Apple, Kulaklıkla Müzik Dinleme Deneyimimizi Değiştirmeye Hazırlanıyor

Apple, 22 Eylül 2016 tarihinde “Spatial Headphone Transparency” adını verdiği, kulaklıklara yönelik yeni bir sinyal işleme tekniği için patent başvurusunda bulunmuştu. Apple’ın başvurusu geçtiğimiz Temmuz ayında kabul edildi ve böylelikle Apple, kullanıcıların kulaklık ile dinleme deneyimlerini değiştirmeyi hedefleyen bu tekniğin patent sahibi oldu.

Peki, nedir bu “Spatial Headphone Transparency”?

Türkçeye birebir çevirince bir garip oluyor! “Uzaysal Kulaklık Şeffaflığı” ya da “Alansal Kulaklık Şeffaflığı” diyebiliriz belki. Aslında İngilizcesi de bir garip. Biz en iyisi ne yaptığına bakalım…

Apple, bu tekniğin arkasındaki mantık için ‘acoustic transparency’ (akustik şeffaflık) terimini kullanıyor. Çalışma prensibi şu şekilde:

  • Kulaklık, üzerinde bulunan mikrofonlar aracılığı ile kullanıcının etrafındaki sesleri alıyor.
  • Bu sesler, sol ve sağ kanallar ayrı ayrı olmak üzere, özel bir algoritma ile işleniyor ve kullanıcının dinlemekte olduğu sinyal/program (müzik, podcast vb.) ile karıştırılıyor.
  • Bu sayede kullanıcı, dinlemekte olduğu programı kulaklık takmadan dinliyormuş gibi oluyor.

Apple’ın bu ses işleme tekniğinin bir özelliği de kulaklığa verilen çevre seslerinin uzaysal/alansal dağılımını ve yerleşimini koruması. Apple bunu başarabilmek için duyum ve lokalizasyon üzerinde büyük etkisi olan kafa ve diğer anatomik özellikleri hesaba katıyor.

Apple’ın bu yeni ses işleme tekniği ile başarmayı hedeflediği diğer bir şey ise kullanıcının kulaklık ile dinlediği müziği ya da herhangi bir programı “kafasının içinden” alıp “kafasının üstüne” taşımak. Diğer bir deyişle, Apple, kullanıcının kulaklık ile müzik dinlerken müziği kafasının içinde duymasını değil, kafasının üzerindeki bir çift hayali hoparlörden dinlemesini istiyor. Bu sayede müziğin kulaklıktaki çevre seslerden ayrışmasını ve kullanıcının yakınında olan sesleri müzik tarafından maskelenmeden duymasını amaçlıyor.

Patent dosyasının indirmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Apple’ın 2019 yılında piyasaya sürmek için kulak üstü tipte yeni bir kulaklık üzerinde çalıştığı söyleniyordu. Apple, o kulaklıkta bu yeni ses işleme tekniğini kullanabilir diye düşünüyorum.

Bekleyip göreceğiz.

İlgili yazılar:

Waves Nx Program ve Head Tracker: Herkes için 3D Ses!

 

Stüdyo Tipi Kulaklıklar ve Yeni Gelişmeler

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Başlık fotoğrafı: Alice Moore | Unsplash

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Cips Paketi, Saksı ve Diğer Objeleri Görsel Mikrofona Çeviren Teknoloji

“Hareket” dediğimiz zaman çoğumuzun aklına görebildiğimiz bir şey geliyor ancak gözümüzün göremeyeceği belirsizlikte olan hareketler de var. Göremediğimiz bu hareketleri videoya kaydettiğimizde fotoğraf gibi oluyor.

Birkaç yıl önce Massachusetts Institute of Technology’deki araştırmacılar ‘hareket mikroskopu’ (motion microscope) adını verdikleri bir yazılım geliştirdiler. Bu yazılım, video kaydındaki göremediğimiz, fark edemediğimiz belirsiz hareketleri deyim yerindeyse büyütüyor ve görebileceğimiz bir hale getiriyor. Örnek olarak bir kişinin bileğini videoya çekip, hareket mikroskopu yazılımını kullanarak hareketleri büyütüp, dokunmadan o kişinin nabzını saymak mümkün.

Diyeceksiniz ki, “bunun ses ile ilgisi nerede?”

Sesle ilgili kısmı bilgisayar, görüntü ve insan-bilgisayar etkileşimi üzerine çalışan bilim insanı Abe Davis’in ortaya çılgın bir fikir atmasından sonra başlıyor.

Davis, ses dalgalarının cisimleri titreştirdiğini, ses titreşimlerinin de bir türlü hareket olduğunu ve videoya kaydedilen bu hareketlerin, hareket mikroskopu ya da benzer bir yazılım ile büyütülerek tekrar sese dönüştürülebileceğini iddia ediyor.

Davis ve çalışma arkadaşları hemen deneylere başlıyor! Bir odaya içinde çiçek olan bir saksı ve bir hoparlör koyuyorlar. Daha sonra müziği açıyorlar ve saksıdaki çiçeği saniyede bin kare kaydedebilen bir kamera ile videoya çekiyorlar. Bu kadar yüksek hızda video kullanmalarının sebebi çiçeğin yapraklarının çok küçük bir şekilde, yalnızca bir mikrometre (santimetrenin onda biri) kadar hareket etmesi.

Kaydedilen videoyu izleyince ne hareket görüyorsunuz ne de ses duyuyorsunuz. Davis ve ekibi yazdıkları bir algoritma sayesinde bu hareketsiz ve sessiz videodan ses titreşimlerinin oluşturduğu çok küçük hareketleri tekrar sese dönüştürmeyi başarıyorlar.

Bu teknoloji aslında inanılmaz bir şeyin kapısını açıyor: sıradan nesneleri uzak görsel mikrofonlara çevirmek!

Davis ve ekibi cips paketleri de dahil olmak üzere birçok nesne ile deney yapıyorlar.

“Kaydedilen” sesleri dinlemek ve bu teknoloji ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için Abe Davis’in TED konuşmasının videosunu mutlaka seyredin. Videoda Türkçe alt yazı mevcut.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Stereo Çıkış (Master Bus) Üzerinde Sinyal İşlemci Kullanılır mı?

Bu yazımda sizinle ‘mix bus’ veya diğer adıyla ‘master bus’ yani stereo çıkış üzerinde plug-in ve hardware sinyal işlemci kullanımı ile ilgili görüşlerimi paylaşmak ve birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.

Yazıya şu soru ile başlamak hiç fena bir fikir olmaz sanırım: “Stereo çıkışta plug-in veya hardware işlemci kullanılır mı?”

Bu soru üzerine çok tartışmalar yapıldı, yapılmaya da devam ediyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu sorunun tek bir cevabı yok. Farklı görüşler var.

Benim gördüğüm, duyduğum ve okuduğum kadarıyla ortada şöyle bir tablo var: Miks mühendisleri, stereo çıkış üzerinde plug-in veya işlemci kullanmaya (kendileri kullanmasalar bile) genel olarak sıcak bakıyorlar. Diğer yandan mastering mühendislerinin bir çoğu stereo çıkış üzerinde plug-in ve işlemci kullanmaya karşı çıkıyorlar.

Aslında mastering mühendislerini anlayabiliyorum çünkü master bus üzerindeki işlemci yanlış kullanıldığında hem miksi olduğundan daha kötü veya sorunlu bir hale getiriyor, hem de (eğer parça mastering’e gidecekse) mastering mühendisinin çalışma alanını daraltıyor ve elini kolunu bağlıyor.

Diğer yandan, master bus üzerindeki işlemcinin yerinde ve doğru bir şekilde kullanıldığı zaman ortaya çok güzel sonuçlar çıktığını düşünüyorum.

Bu sebepten dolayı ben stereo çıkış üzerinde plug-in veya hardware sinyal işlemci kullanılmasına karşı değilim.

Şimdi gelelim tavsiyelere…

 

Sadece Kompresör ve Limiter Değil

Stereo çıkış üzerinde sinyal işlemci deyince akla gelenler kompresör ve limiter oluyor. Belki bir de EQ. Ancak stereo çıkış için kullanılabilecek plug-in veya cihazları sadece dinamik işlemciler ve EQ ile sınırlamak hata olur. Biraz daha geniş düşünmekte fayda var.

Ben şöyle bir liste yaptım:

  • Dinamik alan işlemcileri
  • Ton ve frekans işlemcileri
  • ‘Saturation’ işlemcileri
  • Stereo alan işlemcileri
  • Harmonik ve psikoakustik işlemcileri

Bunların hepsini ya da bunlardan en az birisini kullanalım gibi bir tavsiyede bulunmuyorum. Sadece kullanılabilecek sinyal işlemci grupları olarak aklımızda bulunsun istedim. Bazen gerek olmaz, stereo çıkışta hiçbir şey kullanmayız. Bazen de yukarıdakilerden bir veya birkaç tanesini kullanırız. Her prodüksiyon, her sound, her parça farklı.

Bu yukarıdaki sinyal işlemci grupları ile ilgili bir blog yazısı yazmayı düşünüyorum. Yeni blog yazıları yayımlandıkça size haber verebilmem için mesaj listeme üye olabilirsiniz.

WaveArts – Tube Saturator (ücretsiz indirme linki için görsele tıklayınız)

 

Kendinizden Emin Değilseniz Yapmayın!

Herhangi bir kanala uyguladığınız bir sinyal işlemci ile ilgili ters giden bir şey varsa (parametrelerin doğru ayarlanmaması, yerli yersiz kulanım gibi), ortaya çıkan problem sadece o kanalı etkiler. Tabii sineğin ufak olsa da mide bulandırdığını biliyoruz ancak yine de sorunlu bir kanal miks içinde bir ihtimal “araya kaynayabilir”. Böyle bir durum olsun istemeyiz ama olabiliyor.

Diğer yandan stereo çıkış üzerinde uyguladığınız sinyal işlemci yüzünden bir sorun olursa onun “araya kaynaması” çok zor. Bu sebepten dolayı master bus üzerinde işlem yapmak aslında çok riskli bir şeydir.

Stereo çıkış üzerinde kullanmak istediğiniz sinyal işlemciye hakim değilseniz, kendinizden emin olamıyorsanız bu durumda o işlemciyi kullanmamak, risk almamak en iyisi.

 

Küçük Dokunuşlar

Eğer master bus üzerinde bir işlemci kullanıyorsanız, işlemci üzerindeki parametreleri sinyale çok küçük dokunuşlarla müdahale edecek şekilde ayarlayın. Etkisi büyük olabilecek ayarlardan kaçının.

Eğer işlemcinin sinyal üzerindeki etkisinin fazla olup olmadığından emin olamıyorsanız, ayarları iki ‘tık’ geri çekin. Eğer işlemcinin sinyal üzerindeki etkisinin kararında olduğunu düşünüyorsanız, ayarları bir ‘tık’ geri çekin. Bu yaklaşım bende hep işe yaramıştır ama tabii arada biraz zaman bırakıp, parçayı sonradan taze kulakla tekrar dinleyip, son kararı öyle vermekte fayda var.

 

Son Dakikaya Kadar Beklemeyin

Master bus üzerinde sinyal işlemci kullanacaksanız, işlemciyi insert etmek için son dakikaya kadar beklemeyin. Hatta işlemciyi miks sürecinde mümkün olan en erken noktada devreye alın.

Bunun arkasında yatan mantık şu: Stereo çıkıştaki sinyal işlemci bitmiş mikse şekil vermek için değil, miksi şekillendirmek ve karakter katmak için kullanılır. Diğer bir deyişle, stereo çıkıştaki sinyal işlemci miksin bir parçasıdır; miksteki sorunları örtmek veya hataları telafi etmek için sonradan eklenmiş bir plug-in veya cihaz değildir.

Bu sebepten dolayı stereo çıkışta kullanacağınız sinyal işlemciyi miksin erken safhalarında devreye almak dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

 

Diğer Görüşler…

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar adlı kitabımdaki röportajlarda okuyabileceğiniz gibi, bazı miks mühendisleri mikslerinin ana çıkışında sinyal işlemciler kullanıyorlar ve bunu miksin bir parçası olarak ele alıyorlar. Kitap hakkında bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Photo by Oleg Pliasunov | Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu | Leave a comment

Ücretsiz Plug-in’ler (14)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 14: Infected Mushroom Wider (Polyverse Music), TAL-Vocoder (TAL), Snapshot 2 (Non-Lethal Applications), Subspace (Zynaptiq).

 

Infected Mushroom Wider (Polyverse Music)

 

Wider, adından da anlaşılabileceği gibi, bir stereo genişletici plug-in. Wider bir dizi all-pass ve comb filter kullanarak sinyalin stereo imajını genişletiyor. Wider, hem stereo, hem de mono sinyaller için kullanılabiliyor. Wider’ın en önemli özelliklerinden biri işlenmiş sinyalde hiçbir zaman faz problemleri olmaması. Diğer bir deyişle, işlenmiş (yani genişletilmiş) sinyal monoyo çevrildiğinde faz kaybı sebebi ile bir sorun yaşanmıyor. Deneyin, bence memnun kalacaksınız!

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

TAL-Vocoder (TAL)

 

TAL-Vocoder, 80’li yılların klasik vocoder seslerini emüle eden bir plug-in. İnsan sesi için optimize edilmiş olan plug-in, sesi daha anlaşılabilir kılmak adına sessiz harfler için birtakım algoritmalar içeriyor.

Mac: AU, VST | Win: VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Snapshot 2 (Non-Leathal Applications)

 

Snaphot 2 bir plug-in ama sinyal işleyen bir plug-in değil. Eğer sadece in-the-box değil de DAW ve plug-in’lerin yanı sıra outboard gear ile de çalışıyorsanız Snapshot 2’yi seveceksiniz. Aslında fikir çok basit. Kompresör, EQ, efekt cihazları… Kullandığınız tüm hardware cihazların ayarlarının fotoğraflarını telefonunuz ile çekiyorsunuz. Çektiğiniz fotoğrafı plug-in olarak DAW session’ı içine yerleştiriyorsunuz. Böylelikle hangi kanalda hangi hardware cihaz kullandığınızı ve bu cihazı hangi ayarlarla kullandığınızı parçanızın session dosyası içinde saklamış oluyorsunuz.

Mac: AU, AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Subspace (Zynaptiq)

 

Subspace, üzerinde sadece dört adet preset bulunan bir reverb plug-in’i. Subspace’in üzerinde sadece iki kontrol var: preset seçimi ve dry/wet dengesi. Bu şekilde anlatınca daha çok “oyuncak” gibi geliyor ama Subspace aslında iyi ve kullanılabilir bir reverb plug-in’i. Denemenizi tavsiye ederim.

Mac: AU, VST | Win: VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Decca Tree Stereo Mikrofonlama Tekniği

İki mikrofonun aralarında belli bir mesafe bırakılarak ses kaynağının önüne yerleştirildiği stereo mikrofonlama tekniğine AB veya ‘spaced pair’ adı verilir. Spaced pair, Türkçede aralarında mesafe olan çift anlamına gelmektedir. Bu isim, bu teknikte iki mikrofonun birbirleri arasında mesafe bulunması sebebi ile verilmiştir.

Mikrofonların birbirlerine olan uzaklığı kaydedilen ses kaynağına ve uygulamaya göre değişir. Genelde iki mikrofon arasındaki mesafe 50 cm ile 3 metre arasındadır.

AB tekniğinde genelde omnidirectional mikrofonlar kullanılır, ancak cardioid mikrofonlar da diğer bir seçenektir.

AB stereo mikrofonlama tekniğinin avantajı geniş ve ferah bir stereo panorama sağlamasıdır. İki mikrofon arasındaki mesafe arttıkça stereo panorama genişler. Bu tekniğin dezavantajı ise, özellikle iki mikrofon arasındaki mesafe açıldıkça, stereo panoramanın ortasında, ‘center’ olarak adlandırdığımız bölgede bir “boşluk” oluşmaya başlamasıdır.

 

Decca Records ve Decca Tree Tekniği

1950’li yıllarda ünlü plak şirketi Decca Records’ın stüdyolarında orkestra kayıtları yapan ses mühendisleri Arthur Haddy, Roy Wallace ve Kenneth Wilkinson, AB tekniği ile yapılan stereo kayıtlarda ortada oluşan boşluktan rahatsız olurlar. Bu boşluğu doldurmak için akıllarına üçüncü bir mikrofon kullanma fikri gelir. T şeklinde bir düzenek yaptırıp, bu düzeneğin her ucuna birer mikrofon yerleştirirler. İlk olarak kullandıkları mikrofon Neumann M49’dur. Daha sonra T şeklinde düzenekte biraz değişiklikler yaparlar ve mikrofonları da Neumann M50 ile değiştirirler. M49’un cardioid, M50’nin ise omni olduğunu düşününce bunun aslında önemli bir değişiklik olduğunu anlıyoruz.

 

Mikrofon Düzeni

Decca Tree tekniğinde sol ve sağ mikrofonlar aynı hizada, aralarında iki metre mesafe olacak şekilde yerleştirilir. Orta mikrofon, adından da anlaşılabileceği gibi, sol ve sağ mikrofonun tam ortasındaki noktaya yerleştirilir ancak bu mikrofon, sol ve sağ mikrofonlara göre 1.5 metre öndedir.

Yerleşim ve Mikrofonların Hizalanması

Decca Tree, sahnenin büyüklüğü ve orkestranın kapladığı alana bağlı olarak, genelde orkestra şefinin 2.5 ile 3.2 metre yukarısında olacak şekilde yerleştirilir. Decca Tree düzeneği içindeki mikrofonlar küçük bir açıyla aşağıya doğru, orkestra bakacak şekilde, pozisyonlanır.

Çok büyük orkestralar için Decca Tree’ye yaklaşık 6’şar metre mesafede olacak şekilde iki mikrofon daha kullanılır. Harici olarak kullanılan bu mikrofonlara ‘flanking microphones’ adı verilir.

 

Stereo Panorama

Decca Tree içindeki sol ve sağ mikrofonlar, stereo panorama içinde sol ve sağ (L ve R), ortadaki mikrofon ise orta noktaya (C) konumlandırılır. Orta mikrofonun seviyesi “stereo panorama içindeki boşluğu dolduracak şekilde” ayarlanır. Diğer bir deyişle, orta mikrofonun seviyesi için herhangi bir standart bulunmamaktadır.

 

Faz Problemleri

AB ve Decca Tree gibi stereo mikrofonlama tekniklerinde mikrofonların diyaframları arasında mesafe olduğu için ses dalgaları mikrofonlara farklı zamanlarda ulaşırlar. Bu sebepten dolayı kayıtta faz ilişkisine çok dikkat etmek, kaydın mono ile uyumlu olup olmadığını kontrol etmek gerekir.

 

Farklı Versiyonlar

Zaman içinde Decca Tree’nin farklı versiyonları geliştirilmiştir. Bu farklı versiyonlarda değişiklikler genel olarak orta mikrofon üzerinde yapılmıştır. Ortada tek bir omni mikrofon kullanmak yerine XY, MS, Blumlein gibi stereo mikrofonlama teknikleri denenmiştir. Bu denemelerin bazılarından iyi sonuçlar alınmıştır ancak bugün Decca Tree denildiğinde hâlâ üç mikrofondan oluşan klasik mikrofonlama tekniği akla gelmektedir.

 

Deneyin!

Decca Tree, orijinal olarak orkestra kayıtları için geliştirilmiş bir teknik olsa da farklı uygulamalar için de kullanılıyor.

Triad-Orbit gibi markaların bazı mikrofon stand sistemleri ile Decca Tree yerleşimini kolayca yapmak mümkün. Diğer yandan, eğer sadece denemek ve sonuçları duymak istiyorsanız, bu stand sistemlerine yatırım yapmanıza veya elinizde mutlaka Neumann mikrofonların bulunmasına gerek yok. Decca Tree tekniğini sadece üç adet standart mikrofon standı ve üç adet omni mikrofon ile uygulayıp, tecrübe edebilirsiniz.

Denemekte fayda var!

 

Triad-Orbit IO-Vector

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu | Leave a comment

Print-Through

Geçtiğimiz haftalarda eskilerden kalma bir analog makara bandı dijital ortama aktarmam gerekti. Eski bantlarla çalışırken birçok sürprizle karşılaşmak olasılık dahilinde. Hazırlıklı olmalısınız! Neyse ki felaket boyutunda bir şeyle karşılaşmadım ama bandın saklama şeklini gördüğüm zaman aklıma gelen ilk şey tabii ki başıma geldi: ‘print-through’.

Peki, nedir bu print-through? Onu açıklamadan önce ilk önce analog kayıt cihazları ve bantlarla ilgili kısa bir giriş yapmak istiyorum çünkü son 10-15 yılda ses kayıt alanına girenler analog bant teknolojisine uzak.

Bu elbette anlaşılabilir bir şey çünkü 2000’li yılların başından itibaren kayıt, edit ve miks işleri bilgisayara (hard diske) taşındı.

Bundan sonra birçok insanın analog bantlarla işi olmayacaktır ancak yine de bu bilgilerin geçmiş teknolojileri bilmek adına değeri olduğunu düşünüyorum.

 

Analog Kayıt Cihazları ve Manyetik Bantlar

Analog kayıt cihazları elektrik enerjisini, diğer bir deyişle elektrik sinyalini, manyetik enerjiye dönüştürüp manyetik bant üzerinde saklarlar.

Manyetik bant birkaç̧ farklı katmandan meydana gelir. ‘Base’ (temel katman), genelde PVC veya polyesterden yapılır. Bu temel katmanın hemen arkasında ‘backing’ adı verilen ve antistatik karbon parçalarından oluşan bir katman daha vardır. Base’in hemen üzerinde kayıt işleminde en önemli rolü̈ oynayan manyetik oksit katmanı bulunur.

 

Analog Bantlar ve Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Hoparlör, mıknatıs ve benzeri manyetik alan yaratan nesneler analog bantlara kolaylıkla hasar verebileceğinden dolayı bantlar bu tip aletler ve nesnelerden uzak tutulmalıdır.

Bantlar ideal olarak 18°C’de saklanmalıdır; saklama ısısı 25°C’nin üzerinde olmamalıdır. Soğuk bir havada dışarıdan getirilen bantlar makineye takılmadan önce oda ısısında 30–60 dakika bekletilmelidir.

 

 

Print-Through

Bandın makarada sarılı durumundayken bir katındaki manyetizmin hemen dışındaki katına geçmesine, etki etmesine, ‘print-through’ ya da kısaca ‘print-thru’ adı verilir. Bu, bandı dinlerken ‘pre-echo’ (ön-eko) [sesten önce yansımasının gelmesi] efektini yaratır.

İsteğe bağlı olarak kullanıldığında cazip bir efekt olsa da tüm bant boyunca olması çok rahatsız edicidir. Bu sebepten dolayı bantlar sonları dışarıda olacak şekilde saklanır. Diğer bir deyişle bant makineden çıkartılmadan önce geriye sarmak yerine ileri sarılır, tüm bant sağ taraftaki makaraya toplanır ve sağ taraftaki makara saklanır.

Bant bu şekilde saklandığında bir kattaki manyetizm hemen bir dışındaki kata geçerse ön-eko değil eko oluşur; bu sayede print-through hem daha az belirgin olur hem de kulağa ters gelmez.

 

Heads Out x Tails Out

Baş tarafı dışarıda saklanan bantlar ‘heads out’ olarak adlandırılır ve etiketlenir.

Son tarafı dışarıda saklanan bantlar ise ‘tails out’ adlandırılır ve etiketlenir. Bantlar print-through’nun önlenmesi amacıyla bu şekilde saklanır.

 

Library Wind

Bandın makaraya düzgün bir şekilde sarılması çok önemlidir. Her gün kullanılan bir bant hızlı bir şekilde sarılıp makineden çıkartılabilir. 2–3 hafta gibi bir süreyle saklanacak bant, bazı profesyonel analog kayıt cihazlarının üzerinde bulunan ve ‘library wind’ adı verilen, normal ileri sarmaya göre daha yavaş olan bir sarma şekliyle ileri sarılıp makineden çıkartılabilir. Eğer bant arşive gidiyorsa ileri sarmaktansa makinede normal hızında okutulup, bittiğinde makineden çıkartılıp bu şekilde saklanmalıdır.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Başlık fotoğrafı: Ingo Schulz | Unsplash

Fotoğraflar: Little Visuals 1 ve 2 | Pexels

“Heads Out – Tails Out” görseli Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ribbon Mikrofonlar ve Royer Labs

1920’lerin başında Dr. Schottky ev Dr. Gerlach tarafından icat edilen ribbon mikrofonlar, 1930’ların başında RCA tarafından ticari olarak üretilmeye ve satılmaya başlandı. O yıllarda condenser mikrofonlar, frekans cevabı olarak ribbon mikrofonların kalitesini yakalayamıyordu.

Gelmiş geçmiş en ünlü ribbon mikrofonlardan biri Dr. Harry F. Olson tarafından tasarlanan ve 1932 yılında üretilen RCA 77A’dır.

Ribbon mikrofonlar 1960’lı yılların sonuna kadar kayıt dünyasında çok önemli bir yere sahiptiler. Daha sonraları, dinamik ve condenser mikrofonların gelişmesi ve yaygınlaşması ile birlikte, yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başladılar.

 

Ribbon Mikrofonların Çalışma Prensibi ve Özellikleri

Ribbon, Türkçedeki adıyla şeritli mikrofonlar, dinamik mikrofonlar gibi elektromanyetik prensibine göre çalışır. Bu mikrofonlarda diyafram olarak güçlü manyetik alan içine yerleştirilmiş çok ince alüminyum şerit bulunur. Bu şerit, üzerine ses dalgaları çarptığında titreşmeye başlar ve sesin şiddeti ile frekansına göre değişen elektrik akımı oluşur.

Ribbon mikrofonların çıkış empedansı çok düşük olduğu için bu mikrofonları, empedansı 150–600 Ohm arasına çıkaran bir transformatörle kullanmak gerekir. Ribbon mikrofonların birçoğunun içinde, mikrofonun ek bir cihaza gerek duyulmadan kullanılabilmesi için, bu tip devreler bulunur.

Ribbon mikrofonların detaylı, doğal ve sıcak sesleri vardır ve insan sesi için çok iyi bir seçimdir.

Ribbon mikrofonlar, dinamik mikrofonların tersine çok hassastır; darbelerden korunmalı ve genel olarak kötü kullanımdan uzak tutulmalıdır.

 

Royer Labs

1998 yılında David Royer tarafından California’da kurulan Royer Labs ribbon mikrofonları müzik kayıt sektörüne tekrar kazandırdı desem yanlış olmaz sanırım. Royer Labs eski ribbon mikrofonların sıcak sesleri ile modern elektroniği birleştirmeyi başardı. Bu sayede ribbon mikrofonlar, her ne kadar çok yaygın olmasa da, eskiden olduğu gibi stüdyo kayıtlarında tekrar kullanılmaya başlandı.

Royer Labs tarafından yayınlanmış olan aşağıdaki videoda ribbon mikrofonların çalışma prensibi ve mikrofonlarda kullanılan malzemeler hakkında harika bilgiler var:

 

İkinci olarak paylaşacağım videoda ise Royer Labs’in fabrika turu bulunuyor. Mikrofonların ne kadar özenli bir şekilde üretildiğini görebilirsiniz. Gerçekten hayranlık verici.

Her iki video da İngilizce ancak İngilizceniz yoksa bile özellikle fabrika turunun olduğu videoyu seyretmek ilginizi çekecektir diye düşünüyorum.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Alex Regan | Wikimedia Commons | Creative Commons 2.0 Generic lisansı altında kullanılmıştır.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Güç Amplifikatörleri ve Bağlantı Şekilleri

Günümüzde kullandığımız referans monitörlerinin çoğu artık aktif. Hatta seslendirme hoparlörlerinin bile bir kısmı aktif olarak tasarlanıp üretiliyor. Yine de güç amplifikatörleri hala var ve bir süre daha da kullanılmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu sebepten dolayı güç amplifikatörlerinin bağlantı şekillerini bilmekte fayda var diye düşünüyorum.

İki kanallı amplifikatörler için üç adet bağlantı şekli bulunur:

  • Stereo
  • Paralel
  • Mono Bridge

Stereo

Bu bağlantı şeklinde amplifikatörün birinci kanalına stereo sinyalin sol kanalı, ikinci kanalına ise stereo sinyalin sağ kanalı girilir. Amplifikatörün birinci kanal çıkışı sol hoparlöre, ikinci kanal çıkışı ise sağ hoparlöre gönderilir.

 

Paralel

Paralel bağlantıda sinyal, amplifikatörün birinci kanalına girilir. Birinci kanaldaki sinyal amplifikatörün içinden ikinci kanala taşınır. Eğer amplifikatör üzerinde böyle bir özellik yoksa birinci kanaldaki sinyali ek bir bağlantı kablosu kullanarak birinci kanalın paralel çıkışından ikinci kanalın girişine taşımak gerekir.

Amplifikatörün birinci kanalının çıkışı bir hoparlöre, amplifikatörün ikinci kanalının çıkışı ise diğer bir hoparlöre gönderilir.

Paralel konumda amplifikatör mono olarak tek kanal taşır diğer bir deyişle her iki kanalın çıkışlarında aynı sinyal bulunur.

 

Mono Bridge

Mono bridge, iki kanallı bir amplifikatörün kanal güçlerinin toplamını birleştirip, amplifikatörün tek kanallı fakat yüksek çıkışlı olarak kullanılmasını sağlayan bağlantı şeklidir. Bu bağlantı şeklinde tek bir giriş kullanılır. Girişteki sinyal amplifikatörün iki kanalına birden gönderilir. Amplifikatörün ikinci kanalının çıkışının fazı ters çevrilir. Birinci ve ikinci kanalların artı (+) kutupları hoparlöre bağlanır. Bu bağlantı şeklinde, iki kanalın gücü birleştirilirken empedanslar da birleştirilir.

Örnek olarak elimizdeki amplifikatörün çıkış gücünün 4 Ohm empedansta kanal başına 350 Watt (2 x 350 W @ 4 Ohm) ve 8 Ohm empedansta ise kanal başına 200 Watt (2 x 200 W @ 8 Ohm) olduğunu varsayalım. Mono bridge bağlantı yapıp iki kanalı birleştirirsek 8 Ohm empedansta tek kanal olarak 700 Watt çıkış gücü elde edebiliriz.

Mono bridge bağlantı genellikle çok fazla güç gerektiren büyük subwoofer’lar için kullanılır.

 

Bağlantı Şeklinin Seçilmesi

Amplifikatör hangi bağlantı şekli kullanılarak çalıştırılacaksa (stereo, paralel veya mono bridge) bu konum amplifikatörün üzerinde genelde arka panelde bulunan düğme veya anahtarlar kullanılarak seçilmelidir.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Alex Brown | Creative Commons 2.0 Generic lisansı altında kullanılmıştır.

Amplifikatör bağlantı konumu seçme paneli fotoğrafı: Alkor Kutluay | Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye

Bu yazımda EQ kullanımı ile ilgili birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum. Ses Kayıt ve Müzik Teknolojisi (SKMT) adlı kitabımda EQ ile detaylı bilgiler, Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) adlı kitabımda ise EQ kullanımı hakkında birçok miks mühendisinin görüş ve tavsiyelerini bulabilirsiniz.

 

Cut x Boost

‘Cut’, frekansların seviyesini azaltırken ya da belli bir aralıktaki frekansları keserken, ‘boost’ ise tam tersine frekansların seviyesini yükseltirken kullandığımız terimlerdir.

EQ ile çalışırken hangisini ne zaman kullanacağımız konusunda bir kural yoktur.

Birçok kişi tarafından genelde ‘cut’ yani azaltma tavsiye edilir. Bu tavsiyenin sebebi EQ’nun bir frekans aralığını açarken sinyalin fazında kaymalara sebep olmasıdır.

‘Cut’ tavsiyesinde bulunan ancak teknik detaylarla fazla ilgilenmeyenler işi basite indirgemek için ortaya şöyle bir senaryo sürerler: “Bir sinyalde hem alt frekansları hem de üst frekansları açmak istiyorsun, onun yerine ortada kalanları azalt.” Elbette mantıklı ancak çoğu zaman bu kadar basit durumlarla karşılaşmıyoruz.

Benim yaklaşımım şu şekilde: Eğer sinyalde sorun yaratan, başka kanallardaki diğer enstrümanları maskeleyen, sesin boğuk ya da yırtıcı çıkmasına sebep olan veya sesin netliğini engelleyen bir frekans aralığı varsa ben o aralığı azaltıyorum veya kesiyorum. Başka birçok şeyi ‘boost’ etmektense, sorunu bulup ondan kurtulmak çok daha basit bir çözüm. Bu, kulağa çok klişe bir tavsiye gibi geliyor ama bunun tespitini yapıp o kararı almak aslında tecrübe isteyen bir şey.

Eğer sinyalde sesin daha etkileyici, güzel veya cazip çıkmasını sağlayacak bir frekans aralığı varsa ya da sesi estetik olarak daha farklı bir yere taşımaya, diğer bir deyişle sesi “değiştirmeye” çalışıyorsam, o zaman uygun frekans aralığını bulup o aralığı açıyorum.

Bu arada, hazır EQ ve boost demişken, daha sonra ‘linear phase EQ’ üzerine bir yazı hazırlamayı düşünüyorum.

 

Bandwidth / Q

Parametrik EQ ile çalışırken; keserken ve azaltırken (cut) yüksek Q değeri, açarken (boost) ise düşük Q değeri genelde daha iyi sonuç verir.

  • Cut: dar bandwidth – yüksek Q değeri
  • Boost: geniş bandwidth – düşük Q değeri

Keserken dar aralık (yüksek Q değeri) kullanmak soruna odaklanmayı kolaylaştırıyor. Açarken geniş aralık (düşük Q değeri) kullanmak sesin daha doğal ve yumuşak olmasını sağlıyor. Özellikle üst frekansların seviyesini yükseltirken çok dikkat etmek gerekiyor.

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT) adlı kitabımda bandwidth ve Q ile ilgili detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Mellomuse EQ1A (ücretsiz indirmek için görsele tıklayınız)

 

Sweeping Tekniği

Parametrik ve yarı-parametrik EQ ile çalışırken sweeping tekniğini uygulamak işinizi kolaylaştıracaktır. Bununla ilgili bir blog yazısı ve video hazırlamıştım, şuradan ulaşabilirsiniz: “EQ Kullanımında Sweeping Tekniği“.

 

EQ ve Solo Modu

EQ kullanımında aklımızda hep tutmamız gereken bir nokta, EQ uyguladığımız enstrüman ya da sesin tek başına nasıl duyulduğu değil, diğer enstrüman ve seslerle beraber nasıl duyulduğudur.

EQ ile çalışırken kanalı soloya almayın demiyorum elbette ancak EQ işlemi sırasında sinyali mümkün olduğunca diğer kanallarla birlikte dinleyin. EQ ile yaptığınız ayarların o kanalın diğer kanallarla olan frekans etkileşimi üzerinde nasıl değişikliklere yol açtığını iyi takip edin.

Sinyalin son halini mutlaka bir bütün içinde diğer enstrüman ve seslerle kontrol edin.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Tom Pottiger | Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu | Leave a comment

Bulutta Sakladığınız Müzik Dosyalarını iPhone ve Diğer Akıllı Telefonlar ile Dinleyebilirsiniz!

Spotify ve diğer streaming servislerinin içeriği her geçen gün daha da zenginleşiyor ama elbette her şeyi bulmak mümkün olmuyor. Şahsen, kendi CD koleksiyonumda olup da streaming servislerinde bulamadığım birçok albüm var.

Bu arada hemen belirteyim, CD’den müzik dinlemek pek pratik bir şey olmadığı için zaman içinde koleksiyonumu hard diske aktarmıştım. Son 10 yılda evde CD’den hiçbir şey dinlemedim desem yalan olmaz.

Dropbox ve benzeri servisler uygun fiyatlara büyük depolama alanları vermeye başladıklarından beri hard disklerdeki koleksiyonları buluta taşımak (ya da hem diskte hem de bulutta saklamak) mümkün hale geldi. Ben de son birkaç yıldan beri müzikler de dahil olmak üzere tüm dosyalarımı yavaş yavaş buluta aktarmaya başladım.

Tabii dosyaları bulutun yanı sıra aynı zamanda iki ayrı lokal diskte de saklıyorum. Bu konuyla ilgili “Projelerinizi, Ses Dosyalarınızı ve Diğer Verilerinizi Yedekliyor musunuz?” başlıklı bir yazı yazmıştım, okumadıysanız bir göz atmanızı tavsiye ederim.

 

Şahsi Streaming Servisiniz!

Eğer MP3, AAC, WAV, AIFF, FLAC ve benzeri formatlardaki dosyalardan oluşan şahsi bir dijital müzik kütüphaneniz varsa ve bu dosyalar Dropbox, Google Drive gibi bulut servislerinden birinde duruyorsa, bunları istediğiniz zaman, istediğiniz yerde cep telefonunuzdan dinleyebilirsiniz. Üstelik indirmeye gerek kalmadan!

Diğer bir deyişle sadece size özel Spotify, Apple Music, Deezer gibi bir streaming servisi kurabilirsiniz.

Bu, hiç de karmaşık bir işlem değil! Sadece bir program seçip iPhone veya başka bir telefon kullanıyorsanız ona kurmanız yeterli.

Aşağıda bu işi yapabilen birkaç program önerisinde bulunmak istiyorum.

Soldan sağa: CloudBeats, Evermusic, Cloud Music Player, CloudPlayer

 

CloudBeats (CloudBeats / Cronosell)

Desteklediği Bulut Servisleri:
Dropbox, Google Drive, Box, OneDrive, Amazon Cloud Drive, Mediafire, Yandex Disk, ownCloud, şahsi NAS

Desteklediği Dosya Formatları:
MP3, AAC/M4A, WAV, FLAC

Desteklediği Cihazlar/Platformlar:
iPhone / iPad / Android

Web Sitesi:
www.cloudbeatsapp.com

 

Evermusic (everappz)

Desteklediği Bulut Servisleri:
Dropbox, Google Drive, Box, OneDrive, Yandex Disk, Web Dav

Desteklediği Dosya Formatları:
MP3, AAC/M4A, WAV, AIFF

Desteklediği Cihazlar/Platformlar:
iPhone / iPad

Web Sitesi:
www.everappz.com/evermusic

 

Cloud Music Player (Beards Bits S.L.)

Desteklediği Bulut Servisleri:
Dropbox, Google Drive, Box, OneDrive, Yandex Disk, ownCloud

Desteklediği Dosya Formatları:
MP3, AAC/M4A, FLAC

Desteklediği Cihazlar/Platformlar:
iPhone / iPad

Web Sitesi:
www.appcloudmusic.com

 

CloudPlayer (doubleTwist)

Desteklediği Bulut Servisleri:
Dropbox, Google Drive, OneDrive

Desteklediği Dosya Formatları:
MP3, AAC/M4A, ALAC/M4A, WAV, FLAC, OggVorbis

Desteklediği Cihazlar/Platformlar:
Android

Web Sitesi:
www.doubletwist.com/cloudplayer

 

İyi eğlenceler! 🙂

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Leio McLaren on Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment