyük yardımları dokunan değerli dostum Çağlan Tekil’e buradan teşekkür ediyorum.

Ankara Rocks hakkında bilgi için: www.ankararocks.com

 

TrainYourEars EQ Edition

 

TrainYourEars EQ Edition, nota üzerine kurulmuş müzik kulak eğitimlerinden farklı olarak EQ ve frekanslar üzerine yoğunlaşan, Mac ve PC için geliştirilmiş bir kulak eğitim programı.

İspanyol bir firma tarafından geliştirilmiş bu programın lokalizasyon çalışmalarına destek verdim. Bu çalışmaların bir parçası olarak 2017 yılında programa Türkçe dil desteği ekledik. TrainYourEars 2018’de de oldukça ilgi gördü.

İncelemek isterseniz buraya tıklayın.

 

Herkese mutlu bir yıl diliyorum… 2019 hepimiz için çok güzel bir sene olsun!

 

 

 

2018 Yılında En Çok Okunan Yazılar

 

Frekans Aralıkları

 

Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?

 

Formant Frekanslar ve Pitch Shifting

 

Müziğinizi iTunes, Apple Music, Spotify ve Benzeri Dijital Platformlara Nasıl Dağıtabilirsiniz?

 

Vokal Kaydı: Birkaç Tavsiye

 

Stüdyo Mikrofonları Neden Ters Asılır?

 

Reverb Üzerindeki Decay ve Pre-Delay Parametrelerinin Ayarlanması

 

Müzik Prodüksiyonlarında Reverb Kullanımı

 

EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye

 

Önce Kompresör mü, Yoksa EQ mu? Kompresör ve EQ Kullanımında Sıralama Nasıl Olmalı?

 

Günümüzde Elektrogitar Kaydetmenin 4 Yolu

 

Pan Kuralları

 

True Peak Nedir ve Neden Önemlidir?

 

VCA ile Subgroup Arasındaki Fark

 

Dinamik EQ

 

Gated Reverb: Yanlışlıkla Bulunan ve 80’lere Damgasını Vuran Efekt!

 

7 Maddede Desibel

 

Dengeli Sinyal

 

1/4″ ve XLR Konnektörler: Hangisi Ne İçin Kullanılır?

 

Aux Send: Pre-Fader ve Post-Fader Konumu

 

 

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Yazı içindeki fotoğraflar: Ufuk Önen, Yusuf Akçura, Aycan Yücel, Lalin Yüksel, Deniz Çağlarcan, Ersin Durmuş.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ders & Workshop, Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

2019 TECnology Hall of Fame: Ses Teknolojisine Yön Veren 8 Cihaz ve Buluş

2004 yılında George Petersen tarafından kurulan ve 2015 yılından bu yana NAMM Museum of Making Music tarafından sunulan TECnology Hall of Fame, her yıl ses teknolojisine önemli katkılar sağlayan cihaz ve buluşlardan oluşan bir seçim yapıyor. Bu seçimi yapan kurul, 50’den fazla ses mühendisi, eğitimci, yazar ve ses alanında çalışan profesyonellerden oluşuyor.

Bir cihazın veya buluşun aday gösterilmesi ve seçilmesi için en az 10 yıllık olması gerekiyor.

2019 yılı için TECnology Hall of Fame’e eklenmek üzere sekiz adet cihaz ve buluş seçilmiş. Yapılış ve icat tarihleri 1943 ile 2000 arasında değişiyor.

 

1943 Anechoic Chamber (Leo Beranek | Harvard Elektro-Akustik Laboratuvarı)

 

1957 M160 ribbon mikrofon (Beyerdynamic)

 

1964 Elektret mikrofon patenti (Gerhard Sessler ve James West | Bell Labs)

 

1964 Moog modüler synthesizer (Robert Moog | Moog)

 

1991 RADAR-1st 24 kanal hard disk kayıt cihazı (iZ Technology)

 

1991 Labs Source Independent Measurement (SIM) ölçüm sistemi (Meyer Sound)

 

1992 HV-3 mikrofon pre-amplifikatörü (Millennia Media)

 

2000 VerTec line array hoparlör sistemi (JBL)

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Fotoğraflar NAMM web sitesinden alınmıştır.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Kişisel ve Ev Tipi Ses Cihazlarının 162 Yıllık Geçmişi

CD ve DVD çoğaltım firması VP Online ‘home audio’ için 162 yıllık bir zaman dilimini kapsayan bir infografik hazırlamış. VP Online ‘home audio’ demiş ama ben başlığı ‘kişisel ve ev tipi ses cihazları’ olarak attım çünkü infografikte her yere taşıyabileceğimiz mobil cihazlar da var.

Thomas Edison’un fonograf (phonograph) adını verdiği 1877 tarihli icadı, birçok kaynakta ilk ses kayıt cihazı olarak geçer. Aşağıdaki infografikte ise ilk ses kaydı 1857 yılında phonautograph ile başlıyor. Phonautograph ses dalgalarını çizgiler olarak cama ya da kağıda yazabiliyordu ancak geri okuyamıyordu, diğer bir deyişle kayıt yapabiliyor ama okuyamıyordu. Edison’un fonograf adlı cihazı ise hem kayıt yapabiliyor hem de yaptığı kayıtları çalabiliyordu. Bu sebepten dolayı fonograf genelde ilk ses kayıt cihazı olarak kabul edilir.

Şimdi kilometre taşlarına bir göz atalım…

1920’ler: Plaklar çok popüler hâle geldi. Üretim ve teknik özellikler olarak birtakım değişiklikler geçirmelerine rağmen 80’lerine ortalarına kadar birincil müzik dinleme formatı olarak kalmayı başardılar.

1930’lar: Makara bant kayıt cihazları kullanılmaya başlandı, 1940’larda bu cihazlar popüler hâle geldi.

1954: Regency TR-1 ilk taşınabilir transistörlü radyo. Bu infografikte yok ancak bence ilk taşınabilir müzik cihazı olması açısından çok önemli.

1958: İlk stereo kulaklık.

1962: Kaset. Sevsek de sevmesek de özellikle gelişmekte olan ülkelerde 2000’li yılların başına kadar çok popüler bir müzik dinleme formatıydı.

1979: Walkman. Bu da infografikte yok. Bence gerçekten çok önemli. 80’leri yaşayanlar hatırlar, müthiş bir cihazdı çünkü istediğiniz müziği istediğiniz yerde dinleyebiliyordunuz!

1982: İlk CD.

2001: iPod… 21. yüzyılın Walkman’i.

2010 sonrası: Bilgisayarlar ve akıllı telefonların müzik dinlemek için tercih edilen platformlar haline gelmesi.

Infografiği aşağıya kopyalıyorum (üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz). VP Online’ın ilgili yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Son olarak, eğer okumadıysanız “Müzik Endüstrisine Bakış” adlı yazı dizim ilginizi çekebilir.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Juliane Mergener | Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

True Peak Nedir ve Neden Önemlidir?

Yakın zamana kadar dijital ortamda sinyal ile ilgili konuşurken ‘peak’ dediğimiz zaman aslında ‘sample peak’ten bahsediyorduk. Son yıllarda, özellikle EBU tarafından radyo ve televizyon yayınlarının ses seviyeleri ile ilgili olarak yapılan düzenlemelerden sonra, ‘sample peak’ ile birlikte bir de ‘true peak’ terimi günlük kullanımımıza girdi. Her ikisi de ‘peak’ ancak aslında birbirlerinden farklılar.

 

Sample Peak

Sample peak, analog sinyalden örneklenerek dijital ortama aktarılmış sinyalin genliğinin (amplitude) en üst noktasıdır. Diğer bir deyişle, sample peak, dijital sinyaldeki örneklerin (sample’ların) ulaştığı en üst seviyedir. Dijital ortamda sinyal yüksekliği için dBFS kullanılır. 0 dB, dBFS skalasındaki en üst noktadır.

Buradan yola çıktığımızda sinyal yüksekliği 0 dBFS’i geçmediği zaman sorun olmaması gerekiyor. Buna dayanarak yıllardan beri hemen hemen tüm master ses dosyaları, biraz da hata için marj bırakmak adına, hep maksimum -0.2 dBFS veya -0.3 dBFS seviyesinde tutuldu.

Aslında durum tam öyle değil… İşin farklı bir yönü daha var…

 

True Peak

Şimdi bir de true peak’e bakalım… Yukarıda da belirttiğim gibi, sample peak yöntemi ile ölçüm yaparken sinyaldeki sample’ların yüksekliğini ölçmüş oluyoruz. Diğer yandan, dijital sinyal hoparlörlere gönderilmek üzere dijital/analog çevrim yapılırken aşağıdaki görselde görebileceğiniz gibi sinyal seviyesi örnekler (sample’lar) arasında örneklerin seviyesinden daha yüksek olabiliyor.

İki örnek arasında seviyesi örneklerin kendisinden daha yüksek olan noktalara “inter-sample peak” adı veriliyor ve bunlar true (gerçek) peak olarak nitelendiriliyor.

 

True Peak Değerinin Önemi

Birçok durumda true peak, sample peak değerine göre daha yüksek oluyor. True peak ile sample peak arasında fark çok küçükse hoparlörden çıkan sinyalde bozulma olup olmadığı duyulmayabiliyor. Diğer yandan fark büyükse, kulakla duyulabilecek bozulmalar ortaya çıkabiliyor. Sinyali duymak için mutlaka dijital/analog çevrim yapıp hoparlöre göndermek zorunda olduğumuzu göz önüne aldığımızda, true peak ölçüm metodunun önemi ortaya çıkıyor.

 

True Peak Meter

DAW’ların çoğunda örneklerin peak noktalarını gösteren Sample Peak Program Meter (SPPM) bulunuyor. Inter-sample peak noktalarını ölçmek için ITU-R BS.1770 ve EBU R128 gibi standartlarla uyumlu plug-in’ler kullanmak gerekiyor.

Piyasada farklı firmalar tarafından üretilen birçok plug-in var. Bunlardan bazıları:

Ücretsiz true peak meter plug-in’leri de mevcut. Bunlardan Youlean Loudness Meter 2 ve TBProAudio mvMeter 2’nin linklerini daha önceki blog yazılarımda paylaşmıştım: Ücretsiz Plug-in’ler (12) ve Ücretsiz Plug-in’ler (15).

 

True Peak Limiting

Bazı plug-in’ler hem ölçüm hem de limiter görevi görüyor. Örnek olarak Waves WLM Plus Loudness Meter’ı gösterebiliriz.

Bazı firmalar da true peak limiting için ayrıca plug-in üretiyorlar. Bunlardan bazıları:

Ek bilgi olarak, popüler mastering plug-in’lerinden Izotope Ozone 8 üzerinde de true peak limiting özelliği bulunuyor.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

2018 DAW Anketi

2016 yılının Aralık ayında “yabancı dergiler ve web siteleri her yıl anketler yapıyorlar, bir tane de bizden olsun” diyerek DAW (Digital Audio Workstation) tercihi üzerine iki sorudan oluşan çoktan seçmeli bir anket hazırlamıştım. Anket oldukça ilgi gördü. Aynı anketi 2017 yılında da tekrarladım.

206 ve 2017 anket sonuçlarına şu linklerden ulaşabilirsiniz:

DAW anketini bu sene de yapıyorum. Bu sefer birkaç ek soru var. Bir de sizlerden gelen istekler üzerine “ikinci tercih” opsiyonunu da ekledim. Son yıllarda artık birçoğumuz birden fazla DAW kullanmaya başladık. Bu sebepten “ikinci tercih” seçeneğini eklemek bence isabetli bir karar oldu. Tavsiyeler için teşekkür ederim.

Çok kısa bir süre içinde cevaplayabileceğiniz 2018 DAW anketine aşağıdaki kutucuk içinde bulunan form aracılığı ile hemen katılabilirsiniz.

Anket 3 Aralık 2018 – 3 Ocak 2019 tarihleri arasında açık kalacak. Sonuçları 7 Ocak 2019 tarihinde burada açıklayacağım.

Bu sayfayı paylaşarak anketin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Teşekkürler!

 

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

 

Kitaplar ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için lütfen görsellerin veya başlıkların üzerine tıklayınız:

 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT) – 10. basım (2017)

 

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – 2. basım (2018)

 

Onen_STP_2_AMEK_Background_1024x541

Synthesizer Teknolojileri ve Programlama: Geçmişten Günümüze Popüler Sentez Teknikleri (STP) – 2. basım (2016)

 

 

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Dünyanın En Büyük Müzik Enstrüman ve Ekipman Firmaları

1890 yılından beri yayın hayatını sürdüren Music Trades dergisi, dünyanın en büyük müzik enstrüman ve ekipman firmaları üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı.

Listeye bakınca ilk olarak dikkatimi çeken şey bizim sektörümüzün ticaret hacmi açısından küçüklüğü oldu. Savunma, medikal gibi sektörlerin çok büyük olduğunu hepimiz biliyoruz ancak aşağıdaki tablolarda bulunan firmaların yıllık hasılatları ve ülkelerin pazar hacimleri diğer birçok sektöre göre de oldukça düşük.

Örnek olarak, listenin ilk sıralarında bulunan dünyaca ünlü iki dev markanın yıllık hasılatlarını topladığımızda 5.05 milyar dolar ediyor. Karşılaştırma için farklı bir sektörde faaliyet gösteren ve yerli bir firma olan Arçelik’in yıllık hasılatlarını araştırdım. Arçelik’in yayınladığı rapora göre net satışların 2017 yılı için 5.06 milyar Euro, 2016 yılı için ise 4.81 milyar Euro olduğunu gördüm (dolar kuruna çevirdiğinizde her ikisi de 5 milyarın üstünde).

Şimdi geçelim listeye…

 

Firmalar

Listenin en tepesinde 3.73 milyar dolar yıllık hasılat ile Yamaha var. Onu 1.32 milyar dolar ile Gibson ve 1.01 milyar dolar ile 2017 yılında Samsung tarafından satın alınan Harman Professional takip ediyor.

Dördüncü sırada fazla bilinmeyen bir isim görüyoruz: Gold Peak Industries. Hong Kong kökenli bu firmanın kendi ismi pek bilinmese de bünyesinde bulundurduğu KEF, Celestion gibi markalar oldukça popüler.

Beşinci sırada bir Alman firması var: Sennheiser. Onu Shure ve Fender takip ediyor. Listenin dokuzuncu sırasında Pioneer DJ bulunuyor.

Listede yer alan Harman Professional’ın Harman’ın sadece profesyonel kolu; Pioneer DJ’in ise Pioneer’ın sadece DJ ekipmanları markası olduğunu göz ardı etmemek gerekir.

 

Ülkeler

Müzik enstrümanları ve ekipmanları pazarının en büyük olduğu ülke Amerika Birleşik Devletleri. ABD, toplam 7 milyar dolarlık bir hacme sahip. Onu 1.47 milyar dolar ile Japonya ve 1.38 milyar dolar ile Çin izliyor.

Bu pazarda Avrupa’nın en büyük ülkesi listenin dördüncü sırasında bulunan ve 1 milyar dolarlık hacme sahip olan Almanya.

Music Trades raporunun tamamını satın almak isterseniz bu linki ziyaret edebilirsiniz.

 

İlginizi çekebilir: Müzik Endüstrisine Bakış (yazı dizisi)

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Tadas Mikuckis | Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment

Monitör Kalibrasyon Seviyeleri Üzerine… (3. Bölüm)

Bu yazı dizisi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm için tıklayınız. İkinci bölüm için tıklayınız.

 

Küçük Stüdyolar, Televizyon ve Video İçin Kalibrasyon Seviyeleri

Küçük stüdyolar ve evler için hazırlanan televizyon ve video programları için kalibrasyon seviyeleri biraz daha farklı. Dinleme yapılan mekânlar küçük olduğu için yukarıda belirtilen seviyeler fazla yüksek gelebiliyor.

En azından şunu söyleyebiliriz, yukarıda belirtilen seviyelerde her ne kadar çelişkiler olsa da hepsinin ortak bir görüşü var, o da küçük mekânlar için kalibrasyon referans seviyelerinin düşük tutulması gerektiği.

Bob Katz, radyo ve televizyon gibi yayın formatları için kalibrasyon referans seviyesinin sinemalara göre 8 dB daha düşük olacak şekilde seçilmesini öneriyor, yani K-12 skalasının kullanılmasını tavsiye ediyor.

K-12 | -12 dBFS = 83 dBC ya da bunu -20 dBFS = 75 dBC olarak da düşünebiliriz.

 

Tomlinson Holman, televizyon, video gibi ev formatları için kalibrasyon seviyesini -20 dBFS referans sinyali ile 78-83 dBC arasında bir değer olarak öneriyor.

Pink noise | -20 dBFS = 78-83 dBC (slow response)

 

Netflix ‘theatretical’ olmayan ve ‘nearfield’ monitörler ile yapılan miksler için kalibrasyon seviyesini -20 dBFS referans sinyali ile 79 dBC veya 82 dBC olarak öneriyor. Bu arada Netflix ek olarak sinyal seviyesinin -2 dBFS (true peak) üzerine çıkmamasını şart koşuyor.

Pink noise | -20 dBFS = 79-82 dBC (slow response)

 

Müzik Miksleri İçin Kalibrasyon Seviyeleri

Bob Katz, popüler müzik miksleri için kalibrasyon referans seviyesinin sinemalara göre 6 dB daha düşük olacak şekilde seçilmesini öneriyor, yani K-14 skalasının kullanılmasını öneriyor.

K-14 | -14 dBFS = 83 dBC ya da bunu -20 dBFS = 77 dBC olarak da düşünebiliriz.

 

Tomlinson Holman müzik için standart olmadığını söylüyor ve kalibrasyon seviyesini -20 dBFS referans sinyali ile 78-93 dBC arasında bir değer olarak öneriyor.

Pink noise | -20 dBFS = 79-83 dBC (slow response)

 

 

Sonuç ve Ev Stüdyoları için Tavsiye

Stüdyo monitörlerinin kalibre edilmesinin arkasında yatan mantığın aslında sinema endüstrisine dayandığını yazımın başında belirtmiştim. Kalibrasyon hem aynı stüdyoda farklı parçalar/filmler ve miksler ile çalışırken tutarlılığı sağlamak hem de farklı stüdyolar/sinemalar arasında bir standart tutturabilmek adına çok önemli. Sinema endüstrisi bunu büyük ölçüde başarmış. Müzik endüstrisinde ise böyle bir standart maalesef henüz yok.

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda bir insanın evinde müzik dinlediği ses basınç seviyesinin ortalama olarak 75-85 dB SPL olduğu yazmıştım. Diğer yandan stüdyolarda genelde çok daha yüksek seviyelerle çalışıldığı için kalibrasyonun 90 dB SPL’e göre yapılabileceğini de yazmıştım. Aslında bu değerler Tomlinson Holman’ın müzik için verdiği kalibrasyon değerlerine (78-93 dB SPL C-Weighting) yakın.

Sonuç olarak müzik için bir standart olmadığı için referans seviyemizi kendimiz seçmek zorundayız. Evde veya proje stüdyolarında nearfield monitörlerle çalışanlar için kalibrasyon seviyesi olarak benim tavsiyem, -20 dBFS referans seviyesi ile, -79 dB SPL veya -82 dB SPL (C-Weighting, slow response) olur.

Pink noise | -20 dBFS = 79 dBC veya -20 dBFS = 82 dBC (slow response)

 

Bu yazı dizisi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm için tıklayınız. İkinci bölüm için tıklayınız.

Monitör kalibrasyonu için “Stüdyo Monitörleri Nasıl Kalibre Edilir?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Ses basınç seviyesi ölçümleri ve A/C Weighting dengeleri ile ilgili olarak “Ses Basınç Seviyesi Ölçümleri: A-Weighting ve C-Weighting Dengeleri” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Headroom ve seviyeler ile ilgili olarak “Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Chris Sansbury | Pixabay

Ev stüdyosu fotoğrafı: Paulette Wooten | Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 2 Comments

Monitör Kalibrasyon Seviyeleri Üzerine… (2. Bölüm)

Bu yazı dizisi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm için tıklayınız. Üçüncü bölüm için tıklayınız.

 

Çelişki

Yapılan hatanın fark edilmesinden sonra -20 dBFS = 83 dBC (ya da -18 dBFS = 85 dBC) olarak kabul edilen ve Tomlinson Holman ile Bob Katz tarafından da bu şekilde olduğu öne sürülen referans seviyesinin son yıllardaki kalibrasyon uygulamalarıyla ters düştüğünü gözlemledim. Gördüğüm, okuduğum ve araştırdığım kadarıyla kalibrasyon seviyesi olarak -20 dBFS = 85 dBC referans alınıyor.

Araştırmaya devam ettim. SMPTE (Society of Motion Picture and Television Engineers) sunumlarının birinde Brian Vessa (Sony Digital Audio Mastering birimi yöneticisi) referans seviyesinin -20 dBFS = 85 dBC olduğunu belirtmiş.

Pink noise | -20 dBFS = 85 dBC (slow response)

 

Daha sonra Tomlinson Holman’ın 5.1 Surround System: Up and Running adlı kitabının 2008 yılında yayımladığı ikinci basımını inceledim. Holman, 2000 yılında çıkan ilk basımdaki -20 dBFS = 83 dBC olarak belirttiği referans seviyesini ikinci basımda herhangi bir açıklama yapmadan -20 dBFS = 85 dB SPL olarak değiştirmiş (her ikisi de C-Weighting, slow response).

Pink noise | -20 dBFS = 85 dBC (slow response)

 

Buna karşılık Bob Katz’ın sitesindeki makalelerinde referans seviyesi ile ilgili herhangi bir değişiklik ya da güncelleme yok.

 

Surround Sound: Up and Running – 2000 (sol) ve 2008 (sağ) basımı

 

NTi, XL2 cihazında kullanılan Cinema Meter eklentisinin kullanım kılavuzunda referans seviyesini -20 dBFS = 85 dBC olarak belirtiyor.

Netflix de “theatretical” (film standardında) yapılan miksler için referans seviyesini -20 dBFS = 85 dBC olarak kabul ediyor.

Bu aslında oldukça kafa karıştırıcı bir durum. Araştırmaya biraz daha devam edince en mantıklı açıklamayı Meyer Sound’dan Peter Soper’ın yazdığı “Calibrating Cinema Sound Systems” başlıklı teknik raporda buldum. Kabaca özetleyecek olursak Soper raporunda şunu söylüyor: Her pink noise ya da referans için kullanılan her test tonu aynı değil!

 

Her Pink Noise Aynı Değil!

Soper’in raporu üzerinden durumu biraz daha detaylı bir şekilde açıklamaya çalışayım… Neredeyse 0 dBFS’e dokunan ama kırpılmaya (clipping) girmeyen bir sinüs dalgasını ele alalım. Bu dalga 100% (tam) modülasyon kriterine uyuyor ancak bu dalganın RMS değeri ölçüldüğünde tam modülasyona göre 3 dB aşağıda çıkıyor. Tek frekansa (örneğin 1 kHz) sahip bu sinyalin peak ve RMS değerleri arasındaki bu 3 dB’lik fark, bu sinüs dalgasının 3 dB crest factor’a sahip olduğunu gösteriyor.

%100 modülasyona sahip bu sinyalin seviyesini %10 azalttığımızda sinyalin peak değeri -20 dBFS, RMS değeri ise -23 dBFS oluyor.

Tek frekansa sahip basit dalgalarda crest factor sabit olarak 3 dB ancak diğer yandan pink noise için durum farklı. Pink noise, yaklaşık 10-16 dB arasında değişken crest factor değerlerine sahip.

Soper, Meyer Sound olarak bunları göz önüne alarak -20 dBFS seviyesinde bir referans sinyali hazırladıklarını söylüyor. Bu sinyali hazırlarken pink noise sinyalinin seviyesini ‘true RMS’ metodu ile ölçerek referans sinüs dalgasının -23 dBFS RMS değerine göre kalibre etmişler. Aynı zamanda pink noise sinyalinin crest factor’ünü 12.3 dB’ye sabitlemişler. Bunların sonucunda Meyer Sound -20 dBFS referans sinyali ortaya çıkmış.

Soper’in raporundan anlıyoruz ki her pink noise ya da referans için kullanılan her test tonu aynı değil!

 

Bu yazı dizisi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm için tıklayınız. Üçüncü bölüm için tıklayınız.

Ses basınç seviyesi ölçümleri ve A/C Weighting dengeleri ile ilgili olarak “Ses Basınç Seviyesi Ölçümleri: A-Weighting ve C-Weighting Dengeleri” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Monitör kalibrasyonu için “Stüdyo Monitörleri Nasıl Kalibre Edilir?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Headroom ve seviyeler ile ilgili olarak “Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Chris Sansbury | Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Monitör Kalibrasyon Seviyeleri Üzerine… (1. Bölüm)

Bu yazı dizisi üç bölümden oluşmaktadır. İkinci bölüm için tıklayınız. Üçüncü bölüm için tıklayınız.

 

Stüdyo monitörlerinin kalibrasyonu arkasında yatan mantık aslında sinema endüstrisine dayanmaktadır. Filmlerin stüdyolarda yapılan ses miksleri, stüdyo ve sinema salonları arasındaki ses seviyesi farklılıklarından dolayı amaçlandığı gibi duyulmuyordu. Bu yetmiyormuş gibi aynı film bazı salonlarda çok yüksek, bazılarında ise çok düşük ses seviyesi ile oynatılıyordu.

Bu tutarsızlıklara son vermek adına 1970’lerin ortasında sinema ses sistemleri “standart” bir seviyeye göre kalibre edilmeye başlandı. Bu sayede filmlerin ses mikslerinin bütün sinema salonlarında (en azından seviye olarak) miksin yapıldığı stüdyodaki gibi duyulması amaçlanmıştı.

Standart seviye için test tonu pink noise; referans sinyal seviyesi 0 VU = +4 dBu; ses basınç seviyesi de 85 dB SPL (C-Weighting, slow response) olarak kabul edildi.

Pink noise | 0 VU = +4 dB = 85 dBC (slow response)

 

İlerleyen tarihlerde dijital sistemler kullanılmaya başlandığında referans sinyali 0 VU = -20 dBFS şeklinde kalibre edildi.

0 VU = -20 dBFS

 

Referans Sinyal Seviyesinde Hata!

Daha sonra dijital sistemlerde kullanılan referans seviyesinde bir hata olduğu fark edildi. Dijitale geçerken VU metre sinüs dalgası kullanılarak -20 dBFS’e göre kalibre edilmişti. VU metrenin RMS yöntemini kullanmadığı göz önüne alınmamıştı.

VU metreler ‘average responding meter’ olarak bilinir çünkü sinyal seviyesini ortalama alarak ölçerler. Sinüs dalgasının RMS değeri peak değerinin 0.707 katı, ortalama değeri ise peak değerinin 0.636 katıdır. Bu sebepten dolayı olarak pink noise’un RMS değeri ile kalibrasyon için kullanılan sinüs dalgasının seviyesi birbirini tutmamış oldu. Sonuçta önceki standardın 2 dB yanlış olduğu ortaya çıktı!

Bu durumda -20 dBFS = 83 dB SPL (C-Weighting, slow response) olmuş oldu.

 

Tomlinson Holman

Ses konusunda sinema sektöründe en deneyimli ve saygın isimlerden biri Tomlinson Holman’dır. Şu anda hâlen Apple’da ‘audio director’ olarak çalışan Holman, THX’i yaratan kişi olarak tanınır. Holman, THX’i 1983 yılında George Lucas’ın şirketi Lucasfilm’de çalışırken Star Wars: Return of the Jedi filmi için geliştirmiştir. THX ismi Tomlinson Holman’ın isminin baş harflerinden gelmektedir. ‘X’ de “crossover” ya da “experiment” kelimelerinin temsili için eklenmiştir. Tabii bu isim aynı zamanda George Lucas’ın ilk filmi THX 1138’e de bir göndermedir.

Holman, 2000 yılında yayımladığı 5.1 Surround System: Up and Running adlı kitabında referans seviyesini -20 dBFS = 83 dB SPL (C-Weighting, slow response) olarak almıştır.

Pink noise | -20 dBFS = 83 dBC (slow response)

 

Bob Katz ve K-System

Mastering dünyasının duayen isimlerinden Bob Katz, 2000 yılında Journal of Audio Engineering Society’de (JAES) yayımlanan “Integrated Approach to Metering, Monitoring, and Leveling Practices” adlı makalesinde, yukarıda bahsettiğim analogdan dijitale geçiş sırasında referans sinyali seviyesinde yapılan yanlışa değinmiş. Katz da Tomlinson Holman gibi referans seviyesini -20 dBFS = 83 dB SPL (C-Weighting, slow response) olarak almış ve bir de monitör seviye sistemi önermiş.

Bob Katz K-System. Görsel Katz’ın Digital Domain web sitesinden alınmıştır. İlgili sayfaya görsele tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Bob Katz’ın K-System adını verdiği monitör sisteminde K-20 (papa), K-14 (mama) ve K-12 (baby) adlarında üç farklı skala bulunuyor. Sayılar, dB cinsinden headroom’a işaret ediyor. K-20 için 20 dB, K-14 için 14 dB, K-12 için ise 12 dB headroom bırakılıyor. K-System’deki tüm skalalarda normal çalışma seviyesi (0 dB) her zaman 83 dB SPL’e göre ayarlanıyor.

Aslında bunu biraz daha sabit bir şekilde düşünmek mümkün. Dijitalde çalıştığımız ve dBFS skalasını kullandığımız için referans seviyelerini aşağıdaki gibi ele alabiliriz:

K-20 | -20 dBFS = 83 dBC (slow response)

K-14 | -14 dBFS = 83 dBC (slow response)

K-12 | -12 dBFS = 83 dBC (slow response)

Katz, K-20 skalasını sinema miksleri, klasik müzik ve geniş dinamik alan gerektiren benzer uygulamalar; K-14 skalasını popüler müzik miksleri; K-12 skalasını ise radyo, televizyon ve benzeri yayın formatları için öneriyor.

 

Bu yazı dizisi üç bölümden oluşmaktadır. İkinci bölüm için tıklayınız. Üçüncü bölüm için tıklayınız.

 

Ses basınç seviyesi ölçümleri ve A/C Weighting dengeleri ile ilgili olarak “Ses Basınç Seviyesi Ölçümleri: A-Weighting ve C-Weighting Dengeleri” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Monitör kalibrasyonu için “Stüdyo Monitörleri Nasıl Kalibre Edilir?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Headroom ve seviyeler ile ilgili olarak “Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Chris Sansbury | Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 3 Comments

Ücretsiz Plug-in’ler (15)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 15: Loudness Meter 2 (Youlean), PianoVerb (PSP), Acqua Ochre Homebrew EQ (Acustica), VHL-3C Vintage High/Low Filter (Black Rooster Audio).

 

Loudness Meter 2 (Youlean)

 

Youlean Loudness Meter 2, LUFS skalası kullanarak mono, stereo ve 5.1 surround sinyaller üzerinde ölçüm yapan bir plug-in. Aynı zamanda sinyaldeki ‘true peak’ değerini de ölçüyor.

ITU-R BS.1770 standardı ile uyumlu olan Youlean Loudness Meter 2 dünyadaki tüm yayın standartları için preset’lere sahip. Ücretli olan sürümünde Spotify, Apple Music, YouTube ve Tidal gibi streaming servisleri için de presetler bulunuyor.

Youlean Loudness Meter 2’nin penceresini istediğiniz gibi büyütüp küçültebiliyorsunuz. Bence bu da önemli bir özellik.

Kaçırmayın!

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

PianoVerb (PSP)

 

PianoVerb, piyano için geliştirimiş bir reverb plug-in’i değil… PianoVerb, piyanoyu reverb olarak kullanan bir plug-in. Aslında bu, yeni bir teknik değil. Piyanonun telleri susturulmamışsa oda veya mekân içindeki başka kaynaklardan gelen ses dalgaları telleri titreştirir. Piyanonun tellerini mikrofonlayıp bu titreşimleri kaydettiğinizde bir çeşit reverb elde etmiş olursunuz. PianoVerb de bu fikir üzerinden yola çıkılarak geliştirilmiş bir plug-in.

Mac: AU, AAX, RTAS, VST | Win: AAX, RTAS, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Acqua Ochre Homebrew EQ (Acustica)

 

Acqua Ochre Homebrew, bir parametrik EQ plug-in’i. Sinyali ‘low’ (35-315 Hz), ‘mid’ (315-2500 Hz) ve ‘high’ (2500-22000 Hz) olmak üzere üç farklı frekans aralığına bölüyor. Q değeri her aralık için 0.5 ile 4 arasında ayarlanabiliyor. +/-16 dB cut/boost yapmak mümkün.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

VHL-3C Vintage High/Low Pass Filter (Black Rooster Audio)

 

VHL-3C Vintage High/Low Pass Filter, adından da anlaşılabileceği gibi, eski analog pasif filtre tasarımlarını emüle eden bir low-cut ve high-cut filtre plug-in’i. Ses örnekleri için aşağıdaki videoyu seyredebilirsiniz.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 2 Comments