Ses ve Müzik Teknolojileri

Sanal Gerçeklik İçin Ses: Ambisonics Format-B (1. Bölüm)

Geçtiğimiz son birkaç yıl içinde VR (virtual reality / sanal gerçeklik) uygulamaları ve donanımları ile Facebook ve YouTube üzerinde paylaşılan 360˚ videolar çok popüler hale geldi. Durum böyle olunca üç boyutlu (360˚) ses de önemli hale geldi. Eğer ses üzerine çalışıyorsanız, şu ana kadar bu dünyaya girmemiş olsanız bile yakın zamanda girmeniz olasılık dahilinde. Bu sebepten dolayı, bu uygulamalar için kullanılan Ambisonics B-formatı hakkında bilgi sahibi olmakta fayda var.

 

Ambisonics Nedir?

Ambisonics, 1970’lerde İngiltere’de National Research Development Corporation tarafından geliştirilmiş olan, küre biçiminde bir ses dağılım alanına sahip kayıt ve çalma (playback) tekniğidir. Tekniğin kendisi eski olsa da ticari uygulamalarda kullanılması oldukça yakın tarihli olduğundan dolayı adı yeni yeni duyulmaktadır. Ambisonics, dinleyiciyi küre biçimindeki bir alanın orta noktasına konumlandırır. Bu orta nokta, kayıt sırasında mikrofonun yerleştirildiği noktadır. Referans konumu olarak kabul edilen bu nokta, kürenin yüzeyindeki tüm noktalara eşit mesafededir. Yaratılan bu küresel alan sayesinde dinleyici, 360˚ video ya da bir sanal gerçeklik uygulaması tarafından oluşturulan üç boyutlu dünyanın içine girer, onun bir parçası olur.

 

Ambisonics B-Format

Sanal gerçeklik ve 360˚ video uygulamaları için yaygın olarak kullanılan ambisonics formatı Format-B’dir. Ambisonics Format-B, yukarıda tarif ettiğim küre şeklindeki dinleme alanını sadece dört kanal ses kullanarak oluşturur. Ambisonics, M-S (mid-side) stereo tekniğinin üç boyutlu şekli olarak düşünülebilir. Detayların yazı içinde açıklayacağım.

 

Dinleme Alanı Açısından Ambisonics ile Stereo ve Standart Surround Sistemler Arasındaki Fark

Stereo sistemlerde sol (left) ve sağ (right) olarak bölünmüş şekilde iki kanal ses ve iki adet hoparlör bulunur. Sol ve sağ hoparlörler arasında stereo panorama olarak adlandırılan, düz çizgiyi andıran yatay bir alan vardır. Bu alan içinde sesleri istediğiniz yere yerleştirebilirsiniz. Bir sesi tam olarak sol tarafa yatırabilirsiniz, bir başkasını biraz sağ hoparlöre yakın bir noktaya konumlandırabilirsiniz… Stereo sistemler, bu yerleştirme işini sol ve sağ kanallar arasındaki seviyeleri ayarlayarak yaparlar. Eğer sesi tam olarak sol tarafa yatırırsanız, sinyal sadece sol kanaldan gelir. Sesi sol kanala yakın bir yere konumlandırırsanız, sinyal hem sol hem de sağ kanaldan gelir ancak sol kanaldan gelen sinyalin seviyesi sağ kanaldakine göre daha yüksek olur. Sesi tam orta noktaya konumlandırırsanız sinyal hem sol hem de sağ kanaldan eşit yükseklikte gelir. Sesi ortaya konumlandırdığınızda insan kulağı bu sesi sanki ortada üçüncü bir hoparlör varmış ve ses buradan geliyormuş gibi algılar. Buna phantom center (hayalet orta kanal) adı verilir.

Surround sistemlerde, stereo sistemlerdeki yatay alan yerini dairesel bir alana bırakır. Dinleyici bir çemberin orta noktasında oturuyor gibidir. Yaygın olarak kulanılan 5.1 surround sistemlerde altı kanal ses ve beş farklı noktada hoparlör bulunur: sol (left), orta (center), sağ (right), arka sol (left surround) ve arka sağ (right surround). Bu beş hoparlöre ek olarak (genelde orta hoparlörün altına yerleştirilmiş bulunan) bir de LFE (Low Frequency Effects) adı verilen bir subwoofer vardır. Surround sistemlerde sesleri, dairesel bir alan içinde istediğiniz noktalara konumlandırabilirsiniz. Stereo ile karşılaştırdığımızda surround ses, seslerin dağılımı ve dinleyiciyi sarması açısından, çok daha etkileyicidir.

Ambisonics, standart surround ses formatlarını bir adım daha ileri götürerek sese yükseklik boyutunu da katar. Stereo sistemlerde yatay düz bir çizgi, standart surround sistemlerde ise yatay bir çember şeklinde olan alan, ambisonics formatta küre biçiminde bir hacme dönüşür. Bu açıdan ele aldığımızda, ambisonics ile Dolby Atmos, Auro-3D ve DTS:X formatlarının birbirlerine daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan, Dolby Atmos, Auro-3D ve DTS:X bu alanı oluşturmak için çok sayıda kanal kullanırken, Ambisonics B-Format’ta kanal sayısı sadece dörttür.

Ambisonics’in alansal açıdan diğer bir farkı da kürenin içindeki tüm seslere eşit davranmasıdır. Standart surround sistemlerde ağırlık sol, orta ve sağ kanallardadır; önemli sesler bu kanallara yerleştirilir. Arkadaki iki kanal daha çok efekt ve ambiyans kanalları olarak değerlendirilir. Ambisonics sistemlerde ise tüm seslere önem açısından eşit davranılır.

 

Kanal ve Hoparlör Sayısı Açısından Ambisonics ile Stereo ve Standart Surround Sistemler Arasındaki Fark

Yukarıda da belirttiğim gibi stereo ve standart surround ses sistemlerinde her kanal için bir hoparlör kullanılır: stereo sistemlerde iki kanal için iki hoparlör; 5.1 surround sistemlerde altı kanal için altı hoparlör; 7.1 surround sistemlerde ise sekiz kanal için sekiz hoparlör vardır. Her kanal, bağlı olduğu hoparlöre sinyal gönderir. Ambisonics B-Format sistemlerde ise dört kanal herhangi bir ses sistemi için decode edilebilir. Diğer bir deyişle, dört kanal sinyal için mutlaka dört adet hoparlör olması gerekmez. Burada anahtar kelime decode etmektir. Ambisonics B-Format sinyalinin kullanılacak ses sistemine uygun olarak decode edilmesi gerekir. Tam küresel bir dinleme alanı için altı hoparlöre ihtiyaç duyulmaktadır. Ambisonics sistemler kolayca küçültülebilir veya genişletilebilir. Örnek olarak, altı hoparlör kullanarak oluşturduğunuz tam küresel bir dinleme alanını, sistemi küçültüp içinden iki hoparlör çıkartarak sadece yatay bir alan haline dönüştürebilirsiniz.

Küresel dinleme alanından dolayı Ambisonics sistemlerde sesler çok yumuşak bir şekilde hareket eder. Dinleyici, seslerin bir hoparlörden diğerine atladığı hissine kapılmaz. Bunun sebebi Ambisonics sistemlerde kanalların belli hoparlörlere atanmamış olmasıdır.

 

Neden Ambisonics Format-B?

Ambisonics B-Format’ın 360˚ video ve sanal gerçeklik uygulamaları için bir standart haline gelmiş olmasının nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Standart surround sistemlerde, yukarıda da belirtiğim gibi, ağırlık sol, orta ve sağ kanallara, yani ön kanallara verilir; arka kanallar (surround hoparlörler) genelde efektler ve ambiyans için kullanılır. Ambisonics formatında ise tüm seslere eşit önem verilir. Örnek olarak, standart surround sistemler için yapılan mikslerde diyaloglar hemen hemen her zaman orta kanaldan gelir. Diğer yandan bir sanal gerçeklik uygulamasının (mesela bir oyunun) içindeki üç boyutlu ortamda, kullanıcının arkasında bulunan bir kişi konuşuyorsa, kullanıcı bu konuşmayı arkadan geliyormuş gibi duyar. Eğer konuşan kişi ile yüzleşmek isterse, dönmesi gerekir. Dönerse bu durumda sesler kullanıcıya yüzü doğrultusunda gelmeye başlar. Bu, elbette, sesin kullanıldığı ortam ile de doğrudan ilgilidir. Film, statik bir deneyim sunar, izleyicinin hareketlerine göre değişmez, değişmesi beklenemez. Diğer yandan oyun gibi sanal gerçeklik uygulamaları kullanıcının tercihleri ve hareketleri doğrultusunda sürekli değişen dinamik deneyim sunarlar. Buna bağlı olarak hemen ikinci maddeye geçebiliriz.

2- Standart surround sistemler statik uygulamalar için ses dağılımı açısından genelde başarılıdır. Ancak, ses alanı kaydığında ya da yer değiştirdiğinde (birinci maddedeki örnekte olduğu gibi oyuncu arkadan gelen konuşmanın sahibi ile yüzleşmek için döndüğünde) standart surround sistemler bu hareketleri yumuşak ve akışkan bir şekilde takip etmekte yetersiz kalır. Ambisonics sistemlerde seslerin yaratılan dinleme alanı içindeki hareketleri çok daha yumuşak ve akışkan olabilmektedir, bunun da sebebi ses kanallarının belli hoparlörlere atanmamış olmasından dolayı kaynaklanmaktadır.

3- Ambisonics sistemlerde yatay alana ek olarak bir de dikey alan vardır. Yükseklik, 360˚ videolar ve sanal gerçeklik uygulamaları için vazgeçilmez bir boyuttur.

4- Patent koruma süresi dolduğundan dolayı Ambisonics’in çekirdek teknolojisi herkese açıktır. Firmalar herhangi bir lisans ücreti ödemeden bu teknolojiyi kullanabilmektedir.

 

Yazının ikinci bölümü için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Samuel Zeller (Unsplash) | Manipülasyon: Ufuk Önen

Fotoğraf: Andrew Robles (Unsplash)

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Sylvia Massy ve Turşu Deneyi!

Sylvia Massy gerçekten müthiş bir diskografiye sahip bir prodüktör ve ses mühendisi. Birlikte çalıştığı sanatçı ve gruplar arasında Aerosmith, Joe Satriani, Johhny Cash, Prince, Red Hot Chili Peppers, Skunk Anansie, Sonic Youth ve Tool gibi müzik dünyasında önemli yerleri olan isimler var. Massy’nin 25 tane altın ve platin plak ödülü bulunuyor.

Massy, “normal” müzik çalışmalarının yanı sıra deneysel yönü ile de tanınan bir isim. Massy, sinyal zinciri arasına çeşitli yiyecekler ve mutfak cihazları yerleştirerek deneyler yapmayı seviyor. Örnek olarak gitar soloları için gitar amplifikatörü ve kabin arasına matkap yerleştirip, çeşitli notalarla tetiklenen matkabın sesini kayda eklemişliği var.

Massy, sinyal zinciri içine yerleştirdiği birçok gıda ile de deneyler yapmış. Patatesin üst frekanslarda azalmaya sebep olduğunu söylüyor. Elma, muz, havuç ve portakal ise ağırlıkları oranında üst frekanslarda azaltmaya sebep oluyormuş. Sosisli sandviçin ise oldukça düz bir frekans cevabına sahip olduğunu gözlemlemiş.

Aşağıdaki videoda Massy’in turşu ile yaptığı deneyin sonucunu hem görebilir hem de duyabilirsiniz. Turşu tuzlu olduğundan ve tuz da iyi bir iletken olduğundan dolayı turşu oldukça iyi bir seçim olmuş.

Videodan önce Massy’nin bu deney için kullandığı sinyal zincirinden biraz bahsetmek istiyorum.

Massy, bu deney için ilk önce bir test sinyalini Crest marka bir güç amplifikatörüne gönderiyor.

Amplifikatör tarafından yükseltilen sinyal daha sonra turşuya bağlanıyor. Aslında iki turşu var: pozitif turşu (kırmızı tabaktaki) ve negatif turşu (mavi tabaktaki)!

Turşudan çıkan sinyal Power Soak adlı üniteye giriyor. Power Soak, Boston grubundan tanıdığımız Tom Scholz tarafından tasarlanmış, seviye azaltıcı bir ünite (attenuator). Amplifikatör ve hoparlör arasında kullanılıyor. Gitar amplifikatörlerinin tonu, ses seviyeleri ile birlikte değişir ve genelde iyi ton yüksek sesle elde edilir. Power Soak, amplifikatörün yüksek seviyeli çıkışla çalışmasını ancak hoparlöre giden sinyalin seviyesinin ton bozulmadan azaltılmasını sağlıyor.

Power Soak aracılığı ile azaltılan sinyal daha sonra Tone Tubby markalı gitar hoparlörüne gidiyor.

Massy’nin diğer videolarını YouTube kanalından izleyebilirsiniz.

Sylvia Massy’nin Recording Unhinged: Creative and Unconventional Music Recording Techniques adlı bir kitabı ve ilüstrasyonlarını kendi yaptığı iki tane de boyama kitabı buluyor (linkler için tıklayınız).

Başlık fotoğrafı Sylvia Massy’nin web sitesinden alınmıştır.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

7 Maddede Desibel

Desibel, kuşkusuz müzik ve ses ile uğraşan herkesin duymuş olduğu bir kelimedir. Ses cihazlarının ve yazılımlarının hepsinde karşımıza çıkar. Bunları kullanan herkes desibelin ne olduğunu iyi kötü bilir. Ancak sorun şu ki, iyi kötü bilmek yetmez! Profesyonel olarak ses teknolojileri ve müzik prodüksiyonu üzerine çalışıyorsak ya da çalışmak istiyorsak, desibel nedir ne değildir, çok iyi anlamamız gerekir. Eğer desibel kavramını kafamızda çok iyi oturtamazsak, yaptığımız işi tesadüfen yapıyor oluruz.

Aşağıda, yedi maddede, desibel ile ilgili en önemli noktaları listeledim. Bu noktaları “konu başlıkları” olarak kabul edip, her başlık için derinlemesine araştırma yapmak çok faydalı olacaktır.

• 1

Desibel, ses ve sinyal ölçümleri için kullanılan logaritmik bir birimdir. Logaritmik skala sayesinde değerler arasındaki büyük değişimleri, daha küçük ve basitçe anlaşılabilir sayılarla ifade etmek mümkündür. Örnek olarak, “insanlarda duyma eşiğini 0.00002 Pa kabul ettiğimizde, duyma eşiği ile 0.02 Pa ses basınç seviyesindeki normal bir konuşma arasındaki fark 0.01998 Pa’dır” yerine “normal konuşma 60 dB SPL’dir” demek daha kullanışlıdır!

• 2

Desibel, Bel biriminin onda biridir. Diğer bir deyişle 10 desibel, 1 Bel’e eşittir. Bel adı, Alexander Graham Bell’in isminden gelmektedir. Desibel için kullanılan dB kısaltmasındaki B harfinin büyük yazılması bu sebepten dolayıdır.

• 3

Desibelin kendisi bir değer değildir. Desibel, metre ya da kilogram gibi sabit bir birim değildir. Desibel her zaman iki değerin oranını ifade etmek için kullanılır.

• 4

Desibeli iyi anlamak için logaritmik skalayı iyi anlamak gerekir. İki değer arasındaki değişim lineer skalada “fark”, logaritmik skalada ise “oran” olarak ifade edilir. Lineer skalada 1 ve 2 arasındaki değişim ile 4 ve 5 arasındaki değişim aynıdır: her ikisinde de fark 1’dir. Logaritmik skalada ise 1 ve 2 arasındaki değişim 1:2 oranı ile ifade edilir. Buna göre aynı oranı (1:2) elde etmek için gerekli değişim 4’ten 8’e olmalıdır.

• 5

Çok sayıda desibel türü vardır. Ses basıncı ve ses sinyalleri için en çok kullanılanlar dB SPL (ses basıncı), dBu (sinyal), dBV (sinyal) ve dBFS’tir (dijital sistemlerde sinyal). Bunları Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda detaylı olarak açıklamıştım.

• 6

Desibel ile işlem yaparken yüzde (%) ile hesaplama yapılamaz (çünkü desibel logaritmik bir birimdir). Örnek olarak, 80 desibelin %70’i 56 desibeldir gibi bir ifade söz konusu bile olamaz.

• 7

Desibel ile basitçe toplama işlemi yapılamaz (çünkü desibel logaritmik bir birimdir). Örnek olarak, elinizde 90 dB SPL ses üreten bir hoparlör varsa, aynı hoparlörden ikinci bir tane daha aldığınızda 180 dB SPL ses elde edemezsiniz! Elde edeceğiniz ses 93 dB SPL civarında olacaktır. Başka bir örnek olarak, 60 dB SPL, 75 dB SPL ve 80 dB SPL ses basıncı üreten üç farklı ses kaynağının oluşturduğu toplam ses basıncı 215 dB SPL değil, 81 dB SPL civarında olacaktır. Bu hesaplamaları da Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda detaylı olarak açıklamıştım.

Yazının başında da belirttiğim gibi, bu noktaları “konu başlıkları” olarak kabul edip, her başlık için derinlemesine araştırma yapmak çok faydalı olacaktır.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Pixabay

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Phaser (Yazı ve Video)

 

Phaser, 1970’li yıllarda popüler hale gelmiş bir efekt ünitesidir. Phaser denilince akla ilk olarak gitar ve klavye gelse de bu efekt farklı enstrümanlar için de kullanılmaktadır.

 

Sinyal İşleme Şekli

Phaser, girişteki sinyalin bir kopyasını çıkartır ve “all-pass” olarak adlandırılan bir dizi filtreden geçirir. Böylelikle iki ayrı sinyal elde edilmiş olur: orijinal (ham) ve işlenmiş sinyal. All-pass filtreler sinyalin frekans içeriği üzerinde herhangi bir değişiklik yapmaz. Diğer yandan, all-pass filtrelerin frekans faz tepkisi lineer olmadığından dolayı, ham sinyal ve işlenmiş sinyal arasında frekanslara göre değişiklik gösteren faz farklılıkları oluşur. Diğer bir deyişle, ham sinyaldeki farklı frekanslar farklı sürelerde gecikmeye uğramış olur ve bu da çıkış sinyalinde çoğu zaman armonik olarak birbirleriyle uyumlu olmayan çukur noktaları oluşturur. Gecikme süresi bir LFO (Low Frequency Oscillator) aracılığı ile periyodik olarak değiştirilir, bunun sonucunda çıkış sinyalindeki çukur noktalarının yerleri değişir. Ortaya çıkan bu efekt “phasing effect” ya da “phaser effect” olarak adlandırılır.

Filtrelerin çıkışındaki işlenmiş sinyal, filtre zincirinin girişine geri döndürülür. Buna “feedback” (geri besleme) adı verilir. Feedback ile çukur noktalarının yükseklikleri artar, rezonanslar oluşmaya başlar ve efektin tınısı değişir.

Oluşan çukur noktalarının sayısı kullanılan all-pass filtrelerin sayısının yarısı kadardır. All-pass filtrelerin sayısı “stage” olarak adlandırılır. Örnek olarak, 8-stage phaser içinde sekiz adet all-pass filtre vardır ve oluşan çukur noktalarının sayısı dört olacaktır.

 

Parametreler

Gitar pedalları, analog üniteler, plug-in’ler… Geçmişten günümüze kadar birçok firma tarafından çok farklı phaser cihaz ve programları geliştirilmiş… Durum böyle olunca parametreler de değişiklik gösteriyor, standart bir parametre seti bulunmuyor. Sıkça karşılaşılan phaser parametreleri olarak rate, range/depth, feedback ve mix’i sayabiliriz.

Rate: Hertz (Hz) cinsinden ifade edilir. LFO’nun hızını kontrol eden parametredir.

Range/Depth: LFO tarafından modüle edilecek olan frekans aralığını kontrol eden parametredir. Tavan (ceiling) ve taban (floor) frekanslar belirlenerek, bu iki frekans arasında kalan aralıkta sweeping (süpürme) işlemi yapılır. Bazı cihaz veya plug-in’lerde “depth”, işlenmiş sinyal ile ham sinyal arasında karışım dengesini adlandırmak için kullanılmaktadır, bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Feedback: Filtrelerin çıkışındaki işlenmiş sinyalin hangi oran ya da yüzde ile filtrelerin girişine döndürüldüğünü kontrol eden parametredir.

Mix: Yüzde (%) cinsinden ifade edilir. Ham ve işlenmiş sinyallerin karışım dengesini kontrol eden parametredir.

 

Örnek Efekt

Aşağıdaki videoda örnek olarak hazırladığım ve gitara uyguladığım phaser efektini dinleyebilirsiniz:

 

Kullanım Örnekleri

Yazının başında da belirttiğim gibi phaser denilince akla ilk olarak gitar ve klavye gelse de bu efekt farklı enstrümanlar için de kullanılmaktadır. Aşağıdaki bağlantılarda phaser ile ilgili örnekler bulabilirsiniz (Spotify ve YouTube) (Spotify bağlantılarını göremiyorsanız lütfen sayfayı tekrar yükleyin):

 

“Little Wing” – Jimi Hendrix (gitar)

 

“Eruption” – Van Halen (gitar)

 

“Dancing in the Moonlight” – Thin Lizzy (bas gitar)

 

“Kashmir” – Led Zeppelin (davul ve diğer enstrümanlar)

 

“Just the Way You Are” – Billy Joel (Fender Rhodes)

 

“Solitude Is Bliss” – Tame Impala (gitar)

 

“Peg” – Steely Dan (klavye)

 

“Bridge of Sighs” Robin Trower (gitar)

 

“Paranoid Android” – Radiohead (gitar)

 

“Have a Cigar” Pink Floyd (gitar)

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Brandon Daniel

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ücretsiz Plug-in’ler (11)

“Ücretsiz Plug-in’ler” adlı seriye Kasım 2015’te başlamıştım. Takip ediyorsanız biliyorsunuzdur, bu serideki her bir blog yazısında dört adet ücretsiz plug-in bulunuyor. Bu sefer biraz farklı. Bu yazımda Blue Cat Audio firmasına ait Freeware Plug-ins Pack II paketini paylaşıyorum, içinde altı adet plug-in var.

Bu arada, eğer daha önceki paylaşımları incelemediyseniz linklerine ana sayfadan ulaşabilirsiniz.

Ücretsiz plug-in’ler serisi 11: Freeware Plug-ins Pack II – Blue Cat’s FreqAnalyst, Blue Cat’s Gain Suite, Blue Cat’s Triple EQ, Blue Cat’s Phaser, Blue Cat’s Chorus, Blue Cat’s Flanger (Blue Cat Audio).

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Blue Cat’s FreqAnalyst

 

Blue Cat’s FreqAnalyst, benim de sıkça kullandığım gerçek zamanlı (real time) bir spektrum analizör plug-in’i. Threshold ayarı sayesinde takip etmek istediğiniz bölgeye kolaylıkla odaklanabiliyorsunuz. FreqAnalyst’in sahip olduğu diğer iki önemli özellik ise zoom ve freeze (dondurma). Kesinlikle tavsiye ederim!

 

Blue Cat’s Gain Suite

 


Gain Suite, ilk bakıldığında herhangi bir gain ayarlama plug-in’i gibi görünüyor ama aslında çok farklı bir özelliği var. Gain Suite plug-in’ini birden fazla kanala insert edip, kanalları plug-in üzerinde grupladığınızda, tek bir düğme ile gruptaki tüm kanalların gain ayarlarını kontrol edebiliyorsunuz.

Örnek olarak, ‘Gitar 1’, ‘Gitar 2’ ve ‘Gitar 3’ adlı adet üç elektro gitar kanalınız olduğunu varsayalım. Bu üç kanala Gain Suite plug-inini insert edip, üç kanalı da plug-in üzerinden A grubuna atadığınızda, bu üç kanalın gain ayarlarını ‘Gitar 1’ kanalına insert ettiğiniz plug-in üzerinden tek bir düğme ile kontrol edebilirsiniz.

 

Blue Cat’s Triple EQ

 


Triple EQ, tek bir filtre gibi kontrol edilebilen 3-band yarı-parametrik bir EQ plug-in’i. Girişte sinyal olmadığı zaman (insert ettiğiniz kanalın ses olmayan kısımlarında) kendini kapatıyor, böylelikle işlem yapmadığı sırada bilgisayarın işlemcisi üzerine yük bindirmiyor.

 

Blue Cat’s Phaser

 


Blue Cat’s Phaser, eski analog phaser devrelerinden modellenmiş bir plug-in. Analog phaser ünitelerinde ‘stage’ adı verilen all-pass (tam geçirgenli) filtrelerden 4-12 adet bulunur. Dijital teknolojinin avantajları sayesinde Blue Cat’s Phaser üzerinde 32 stage bulunuyor.

 

Blue Cat’s Chorus

 


Blue Cat’s Chorus, adından da anlaşılabileceği gibi, bir chorus plug-in’i. Deneyin, beğeneceksiniz!

 

Blue Cat’s Flanger

 


1970’ve 1980’li yıllarda çok popüler olan flanger efekti günümüzde artık fazla kullanılmıyor ama oldu da kullanmak isterseniz Blue Cat’s Flanger’ı deneyebilirsiniz.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Aux Send: Pre-Fader ve Post-Fader Konumu

Analog, dijital ya da DAW içindeki mikserlerde, kanaldaki sinyali dışarı göndermek için auxiliary, kısaca ‘aux’ (send) kullanırız. Aux kullanırken önümüzde iki seçenek bulunur: pre-fader ve post-fader.

Pre “önce”, post “sonra” anlamına gelir. Pre-fader, fader’dan önce; post-fader ise fader’dan sonra demektir.

Sinyal akış şemasında da görebileceğiniz gibi, pre-fader konumunda sinyal fader’dan önce, post-fader konumunda ise fader’dan sonra alınıp kanal dışına gönderilir.

Aux pre konumundayken kanalın fader’ı ile yaptığımız seviye değişiklikleri aux’tan gönderilen sinyalin seviyesini etkilemez. Kulaklık miksleri için genelde pre konumu kullanılır böylelikle kanal kayıt sırasında monitör odasında kanal volümlerini fader’larla değiştirseniz bile kulaklıktaki miks değişmez. Daha basit bir dille anlatacak olursak, auxiliary pre konumundayken, aux üzerinden kulaklıklara giden miks ile sizin monitör odasında dinlediğiniz miks birbirinden tamamen bağımsız olur.

Aux üzerinden efektlere sinyal gönderirken genelde post seçeneği tercih edilir. Post konumundayken fader’la volümü azalttığınızda efekte giden sinyalin seviyesi de azalır. Bu sayede, kuru ve efektli sinyal arasındaki denge (dry/wet dengesi) korunmuş olur.

Kısaca özetleyecek olursak:

  • Pre-fader: kulaklık miksi
  • Post-fader: efektler

Bazı mikserlerde aux send’ler pre ya da post konumuna sabit olarak ayarlanmıştır. Diğerlerinde ise (özellikle dijital ve DAW içinde bulunan mikserler ile büyük analog mikserlerde) kullanıcıya “pre/post switch” adı verilen bir düğme aracılığı pre/post kullanım seçeneği tanınır.

Behringer X2442USB

Avid Pro Tools

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Sinyal akış şeması Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır.

Mikser fotoğrafı: Music-Group Behringer X2442USB

Başlık fotoğrafı: Pixabay

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 3 Comments

Ücretsiz Plug-in’ler (10)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 10: Backmask (Freakshow Industries), WatKat (GSI), Rough Rider 2 (Audio Damage), OTT (Xfer Records).

 

Backmask (Freakshow Industries)

 

Backmask, programı geliştiren Freakshow Industries adlı firmanın tanımıyla, sesleri paradoks işleme teknikleri ile “kaotik” bir şekilde ters çeviren bir plug-in. Kullanımı çok basit. İlginç sonuçlar elde edilebiliniyor.

Program aslında ücretsiz değil, fiyatı 20.-USD, ancak sayfadaki ‘steal’ tuşuna tıklarsanız ödeme yapmadan indirebiliyorsunuz!

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

WatKat (GSI)

 

Watkins Copicat, 1958 yılında İngiltere’de Charles Watkins tarafından geliştirilen bir eko cihazı. Lambalar ve banttan oluşan bu cihaz, 1960’lı yıllarda sadece İngiltere’de değil, daha birçok ülkede çok popüler hale gelmiş. Bugün altmış yaşında olan cihazların bazıları günümüzde hala sorunsuz bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Watkins Copicat’in farklı modelleri bulunuyor.

Aşağıdaki indirme linki bulunan WatKat, Watkins Copicat’in “Custom” modelinin plug-in klonu. Orijinal cihazda olduğu gibi, plug-in üzerinde beş adet kontrol bulunuyor: ‘Swell’, tekrarların seviyesini, ‘sustain’ ise tekrar sayısını kontrol etmek için kullanılıyor. ‘Gain 1’ ve ‘gain 2’, sol ve sağ kanalların giriş seviyelerini ayarlamak için kullanılıyor. ‘Head 1’, ‘Head 2’ ve ‘Head 3’, bant okuma kafalarını seçmenizi sağlıyor. Okuma kafaları fiziksel olarak farklı yerlerde olduğu için elde edilen gecikme (delay) süresi seçtiğiniz kafaya göre değişiyor.

Mac: AU, VST | Win: VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Rough Rider 2 (Audio Damage)

 

Rough Rider 2, programı geliştiren Audio Damage firmasının kendi tanımıyla “biraz ‘vintage’ bir hissiyata sahip, kendine has sıcak bir sound’u olan, modern bir kompresör”. Rough Rider 2, firma tarafından başta davul olmak üzere synth bas, gitar ve geri vokaller için tavsiye ediliyor. Plug-in üzerinde ‘ratio, ‘attack’, ‘release’, ‘gain reduction’, ‘sensitivity’, make-up gain’ ve ‘mix’ olmak üzere toplam yedi adet parametre bulunuyor.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

OTT (Xfer Records)

 

OTT, dubstep ve EDM prodüksiyonları için uygun bir multiband kompresör [multiband kompresör ile ilgili bilgi için tıklayınız]. Üzerinde dört parametre bulunuyor: ‘depth’, ‘in gain’, ‘out gain’ ve hem attack hem de release sürelerini ayarlayabileceğiniz ‘time’.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

 

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Miks Tamamlandıktan Sonra

Bu yazı “Miksin Sonunda Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler” ve “Miks Dosyalarını İsimlendirme” başlıklı yazıların devamıdır.

 

Miksi tamamladıktan sonra bence yapılması gereken, yaptığınız miksi objektif ve eleştirel bir biçimde dinlemek, ihtiyaç olduğunu düşünürseniz miksi revize etmektir. Ancak bunu sağlıklı bir şekilde yapabilmek için kendinize biraz süre tanımak, bu süre içinde kulaklarınızı dinlendirip miksten uzaklaşmak gerekir. Bahsettiğim sürenin uzunluğu kişiden kişiye göre değişir. Bu, bazısı için birkaç saat, bazısı için birkaç gün olabilir. Benim tavsiyem arada en az bir gece bırakmanız, diğer bir deyişle eleştirel dinleme işlemini miksi tamamladıktan sonra en erken ertesi gün yapmanız… Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar adlı kitabımdaki röportajlarda da görüldüğü gibi ara bırakma, kendinize süre tanıma, sadece benim yaptığım veya tercih ettiğim bir şey değil; birçok profesyonel, miks bittikten sonra son kontrollere başlamadan önce mutlaka arada belli bir zaman bırakıyor.

Eleştirel dinleme ve son kontroller sırasında kendinize sormanız gereken en önemli soru, parçada öne çıkması gereken öge veya ögeleri odak noktasına oturtup oturtamadığınız olmalıdır. Diğer önemli bir nokta ise parçadaki enstrümanların mikste ne zaman ve ne kadar kullanıldığıdır. Dinleyicinin ilgisini kaybetmemek için parçanın miksi statik değil, dinamik olmalıdır. Bunu sağlamak için de bazı enstrumanları yer yer miksten çıkarmak, bazı zamanlarda ise mikse yeni sesler ve enstrümanlar eklemek gerekir. Bu, aslında parçanın düzenlemesiyle de ilgilidir, ancak miks sırasında da belli bir oranda gerçekleştirilebilir.

Miksin eğer bu noktalar açısından herhangi bir problemi yoksa ve parça genel olarak olması gerektiği gibi ya da istediğiniz şekilde duyuluyorsa, bir sonraki adım parçanın sözlerinin tek tek anlaşılıp anlaşılmadığı kontrol etmek olmalıdır. Eğer anlaşılmıyorsa vokalin otomasyonu üzerinde ince ayar yapmak gerekebilir.

Reverb ve delay gibi efektleri de kontrol etmekte fayda vardır. Özellikle vokallerde kullanılan reverb ve delay’lerin sibilant seslerin üzerine binmemiş olduğuna dikkat edilmelidir.

Son olarak (belki de en önemlisi), miksin bir bütün olduğunu, içindeki seslerin tek başlarına değil, bu bütün içinde nasıl duyulduklarının önemli olduğunu ve bu bütününün de parçaya, diğer bir deyişle müziğe hizmet etmesi gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız.

Bu yazı Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar adlı kitabımdan alınmıştır.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2016-2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Miks Tamamlandıktan Sonra başlıklı bu yazı, aşağıdaki iki yazının devamıdır:

Miksin Sonunda Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler

 

Miks Dosyalarını İsimlendirme

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Ücretsiz Plug-in’ler (09)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 9: Tube Saturator Vintage (Wave Arts), SpectrumAnalyzer (SIR Audio Tools), 2 Bus Control (MAAT), bx_subfilter (Brainworx).

 

Tube Saturator Vintage (Wave Arts)

 

Tube Saturator Vintage, devre simülasyon teknolojisini kullanarak orijinal analog sese mümkün olduğunca yaklaşan bir plug-in. Devrede 3-band Baxandall tip bir EQ ve iki adet 12AX7 preamplifikatör katmanı bulunuyor. Drive parametresi ile giriş kazancını artırdığınızda distorsiyon seviyesi kolay ayarlansın diye çıkış seviyesi azalıyor. FAT düğmesi ile ilk preamplifikatörün bias devresini değiştirip, ‘gain’ ve ‘saturation’ seviyelerini artırmak mümkün. Tube Saturator Vintage, devre simülasyon teknolojisini kullandığı için CPU üzerine yük bindiren bir plug-in, bu sebepten güçlü bilgisayarlarla kullanılması tavsiye ediliyor.

Wave Arts çok bilinen bir firma değil ancak ben ürünlerini 2000’lerinden başından bu yana sürekli kullanıyorum.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

SpectrumAnalyzer (SIR Audio Tools)

 

SpectrumAnalyzer, adından da kolayca anlaşılabileceği gibi, bir spektrum analizör plug-in’i. Hem FFT (Fast-Fourier-Transform) hem de analog stil prensibi ile çalışabiliyor, bunların her ikisini aynı anda çalıştırmak mümkün. Plug-in’in penceresini isteğinize göre düzenleyebiliyorsunuz. Vokal, bas gitar, davul gibi farklı kanalları aynı plug-in penceresi içinde alt alta görüntüleyebiliyorsunuz (ücretsiz versiyonda iki; ücretli versiyonda dört farklı kanal – yukarıdaki ekran görüntüsü ücretli versiyondan).

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

2 Bus Control (MAAT)

2BusControl, master kanalınızda kullanabileceğiniz monitör ve seviye plug-in’i. Seviyenin yanı sıra stereo denge ve kanallar arası korelasyonu da gösteriyor. Monitör için de sol kanal solo, sağ kanal solo, mono, sağ-sol kanalları ters çevirmek gibi bir çok özelliği var.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

bx_subfilter (Brainworx)

 

 

bx_subfilter, kick ve bas gibi alt frekans ağırlıklı enstrümanlara tanım ve netlik katmak için kullanabileceğiniz bir plug-in. Giriş ve çıkış kazanç ayarlarının yanı sıra plug-in’de üç kademeli rezonans kontrolü (low, high, extreme) ile Tight Punch ve Low End isimli parametre daha bulunuyor.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

 

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Dinamik EQ

EQ, özellikle parametrik EQ, çok güçlü fakat statik bir ses işleme aracıdır. Güçlüdür çünkü frekans, kazanç ve Q parametrelerini kullanarak sesi istediğiniz gibi şekillendirmenize imkan tanır. Statik bir sinyal işleme aracıdır çünkü giriş sinyalindeki değişiklikleri hesaba katmadan sesi aynı şekilde işler. EQ’nun statik olması, her zaman değilse de bazı durumlarda bir dezavantajdır. Örnek olarak bir keman kaydında üst oktavlardaki notalardan biri veya birkaçının kulağa çok sert geldiğini ya da yırtıcı duyulduğunu varsayalım. EQ ile bu notaları yumuşatabilirsiniz ancak uyguladığınız bu EQ, rahatsız edici notalar çalınmadıkları zaman da devrede olacağı için, enstrümanın genel tonunu etkileyecek, belki de üst frekans detayında ya da alt oktavdaki notalar çalındığında üst kısmi frekanslarda (overtones) azalmaya sebep olacaktır.

Bu noktada dinamik (dynamic) EQ devreye giriyor. Dinamik EQ, standart EQ’nun gücünü, dinamik işlemcilerin sıkıştırma (compression), genişletme (expansion) ve dış sinyallere bağlı olarak çalışabilme (sidechain triggering) özellikleri ile birleştiriyor.

 

Multiband Kompresör ve Dinamik EQ Arasındaki Fark

Multiband kompresör ve dinamik EQ bazı açılardan birbirlerine benzer: Her ikisi de sinyalin seçilmiş bir bölümü üzerinde azaltma veya çoğaltma yapar ve her ikisi de yaptıkları seçimi frekans ve seviye üzerine dayandırır. Diğer yandan, aralarında yakın benzerlik olsa da multiband kompresör ve dinamik EQ aynı şey değildir.

Multiband kompresör sinyali frekans aralıklarına böler ve her frekans aralığını ayrı ayrı sıkıştırır. Cihazın yapısına göre frekans aralıkları bas ve tiz olarak iki; bas, mid ve tiz olarak üç; bas, alt-mid, üst-mid ve tiz olarak dört ya da iyice ince ayarlar kullanarak daha fazla sayıda olabilir. Sinyali frekans aralıklarına bölüp ayrı ayrı sıkıştırmanın avantajı, bir frekans aralığındaki yüksek seviyeli sinyal yüzünden diğer frekans aralıklarının da azaltılmasının, sıkıştırılmasının önlenmesidir. Örnek olarak bas, mid ve tiz olarak üç aralıkla çalışıldığını varsayalım. Multiband kompresör, mid aralığında seviye yükseldiğinde, tiz ve bas frekans aralıklarına dokunmadan, sadece orta frekans aralığında azaltma uygulayacaktır.

Dinamik EQ, crossover noktaları yerine standart EQ filtrelerini kullanır. Bu sayede bir yandan istenilen frekans aralığını Q parametresini de kullanarak çok hassas bir şekilde seçmek, diğer yandan da seçili frekans üzerinde threshold, attack, release gibi parametreleri kullanarak çok kontrollü bir şekilde azaltma/sıkıştırma (attenuation/compression) ve açma/genişletme (boost/expansion) işlemlerini yapmak mümkün olabiliyor. Dinamik EQ’yu seçili frekansın kazancını kompresör ile modüle eden bir işlemci olarak düşünmek yanlış olmaz.

Multiband kompresör ve dinamik EQ arasındaki diğer bir fark ise faz ile ilgilidir. Multiband kompresörün üzerindeki faz filtreleri lineer değilse sinyale sıkıştırma (compression) uygulanmıyor olsa dahi sinyalde sürekli olarak faz bozulması (phase distortion) vardır. Dinamik EQ’da faz bozulması sadece sıkıştırma sırasında ortaya çıkar, frekans kazancının sıfır olduğu durumlarda (unity gain), bozulma olmaz.

 

Dinamik EQ Kullanımı

Dinamik EQ, genel olarak mastering aşamasında kullanılan bir ses işlemcisi gibi düşünülse de miks sırasında vokal ve birçok enstrüman üzerinde kullanılabilir.

Bazı solistler sakin ve yumuşak bölümleri söylerken ton olarak çok dengelidirler ancak gürlük arttıkça ya da üst oktavlardan notalara geçince ses (istenmeyen şekilde) sert, hatta kulak tırmalayıcı bir hâle gelebilir. Eğer bu bahsettiğim durum parçanın içinde ayrı bölümlerde oluyorsa, bu bölümleri farklı kanallara alıp ayrı ayrı EQ uygulayabilirsiniz. Diğer yandan, eğer bu durum, performans açısından bölünmesi mümkün olmayan ya da tercih edilmeyen bir bölümde gerçekleşiyorsa, rahatsızlık veren kısımlardaki sesin tonunu standart bir EQ ile yumuşattığınızda bu sefer de sakin söylenen kısımlar donuk ya da mat bir hâl alabilir. Bu noktada dinamik EQ işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Rahatsız eden kısımlardaki kesmek (seviyelerini azaltmak) istediğiniz frekansların eşik (threshold) parametrelerini doğru ayarladığınızda, EQ sadece rahatsız eden kısımlarda devreye girip kesme işlemini yapacak, diğer kısımlarda ise sinyale dokunmayacaktır.

Diğer bir örnek de ziller olabilir. Davulcunun çok sert vurduğu yerlerde ziller kulak tırmalayıcı bir hâl alabilir. Bu tırmalayıcı sesi standart EQ ile yumuşattığınızda davulcunun daha sakin çaldığı bölümlerdeki üst frekans seviyesini de düşürmüş olursunuz. Dinamik EQ yardımı ile yumuşak çalınan kısımlardaki frekans dengesine dokunmadan, sadece sert çalınan kısımlardaki kulağa yırtıcı gelen tizleri tıraşlayabilirsiniz.

Dinamik EQ’da bulunan ve çok işe yarayan diğer bir özellik de plug-in’in dış sinyallere bağlı olarak çalışabilme (sidechain triggering) özelliğidir. Elimizde birbirlerini maskeleyen bas gitar ve kick kanalları olduğunu varsayalım. Kick’in öne çıkması için bas gitar kanalına EQ uyguladığımızda bas gitarın tonu istemediğimiz bir şekilde değişiyor olabilir. Böyle bir durumda bas gitar kanalına bir kompresör insert edip, bu kompresörün sidechain girişine kick’in sinyalini bağlamak, bu sayede kick her vurduğunda bas gitarın sesini azaltarak (ducking) iki enstrümanın birbirlerini maskelemesini engellemek çok kullanılan bir tekniktir. Bu teknikteki problem, kick her vurduğunda bas gitarın seviyesinin tamamının azaltılıyor olması. Bu tekniği kullanmak yerine bas gitara dinamik EQ uygularsak ve dinamik EQ’yu sidechain üzerinden kick ile tetiklersek, bu durumda kick her vurduğunda bas gitarın sadece kick ile çakışan frekansının seviyesi azaltabiliriz. Bu sayede kick devreden çıktığında ise bas gitarın tonuna hiç dokunmamış oluruz.

Bunlar sadece birkaç örnek. Dinamik EQ çok farklı ve yaratıcı şekillerde de kullanılabilir. Yapılacak en iyi şey bir dinamik EQ plug-in’i alıp ya da plug-in’in demo versiyonunu indirip denemeler yapmak.

Waves F6 Floating-Band Dynamic EQ

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

İlgili Yazı: Multiband Kompresör

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 2 Comments