Ses ve Müzik Teknolojileri

MJUC jr. Kompresör (Ücretsiz Plug-in)

MJUC jr. ücretsiz plug-in

MJUC jr., Klanghelm firması tarafından geliştirilen bir kompresör plug-in’i. Bu kompresörün tasarımı “variable-mu” olarak adlandırılan değişken kazançlı tüplü analog kompresörlere dayanıyor. “Variable”, “değişken”; “mu” ise hi-fi dilinde “kazanç” anlamına geliyor. Tüplü kompresörler, sinyale kendilerine özgü bozulma ya da renk katmalarından dolayı tercih ediliyorlar. En ünlü değişken kazançlı tüplü kompresörler arasında Manley Variable Mu, Fairchild 660 ve Fairchild 670’i sayabiliriz. Variable-Mu, Manley Labs firması üzerine kayıtlı bir marka olduğu için Klanghelm, MJUC jr. kompresörünü “variable tube compressor” olarak sınıflandırılyor.

Klanghelm MJUC jr. kompresörü indirmek için tıklayınız (VST, AU, RTAS, AAX 64-bit Native).

Benzer paylaşımlar için beni  Twitter‘da ve Facebook‘ta takip edin!

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Apple’ın Yeni İşletim Sistemleri OS X 11 El Capitan ve iOS 9, iPad’deki Sesleri Mac Bilgisayarınıza Kolayca Aktarma ve Kaydetme İmkanı Tanıyor

iOS9_OSXElCapitan

Apple’ın yeni işletim sistemleri OS X 11 El Capitan ve iOS 9, iPad’deki seslerinizi Mac bilgisayarınıza kolayca aktarma ve kaydetme imkanı tanıyor. Bunun için yapmanız gereken şey çok basit:

  • Audio MIDI Setup’ı açın ve Window menüsünden “Show iOS Device Browser” komutunu verin.
  • iPad ve Mac’i Lightning-USB kablosyula birbirine bağlayın.
  • iPad ekranda görününce seçin.
  • Ses programızı açın ve input olarak iPad’i seçin.

Aşağıdaki video bu işlemi adım adım anlatıyor. Örnek olarak iPad üzerindeki bir synthesizer’ı Logic’e kaydetmişler. Bu, tabii çok basit uygulamalar için başvurulacak bir yol. MIDI de içeren daha karmaşık uygulamalar ve sistemler için iOS cihazlarına özel

Benzer paylaşımlar için beni  Twitter‘da ve Facebook‘ta takip edin!

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

EQ Kullanımında Sweeping Tekniği

Parametrik veya yarı-parametrik EQ kullanırken ilk yapmanız gereken, seviyesini arttırmak (boost) veya azaltmak (attenuate, cut) istediğiniz frekansları bulmaktır. Bunun en pratik yolu dB kontrolünü oldukça açıp frekans kontrolü ile frekans aralığını taramaktır. Aradığımız frekansı bulunca dB kontrolü ile bu frekansın seviyesini istediğimiz kadar azaltabilir veya artırabiliriz.

Parametrik ve yarı-parametrik EQ’lar  “sweep EQ” olarak da adlandırılmaktadır. “Sweep”, İngilizcede “taramak” veya “süpürmek” anlamındadır. “Sweep EQ” terimi de buradan gelmektedir.

Yeri gelmişken hemen parametrik ve yarı-parametrik EQ arasındaki farkı da belirteyim: parametrik EQ’da dB, frekans ve Q parametreleri vardır; yarı-parametrik EQ’da ise Q kontrolü bulunmaz, bu değer sabittir, müdahale edemezsiniz.

Günümüzde EQ plug-in’lerinin çoğu parametriktir, Q değerinin istediğiniz gibi ayarlamanıza imkan tanır. Q değeri ayarlanabilir bir parametrik EQ ile çalışırken; keserken (cut), diğer bir deyişle frekansların seviyesini azaltırken dar bandwidth, açarken (boost) ise geniş bandwidth kullanmak daha iyi sonuç verir. Unutmamak gerekir ki bandwidth ve Q değeri ters orantılıdır:

Cut: dar bandwidth – yüksek Q değeri

Boost: geniş bandwidth – düşük Q değeri

EQ çeşitleri ve çalışma prensipleri ile ilgili detaylı bilgileri Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda bulabilirsiniz. İlgili terimler için Terimler Sözlüğü‘nü ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Posted in Müzik Prodüksiyonu, Ses Tasarımı, Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Apple, iOS 9’da Audio Units Plug-in Formatına Tam Destek Vermeye Hazırlanıyor

garageband-audio-units-01

9-to-5 Mac’te yayınlanan bir yazıya göre Apple, iOS 9’da Audio Units plug-in formatına tam destek vermeye hazırlanıyor. Audio Units, başta Logic ve Garageband olmak üzere Mac üzerinde çalışan birçok ses programında standart olarak kullanılan bir plug-in formatı. Apple, yazılım firmalarına ve geliştiricilerine hali hazırda mevcut olan Audio Units formatındaki plug-in’lerini çok az bir kod değişikliği ile iOS’a aktarma konusunda destek vermeye başladı. Yazılımcılar ürünlerine dokunmatik ekran kontrollerini ekleyip plug in’lerini App Store’da ‘app’ olarak satabilecekler.

Bu, büyük bir ihtimalle hem kullanıcı hem de yazılımcıların oldukça sıcak bakacağı bir gelişme. Kullanıcılar iOS üzerinde çalıştırdıkları ses programlarında sadece o programın içindeki plug in’lerle kısıtlı kalmayıp geniş bir ürün yelpazesinden seçim yapma şansına sahip olacaklar. Yazılımcılar da hazırda bulunan ya da yeni geliştirecekleri Audio Units formatındaki ürünlerini bir yandan OS X için Mac App Store’da, diğer yandan da küçük modifikasyonlar yaparak iOS için App Store’da satacaklar.

İlgili terimler için sözlüğe bakabilirsiniz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

USB 3.1 Type C

USB_Type_C_MacBook_2015

Apple yeni MacBook’u tanıtırken MacBook’un kendisinin yanı sıra üzerindeki yeni USB bağlantı noktası da oldukça ilgi çekti. Tam adı USB 3.1 Type-C olan bu kapıyı yakında birçok cihaz üzerinde göreceğiz.

Bence bu kapının kısa süre içinde yaygınlaşacak olmasının en önemli nedeni fiziksel boyutunun diğer USB konnektörlere göre çok daha küçük olması. Bu sayede artık USB portlarını akıllı telefon gibi küçük cihazların üzerine yerleştirmek mümkün olacak. Bu, iPad ve iPhone için de bir sinyal olabilir.

USB Type-C çift taraflı çalışan bir konnektör. Kabloyu takarken doğru yönü aramakla, konnektörün hangi tarafı aşağı bakmalı diye denemekle uğraşmamıza gerek kalmayacak. Bence gayet iyi olmuş.

Type-C konnektörün yanı sıra bir de USB 3.1’in getirdiği yenilikler var… Göze çarpan ilk yeni özellik hızı. USB 3.1, 10 Gbps’a kadar veri aktarım imkanı tanıyor. Bu, USB 3.0’ın 5 Gbps olan hızının tam iki katı. Her ne kadar Thunderbolt 2’nin 20 Gbps olan hızına yetişemese de 10 Gbps birçok uygulama için fazlasıyla yeterli olacaktır.

USB 3.1 protokolünün öne çıkan diğer özelliği ise sağlayabileceği güç kapasitesi. Pratikte nasıl olur şu an için bilemiyoruz ama teorik olarak USB 3.1, bağlandığı cihazlara 100 Watt’a kadar güç sağlayabiliyor. Bu gerçekten ciddi bir miktar.

Yukarıda da yazdığım gibi özellikle fiziki boyutundan dolayı USB 3.1 Type C bağlantı noktasını yakın zamanda birçok cihaz üzerinde görmeye başlayacağız diye düşünüyorum.

 USB_Type_C

@UfukOnen (Twitter) Beni Twitter’da takip etmek için tıklayın: twitter.com/ufukonen

© 2015 Ufuk Önen. Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz olarak kullanılamaz, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntı yapılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Tanerman & Ufuk Önen Mono Synths

Tanerman ve Ufuk Önen: Mono synth ücretsiz ses bankası

Tanerman ile birlikte hazırladığımız mono synth seslerini hediye ediyoruz! Ses bankası için hazırlanan duyuru metnini aşağıda bulabilirsiniz. Bankayı indirmek için e-mail listemize kayıt olmanız yeterlidir. Konfirmasyon için gelen mesajı onayladıktan sonra verilen linkten bankayı indirebilirsiniz.

Tanerman ile birlikte üzerinde çalışmakta olduğumuz proje ile ilgili bilgi almak için tıklayınız.

Tanerman, şu ana kadar çalıştığı hip hop/trap projelerinde altyapılarını üretirken kullandığı ve yazdığı synth seslerini Türkiye’nin en önemli ses mühendislerinden Ufuk Önen ile bir araya gelerek TANERMAN & UFUK ÖNEN MONO SYNTHS ismiyle müzik yapımcı, beatmaker ve DJ’lerin kullanımına sunuyor.

Native Instruments – Massive için üretilen bu ses bankasında kullanıma hazır 23 adet mono synth bulunuyor. İlhamını hip hop’un günümüzde beslendiği kaynaklardan belki de en önemlisi olan elektronik müzikten alan bu synth ses bankası Tanerman’ın da prodüksiyon şifrelerini taşıyor.

Aynı anda sadece tek bir nota üretebilien synthesizler’lar monofonik (monophonic), aynı anda birden fazla nota üretebilenler ise polifonik (polyphonic) olarak adlandırılmaktadır. Polifonik synthesizer’lar akor gibi aynı anda birden fazla nota gerektiren uygulamalar, monofonik synthesizer’lar ise temel olarak solo/lead ve bas türü sesler için kullanılmaktadır.

ÜCRETSİZ olarak indirebileceğiniz TANERMAN & UFUK ÖNEN MONO SYNTHS bankasının seslerine kulak vermek için kendi sesleriyle oluşturulmuş demosunu dinleyebilirsiniz.

Tanerman & Ufuk Önen Mono Synth ses bankasını indirmek için lütfen mesaj istemize üye olun.


**

Posted in Müzik, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Giyilebilen Teknoloji Kulak Üzerine Yoğunlaşıyor

Giyilebilen Teknoloji Kulak Üzerine YoğunlaşıyorGünümüzün sıkça konuşulan konularından biri ‘giyilebilen teknoloji’. Bu, çok genel bir konu gibi olsa da aslında bizi (yani ses ve müzik üzerine çalışanları ve bu alanlara meraklı olanları) yakından ilgilendiriyor.

Apple ve Samsung gibi firmalar yeni teknolojilerinde sağlık üzerine gideceklerinin sinyalini veriyorlar. Giyilebilen teknoloji ile sağlığı birleştirmenin bir yolu da kulaktan geçiyor. Kulak, nabız, oksijen dengesi ve benzerlerini izlemek için vücuttaki en uygun noktalardan biri [ilgili makale için tıklayınız]. Böyle düşününce bileğin yerini kulak alıyor diyebiliriz. Buna bağlı olarak da ‘wearables’ (giyilebilen teknolojik cihazlar) artık ‘hearables’ (kulaklıklar vb.) olacak gibi duruyor.

Apple, EarPod’larına vücut fonksiyonlarını monitör eden sensörler yerleştiriyor. Bu oldukça akıllı bir hareket. Bu sayede Apple sağlık olayını kısa ve masrafsız bir yoldan iPhone, iPad gibi cihazları ile el sıkıştırmış olacak. Kulağa medikal cihaz takıp gezmek isteyen olmaz ama Apple EarPod takıp gezen çok… Gelişmeleri takip ediyor olacağız.

Ses teknolojisi, müzik teknolojisi, müzik prodüksiyon ve ses kayıt ile ilgili paylaşımlar için beni Twitter’da takip edin.

İlgili yazılar:

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Plug-in’lerin ‘Insert’ ve ‘Send’ Olarak Kullanımları

Analog mikserler ve İngilizce’de ‘outboard gear’ olarak adlandırılan ‘hardware’ ses işlemci ve efekt üniteleri için şöyle bir prensip vardır: Kompresör, equalizer, noise gate gibi ses işlemciler mikserde herhangi bir kanala ‘insert’ noktası aracılığı ile bağlanır; reverb, delay gibi efektler için ise ‘send’ yöntemi kullanılır. Kompresör ve equalizer gibi sinyal işlemciler sinyalin genliği ile frekans ve dinamik yapıları üzerinde değişiklik yapar. Sinyal mikserin kanalı üzerinde bulunan ‘insert’ noktasından dışarıya, dış bir ses işlemci ünitesine (örneğin kompresör) gönderilir. Kompresör tarafından işlenen sinyal yine ‘insert’ noktası aracılığı ile kanala döndürülür. Bu, sinyale direkt olarak yapılan bir müdahaledir. Reverb ve delay gibi efektlerin kullanımında ise kanaldaki sinyal ‘aux’ aracılığı ile çıkışı mikserde herhangi bir kanala bağlanmış efekt ünitesine gönderilir. Efekt cihazlarının dönüşleri için genelde mikser üzerindeki son kanallar tercih edilir. Efektlendirilmiş (ve İngilizce’de ‘wet’ olarak adlandırılan) sinyal daha sonra orijinal (‘dry’) sinyal ile karışıtırılıp kullanılır.

Efektleri ‘send’ yöntemi ile kullanmanın iki avantajı vardır. Birincisi, orijinal ve efektli sinyal (‘dry’ ve ‘wet’) arasındaki dengeyi aux seviye ayarı ile rahatça ayarlamak mümkündür. Efekt cihazlarının üzerinde dry/wet dengesi için kullanılan ‘mix’ parametresi bulunur ancak dry/wet dengesini ‘mix’ parametresi ile ayarlamaktansa bu parametreyi tamamen ‘wet’ konumuna getirip dengeyi aux seviye ayarı ile kurmak daha pratiktir. Efektleri ‘send’ yöntemi ile kullanmanın ikinci avantajı ise tek bir cihazı birden fazla kanal için kullanabilmektir. Bu sayede aynı ayarlarla kullanacağınız efektler için birden fazla efekt ünitesi kullanmanız gerekmez. Örnek olarak üç kanal gitar var ve bunlara aynı reverb’ü kullanmak istiyorsunuz, send yöntemi ile üç gitarı (üstelik isterseniz seviye ve ‘pan’ ayarlarını farklı farklı yaparak) aynı reverb ünitesine gönderebilirsiniz.

Buraya kadar yazdıklarım analog mikserler ve outboard gear için gibi görünse de aslında bağlantı ve çalışma prensipleri açısından dijital ortamda da farklı bir durum yok. Kompresör, equalizer ve benzeri ses işleme cihazlarını kanala insert ediyoruz. Örnek olarak Şekil-1’de gitar kanalına insert edilmiş bir kompresör var. Örnekleri Pro Tools üzerinden veriyorum ama diğer DAW’larda (Digital Audio Workstation) mantık aynı.

Şekil-1

Şekil-1

 

Efektlere gelince özellikle yeni jenerasyon kullanıcılar arasında farklı bir uygulama çıkıyor karşımıza: reverb, delay gibi efekt plug-in’lerini direkt olarak kanalın içine insert edip dry/wet dengesini mix parametresi ile ayarlıyorlar (Şekil-2). Bunun sebebi büyük bir olasılıkla plug-in’leri bu şekilde kullanmanın onlara daha kolay gelmesi ve/veya send yöntemi hakkında fazla bir bilgi sahibi olmamaları. Bir plug-in’i (bilgisayarın gücünün yettiği kadarıyla) istediğiniz kadar çok sayıda kanala uygulayabilirsiniz. Analog teknolojide her ayrı bir efekt ünitesi için “fiziki” olarak o kadar sayıda üniteye sahip olmak gerekiyordu. Bu yüzden eskiden efekt cihazlarını kanallar arasında paylaşmak çok yaygın olarak yapılan bir şeydi.

Şekil-2

Şekil-2

 

İstenilen sonuç elde edildiği sürece kullanılan yöntemi yanlış olarak nitelendirmemek gerekir ancak efekt plug-in’lerini direkt olarak kanala insert etmektense send yöntemiyle kullanmanın bazı avantajları var. Sıralayacak olursak:

  • – Aynı ayarlarla kullanılacak efektler için tek bir plug-in açarak ve bu plug-in’i birkaç kanal için ortak kullanarak bilgisayarın işlemcisi üzerine düşen yükü azaltabilirsiniz.
  • – Efekte giden sinyale veya efektin çıkışına orijinal sinyalden bağımsız olarak müdahale edebilirsiniz. Örnek olarak reverb’ü orijinal sinyale dokunmadan equalizer ile tonlayabilirsiniz.
  • – Parçanın içinde belli yerlerde efekti açıp kapatmak isterseniz bunu send ile gönderdiğiniz sinyali ‘mute’ ederek kolayca ve sorunsuz bir şekilde yapabilirsiniz.

Efekt plug-in’lerinin send yöntemi ile nasıl kullanıldığına reverb örneği üzerinden bir göz atalım… Yukarıda da belirttiğim gibi, örnekleri Pro Tools üzerinden veriyorum ama diğer DAW’larda da mantık hemen hemen aynı. İlk önce bir ‘aux input’ açıp “Reverb A” olarak adlandırıp, bu input için sinyali aktaracağımız bir ‘bus’, diğer bir deyişle bir yol belirleyelim (Şekil-3). Daha sonra aux input’a bir reverb plug-in’i açalım (Şekil-4). Şimdi Gitar-1 kanalından sinyali reverb’e göndermek için send olarak “Bus 1-2″yi seçelim (Şekil-5) ve açılan mini pencerede seviye ve pan ayarlarımızı yapalım (Şekil-6). Gitar 2 ve Gitar 3 kanllarını da aynı şekilde reverb’e gönderebilir böylelikle üç kanal için tek bir reverb plug-in’i açmış oluruz (Şekil-7). Send yöntemi ile çalışırken reverb plug-in’i üzerindeki mix parametresinin %100 wet konumunda olması gerektiğini de unutmamak lazım.

Şekil-3

Şekil-3

 

Şekil-4

Şekil-4

 

Şekil-5

Şekil-5

 

Şekil-6

Şekil-6

 

Şekil-7

Şekil-7

 

@UfukOnen (Twitter)

Ses ve müzik teknolojileri, müzik prodüksiyonu, ses tasarımı ve benzeri alanlar ile ilgili haberler, düşünceler ve paylaşımlar için beni Twitter’da takip edebilirsiniz: https://twitter.com/UfukOnen

Sound_2012_09_Eylul-763x1024

Bu yazı Sound dergisinin Eylül 2012 sayısında yayınlanmıştır. © 2012 Ufuk Önen. Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz olarak kullanılamaz, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntı yapılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu, Ses Tasarımı, Ses ve Müzik Teknolojileri | 3 Comments

Formant Frekanslar ve Pitch Shifting

Fonetik ve Formant Frekanslar

‘Formant’, 1900’lerin başında Latince’den Almanca’ya ve daha sonra da İngilizce’ye alınmış, ‘biçimlendirici’ anlamına gelen bir terimdir. Ses bilgisi (fonetik), formant kelimesini ünlü (sesli) harflerin fonetik özelliğini belirleyen ve biçimlendiren frekanslar olarak tanımlar. En alt formant frekansı f1 olarak etiketlendirilir. Ünlü harflerin formant frekans sayısı dört ile altı arasında değişir ama bir ünlü harfin anlaşılabilir olması için üç formant frekans (F1, F2 ve F3) yeterlidir. Bildiğimiz gibi Türkçede sekiz adet ünlü harf vardır: a, e, ı, i, o, ö, u ve ü. Bunların ilk üç format frekansları (F1, F2 ve F3) yazının sonunda verilen tablodaki gibidir.

Tabloda verilen frekanslar yaklaşık değerlerdir. Dikkatlice bakıldığında tüm ünlü harflerin ilk üç formant frekanslarının 300 Hz – 3 kHz arasında olduğu görülecektir. Yukarıda da belirttiğim gibi bir ünlü harfin anlaşılabilir olması için ilk üç formant frekansı yeterlidir. Telefon hatlarının frekans aralığının dar olması, iletilen sesin kaliteli olmaması ancak konuşmaların rahatlıkla anlaşılabilmesinin sebebi de budur. Telefon hatlarının frekans aralığı 300 Hz – 3.5 kHz’dir, bu da tüm ünlü harflerin ilk üç formant frekansını kapsamaktadır.

Spektogram_Goruntusu

Spektogram görüntüsü.

 

Formant frekanslar spektogram ile görüntülenebilir.

Formant frekanslar spektogram ile görüntülenebilir.

 

Formant Frekanslar ve Akustik Rezonans

Formant frekansların ses ile ilgisi burada bitmiyor. Diğer bir deyişle formant frekanslar sadece fonetik ile ilgili değil… İşin bir de akustik rezonans yönü var. Dil, ağız yapısı ve sinüslere bağlı olarak her insanda farklı formantlar, diğer bir deyişle sabit rezonans noktaları bulunur. Bunlar insanın sesinin karakteristiğini belirler. Konuşurken veya şarkı söylerken, hangi sesi veya hangi notayı çıkartırsak çıkartalım bu rezonans noktaları değişmez. Diğer bir deyişle bu rezonans noktalarının frekansları, çıkarttığımız seslerin frekanslarından tamamen bağımsızdır.

Formant sadece insan sesleri için geçerli bir kavram değildir; enstrümanlarda da sabit rezonans noktaları bulunur. Tıpkı insan sesinde olduğu gibi, bu sabit rezonans noktaları, formantlar, enstrümanın ses karakteristiğini belirler. Örnek olarak bir akustik gitarda hangi notayı çalarsanız çalın, gitarın gövde rezonansı değişmez, sabittir. Çalınan notaların frekansları ile gövde rezonansındaki frekanslar birbirlerinden bağımsızdır.

 

Pitch Shifting

Ses teknolojisi açısından formantların önemi ‘pitch shifting’ ve ‘sampling’ işlemleri sırasında karşımıza çıkıyor. Pitch shifting, bir sesin perdesini (pitch) değiştiren, kaydıran (transpoze eden), işleme verilen isimdir. Bu işlemi yapan cihaza ‘pitch shifter’ adı verilir. ‘Sampling’ ise, artık günümüzde müzik teknolojisi ile uğraşan herkesi bildiği üzere, örnekleme işlemidir. Standart bir pitch shifter üzerinde iki ana parametre bulunur: ‘Amount’ ve ‘Fine Tuning’. Amount parametresi sesin perdesinin alçaltılması (aşağıya kaydırılmasını) veya yükseltilmesini (yukarıya kaydırılmasını) kontrol eder. Birim olarak yarım müzikal ses (semitone) kullanılır. Örnek olarak +1 değeri, sesin perdesini yarım ses, +2 değeri ise iki yarım (diğer bir deşişle bir tam ses) yükseltir. Bir başka örnek olarak, -12 değeri, sesin perdesini 12 yarım ses (bir oktav) düşürür. Fine Tuning parametresi ince ayar için kullanılır. Bu parametre yarım müzikal sesi 100 eşit parçaya böler. Her bir parça ‘cent’ olarak adlandırılır.

 

Sampling

Standart bir sampler, bir bakıma pitch shifter mantığı ile çalışır. Örnek olarak herhangi bir enstrümandan sampler’a “do” notası kaydettiniz ve bunu da klavyede üçüncü oktavda “do” notasına karşılık gelecek şekilde atadınız (‘assign’ ettiniz). Klavyede, üçüncü oktavdaki “do” notasına bastığınızda sampler kaydedilmiş sesi çalar. Eğer tüm klavyeye tek bir örnek (sample) dağıtılmışsa bu durumda, örnek olarak üçüncü oktavda “re” notasına bastığınızda, sampler, kaydedilmiş örneği iki yarım ses (bir tam ses) yükseltip çalar. Analog bantları hızlandırdığınızda sesin perdesi (pitch) yükselir, yavaşlattığınızda ise düşer. Aynı şekilde pitch shifter ya da sampler üzerinde sesin notasını, diğer bir deyişle perdesini, yükselttiğinizde sesin süresi kısalır; eğer sesin perdesini düşürürseniz sesin süresi uzar, ses “yavaşlar”. Normal bir şekilde okunmuş bir cümle, sampler üzerinde bu şekilde bir oktav aşağıdan okutulduğunda canavar sesine, 7-8 yarım ses yukarıdan okutulduğunda ise bir çizgi film kahramanının sesine dönüşebilir.

Waves Tune

Waves Tune

 

Pitch Shifting ve Formant Frekanslar

Günümüzde kullanılan hemen hemen tüm pitch shifter’ların üzerinde ‘time correction’ (süre düzeltme) seçeneği bulunur. Bu pitch shifter’lar sesin perdesini alçaltır veya yükseltirken sesin orijinal süresini korur; süre olarak uzama veya kısalma olmaz. Sesin perdesini değiştirirken sadece süresini korumak sonucun doğal olmasını sağlamaz. Bunun sebebi ise formantlar, sesin karakteristiğini oluşturan sabit rezonans noktalarıdır. İnsan sesinde veya akustik bir enstrümanda nota değiştirildiğinde formantlar sabit kalır. Pitch shifter ile dijital olarak nota kaydırıldığında, notanın perdesi ile birlikte formantlar da, diğer bir deyişle sabit kalması gereken rezonans frekansları da, kaydırılır. Örnek olarak bir erkek sesi, bir çizgi film karakterinin sesine dönüşebilir. Bu sebepten dolayı insan sesinde bir veya iki yarım ses, enstrümanlar da ise en fazla bir kaç tam sesten fazla yapılan perde kaydırmalarında sonuç doğallıktan uzaklaşır. Yapılan küçük değişiklikler, her ne kadar sonuç kulağa fazla yapay gelmese de, yine de sesin veya enstrümanın karakteristiğini değiştirir.

 

Formant Corrected Pitch Shifter

Bu problemin üstesinden gelebilmek için formantları tespit edip, modelleme yaparak bu formantları koruyan ve sesin perdesini değiştiren cihaz ve plug-in’lere ‘formant corrected’ pitch shifter adı verilmektedir. Bu, aslında çok özel bir cihaz ya da plug-in değil. En azından artık değil. Vokal kayıtlarının düzeltilmesinde kullanılan ve günümüzde standart haline gelen Antares Auto Tune, Celemony Melodyne, Waves Tune gibi programların tamamında ‘formant correction’ özelliği bulunuyor.

Antares Auto Tune

Antares Auto Tune

 

Tablo: Ünlü harfler ve ilk üç formant frekansları 

Ünlü Harf

F1

F2

F3

a

600 Hz

1300 Hz

2700 Hz

e

500 Hz

1800 Hz

2600 Hz

ı

500 Hz

1500 Hz

2700 Hz

i

300 Hz

2100 Hz

3000 Hz

o

500 Hz

1000 Hz

2700 Hz

ö

500 Hz

1500 Hz

2500 Hz

u

300 Hz

900 Hz

2400 Hz

ü

400 Hz

1600 Hz

2300 Hz

 

@UfukOnen (Twitter)

Ses ve müzik teknolojileri, müzik prodüksiyonu, ses tasarımı ve benzeri alanlar ile ilgili haberler, düşünceler ve paylaşımlar için beni Twitter’da takip edebilirsiniz: https://twitter.com/UfukOnen

 

Sound_2012_07_Temmuz

Bu yazı Sound dergisinin Temmuz 2012 sayısında yayınlanmıştır. © 2012 Ufuk Önen. Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz olarak kullanılamaz, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntı yapılamaz.

 

 

Posted in Müzik Prodüksiyonu, Ses Tasarımı, Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Mastering ve iTunes

itunes11-store

Yıllar boyunca müziğin dağıtımı ve satışı plak, kaset ve CD’lerle yapıldı. Son yıllarda prestij için veya koleksiyoncular ile meraklılarına yönelik olarak üretilenleri saymazsak, plak tarih oldu. Kaset de bitti; buna en çok sevinenlerden biri benimdir herhalde. CD hala var ancak 10 sene öncesiyle karşılaştırdığımızda satışı oldukça fazla düşmüş durumda. Bugün artık dominant format dijital dosyalar. Bilgisayarımızda, mobil müzik dinleme cihazlarımızda, telefonlarımızda hatta arabalarımızda müziği dijital dosyalardan dinliyoruz.

 

Mastering Tartışması

Eskiden mastering işlemi plak, CD ve bazı ülkelerde (özellikle plak sonrası CD’ye geçişte ekonomik nedenlerden dolayı arada kalan ülkelerde) kasete göre yapılırdı çünkü müziğin satışa sunulduğu, dinleyicinin müziği radyo ve televizyon harici dinleyebileceği formatlar ya da diğer bir deyişle “ortamlar” (‘media’) bunlardı. Son yıllarda dijital dosyaların dominant format haline gelmesi mastering mühendisleri arasında ve genel olarak müzik endüstrisi içinde şu tartışmayı gündeme getirdi: Parçaların veya albümlerin mastering’i dijital dosyalar için ayrı ve/veya farklı bir şekilde mi yapılmalı? Bu tartışmada bazıları ayrı bir mastering yapılmasını savundu diğerleri ise mastering’i yapılmış bir parçanın veya albümün iyi kodlanmış (‘encode’ edilmiş) bir MP3 ya da AAC kopyasının yeterli olduğunu… Tartışma bitmiş değil, sürüyor. Geçenlerde Apple farklı bir şekilde bu tartışmaya dahil oldu.

 

Apple ve iTunes

Apple konusuna geçmeden önce yukarıda kullandığım ‘dijital dosya’ terimine açıklama getirmek istiyorum. Bilgisayarda, telefonda ya da benzeri bir cihazda müzik dinlemek dediğimizde genelde aklımıza MP3 formatı geliyor ama şunu da unutmamak lazım, Apple MP3 formatını değil, AAC (Advanced Audio Coding) formatını tercih ediyor. Apple’ın ne tercih ettiği çok mu önemli! Aslında, evet. Apple, teknolojiye yön veren ve bir bakıma, dolaylı olarak, günümüzün müziği ve kültürü üzerinde etkisi olan bir firma. Belki bu şekilde söylenince göreceli gelebilir ama rakamlara baktığımızda Apple’ın gerçekten güçlü olduğunu görüyoruz. Dünyada şu anda 250 milyondan fazla iOS cihaz var. Apple, iTunes Store üzerinden 50 ülkeye 16 milyardan fazla parça satışı yapmış. Bu rakamları göz önüne aldığımızda AAC’nin oldukça güçlü konumda bulunan bir format olduğunu, ‘dijital dosya’ teriminin sadece MP3’ü kapsamadığını anlıyoruz.

 

AAC (Advanced Audio Coding)

AAC, aynen MP3 gibi, bir sıkıştırma (‘compression’) ve kodlama (‘encoding’) formatı. iTunes Store, 2003 yılında kataloğundaki parçaları 128 kbps AAC formatında satışa sunmuştu ve ilk yılda 100 milyondan fazla parça satmıştı. Apple, artık VBR 256 kbps AAC formatını tercih ediyor ve bu formattaki yeni kataloğunu iTunes Plus olarak adlandırıyor. VBR 256 kbps AAC formatı, 44.1 kHz sample rate (‘örnekleme sayısı’ veya ‘örnekleme oranı’ ve 256 kbps bit rate kullanıyor.

Standart CD’ler sıkıştırılmamış ve kayıpsız bir format olan PCM (Pulse Code Modulation) ile çalışır. CD’ler 44.1 kHz örnekleme sayısı (bir saniyede 44100 adet örnek) ve 16-bit bit depth’e (‘bit derinliğine’) sahiptir. Burada ‘bit depth ve ‘bit rate’ terimleri karıştırmamak gerekir. Bit depth, sesin dinamik alanı ile ilgilidir; bit depth ne kadar yüksek olursa sesin dinamik alanı da o kadar geniş olur. Bit rate ise saniyede kullanılan veri ile ilgili olup sample rate ve bit depth üzerinden hesaplanır. Apple’ın iTunes Plus için tercih ettiği AAC formatında bit rate, hedef olarak 256 kilobit/saniye oranındadır fakat bu oran sabit değil, değişkendir, VBR kısaltması da buradan gelmektedir: Variable Bit Rate – Değişken Bit Oranı. VBR’da basit işlemler için daha az, komplike işlemler için ise daha çok sayıda bit kullanılır, bu sayede dosya boyutu sabit bit oranı ile kodlanmış dosyalara göre daha küçük olur.

Apple’ın AAC encoding (‘kodlama’) işi iki adımdan oluşuyor. İlk adımda master dosyanın sample rate’i SRC (Sample Rate Conversion) ile 44.1 kHz’e çevriliyor veya düşürülüyor. Bu işlemin çıkışındaki dosyanın 32-bit floating-point olması olası bozulmaları engelliyor. İkinci adımda, bu çıkış encoder’a (AAC kodlayıcıya) gönderiliyor. Apple, kodlayıcıya gönderilen dosyanın 32-bit floating point olmasının hem kaliteli sonuçlar almak hem de 24-bit dinamik alan hacmini dithering işlemi uygulamadan korumak adına çok önemli olduğunu belirtiyor.

 

Apple’ın Mastering için Önerileri

Apple, mastering için bir takım önerilerde bulunuyor. Eskiden mastering ile ilgili teknik konular sadece mastering mühendislerinin alanıydı. Ben hala mastering’in farklı bir kulvar olduğunu ve bu işlemin mastering mühendisleri tarafından yapılması gerektiğini savunuyorum ancak hem ucuzlayan ve yaygınlaşan dijital teknoloji hem de iş tanımlarının birbirlerine girmesi sebebiyle artık bazı parça ve albümlerin mastering’lerinin kayıt ve/veya miks mühendisleri hatta müzisyenler tarafından yapıldığına şahit oluyoruz. Durum böyle olunca Apple’ın mastering önerileri sadece mastering mühendislerini ilgilendirmiyor.

 

Kodlama için Dosya Formatı

Apple, günümüzde ideal dosya formatının 24-bit 96 kHz olduğunu belirtiyor ancak Apple, iTunes için yapılacak kodlama için dosyanın en yüksek çözünürlülükteki versiyonunun kullanılmasını öneriyor. Örnek olarak master dosyanız 24 bit 192 kHz ise iTunes kodlaması için bu dosyayı kullanmalısınız. Apple, dosyanın olduğundan daha yüksek bir çözünürlüğe dönüştürülmesinin bir işe yaramayacağının özellikle altını çiziyor. Örnek olarak, orijinal dosyanız 24 bit 96 kHz ise, bunu 24 bit 192 kHz’e çevirmek çözünürlüğü arttırmayacaktır. Diğer yandan kodlama için CD’ye yazılmak üzere dither kullanılarak bit derinliği düşürülmüş dosyaların da kullanılmaması gerektiği özellikle vurgulanıyor.

 

Seviyeler

Master dosyaların seviyelerinin üst noktaları genelde -0.1 dBFS ile -0.2 dBFS (decibel full scale) arasında tutulur ancak Apple ve bazı mastering mühendisleri en az 1 dB’lik bir marj bırakmanın, diğer bir deyişle üst seviyeyi maksimum -1 dBFS’te tutmanın emniyet açısından daha doğru olduğunu söylüyor. Bazı dijital-analog çeviricilerin çıkışı yüksek olabilir, 1 veya 2 dB’lik bir marj sesin bozulmasını (“seste ‘distortion’ olmasını”) engeller. Bildiğiniz gibi dijitalde 0 dBFS en üst noktadır, bunun üzerinde çıkılabilecek bir alan yoktur.

 

Sound Check ve Diğer Seviye Kontrol Teknolojileri

Sound Check, iTunes programında ve tüm iOS cihazlarında bulunan, dinleyicilerin parçaları yaklaşık olarak eşit seviyelerde dinlemesini sağlayan bir özellik. Bu özellik sayesinde program, parçanın genel seviyesini (volümü) tespit ediyor ve bu bilgiyi saklıyor. Parçalar çalınırken bu bilgi doğrultusunda seviyeleri azaltılıyor veya çoğaltılıyor, böylelikle dinleyicinin sürekli olarak volüm düğmesi ile seviye ayarı yapmasına gerek kalmıyor. Sound Check, seviye ayarını parçalar üzerinde yapabildiği gibi albüm bazında da gerçekleştiriyor. Benzer özellikler diğer formatlar için de mevcut. Örnek olarak Replay Gain özelliği MP3 için aynı işlevi görüyor.

Bu özellik aslında mastering açısından çok kritik çünkü çok yüksek seviyelerde master edilmiş parçalar ve albümler (özellikle mastering sırasında kompresör ve limiter ile dinamik alanı çok daraltılmış olanlar) Sound Check özelliği olan oynatıcılarda diğer parçalara göre daha düşük volümle çalınıyor! Bu, belki de yıllardan beri süren ‘loudness war’ (kaba tabirle “arka arkaya çalındığında kimin parçasının daha yüksek volümde duyulacağını savaşı”) açısından en önemli noktalardan biri çünkü sırf bu yüzden bazı firma, yapımcı ve sanatçılar CD ve radyodan farklı olarak dijital dosyalar için ayrı mastering yapma kararı alıyorlar.

 

iTunes Kodlamaları için Programlar

Apple, mastering konusunda sadece öneriler vermekle yetinmeyip iTunes Store’da satılacak parçaların kodlanmasına yardımcı olmak için küçük programlardan oluşan bir de paket hazırlamış. Paketin içindekilere hızlıca bakalım:

 Master for iTunes Droplet parçalarınızı iTunes Plus formatında kodlayan bir program. AIFF veya WAVE dosyalarınızı tek tek (veya bu dosyalarınızı içeren klasörün tamamını) basitçe programın üzerine sürükleyerek parçalarınızı AAC formatında kodlayabilirsiniz.

afconvert de parçalarınızı AAC formatına çeviriyor ancak bu araç Mac OS X’te bulunan Terminal programı altında çalışıyor ve kullanmak için kod dizeleri yazmanız gerekiyor.

afclip ses dosyalarınızda ‘clip’ (yüksek seviyeden kaynaklanan bozulma) olup olmadığı kontrol eden, Terminal programı altında çalışan ve kod dizeleri ile çalışan bir araç.

AURoundTripAAC Audio Unit ise kodlanan iTunes Plus dosyasını orijinal dosya ile karşılaştıran küçük bir program.

Programları Apple’ın sitesinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

masteredituneslogo20120217

 

 

@UfukOnen (Twitter)

Ses ve müzik teknolojileri, müzik prodüksiyonu, ses tasarımı ve benzeri alanlar ile ilgili haberler, düşünceler ve paylaşımlar için beni Twitter’da takip edebilirsiniz: https://twitter.com/UfukOnen

Sound_2012_04_NisanBu yazı Sound dergisinin Nisan 2012 sayısında yayınlanmıştır. © 2012 Ufuk Önen. Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz olarak kullanılamaz, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntı yapılamaz.

 

Posted in Müzik Prodüksiyonu, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment