Görüntü için Ses ve Müzik ile Çalışırken Time Code’un Önemi

Time Code pencereli video ("Light" adlı filmden)

Time Code pencereli video (“Light” adlı filmden)

 

Görüntü için ses ve müzik ile çalışırken time code’un büyük önemi vardır çünkü ses ve görüntünün senkronize olabilmesi ve işin sonuna kadar da senkronize kalabilmesi time code sayesinde olmaktadır. Time code’u bir adres bilgisi olarak düşünebiliriz. Bir adresi nasıl şehir, cadde, sokak gibi bölümlere ayırıyorsak time code da zamanı dört ayrı bölüme ayırır: Saat, dakika, saniye ve kare (frame). Time code bilgisi, genellikle her bölüm arasında iki nokta üst üste (:) kullanılarak 00:00:00:00 şeklinde görüntülenir, bazı formatlarda iki nokta üstü üste yerine noktalı virgül (;) kullanıldığı da olur. Time code ile çalışırken en hassas konu “frame rate” olarak adlandırılan bir saniye içindeki kare sayısıdır. Time code formatları birbirlerine benzer ancak senkronizasyon sırasında sistemdeki tüm ses ve görüntü cihazlarında aynı “frame rate” kullanılmazsa senkronizasyon (eşleme) sağlanamaz. “Frame rate”, kısaca “fps” (frames-per-second; bir saniyedeki kare sayısı) olarak da ifade edilir.

Time code formatlarına geçmeden önce video ve yayın standartlarına kısaca bakmakta fayda var. Dünyada yaygın olarak kullanılan iki standart vardır: NTSC (National Television System Committee) ve PAL (Phase Alternating Line). Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Japonya NTSC; Fransa hariç olmak üzere Avrupa’nın hemen hemen tamamı ve Avustralya PAL standardını kullanır. Türkiye’de de yayınlar PAL standardı kullanılarak yapılır. Fransızlar kendilerinin geliştirmiş olduğu SECAM (Sequential Couleur Avec Memoire) standardını kullanmaktadırlar. PAL standardında görüntüde 625, NTSC standardında ise 525 satır (line) bulunur.

Time code formatları, saniyedeki kare sayısına göre çeşitlilik gösterir. Bu formatlar Amerika’da SMPTE (Society of Motion Picture and Television Engineers) ve Avrupa’da EBU (European Broadcasting Union) tarafından standart haline getirilmiştir. Yaygın olarak kullanılan altı adet time code formatı vardır:

  • 24 fps
  • 25 fps
  • 30 fps
  • 29.97 fps
  • 29.97 fps (drop-frame)
  • 30 fps (drop frame)

24 fps, film endüstrisinde standart olarak kullanılan formattır. Bir saniyede 24 kare bulunur. Diğer bir deyişle her saniye 24 eşit parçaya bölünür ve her bir parça için farklı bir adres belirlenir. 25 fps time code formatında, adından da anlaşılabileceği gibi, bir saniyede 25 kare bulunur. EBU (PAL ve SECAM) standartları bu time code formatını kullanır.

30 fps, günümüzde video ve televizyon yayınları için kullanılan bir format değildir. Saniyede 30 kare olmasından ve time code üzerinde görünen zamanın gerçek zamanla karşılaştırılıp okunması kolay olduğundan dolayı bu format, görüntü cihazlarının olmadığı sistemlerde, ses cihazlarının birbirlerine senkronize edilmesi için kullanılır.

Renkli televizyon öncesinde siyah beyaz NTSC yayınları 30 fps oranında yapılıyordu. 1953 yılında Amerika’da renkli yayına geçildiğinde, yeni yayınların eski televizyonla uyumlu olabilmesi için mühendisler televizyon sinyali üzerinde ufak bir değişiklik yapıp saniyedeki kare sayısını %0.1 (binde bir) oranında azalttılar. Böylelikle ortaya bir saniyede 29.97 kare bulunan yeni bir format çıktı. Bu formatta, time code üzerindeki zaman ile gerçek zaman uyuşmaz. Her saniyede 0.03 kare fark olduğundan yola çıkarsak 29.97 fps, bir saatte (60 dakikada) 60 X 60 X 0.03 = 108 kare fazla okur, diğer bir deyişle gerçek zamanın 3.6 saniye gerisinde kalır. Time code ile gerçek zaman arasındaki farkı ortadan kaldırmak için (00, 10, 20 gibi) her on dakika başında hariç olmak üzere diğer tüm dakikaların başındaki ilk iki kare atılır. Dolayısıyla, onluk dakikaları çıkarttığımızda, 54 dakikada, dakika başına iki kare olmak üzere bir saatlik süre içinde toplam 108 kare atılmış olur. Bu şekilde sayan format “drop-frame” olarak adlandırılır. 29.97 fps drop-frame’in yanı sıra bazı görüntü transferlerinde kullanılan 30 fps drop-frame formatı da bulunmaktadır. Drop-frame ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken nokta, gerçekte karelerin atılmadığı veya atlanmadığı, geçen zamanda bir değişiklik olmadığı, sadece sayılırken kare numaralarının atlanıldığıdır. Eğer time code ile daha önce çalışmamışsanız muhtemelen şu anda kafanız çok karışmıştır. Bu çok normal çünkü 29.97 fps ve 29.97 fps drop-frame, işleyiş mantığı olarak, çok karışık formatlardır. 24 fps, 25 fps ve 30 fps (non-drop) formatları ek bir işleme gerek kalmadan gerçek zaman ile uyuştuğundan dolayı, 29.97 fps ve 29.97 drop-frame gibi kafa karıştırıcı değildir.

Time code, video ve ses bantları üzerine kare dalgalardan oluşan, kesintisiz, diğer bir deyişle sürekli ses sinyali olarak yazılır. Bu ses sinyali, cihazlar tarafından adres bilgisine dönüştürülerek okunur. Bu şekilde banda yazılan time code LTC (Longitudinal Time Code) olarak adlandırılır. Banda time code kaydetme işlemi İngilizcede “time code striping”, bant üzerindeki mevcut time codu’un silinip yeniden time code yazılması işlemine de “time code restriping” olarak adlandırılır.

Longitudinal Time Code’un yanı sıra sadece video kayıt ve okuma cihazlarında bulunan ve VITC (Vertical Interval Time Code) adı verilen farklı bir time code yazma metodu daha bulunur. VITC, “vit-si” olarak telaffuz edilir. Bu metodda time code, video bandın üzerindeki time code için özel ayrılmış kanala veya herhangi bir ses kanalına değil, video sinyali üzerinde bulunan ve “field” olarak adlandırılan özel bir alana yazılır. VITC hem avantajlara hem de dezavantajlara sahiptir. VITC’nin en büyük avantajı, video bant yavaş oynatılırken veya görüntü dondurulduğunda ya da durdurulduğunda time code’un okunabilmesidir. Bu, post prodüksiyon sırasında büyük kolaylık ve rahatlık sağlayan bir özelliktir. LTC, video bant yavaş oynatıldığında ya da görüntü dondurulduğunda veya bant durdurulduğunda time code okuyucusu tarafından okunamaz. VITC’nin en büyük dezavantajı ise, time code video sinyali içindeki “field”a yazıldığı için, video bant üzerindeki mevcut time code’un değiştirilememesidir. VITC’nin tersine, LTC, time code ses kanalına ses sinyali olarak yazıldığı için, istenirse sonradan silinip değiştirilebilir.

SMPTE ve EBU time code formatlarına ek olarak bir de kısaca MTC olarak adlandırılan MIDI Time Code vardır. MTC, yapısal olarak, SMPTE ve EBU time code formatlarından çok farklıdır. SMPTE ve EBU time code formatları zaman bazlıdır. Adres bilgisi saat, dakika, saniye ve bir saniyedeki kare sayısı ile ifade edilir. MTC ise müzikal ölçüleri temel alır. SMPTE ve EBU time code formatları “absolute” (kesin), MTC ise, parça içinde tempo ve ölçü değişiklikleri olabileceğinden dolayı, “relative” (bağıntılı) olarak tabir edilir. Görüntü ve ses cihazları ile MIDI cihaz ve enstrümanlarının bulunduğu bir sistemde MTC, çok basite indirgeyecek olursak, master cihazdan gelen SMPTE veya EBU formatındaki time code adres bilgisini ‘synchronizer’ aracılığı ile MIDI mesajlarına çeviren bir protokol görevini görür. Örnek olarak, bilgisayar üzerinde çalışan bir ‘sequencer’ MTC aracılığı ile bir video kayıt cihazına senkronize edilebilir.

Eğer görüntü için ses ve müzik üzerine çalışıyorsanız ya da çalışmayı planlıyorsanız, tüm işlerinizi tek bir bilgisayar içinde yapıyor olsanız bile, senkronizasyon ve time code ile ilgili temel bilgileri bilmekte büyük yarar vardır. Bu arada şunu da eklemekte fayda var; görüntü için ses ve müzik üzerine çalışırken ister istemez bir noktada video teknolojisinin de içine girmeniz gerekiyor, buna hazırlıklı olmak, bu alanda da bir temel oluşturmak doğru bir karar olacaktır.

 

@UfukOnen (Twitter)Ses ve müzik teknolojileri, müzik prodüksiyonu, ses tasarımı ve benzeri alanlar ile ilgili haberler, düşünceler ve paylaşımlar için beni Twitter’da takip edebilirsiniz: https://twitter.com/UfukOnen

 

Sound_2012_10_KasimBu yazı Sound dergisinin Kasım 2012 sayısında yayınlanmıştır. © 2012 Ufuk Önen. Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz olarak kullanılamaz, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntı yapılamaz.

Comments are closed.