Müzik Endüstrisi

Kompresör Teknikleri – 2. Bölüm: Seri Kompresör Kullanımı

Bu yazı dizisi üç bölümden oluşmaktadır. Şu anda okumakta olduğunuz ikinci bölüm seri kompresör kullanımı üzerine. Diğer iki bölüme aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Bu teknikleri DAW içinde nasıl uygulayacağınızı Pro Tools ve Studio One ekran görüntüleri ile açıkladım. Uygulamaları Logic Pro, Cubase gibi diğer DAW’larda da benzer şekillerde gerçekleştirebilirsiniz.

Seri Kompresör Kullanımı

Seri kompresör tekniğinde arka arkaya sıralanmış iki kompresör bulunur. Sinyal ilk önce birinci kompresöre gelir ve bu kompresör tarafından işlenir. Birinci kompresörün çıkışı ikinci kompresörün girişine bağlıdır. Birinci kompresör tarafından işlenen sinyal bir sonraki adım olarak ikinci kompresöre gelir ve burada tekrar işlenir.

Seri kompresör kullanımındaki temel mantık iki farklı kompresörün sinyali iki farklı şekilde işlemesidir. Örnek olarak, bir kompresörü sinyali seviye olarak daha kontrollü bir hale getirmek, diğer kompresörü ise sinyale renk katmak için kullanabiliriz.

Seri kompresör kullanımında kesin kurallar yoktur ancak genelde attack süresi hızlı ayarlanmış kompresör birinci, yavaş ayarlanmış kompresör ise ikinci sırada kullanılır. Benzer bir şekilde, yüksek oran (ratio) ile kullanılan kompresör birinci, daha düşük oran ile kullanılan kompresör ise ikinci sırada kullanılır. Kompresörleri bu sıralama ile kullanmaktaki amaç, sinyali ilk önce transient ve dinamik aralık açısından daha kontrollü hale getirmek, daha sonra da estetik açıdan şekillendirmektir.

Pro Tools’ta seri kompresör tekniğini uygulamak için kanala arka arkaya iki tane kompresör plug-in’i insert ediyoruz.

Pro Tools içinde seri kompresör kullanımı (ekran görüntüsünü büyütmek için üzerine tıklayınız)

Bu tekniği Studio One içinde uygulamak için yine Pro Tools’ta yaptığımız gibi kanala arka arkaya iki tane kompresör plug-in’i insert ediyoruz.

Studio One içinde seri kompresör kullanımı (ekran görüntüsünü büyütmek için üzerine tıklayınız)

Studio One’da plug-in penceresindeki routing tuşuna tıkladığımızda sinyal akışını gösteren bir pencere açılıyor. Bu pencere içinde insert noktalarından geçen sinyali farklı şekillerde yönlendirmek mümkün.

Studio One içinde seri kompresör kullanımı (ekran görüntüsünü büyütmek için üzerine tıklayınız)

Üç bölümlük bu yazı dizisinin diğer iki bölümüne aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

İlgili yazılar:

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Mac Morrison [CC BY]

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | 1 Comment

2019’u Kapatırken…

2019’u kapatırken bir yandan yıl içinde yaptığım işlerin bir özetini sizlerle paylaşmak, diğer yandan da yeni yılınızı kutlamak istedim.

Öncelikle, blog yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim!

2012 yılında açtığım bu blogda 2017 Temmuz ayından bu yana her Pazartesi ses ve müzik teknolojileri üzerine yeni bir yazı paylaşıyorum.

Yazıların sayısı 200’ü, 2019 yılı içindeki sayfa görüntülenme sayısı ise 200 bini geçti!

Gelen mesajlardan ve yapılan yorumlardan anladığım kadarıyla yazıların birçok insana faydası dokunuyor. Bu da beni gerçekten çok mutlu ediyor! 2020’de yazılarıma yine aynı şekilde devam etmeyi planlıyorum!


Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar

Bazılarınızın hatırlayacağı gibi 2016 yılında üçüncü kitabım Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar‘ı yayımlamıştım. Kitap büyük beğeni topladı ve kısa süre içinde ilk baskısı tükendi. Şu anda da ikinci baskı tükenmek üzere.

Miks çok geniş bir konu. Böylesine geniş bir konu ile ilgili her şeyi tek bir kitaba sığdırmak elbette mümkün değil. Bu sebepten dolayı kolları sıvayıp ikinci kitap üzerine çalıştım. 20 yeni röportaj yaptım. İkinci kitap için röportaj yaptığım kişilerin uzmanlık alanlarının yelpazesini biraz daha geniş tuttum. Bu sefer röportajlarda beste ve düzenlemenin mikse olan etkisi, konser miksleri, eğitim, iş ilişkileri, film müzik prodüksiyonu, rap ve elektronik müzik gibi konulardan da konuştuk.

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar Nisan 2019’da çıktı! Çok iyi geri dönüşler aldım ve almaya da devam ediyorum.

Hem birinci hem de ikinci kitapta değerli bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşan çok kıymetli 35 müzik insanımıza buradan tek tek teşekkür etmek istiyorum.

Kitabın içeriği ile ilgili detaylı bilgiye ve satış linklerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri 11. Baskısını Yaptı!

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri‘ni yazarken Türkiye’nin böyle bir kitaba ihtiyacı olduğundan hiç şüphem yoktu. Büyük bir açığı kapatacağına inanıyordum. Kapısını çaldığım yayınevleri ise farklı düşünüyordu… Bazıları “satmaz” gerekçesiyle nazikçe geri çevirdi, diğerleri de “kim okusun böyle kitabı” dedi.

Daha sonra Çitlembik Yayınları’nın kapısını çaldım. Zarife Öztürk, “satmaz diyorlar ama satsa da satmasa da biz bunu basarız çünkü Türkiye’nin böyle bir kitaba ihtiyacı var” dedi!

Yıl 2007… SKMT’nin ilk baskısı yayımlandı.

Yıl 2017… SKMT’nin 10. baskısı yayımlandı.

Yıl 2019… SKMT’nin 11. baskısı yayımlandı.

12 yılda 11 baskı!

Aslında buradaki konu kitabın kaç baskı yaptığı, kaç tane sattığı değil. Buradaki konu, Türkiye’de böyle bir kitaba gerçekten ihtiyaç duyulduğu ve bu kitabın da bir açığı kapattığı ya da bir açığı kapatmakta önemli bir rol oynamış olduğu…

Tabii bir de bunun bana verdiği mutluluk var! Bu kitaptan birilerinin faydalandığını görmek gerçekten harika bir duygu!

Kitabın içeriği ile ilgili detaylı bilgiye ve satış linklerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Waves ve Sonarworks

Dünyanın en büyük plug-in üreticilerinden olan Waves Audio’nun dünyada 100 civarında marka elçisi bulunuyor. 2017 yılında almış olduğum Waves Ambassador görevime 2019 yılında da devam ettim. Kim bilir… Belki 2020 içinde Waves ile farklı planlarımız da olabilir…

Bu arada, Sonarworks firması web sitesinde Sonarworks Reference 4 kalibrasyon seti ile ilgili görüşlerime yer verdi.

Sonarworks Reference 4 ile ilgili olarak yazmış olduğum blog yazıma buradan ulaşabilisiniz. Hemen hatırlatayım, Sonarworks öğrenci ve öğretmenlere %50’ye yakın indirim yapıyor!


Hazy Hill

Hazy Hill (1995)

1988 yılında kurmuş olduğumuz ama yaklaşık 20 yıldan beri tamamen sessizliğe bürünmüş olan grubumuz Hazy Hill ile ilgili olarak kulağınıza belki bir takım haberler geliyordur. Bazı planlarımız olduğu doğru! Burada bu planlardan değil de 2019 yılı içinde yaptıklarımızdan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle, eskiden çıkarmış olduğumuz tüm albüm ve EP’lerimizi Spotify, Apple Music, Amazon ve YouTube gibi belli başlı tüm streaming platformlarına koyduk. Eğer isterseniz eski parçalarımızı artık bu platformda dinlemek mümkün!

Bununla birlikte parçalarımızın hikayelerini ve parçalarla ilgili anılarımızı paylaştığımız 17 videodan oluşan “Hazy Talks” adlı bir seri çektik. Videoları bu linke tıklayarak YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

2020’de Hazy Hill ile ilgili haberler için hazır olun!

Hazy Hill ile ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayın.


Audio Engineering Society (AES)

Audio Engineering Society (AES), 1948 yılında New York’ta kurulmuş olan bir birlik. Şu anda dünyaya yayılmış 75 yerel şubesi ve toplamda 15 bin üyesi var. AES, biri Amerika diğeri ise Avrupa’da olmak üzere her yıl iki büyük kongre yapıyor. Bu kongreler içinde fuarlar da yer alıyor. Bunların yanı sıra yıl boyunca konferanslar ve yerel şubelerin düzenlediği çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor.

Audio Engineering Society’nin 2017 yılı içinde yapılan seçimlerde 2017-2019 dönemi için aralarında Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin de olduğu “Southern Europe, Middle East, Africa” bölgesinden sorumlu başkan yardımcısı (Vice President / VP) seçilmiştim. Görevim 31 Aralık 2019’da sona eriyor. Benim için inanılmaz bir deneyim oldu! Umarım görev sırasında gerçekleştirdiğim çalışmalarım AES için de faydalı olmuştur.

Bu arada, 10 Mayıs 2019’da Audio Engineering Society (AES) Türkiye şubesi olarak 10 yıl aradan sonra ilk defa bir etkinliğe imza attık. Yeni bir dönemin başlangıcının ilk adımı olarak gördüğümüz bu etkinlik, hepimiz için heyecan verici oldu! Detaylı bilgi için buraya tıklayın.


Metal Music Studies ve Resonance

2019, akademik dergiler açısından benim için heyecan verici bir yıl oldu! University of California Press tarafından yayımlanacak olan Resonance: The Journal of Sound and Culture adlı akademik derginin yazı işleri kuruluna (editorial board) üye olarak seçildim. İlk sayımız Mart 2020’de çıkıyor!

Akademik dergilerle ilgili diğer güzel haber de 2015 yılından bu yana Intellect Books tarafından yayımlanan Metal Music Studies adlı derginin yazı işleri danışma kurulu (editorial advisory board) üyeliğine seçilmiş olmam! Görevim 2020’de başlıyor!


Röportajlar

Son olarak, 2019 yılı içinde benimle yapılmış röportajlardan ikisini sizlerle paylaşmak istiyorum… Birincisi “İlham Verenler” adlı dizi için yapılmış olan röportaj (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz).

İkincisi ise MESAM tarafından yayımlanan Vizyon adlı derginin 22. sayısı için yapılmış olan röportaj (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz).


Herkese mutlu bir yıl diliyorum…

2020 hepimiz için çok güzel bir sene olsun!

Ses teknolojisi ile ilgili terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Müzik ve ses teknolojileri ile ilgili paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı (Ufuk Önen): Melih Aydınat & Boran Aksoy

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi, Müzik Prodüksiyonu, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Müzik Endüstrisine Bakış (7. Bölüm)

Birinci bölüm için tıklayınız – İkinci bölüm için tıklayınız

Üçüncü bölüm için tıklayınız – Dördüncü bölüm için tıklayınız

Beşinci bölüm için tıklayınız – Altıncı bölüm için tıklayınız

 

“Müzik Endüstrisine Bakış” adlı yazı dizimin yedinci bölümünde IFPI (International Federation of the Phonographic Industry) 2019 Global Müzik Raporu’ndaki 2018 yılı verilerini inceleyip, geçmiş yılların verileri ile karşılaştıracağım.

 

Global Gelirler

Yazı dizimin önceki bölümlerinde de belirttiğim gibi kayıtlı müzikten elden edilen gelirler 1999 yılından bu yana tüm dünyada düşüşteydi. 1999 yılında toplam 25.2 milyar dolar olan global gelir, 2014 yılında 14.2 milyar dolara kadar düşmüştü. Uzun bir süre sonra ilk defa 2015 yılında bir artış olmuştu. Bu artış devam etti ve son olarak global gelirler 2018 yılında 19.1 milyar dolara çıktı. Gelirler 1999 yılına göre hala daha düşük olsa da en azından artışta olması bence iyi bir gösterge.

Aşağıdaki grafikte IFPI’nin 2019 raporunda aldığım 2001-2018 yılları arasında global gelirleri gösteren grafiği bulabilirsiniz (üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz):

 

Yazı dizimin önceki bölümlerinde global gelirleri oluşturan kalemleri dört kategoride toplamıştım: ‘Physical’, ‘digital’, ‘performance right’ ve ‘synchronization’:

  • ‘Physical’, plak ve CD satışlarından elde edilen gelirleri;
  • ‘digital’, download ve streaming gelirlerini;
  • ‘performance rights’, müziklerin radyo, televizyon ve benzeri kanallarda yayınlanması (umuma iletim) veya bar, otel gibi halka açık yerlerde çalınması yoluyla elde edilen gelirleri;
  • ‘synchronization’ ise müziklerin reklam, televizyon programı, film ve benzeri ticari işlerde kullanılması yoluyla elde edilen gelirleri kapsıyordu.

Streaming gelirleri son yıllarda büyük bir yükselişe geçti ve global gelirler içinde büyük bir yüzdeye sahip oldu. Bu sebepten dolayı bundan böyle global gelirleri beş kategoride toplama kararı aldım:

  • Physical
  • Downloads (yasal indirmeler)
  • Streaming
  • Performance rights
  • Synchronization

Bu kategorizasyonun günümüzdeki durum için daha uygun olduğunu düşünüyorum.

 

Gelirlerin Dağılımı

IFPI’nin (2018 yılının verilerini kapsayan) 2019 Global Müzik Raporu’nda gelirlerin dağılımı şu şekilde:

  • Physical (CD ve plak) %25
  • Downloads %12
  • Streaming %47
  • Performance rights (umuma iletim + halka açık mekanlarda çalınma) %14
  • Synchronization (film, TV, reklam senkronizasyon) %2

Burada dikkati en çok çeken tartışmasız streaming’in global gelirler içindeki yüzdesi. Daha 10 yıl önce neredeyse yok sayılabilecek olan streaming gelirleri artık dünyadaki tüm kayıtlı müzik gelirlerinin neredeyse yarısını oluşturuyor.

Şimdi bir de 2018 yılının verilerini geçmiş yıllar ile karşılaştıralım.

 

Geçmiş Yıllarla Karşılaştırma

Yazı dizimin önceki bölümlerinde de bahsetmiştim, 2014 önemli bir yıldır çünkü ilk defa o sene dijital gelirlerin (download + streaming) toplamı ile fiziksel gelirlerin (CD + plak) toplamı eşitlenmişti. 2014-2018 yılları arasındaki gelir dağılım yüzdelerin aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz (tıklayarak büyütebilirsiniz):

 

Tabloya baktığımızda fiziksel formatlardan elde edilen gelirlerin giderek artan bir hızla düştüğünü görüyoruz. Bu zaten beklenilen bir durumdu, şaşırtıcı olduğunu düşünmüyorum. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu yüzdelerin global dağılımı temsil ediyor olması. Aslında yüzdeler ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor. Örnek olarak İskandinav ülkeleri daha çok streaming platformlarını tercih ederken Japonya’da müzikseverler hala CD almaya devam ediyor. Bu yüzdenin içinde plak da var. Son yıllarda her ne kadar tekrar çok popüler bir format haline gelmiş gibi görünse de aslında plak satışları global gelirler içinde %5’i bile tutmuyor.

Fiziksel format gelirleri ile birlikte indirme gelirleri de sürekli bir düşüş içinde. Buradaki en büyük etken, streaming platformlarını popüler hale gelmesi. Dijital ses dosyaları ile müzik satışı yapmak ve bundan para kazanmak 2003 yılında Apple iTunes Store ile başlamıştı. O dönem için bence oldukça başarılı bir iş modeliydi. Artık yavaş yavaş ömrünü tamamlıyor. Yakın zamanda Apple’ın iTunes Store üzerinden satışları durduracağı, sadece Apple Music üzerinden devam edeceği şeklinde birtakım söylentiler dolaşıyor. Bakalım, göreceğiz…

Streaming gelirleri çok hızlı bir şekilde tırmanışta. Hem fiziksel format satışlarından hem de indirme gelirlerinden eksilenler streaming gelirlerinin artı hanesine işleniyor.  2014 yılında global gelirler içinde sadece %14’lük bir paya sahip olan streaming, şu anda %47’lik bir payı elinde tutuyor. Diğer bir deyişle, global tüm gelirlerin neredeyse yarısı streaming platformlarından geliyor. Bu gerçekten oldukça büyük bir değişim.

Performance right ve synchronization gelirlerinin toplamı tüm gelirlerin %16’sını oluşturuyor. Bu yüzdeler son beş yılda hiç değişmemiş.

 

Streaming Servisleri ve Ücretli Kullanıcılar

“Streaming Dünyasından Haberler” başlıklı yazımda da bahsetmiştim, gelirler büyüdükçe streaming servisleri arasındaki savaş da kızışıyor. Universal Music Group, 2019 yılı içinde streaming servislerinden (Spotify, Apple Music, YouTube vb.) günlük olarak 9.3 milyon dolar gelir elde ediyor! Aslında savaş şu anda (audio streaming firmaları bazında) daha çok Spotify ve Apple Music arasında. Yakın zamanda Amazon’un da güçlü bir cephe açması bekleniyor.

Global olarak Spotify şu anda lider konumunda. Spotify’ın ücretli kulanıcı sayısı 96 milyon, Apple Music’in ücretli kullanıcı sayısı ise 56 milyon civarında. Spotify, ücretsiz kulanıcılarla birlikte aylık toplam aktif kullanıcı sayısının 217 milyon olduğunu açıklamıştı ancak bunun nasıl hesaplandığını yayınladığı raporda açık olarak belirtilmemişti.

Diğer yandan yakın zaman önce Amerika’daki Apple Music ücretli kullanıcılarının sayısı, Spotify’ın ücretli kullanıcılarının sayısını geçti. Reuters ve The Wall Street Journal’a göre şu anda Amerika’da Apple Music’in 28 milyon, Spotify’ın ise 26 milyon ücretli kullanıcısı bulunuyor!

 

En Büyük Pazarlar

2018 yılı gelirleri ülkelere bölündüğü zaman aşağıdaki gibi bir tablo ile karşılaşıyoruz.

  1. Amerika Birleşik Devletleri (1)
  2. Japonya (2)
  3. İngiltere (4)
  4. Almanya (3)
  5. Fransa (5)
  6. Güney Kore (6)
  7. Çin (10)
  8. Avustralya (8)
  9. Kanada (7)
  10. Brezilya (9)

Parantez içindeki sayılar, ülkelerin 2017 yılındaki sıralamalarını gösteriyor. Listeye baktığımızda sıralamada büyük değişiklikler görmüyoruz. Listedeki ülkeler de aynı.

 

Değerlendirme

İnsanlar genelde tercihlerini kolay olandan yana kullanıyorlar. CD veya plak alıp (yasal veya korsan), cihaza takıp dinlemektense; şarkıları bilgisayara indirip (yasal veya korsan), bunun için bilgisayarın diskinde yer ayırıp, gerekirse telefona yükleyip müzik dinlemektense insanlar kolay olanı, yani streaming platformlarını seçtiler. Streaming servislerinde milyonlarca şarkı her an elinizin altında. Ücretli kullanıcı sayılarının artışına baktığımızda insanların bu kolaylık için para ödemeye razı olduklarını görüyoruz.

Bunun müzik endüstrisine aslında büyük bir katkısı oldu. Korsan bitti diyemeceğim, muhtemelen hiçbir zaman bitmeyecek), ancak en azından azaldı. Sebebi ise Spotify ve Apple Music gibi audio streaming servislerindeki parçaların lisanslı olması ve buradan gelen gelirlerin kayıtlı olması. YouTube’da hala bazı problemler var ancak onlar da zaman içinde çözüm bulacaktır diye düşünüyorum.

Bu açılardan baktığımızda streaming servislerinin 1999 yılından itibaren sürekli düşüşte olan müzik endüstrisini tekrar ayağa kaldırdığını söylesek sanırım abartılı bir ifade olmaz.

 

 

Kaynak: IFPI 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 Global Music Report.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: rawpixel.com | Pexels

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment

Streaming Dünyasından Haberler

Streaming servislerine ilk başta çok karşı çıkanlar oldu. Farklı farklı eleştiriler yapıldı. Müziği ucuzlattığını savunanlar oldu. Streaming ile asla para kazanılamayacağını iddia edenler oldu. Kalitesinden dolayı asla CD’nin rakibi ya da alternatifi olamayacağını söyleyenler oldu.

Ben hep şuna inanmışımdır: İnsanlar her zaman pratik olanı seçerler.

Streaming dinleyiciler için çok pratik çünkü milyonlarca şarkıya istediğiniz zaman istediğiniz yerden ulaşmak mümkün. Ne fiziksel olarak ne de hard disk üzerinde yer kaplamıyor. Üstelik ucuz, hatta bir noktaya kadar ücretsiz.

Bu sebepten dolayı ilk günden beri streaming servislerinin müzik endüstrisinin yakın gelecekte bel kemiğini oluşturacağını iddia etmiştim.

Yanlış bir tahminde bulunduğumu sanmıyorum…

 

Streaming Gelirleri

Müzik Endüstrisine Bakış adlı yazı dizimin 6. bölümünde 2014 yılında dünyada elde edilen dijital gelirlerin (download + streaming) ilk defa fiziksel gelirlere eşit olduğunu belirtmiştim. Daha sonraki yıllarda da streaming, hem dijital gelirler hem de genel gelirler içindeki yüzdesini büyük bir hızla artırmaya devam etti.

IFPI’nin raporuna göre 2018 yılında dünyadaki streaming gelirleri yaklaşık 7 milyar doları buldu.

Universal Music Group, 2019 yılı içinde streaming servislerinden (Spotify, Apple Music, YouTube vb.) günlük olarak 9.3 milyon dolar gelir elde ediyor!

Goldman Sachs tarafından hazırlanan bir raporda 2030 yılında streaming gelirlerinin 27.5 milyar dolara, reklam gelirleri ile birlikte 37.2 milyar dolara çıkması beklendiği yazıyor.

Streaming servislerinin aşağıya doğru giden dünya müzik endüstrisini tekrar ayağa kaldırdığını söylersek sanırım abartı olmaz.

 

Streaming Savaşları

 

 

Gelirler büyüdükçe streaming servisleri arasındaki savaş da kızışıyor. Aslında savaş şu anda (audio streaming firmaları bazında) daha çok Spotify ve Apple Music arasında. Yakın zamanda Amazon’un da güçlü bir cephe açması bekleniyor.

Şu anda lider herkesin tahmin edebileceği gibi Spotify. Ancak yakın zamanda dikkat çeken bir gelişme oldu. Amerika’daki Apple Music ücretli kullanıcılarının sayısı, Spotify’ın ücretli kullanıcılarının sayısını geçti.

Reuters ve The Wall Street Journal’a göre şu anda Amerika’da Apple Music’in 28 milyon, Spotify’ın ise 26 milyon ücretli kullanıcısı bulunuyor!

Diğer yandan tüm dünyadaki Apple Music ücretli kullanıcı sayısı 56 milyon, Spotify’ın ücretli kullanıcı sayısı ise 96 milyon. Spotify ücretsiz kulanıcılarla birlikte aylık toplam aktif kullanıcı sayısının 217 milyon olduğunu açıkladı ancak bunun nasıl hesaplandığı raporda açık olarak belirtilmemiş.

 

Podcast

Hem Apple Music hem de Spotify büyük bir hızla kataloglarını genişletmeye devam ediyorlar. Şu anda Apple Music kullanıcılarına 45 milyon, Spotify ise 30 milyon şarkı sunuyor.

Spotify CEO’su Daniel Ek’in yaptığı bir açıklamaya göre Spotify’a her gün 40 bin parça yükleniyor! Bu rakam hem eski parçaların streaming servislerine dahil edildiğini, hem de sürekli olarak yeni müzikler üretilediğini gösteriyor.

Streaming firmaları için parçaların yanı sıra çok önemli bir şey daha var: podcast!

Ülkemizde çok yaygın değil ama özellikle Batı dünyasında podcast çok dinleniyor. Podcast alanında şimdilik pazarın lideri Apple ama Spotify ciddi bir atağa kalkmış durumda.

Spotify’ın orijinal içerik üretimi için çeşitli podcast firmalarını satın aldığı ve almaya devam edeceği konuşuluyor. Hatta Billboard’da yayınlanan bir habere göre Michelle ve Barack Obama tarafından kurulan Higher Ground Audio adlı podcast firmasıyla da içerik üretimi üzerine anlaşma yapmışlar!

 

2019’un İlk Çeyreğinde En Çok Stream Edilen Sanatçılar

 

Billie Eilish – When We All Fall Alseep, Where Do We Go?

 

2019’un ilk çeyreğinde tüm dünyada en çok stream edilen 5 sanatçı aşağıdaki gibi:

1- Ariana Grande

  • Toplam streaming geliri: 12.08 milyon dolar
  • Toplam streaming sayısı: 2.83 milyar

2- Drake

  • Toplam streaming geliri: 11.29 milyon dolar
  • Toplam streaming sayısı: 2.58 milyar

3- Post Malone

  • Toplam streaming geliri: 10.90 milyon dolar
  • Toplam streaming sayısı: 2.63 milyar

4- Juice Wrld

  • Toplam streaming geliri: 8.38 milyon dolar
  • Toplam streaming sayısı: 1.92 milyar

5- Billie Eilish

  • Toplam streaming geliri: 7.93 milyon dolar
  • Toplam streaming sayısı: 1.89 milyar

Rakamların sadece 2019 yılının ilk dört ayı için olduğunun altını çizmek isterim!

Yukarıda da görüldüğü gibi artık böyle listelerin üst sıralarında yer alabilmek için streaming sayılarının milyarlar olması gerekiyor.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Burst | Pexel

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Kaynaklar:

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment

Billboard Top Songwriters ve Top Producers Listeleri

Billboard listeleri yakın zamana kadar özellikle Batı dünyasındaki müzik endüstrisi açısından çok önemliydi. Bir single ya da albümün listelerde yer alması o plağın, kasetin veya CD’nin çok satıldığını ve o sanatçının radyolarda sık sık çalındığını gösteriyordu. Diğer bir deyişle listede yer almak (en azından o an için) popüler olmak anlamına geliyordu. Buna ek olarak, müzik dükkanları, popüler single ve albümleri hızlı kazanç kapısı olarak gördüğü için, hemen o plak, kaset ve CD’leri sipariş verip stoklarına alıyorlardı. Dolayısıyla Billboard listelerinde olmak single ya da albümünüzün hem iyi satış yaptığını hem de daha fazla müzik dükkanı tarafından sipariş edileceğini gösteriyordu.

Müzik endüstrisinde özellikle son 10 yıl içinde çok şey değişti. Bu değişikliklerin temelinde yatan sebep ise ağırlıklı olarak internet ve streaming servisleri oldu. “Müzik Endüstrisine Bakış” adlı bir yazı dizim var; bu konular ilginizi çekiyorsa bakabilirsiniz.

 

Müzik Endüstrisinde Değişiklikler ve Billboard

Tüm bu değişiklikler olurken endüstride birçok kişi Billboard listelerinin artık ne kadar geçerli olduğunu sorgulamaya başladı…

Müzik tüketiminin fiziksel medyada streaming’e kaydığı, geleneksel müzik dükkanların yavaş yavaş yok olduğu, radyonun streaming servisleri ile kıran kırana rekabette olduğu bu dönemde Billboard listeleri hala gerçekten önemli mi?

Konuya veri ve sayılarla yaklaşıyorsanız, bence cevap “evet”… Billboard listeleri hala önemli. Billboard değişikliklere ayak uydurmak için hesaplama ve veri değerlendirme kriterlerini güncelledi. Örnek olarak, streaming verileri listelerin oluşturulmasında artık çok daha önemli bir yere sahip.

Diğer yandan, eğer konuya popülerlik açısından yaklaşıyorsanız, bence cevap “hayır”… Günümüzde popülerlik açısından Billboard listelerinden çok Spotify playlist’leri ve YouTube izlenme sayıları daha önemli bir gösterge.

 

 

Rolling Stone Listeleri

Buna ek olarak, Billboard listelerinin diğer bir sorunu da kendisine yeni ve güçlü bir rakip geliyor olması: Rolling Stone dergisi yakın zamanda kendi listelerini oluşturacağını açıkladı.

Rolling Stone dergisinin oluşturmayı planladığı listeler arasında Top 100 Songs, Top 200 Albums, Top 500 Streaming Artists, Trending 25 Artists ve Breakthrough 25 Artists bulunuyor.

 

 

Billboard Top Songwriters ve Top Producers Listeleri

Bir yandan müzik endüstrisindeki değişimler, diğer yandan da rakiplerini düşündüğümüzde sonuç olarak Billboard’un artık tek otorite olmadığını söyleyebiliriz. Durum böyle olunca Billboard da farklı yollar deneyerek yerini ve güncelliğini korumaya çalışıyor.

Bence bu durum şarkı yazarlarına ve prodüktörlere yaradı…

Billboard her sene sonunda o yılın en başarılı şarkı yazarları ve prodüktörlerinden oluşan bir liste oluşturuyordu. Billboard, 15 Haziran’dan itibaren, artık haftalık olarak Top Songwriters ve Top Producers adı altında iki yeni liste yayınlayacağını duyurdu.

Top Songwriters ve Top Producers listeleri Billboard Hot 100 ve diğer “Hot” başlıklı listelere dayanarak oluşturulacak.

Bu, bence, müzik endüstrisinin mutfağında çalışan ve bel kemiğini oluşturan profesyonel ve sanatçılar için oldukça pozitif bir gelişme.

 

Music Modernization Act (MMA)

Benzer diğer önemli bir gelişme de geçtiğimiz yıl Music Modernization Act (MMA) tasarısının kabul edilip Amerika’da yasa haline gelmesiydi. MMA’nın yasa haline gelmesi önemli bir gelişmeydi çünkü prodüktörler ve ses mühendislerine telif ödenmesinin önünü açtı. Bu durum diğer ülkeler için de örnek teşkil edecektir diye umuyorum.

 

İlgili Yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı rawpixel.com | Pexels

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment

Dünyanın En Büyük Müzik Enstrüman ve Ekipman Firmaları

1890 yılından beri yayın hayatını sürdüren Music Trades dergisi, dünyanın en büyük müzik enstrüman ve ekipman firmaları üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı.

Listeye bakınca ilk olarak dikkatimi çeken şey bizim sektörümüzün ticaret hacmi açısından küçüklüğü oldu. Savunma, medikal gibi sektörlerin çok büyük olduğunu hepimiz biliyoruz ancak aşağıdaki tablolarda bulunan firmaların yıllık hasılatları ve ülkelerin pazar hacimleri diğer birçok sektöre göre de oldukça düşük.

Örnek olarak, listenin ilk sıralarında bulunan dünyaca ünlü iki dev markanın yıllık hasılatlarını topladığımızda 5.05 milyar dolar ediyor. Karşılaştırma için farklı bir sektörde faaliyet gösteren ve yerli bir firma olan Arçelik’in yıllık hasılatlarını araştırdım. Arçelik’in yayınladığı rapora göre net satışların 2017 yılı için 5.06 milyar Euro, 2016 yılı için ise 4.81 milyar Euro olduğunu gördüm (dolar kuruna çevirdiğinizde her ikisi de 5 milyarın üstünde).

Şimdi geçelim listeye…

 

Firmalar

Listenin en tepesinde 3.73 milyar dolar yıllık hasılat ile Yamaha var. Onu 1.32 milyar dolar ile Gibson ve 1.01 milyar dolar ile 2017 yılında Samsung tarafından satın alınan Harman Professional takip ediyor.

Dördüncü sırada fazla bilinmeyen bir isim görüyoruz: Gold Peak Industries. Hong Kong kökenli bu firmanın kendi ismi pek bilinmese de bünyesinde bulundurduğu KEF, Celestion gibi markalar oldukça popüler.

Beşinci sırada bir Alman firması var: Sennheiser. Onu Shure ve Fender takip ediyor. Listenin dokuzuncu sırasında Pioneer DJ bulunuyor.

Listede yer alan Harman Professional’ın Harman’ın sadece profesyonel kolu; Pioneer DJ’in ise Pioneer’ın sadece DJ ekipmanları markası olduğunu göz ardı etmemek gerekir.

 

Ülkeler

Müzik enstrümanları ve ekipmanları pazarının en büyük olduğu ülke Amerika Birleşik Devletleri. ABD, toplam 7 milyar dolarlık bir hacme sahip. Onu 1.47 milyar dolar ile Japonya ve 1.38 milyar dolar ile Çin izliyor.

Bu pazarda Avrupa’nın en büyük ülkesi listenin dördüncü sırasında bulunan ve 1 milyar dolarlık hacme sahip olan Almanya.

Music Trades raporunun tamamını satın almak isterseniz bu linki ziyaret edebilirsiniz.

 

İlginizi çekebilir: Müzik Endüstrisine Bakış (yazı dizisi)

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Tadas Mikuckis | Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment

Dengeler Değişti, “Thriller” Artık En çok Satan Albüm Değil! | Gelmiş Geçmiş En Çok Satan Albümler

RIAA verilerine göre gelmiş geçmiş en çok satan albümler listesinde uzun yıllar boyunca bir numarada kalan Michael Jackson’ın Thriller albümü geçtiğimiz günlerde yerini bir başka albüme kaptırdı.

25 Eylül 2017’de bu konu ile ilgili bir blog yazısı yayımlamıştım. O yazıda güncel listeyi vermiş, liste ile birlikte RIAA’nın ne olduğunu ve satışları nasıl hesapladığını anlatmıştım.

Yazıyı okumamış olanlar için burada tekrar edeyim…

RIAA (Recording Industry Association of America), Amerika Birleşik Devletleri’nde Gold (altın), Platinum (platin) ve Diamond (elmas) plak sertifikalarını ve ödüllerini veren kuruluştur. Bu sertifikalar ve ödüller sadece ABD içindeki satışları yansıtır, diğer ülkelerdeki satışlar dahil edilmez.

  • Altın plak sertifikası için 500,000 ünite;
  • Platin plak sertifikası için 1,000,000 ünite;
  • Elmas plak sertifikası için de 10,000,000 ünite satış gerekmektedir.

Orijinal olarak 1 ünite, satılan her bir plak (LP) ya da CD’ye karşılık geliyordu (“physical sales”). Daha sonra, iTunes Store üzerinden yapılan dijital satışların (“downloads”) ve ardından Spotify, YouTube gibi servisler aracılığı ile internet üzerinden müzik dinleme (“streaming”) alışkanlıklarının artması üzerine RIAA yeni düzenlemeler getirdi.

RIAA’ın son düzenlemelerine göre 1 ünite,

  • satılan her bir fiziki albüm (LP ya da CD)
  • aynı albümden 10 adet download şarkı
  • aynı albümden 1500 adet audio/video streaming şarkı

olarak tanımlanıyor.

Physical sales, downloads ve streaming ünitelerinin toplam sonucunda altın, platin ve elmas plak ödülleri veriliyor.

 

Listenin Yeni Birincisi

 

RIAA’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaya göre listenin yeni birincisi Eagles’ın Their Greatest Hits 1971-1975 adlı ‘best-of’ albümü!

Bu, aslında bayağı büyük bir sürpriz oldu.  Olay şöyle gelişmiş…

Eagles’ın plak şirketi RIAA’ya başvuruda bulunmuş, Eagles’ın albüm satışlarını yıllardan beri güncellenmediğini söylemiş ve yeni platformlar da dikkate alınarak verilerin güncellenmesini istemiş. Bunun üzerine RIAA albüm satışlarını yukarıda açıklamış olduğum kriterler doğrultusunda tekrar hesaplayıp güncellemiş.

Son hesaplamalara göre Eagles’ın Their Greatest Hits 1971-1975 albümünün satış sayısı 29 milyondan 38 milyona çıkmış ve 33 milyon satışı bulunan Thriller‘ı geçerek listede birinci sıraya oturmuş.

Yani artık RIAA verilerine göre Amerika’da gelmiş geçmiş en çok satan albüm Eagles Their Greatest Hits 1971-1975.

 

Bir Sürpriz Daha!

 

Bir sürpriz daha var! Yeni hesaplamalar göre Eagles’ın Hotel California albümünün satış sayısı 16 milyondan 26 milyona çıkmış ve en çok satan albümler listesinde 18. sıradan üçüncü sıraya yükselmiş!

Bu gelişmeden sonra eski listeye göre üçüncü sırada bulunan Billy Joel’in Greatest Hits Volume I & Volume II, dördüncü sırada bulunan Led Zeppelin’in Led Zeppelin IV ve beşinci sırada Pink Floyd’un The Wall albümleri listede birer basamak gerilemiş.

 

En Çok Satan Albümler

 

RIAA verilerine göre gelmiş geçmiş en çok satan albümlerin güncel listesini aşağıda bulabilirsiniz. Listenin bir önceki hali için buraya tıklayınız.

1- EAGLES – Their Greatest Hits 1971-1975 (Rhino) [38 milyon]

2- MICHAEL JACKSON – Thriller (Epic) [33 milyon]

3- EAGLES – Hotel California (Rhino) [26 milyon]

4- BILLY JOEL – Greatest Hits Volume I & Volume II (Columbia) [23 milyon]

5- LED ZEPPELIN – Led Zeppelin IV (Atlantic) [23 milyon]

6- PINK FLOYD – The Wall (Columbia) [23 milyon]

7- AC/DC – Back in Black (Epic) [22 milyon]

8- GARTH BROOKS – Double Live (Capitol Nashville) [21 milyon]

9- HOOTIE & THE BLOWFISH – Cracked Rear View (Rhino) [21 milyon]

10- FLEETWOOD MAC – Rumours (Warner Bros) [20 milyon]

11- SHANIA TWAIN – Come on Over (Mercury Nashville) [20 milyon]

12- THE BEATLES – The Beatles (Apple) [19 milyon]

13- GUNS N’ROSES – Appetite for Destruction (Geffen) [18 milyon]

14- WHITNEY HOUSTON – The Bodyguard (Soundtrack) (Arista) [18 milyon]

15- BOSTON – Boston (Epic) [17 milyon]

16- ELTON JOHN – Greatest Hits (Island) [17 milyon]

17- GARTH BROOKS – No Fences (Capitol) [17 milyon]

18- THE BEATLES – The Beatles 1967-1970 (EMI) [17 milyon]

19- ALANIS MORISSETTE – Jagged Little Pill (Maverick) [16 milyon]

20- BEE GEES – Saturday Night Fever (Capitol) [16 milyon]

21- LED ZEPPELIN – Physical Graffiti (Swan Song) [16 milyon]

22- METALLICA – Metallica (Atlantic/Elektra) [16 milyon]

23- BOB MARLEY & THE WAILERS – Legend (Island) [15 milyon]

24- BRUCE SPRINGSTEEN – Born in the U.S.A. (Columbia) [15 milyon]

25- JOURNEY – Greatest Hits (Columbia) [15 milyon]

Satış sayılarına her ne kadar downloads ve streaming dahil edilmiş olsa da, yeni jenerasyon sanatçılar arasında listenin üst sıralarında yer alan henüz yok. Tepeye en yakın olarak Adele’in 21 albümünü görüyoruz (14 milyon satışla 29. sırada).

 

En Çok Satan Sanatçı ve Gruplar

 

RIAA’ın bir de tüm albümlerinin satış toplamları temel alınarak oluşturulan en çok satış yapan sanatçılar listesi var. Eagles’ın satış rakamlarının güncellenmesinden sonra bu listede de bazı değişiklikler oldu. En önemli değişiklik de önceden beşinci sırada olan Eagles ve dördüncü sırada olan Led Zeppelin’in yer değiştirmesi.

RIAA verilerine göre gelmiş geçmiş en çok satan sanatçı ve grupların güncel listesini aşağıda bulabilirsiniz. Listenin bir önceki hali için buraya tıklayınız.

1- The Beatles [178 milyon]

2- Garth Brooks [148 milyon]

3- Elvis Presley [146.5 milyon]

4- Eagles [120 milyon]

5- Led Zeppelin [111.5 milyon]

6- Michael Jackson [84 milyon]

7- Billy Joel [82.5 milyon]

8- Elton John [78 milyon]

9- Pink Floyd [75 milyon]

10- AC/DC [72 milyon]

11- George Strait [69 milyon]

12- Barbra Streisand [68.5 milyon]

13- The Rolling Stones [66.5 milyon]

14- Aerosmith [66.5 milyon]

15- Bruce Springsteen [65.5 milyon]

16- Madonna [64.5 milyon]

17- Mariah Carey [64 milyon]

18- Metallica [63 milyon]

19- Whitney Houston [58.5 milyon]

20- Van Halen [56.5 milyon]

21- U2 [52 milyon]

22- Celine Dion [50 milyon]

23- Fleetwood Mac [49.5 milyon]

24- Neil Diamon [49.5 milyon]

25- Journey [48 milyon]

Bu listeki sanatçı ve gruplar, en çok satan albümler listesindekilere göre değişiklik gösteriyor. Tek bir albümü rekor seviyede satmamış olsa da, kariyerleri boyunca başarılı albümlere imza atmış Elvis Presley, George Strait, The Rolling Stones, Aerosmith, Bruce Springsteen, Madonna, Mariah Carey, Metallica ve Van Halen gibi sanatçı ve grupları bu listede görebiliyoruz.

 

İlgili yazı: “Beat It” Demo…. Sadece Michael Jackson’ın Sesi ile…

 

İlgili yazı: “Müzik Endüstrisine Bakış”

1. bölüm | 2. bölüm | 3. bölüm | 4. bölüm | 5. bölüm | 6. bölüm

 

İlgili yazı: Bruce Swedien ile Vokal Kaydı Üzerine

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Fotoğraf: Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment

Müzik Endüstrisine Bakış (6. Bölüm)

Birinci bölüm için tıklayınız – İkinci bölüm için tıklayınız

Üçüncü bölüm için tıklayınız – Dördüncü bölüm için tıklayınız

Beşinci bölüm için tıklayınız

 

“Müzik Endüstrisine Bakış” adlı yazı dizimin bu bölümünde IFPI (International Federation of the Phonographic Industry) 2018 Global Müzik Raporu’ndaki 2017 yılı verilerini inceleyip, 2014, 2015 ve 2016 yıllarının verileri ile karşılaştıracağım.

 

Global Gelirler

Yazı dizimin daha önceki bölümlerinde de bahsettiğim gibi, 1999 yılından beri sürekli düşüşte olan global müzik gelirleri yıllar sonra ilk defa, 2015 yılında, çok az da olsa bir artış sergilemişti. 2016 ve 2017 yıllarında bu artış devam etti ve geçtiğimiz yıl global müzik gelirleri 17.3 milyar dolara ulaştı.

Gelirlerdeki bu artış elbette çok olumlu bir gelişme ancak 2017 yılındaki gelirler toplamının 1999 yılındaki gelirler toplamının hala %68.4’ü olduğunu unutmamakta fayda var. Özet olarak müzik endüstrisi eski zenginliğine henüz daha yaklaşamadı.

Aşağıdaki grafikte müzik endüstrisinin 1999-2017 yılları arasındaki global gelirlerini bulabilirsiniz.

1999-2017 Müzik Endüstrisi Global Gelirler

 

Daha önceki bölümlerde yazmıştım ama buraya da ekleyeyim… Global gelirler dört kalemden oluşuyor: ‘Physical’, ‘digital’, ‘performance rights’ ve ‘synchronization’.

  • ‘Physical’, plak ve CD satışlarından elde edilen gelirleri;
  • ‘digital’, download ve streaming gelirlerini;
  • ‘performance rights’, müziklerin radyo, televizyon ve benzeri kanallarda yayınlanması (umuma iletim) veya bar, otel gibi halka açık yerlerde çalınması yoluyla elde edilen gelirleri;
  • ‘synchronization’ ise müziklerin reklam, televizyon programı, film ve benzeri ticari işlerde kullanılması yoluyla elde edilen gelirleri kapsıyor.

 

Gelirlerin Dağılımı

IFPI’nin (2017 yılının verilerini kapsayan) 2018 Global Müzik Raporu’nda gelirlerin dağılımı şu şekilde:

  • ‘Physical’ (CD ve plak) %30
  • ‘Digital’ (download + streaming) %54
  • ‘Performance rights’ (umuma iletim + halka açık mekanlarda çalınma) %14
  • ‘Synchronization’ (film, TV, reklam senkronizasyon) %2

Plak ve CD satışlarının düşüşü devam ediyor. Bu, zaten beklenilen bir durum, o yüzden şaşırtıcı değil. Diğer yandan fiziksel satışların tüm gelirlerin hala %30’unu oluşturduğunu unutmamak gerekir. Bu azımsanacak bir yüzde değil.

Plak satışları artmaya devam etse de artık hemen hemen tepe noktasına ulaştığı tahmin ediliyor. Bundan sonraki yıllarda fazla bir artış olması beklenmiyor. Zaten her ne kadar ortada çok fazla plak satılıyormuş gibi bir algı olsa da, aslında plak satışları global gelirlerin sadece %3.7’sini oluşturuyor.

Diğer dikkat edilmesi gereken bir konu da bu yüzdelerin global dağılımı temsil ettiği. Yüzdeler ülkeden ülkeye değişkenlik gösteriyor. Örnek olarak fiziksel formatlar global olarak tüm gelirlerin %30’unu oluştururken bu oran Almanya’da %43, Japonya’da %72! Evet, Japonlar hala fiziksel formatı, özellikle de CD’yi tercih ediyorlar.

‘Performance right’ ve ‘synchronization’ gelirlerinin toplamı, tüm gelirlerin %16’sını oluşturuyor.

 

Geçmiş Yıllarla Karşılaştırma

Fiziksel ve dijital gelirler ilk defa 2014 yılında eşitlenmişti. Bu sebepten dolayı 2014 önemli bir yıldır. 2015 yılında dijital gelirler az farklı fiziksel gelirlerin önüne geçmişti. 2016 ve 2017 yıllarında dijital gelirlerin artışı devam etti.

2016 yılı içinde toplam gelirin %50’sini oluşturan dijital gelirler, 2017 yılında %8’lik bir artışla %54’e çıktı.

Dijital gelirlerin kendi içindeki dağılımına baktığımızda streaming gelirlerinin keskin bir artışla tüm dijital gelirlerin %70’ini oluşturduğunu görüyoruz. Bunun yanı sıra streaming gelirleri global gelirlerin %38’ini oluşturuyor ki bu oran tek başına toplam fiziksel gelirlerin oranından yüksek.

Son dört yıl içinde ‘performance right’ ve ‘synchronization’ gelirlerinde bir değişiklik görülmüyor. 2014, 2015 ve 2016 yıllarında olduğu gibi 2017 yılında da bu gelirler aynı oranda devam ediyor.

 

Streaming Servisleri ve Ücretli Kullanıcılar

Spotify ve diğer streaming servislerini ücretli kullananların sayısı 2014 yılında 4 milyon, 2015 yılında ise 68 milyondu. 2016 yılında bu sayı 97 milyona (aile aboneliklerini dikkate aldığımızda 112 milyona) çıktı. 2017 yılında ücretli kullanıcılarda büyük bir artış oldu ve sayı 176 milyona çıktı!

 

En Büyük Pazarlar

2017 yılı gelirleri ülkelere bölündüğü zaman aşağıdaki gibi bir tablo ile karşılaşıyoruz.

1- Amerika Birleşik Devletleri
2- Japonya
3- Almanya
4- İngiltere
5- Fransa
6- Güney Kore
7- Kanada
8- Avustralya
9- Brezilya
10- Çin

 

Değerlendirme

Görünen o ki müzik endüstrisi streaming sayesinde bir hareket kazandı. Streaming servisleri ile müzik dinlemek, CD, plak ve download seçeneklerine göre çok daha kolay. İnsanlar her zaman (her zaman olmasa bile çoğu zaman) tercihlerini kolay olandan yana kullanıyorlar. Ücretli kullanıcı sayılarının artışına baktığımızda insanların bu kolaylık için para ödemeye razı olduklarını görüyoruz.

Tabii unutmamak gerekir ki YouTube hala en büyük streaming platformu ve bedava! Bu belki dinleyiciler için iyi bir şey olabilir ama sanatçılar, besteciler, firmalar ve genel olarak müzik endüstrisinde çalışan profesyoneller için (en azından telif ödemeleri açısından) çok da iyi bir şey değil.

IFPI’nin 2018 raporunda okuduğuma göre 2017 yılında Spotify’ın kullanıcı başına yapımcı firmalara ödediği miktar 20 dolar, YouTube’un ödediği miktar ise sadece 1 dolarmış!

Tabii her madalyonun iki yüzü var… Telif olarak gelir kaybı gibi gözükse de diğer yandan YouTube çok ciddi bir pazarlama platformu.

2018 yılı içinde streaming servislerinin daha da yaygınlaşmasını, fiziksel formatlardan elde edilen gelirlerin azalmasını ve YouTube üzerinde yapılan tartışmaların devam edeceğini tahmin etmek pek zor değil.

 

 

Kaynaklar: IFPI 2015, 2016, 2017, 2018 Global Music Report.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: theglassdesk | Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment

Müziğinizi iTunes, Apple Music, Spotify ve Benzeri Dijital Platformlara Nasıl Dağıtabilirsiniz?

Müzik ve dijital platform ya da müzik ve ‘streaming’ dediğimiz zaman akla ilk gelenler genelde iTunes, Apple Music ve Spotify oluyor. Aslına bakacak olursanız dünyada şu anda faaliyet göstermekte olan 200’den fazla dijital platform var.

Bir single ya da albüm çıkartıyorsunuz ve bunu dijital platformların tamamına ya da bir kısmına dağıtmak istiyorsunuz… Peki nasıl olacak bu iş?

 

Öncelikle Bilinmesi Gerekenler

Müziğinizi dijital platformlara dağıtmak için bir yapım şirketine bağlı olmanıza gerek yok. Bunu bireysel olarak da yapabilirsiniz. Benzer bir şekilde, herhangi bir meslek birliğine üye olmanıza da gerek yok. Kısacası ‘DIY’ (Do It Yourself – Kendin Yap) mantığı ile ilerleyebilirsiniz.

Elbette bu, yapım şirketlerine ya da meslek birliklerine hiç ihtiyacınız olmayacak anlamına gelmiyor. Yolun başındayken DIY mantığı kolay çalışıyor ancak işler büyüdüğünde bir şirketle çalışmak ya da şirketleşmek ve bir meslek birliğinden destek almak faydalı veya bazı durumlarda gerekli olabiliyor.

 

Aracı Servisler

Müziğinizi dijital platformlara kendiniz dağıtmaya karar verdiğinizde akla gelen soru hemen şu oluyor: “Onlarca hatta yüzlerce dijital platform var, ben bunların hepsine tek tek nasıl ulaşacağım?”

İyi haber, tek tek ulaşmanıza gerek yok! Zaten dijital platformların çoğu şirketlerden ve sanatçılardan doğrudan gelen single ve albüm yükleme taleplerini kabul etmiyorlar.

Dağıtım için bir aracı servis kullanmanız gerekiyor. Dijital platformlara müzik dağıtımı yapan servislere ‘aggregator’ adı veriliyor. Bir aracı servis sayesinde müziğinizi onlarca hatta yüzlerce dijital platforma dağıtmak çok kolay. Üstelik çok pahalı da değil.

 

Kazancınızın Size Ödenmesi

Türkiye içinde yaşıyorsanız işin en sıkıntılı kısmı bu! Aracı servisler dijital platformlardan sizin adınıza tahsilat yapıp daha sonra bu miktarı size ödüyor. Yurtdışında bu iş PayPal ya da çek ile kolayca halledilebiliyor. Türkiye’de PayPal kullanılamadığı için aracı servis seçerken ödemeyi banka transferi ile almanın mümkün olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor. Tabii bankalar uluslararası para transferlerinden ciddi komisyonlar alıyorlar.

 

Hangi Aracı Servis?

Zor soru! Dünyada birçok aracı servis var. Hepsi farklı farklı seçenekler ve paketler sunuyorlar. Ben aşağıda dört tanesini inceledim: TuneCore, CD Baby, DistroKid ve Ditto Music. Bu dört servis benim ya da çevremdekilerin kullandığı servisler ancak elbette diğerlerine de bakmakta, araştırma yapmakta fayda var.

 

TuneCore 2005 yılından beri faaliyet gösteren en deneyimli servislerden biri. 150’den fazla dijital platform ile çalışıyor. Dağıtım ücreti olarak albümlerden ilk yıl için 29.99 USD, sonraki her yıl için 49.99 USD; single ve tek parçalardan ise ilk yıl ve sonrasında her yıl için 9.99 USD alıyor. Dijital platformlardan elde ettiğiniz kazanç üzerinden herhangi bir komisyon almıyor. UPC (Universal Product Code) (barkod) ve ISRC (International Standard Recording Code) için ayrı bir ücret almıyor. Cover parçanız varsa mekanik hakların temin edilmesi işlemi için 15-59 USD arasında ücret alıyor. Ödemeleri çek, PayPal ve (sadece ABD içinde olmak üzere) banka transfer yoluyla yapıyor.

 

CD Baby 1998 yılında kurulmuş bir firma. DIY mantığı ile çalışan müzisyenlere kendi CD’lerini basıp satmaları için CD basımı, kapak tasarımı, barkod, CD’lerin posta yoluyla satışı gibi hizmetler veriyordu. DIY mantığına hep yakın birisi olduğum için CD Baby hep ilgimi çekmişti, benzer bir hizmetin bizim ülkemizde de olmasını istemiştim. CD Baby 2004 yılında dijital platformlara dağıtım yapıyor. Şu anda yaklaşık 100 platform ile anlaşması var. Dağıtım ücreti olarak albümlerden 49 USD, single ve tek parçalardan ise 9.95 USD alıyor. Bunlar tek seferlik ücretler, sonradan her yıl için tekrar ücret ödemek gerekmiyor. CD Baby dijital platformlardan elde ettiğiniz kazanç üzerinden %9 komisyon alıyor. ISRC ücretsiz ancak UPC için albümlerden 20 USD, single ve tek parçalardan ise 5 USD ücret alıyor. Cover parçanız varsa mekanik hakların temin edilmesi işlemi için 14.99 USD ücret alıyor. Ödemeleri çek, PayPal ve banka transfer yoluyla yapıyor.

 

DistroKid 2013 yılından beri faaliyet gösteren bir servis. 150’den fazla dijital platform ile çalışıyor. Dağıtım ücreti olarak sınırsız sayıda albüm ve single için yıllık (her yıl için) 19.99 USD alıyor. Dijital platformlardan elde ettiğiniz kazanç üzerinden herhangi bir komisyon almıyor. UPC ve ISRC için ayrı bir ücret almıyor. Cover parçanız varsa mekanik hakların temin edilmesi işlemi için aylık 1 USD ücret alıyor. Ödemeleri çek, PayPal ve banka transfer yoluyla yapıyor.

 

Ditto Music 2005 yılında kurulmuş, alanında en eski servislerden biri. 200’den fazla dijital platform ile çalışıyor. Dağıtım ücreti olarak sınırsız sayıda albüm ve single için yıllık (her yıl için) 19 USD (1 sanatçı), 29 USD (2 sanatçı) ve 69 USD (5 sanatçı) alıyor. Dijital platformlardan elde ettiğiniz kazanç üzerinden herhangi bir komisyon almıyor. UPC ve ISRC için ayrı bir ücret almıyor. Cover parçanız varsa mekanik hakların temin edilmesi işlemi herhangi bir hizmet sunmuyor, bunu kendiniz yapmak zorunda kalıyorsunuz. Ödemeleri PayPal ve banka transfer yoluyla yapıyor.

 

Kolay karşılaştırma için aşağıya bir tablo ekliyorum (üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz):

 

Diğer Aracı Servisler

Yukarıda da belirttiğim gibi, bu dört firma dışında daha bir çok servis var. Birkaç örnek olarak:

Bakmakta, araştırma yapmakta fayda var. Hepsi farklı farklı paketler ve seçenekler sunuyorlar.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Alexas_Fotos | Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | 2 Comments

2017 Biterken 2016 ve 2017’nin En çok Satan Albümlerine Bir Bakış

2017 biterken hem bir önceki yılın, hem de içinde bulunduğumuz 2017’nin en çok satan albümlerine bir göz atalım istedim.

2016’da tüm dünyada en çok satan albümlerin listesini aşağıya ekliyorum. Bunun yanı sıra 2016’da Türkiye’de en çok satan albümü de yine aşağıda bulabilirsiniz.

2017 global satış verilerinin IFPI (International Federation of the Phonographic Industry) tarafından toplanıp rapor haline getirilmesi büyük ihtimalle 2018 Nisan’ı bulacakır. Diğer yandan, 2017’nin en çok satan albümlerini tahmin etmek o kadar da güç değil.

 

2017’nin Öne Çıkan Albümleri

 

2017 yılı içinde yayınlanan albümler arasında satış grafiği olarak öne çıkanlar şunlar:

  • Ed Sheeran – ÷ (Divide)
  • Kendrick Lamar – DAMN
  • Drake – More Life
  • Migos – Culture
  • Future – Future
  • The Chainsmokers – Memories… Do Not Open

Listenin ağırlıklı olarak rap ve hip hop sanatçılarından oluşması hemen dikkat çekiyor. 1970 ve 1980’lerde ‘underground’ olan bu müzik türlerinin günümüzde artık ‘mainstream’ olması dikkat çekiyor.

 

2017 ve Taylor Swift

 

2017’de Taylor Swift’e özel bir yer ayırmak gerekiyor. Swift’in altıncı stüdyo albümü Reputation, ilk dört günde sadece Amerika’da 1 milyondan fazla sattı. Global olarak durum ne olur bilinmez ama Reputation (Kasım ayında çıkmış olmasına rağmen, sadece iki ay içinde) Amerika’da 2017’nin en çok satan albümü olma yolunda ilerliyor.

Taylor Swift her yaptığı ile ses getirmesini iy bilen bir sanatçı. Pop yıldızlarının iş ve pazarlama stratejileri genelde bu işin profesyonelleri tarafından geliştirilir ve uygulanır. Taylor Swift’in çok başarılı bir ekibi olduğu su götürmez bir gerçek ancak diğer pop yıldızlarından farklı olarak Swift, stratejilerini kendi kuruyor ve kararlarını kendi veriyor. Music and Media dersimde müzik endüstrisi üzerine de eğildiğimiz için kendisini yakından takip ediyorum.

 

2016’da Tüm Dünyada En Çok Satan Albümler

 

Aşağıda IFPI (International Federation of the Phonographic Industry) tarafından hazırlanan rapora göre 2016’da tüm dünyada en çok satan albümlerin listesini bulabilirsiniz.

Listeye fizikselin yanı sıra dijital satışlar da dahil edilmiş. Ülkeden ülkeye farklılık gösterse de 1 ünite satış genel olarak şu şekilde tanımlanıyor:

  • satılan her bir fiziki albüm (LP ya da CD)
  • aynı albümden 10 adet download şarkı
  • aynı albümden 1500 adet audio/video streaming şarkı

IFPI’nin oluşturduğu liste aşağıdaki gibi:

1- BEYONCE – Lemonade [2.5 milyon]
2- ADELE – 25 [2.4 milyon]
3- DRAKE – Views [2.3 milyon]
4- METALLICA – Hardwired… To Self Destruct [2.1 milyon]
5- DAVID BOWIE – Blackstar [1.9 milyon]
6- THE ROLLING STONES – Blue & Lonesome [1.8 milyon]
7- BRUNO MARS – 24k Magic [1.7 milyon]
8- TWENTY ONE PILOTS – Blurryface [1.5 milyon]
9- COLDPLAY – A Head Full of Dreams [1.4 milyon]
10- PENTATONIX – A Pentatonix Christmas [1.4 milyon]

 

2016’da Türkiye ve Tarkan

 

IFPI tarafından hazırlanan raporda ülke bazında listeler de yer alıyor. Buna göre 2016 yılında Türkiye’de en çok satan albüm Tarkan’ın dokuzuncu stüdyo albümü Ahde Vefa. Tarkan’ın ilk Türk Sanat Müziği albümü olan Ahde Vefa, iTunes Store üzerinden 35 ülkede satışa sunulmuş ve Türkiye’nin yanı sıra Azerbeycan, İngiltere, Danimarka ve Almanya gibi ülkelerde de iTunes listelerine girmişti.

 

İlgili Yazılar

 

Kaynaklar

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Yvette de Wit – Unsplash

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi | Leave a comment