Ses ve Müzik Teknolojileri

Billboard Dergisine Göre 2017’nin En İyi Stüdyoları

Billboard dergisi, Ekim ayında 2017’nin en iyi 24 stüdyosundan oluşan bir liste yayınladı. Listenin hangi kriterlere göre oluşturulduğu açıklanmamış. Listede herhangi bir sıralama da bulunmuyor. İlk baktığımda alfabetik sıralama var sanmıştım ama öyle değilmiş.

Listedeki 24 stüdyodan yirmisi ABD, dördü ise İngiltere’de. listeye en çok stüdyo sokan şehirler sırasıyla Los Angeles (11), New York (4) ve Londra (3).

Listedeki 24 stüdyodan üçü tüm dünyaca tanınan mastering stüdyoları: Bernie Grundman (Los Angeles), Sterling Sound (New York) ve sektörün efsane isimlerinden Bob Ludwig’in sahibi olduğu Gateway Mastering Studios (Portland, Maine).

Mix This!, yine sektörün önemli isimlerinden Bob Clearmountain’ın stüdyosu. Konumu harika: Los Angeles’ta, okyanusun kıyısındaki Pacific Palisades’te! Bildiğim kadarıyla Mix This! sadece Clearmountain’ın miks işleri için kullanılıyor.

Billboard’un listesindeki 24 stüdyonun isimleri ve bulunduğu şehirler şöyle:

• Abbey Road Studios — Londra, İngiltere

• Air Studios — Londra, İngiltere

• Bernie Grundman Mastering — Los Angeles, California, ABD

• Capitol Studios — Los Angeles, California, ABD

• Criteria Recording Studios — Miami, Florida, ABD

• Conway Recording Studios — Los Angeles, California, ABD

• Eastwest Studios — Los Angeles, California, ABD

• Electric Lady Studios — New York

• Gateway Mastering Studios — Portland, Maine, ABD

• The Power Station At Berklee Nyc — New York, New York, ABD

• Germano Studios — New York, New York, ABD

• Henson Recording Studios — Los Angeles, California, ABD

• Larrabee Studios — Los Angeles, California, ABD

• Mix This! — Pacific Palisades, Los Angeles, California, ABD

• Real World Studios — Box, Wiltshire, İngiltere

• Ocean Way Nashville — Nashville, Tennessee, ABD

• Metropolis Studios — Londra, İngiltere

• Island Sound Studios — Honolulu, Hawaii, ABD

• Record Plant — Los Angeles, California, ABD

• Sound City Studios — Los Angeles, California, ABD

• Sterling Sound — New York, New York, ABD

• Sun Studio — Memphis, Tennessee, ABD

• United Recording Studios — Los Angeles, California, ABD

• The Village Studios — Los Angeles, California, ABD

 

Dave Pensado, Ekim ayında Capitol Studio’a bir ziyaret gerçekleştirmişti. Videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

 

Warren Huart ise Sunset Sound’a bir ziyaret gerçekleştirmiş ve videosunu YouTube kanalında paylaşmıştı.

 

Dave Grohl (Nirvana, Foo Fighters) Sound City Studios ve oradaki Neve 8028 kayıt masası üzerine Sound City (2013) adında bir belgesel çekmişti.

 

Billboard, tarihi değeri olan Sun Studio’yu da unutmamış. ABD’nin Tennessee eyaletinde, Nashville şehrinde bulunan Sun Studio, Elvis Presley, Johhny Cash, Carl Perkins ve Roy Orbison gibi çok büyük isimlerin kayıtları için ev sahipliği yapmıştı.

 

Google’ın hazırladığı interaktif Abbey Road turuna katılmadıysanız hemen aşağıdaki fotoğrafa tıklayın!

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: JacoTen (Own work) [CC BY-SA 3.0], via Wikimedia Commons

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Sanal Gerçeklik İçin Ses: Ambisonics Format-B (2. Bölüm)

Bu yazı iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm için tıklayınız.

Birinci bölümde “Ambisonics Nedir?”, “Ambisonics B-Format”, “Dinleme Alanı Açısından Ambisonics ile Stereo ve Standart Surround Sistemler Arasındaki Fark”, “Kanal ve Hoparlör Sayısı Açısından Ambisonics ile Stereo ve Standart Surround Sistemler Arasındaki Fark” ve “Neden Ambisonics Format-B?” başlıkları ile Ambisonics B-Format’ı incelemeye başlamıştım. Bu yazıda kaldığım yerden devam ediyorum. Eğer birinci bölümü okumadıysanız buraya tıklayarak yazıya ulaşabilirsiniz.

 

Ambisonics B-Format Çalışma Prensibi

Yukarıda da belirttiğim gibi, 360˚ video ve sanal gerçeklik uygulamaları için en yaygın olarak kullanılan ambisonics formatı, dört kanal ses taşıyan, First-Order Ambisonics olarak da bilinen B-Format’tır. Daha detaylı üç boyutlu alanlar oluşturmak için second-order (9 kanal), third-order (16 kanal), fourth-order (25 kanal), fifth-order (36 kanal), sixth-order (49 kanal) ve daha yüksek ambisonics formatları da bulunmaktadır ancak ticari olarak bunların uygulaması (en azından şu an için) yoktur.

Peki, standart surround sistemler altı ya da sekiz kanal ile yatay bir dinleme alanı oluşturabilirken Ambisonics B-Format sadece dört kanal ile (hem yatay hem de dikey boyutları olan) küre şeklindeki bir dinleme alanını nasıl oluşturuyor?

Format-B’de bulunan dört kanal W, X, Y ve Z olarak adlandırılır. Her kanal küre şeklindeki dinleme alanının farklı bir armonik bileşenini (spherical harmonic component) temsil eder. Basitçe ele alacak olursak, her bir kanalı, farklı bir yöne bakan bir mikrofon olarak düşünebiliriz. Dört kanal, kürenin içinde farklı yönlere bakan dört farklı mikrofondan oluşmaktadır.

Ambisonics kayıtlar için kullanılan bu dört mikrofonun biri omni-directional, diğer üçü ise figure-of-8 (bi-directional) polar pattern’a sahiptir. Kanallara göre bu mikrofonların dağılımı şöyledir:

  • W – omni-directional – kürenin içindeki tüm sesleri almak için
  • X – figure-of-8 – ön ve arka yönler için
  • Y – figure-of-8 – sol ve sağ yönler için
  • Z – figure-of-8 – yukarı ve aşağı yönler için

Ambisonics, M-S (mid-side) stereo tekniğinin üç boyutlu şekli olarak açıklanabilir: M-S tekniğinde M (mid) için omni-directional veya cardioid mikrofon, S (side) için ise figure-of-8 (bi-directional) mikrofon kullanılır. Bi-directional mikrofonlarda iki kapsül bulunur. Ön kapsüle gelen sesler pozitif, arka kapsüle gelen sesler ise negatif (fazları ters) olarak kaydedilir. Daha sonra M ve S mikrofonlarından gelen sinyaller M-S matriks devresi ile birleştirilerek stereo panorama oluşturulur. Mid mikrofonundan gelen sinyal her iki kanala eşit olarak; bi-directional side mikrofondan gelen sinyal ise pozitif taraf sol, negatif taraf sağ olacak şekilde dağıtılır.

Stereo: Sol Kanal = (M) + (S) | Sağ Kanal = (M) + (-S)

Aynı prensip ambisonics format için de geçerlidir. M-S tekniğindeki M, ambisonics tekniğindeki W; M/S tekniğindeki S ise ambisonics tekniğindeki X olarak düşünülebilir.

MS = WX (ön arka)

Bu, ambisonics tekniğinde bulunan diğer kanallar için de geçerlidir:

MS = WY (sol sağ) | MS = WZ (yukarı aşağı)

Bu sebepten dolayı, yukarıda da belirttiğim gibi, ambisonics, M-S tekniğinin üç boyutlu şekli olarak kabul edilebilir. First-Order Ambisonics Format-B, bu teknik sayesinde sadece dört kanal ses kullanarak (hem yatay hem de dikey boyutları olan) küre şeklindeki bir dinleme alanını nasıl oluşturabilmektedir.

 

FuMa ve AmbiX

Ambisonics Format-B’nin kanal dizilimi olarak iki farklı versiyonu bulunuyor: FuMa ve AmbiX. FuMa, kanal dizilimi olarak WXYZ; AmbiX ise WYZX kullanıyor:

  • FuMa = WXYZ
  • AmbiX = WYZX

AmbiX, YouTube ve Waves gibi servis ve firmaların tercih ettiği, FuMa’ya göre daha yaygın olarak kullanılan bir dizilimdir.

 

Ambisonics Formatta Kayıt

Teorik olarak bir omni-directional ve üç bi-directional (figure-of-8) mikrofonu bir araya getirip Ambisonics B-Format’ta kayıt yapmak mümkündür. Diğer yandan, uygulama sırasında dört mikrofonu kapsülleri aynı noktaya gelecek şekilde yerleştirmek çok zordur. Yerleştirilse bile yukarı-aşağı yönündeki mikrofondan gelen sinyal özellikle üst frekanslarda comb-filtering problemine yol açmaktadır. Bu sebepten dolayı doğrudan B-Format’ta yapılan kayıtlarında genelde üç mikrofon kullanılır ve WXY kanalları kaydedilir; dikey boyut (X) kullanılmaz.

Dr Halliday tarafından Nimbus için tasarlanan B-Format mikrofon kümesi. Fotoğraf: Paul Hodges. Creative Commons lisansı altında kullanılmıştır.

 

Bu problemi aşmak için dört cardioid kapsülden oluşan tetrahedral mikrofonlar geliştirilmiştir. Bu mikrofonlar Ambisonics A-Format’ında kayıt yaparlar. Yapılan bu kayıtlar daha sonra B-Format’a dönüştürülür.

Günümüzde 360˚ video ve sanal gerçekli uygulamaları için ambisonics formatta kayıt yapmak amacıyla farklı firmalar tarafından geliştirilmiş, farklı fiyatlara sahip çeşitli mikrofonlar bulunmaktadır. Örnek olarak Sennheiser AMBEO VR, Soundfield SPS200, Core Sound TetraMic ve Twirling720 Lite’ı sayabiliriz. Bu mikrofonlar A-Format’ta kayıt yapıp daha sonra kaydı mikrofon ile birlikte gelen bir program ya da plug-in aracılığı ile B-Format’a çevirirler.

 

Mono, Stereo ve Surround Sinyallerin Ambisonics B-Format için Kodlanması

Mono, stereo ve surround sinyalleri bir plug-in ya da program aracılığı ile Ambisonics B-Format’a uygun bir şekilde kodlayabilirsiniz. Bu sayede hazır B-Format kayıtlara yeni sesler ekleyebilir, eldeki sesleri kullanarak sıfırdan bir B-Format miks yaratabilir ya da 5.1 veya 7.1 surround formattaki bir kaydı B-Format’a dönüştürebilirsiniz.

Waves, bu işleri kolay yolla yapmak isteyen kullanıcılar için 2017 Ekim ayında B360 Ambisonics Encoder plug-in’ini piyasaya sürdü. B360, girişte mono, stereo, 5.1 surround ve 7.1 surround formatlarını destekliyor; çıkışı ise AmbiX sıralaması ile (WYZX) First-Order Ambisonics B-Format olarak kodlayabiliyor.

Örnek olarak, bir mono sinyali B360 aracılığı ile küre biçimindeki dinleme alanın istediğiniz herhangi bir yerine yerleştirip dört kanal Ambisonics B-Format çıkış alabilirsiniz.

Waves B360 mono

 

Aynı şekilde, stereo (iki kanal) ve surround (5.1 için altı, 7.1 için sekiz kanal) formatındaki kayıtların kanallarını B360 plug-in’i aracılığı ile küre biçimindeki dinleme alanı içinde istediğiniz noktalara yerleştirip, dört kanal Ambisonics B-Format çıkış alabilirsiniz.

Waves 360 surround

 

Waves B360’ın yanı sıra B-Format’ta ses dağılımı ve kodlama yapmak başka plug-in’ler de bulunuyor. Bunlara örnek olarak Soundfield SPS200 mikrofonu ile birlikte ücretsiz olarak gelen Soundfield SurroundZone2 (Mac: AAX, AU, VST | Win: AAX, VST) ve Harpex (498.-Euro | Mac: AAX, AU, VST | Win: AAX, VST) plug-in’lerini sayabiliriz.

 

Dinleme Sistemleri

Teorik olarak Ambisonics B-Format’taki kayıtların herhangi bir ses sisteminde dinlenmesi mümkün. Bunun için dört kanal ambisonics formatındaki kaydın, dinleme yapılacak sisteme göre decode edilmesi gerekiyor. Bu işlemi M-S kayıtların stereo sistemler için decode edilmesine benzetebiliriz. Decode işleminde dört kanalın her biri farklı kazanç ve faz ayarı ile dinleme yapılacak ses sisteminde bulunan hoparlörlere dağıtılır. Dağılıma ve ses sistemine göre bazı kanallar bir hoparlörde aynı fazdayken, diğerleri ters fazla olabilir.

360˚ video ve sanal gerçeklik uygulamalarında kullanıcılar sesi genelde kulaklık üzerinden dinlediklerinden dolayı son yıllarda ambisonics miksler için kulaklıklar referans ve hedef olarak alınmaya başlanmıştır. Diğer bir sebep de ambisonics kayıtlar için tasarlanan ve birçok hoparlörden oluşan ses sistemlerinin çok pahalı olmasıdır. Kulaklıklarda üç boyutlu ses dağılımı binaural tekniği ile mümkün olmaktadır. Bu uygulama için ambisonics miksin çıkışı hoparlörler yerine binaural işlemciye gönderilir. Binaural işlemci sesleri hoparlörlerin olması gerektiği yerlere konumlandırır ya da diğer bir deyişle, kulaklıkla dinleme yaparken seslerin dinleyici tarafından o noktalardaymış gibi algılanmasını sağlar.

Daha önce Waves’in Nx Virtual Mix Room plug-in’i ve Nx Head Tracker donanımı ile ilgili bir yazı yazmıştım (okumak için tıklayınız). Nx Virtual Mix Room plug-in’i içinde bulunan Nx Ambisonics adlı bir eklenti ile Ambisonics B-Format’taki kayıt ve mikslerinizi standart bir kulaklık ile dinleyebilirsiniz. Eğer işi bir adım daha ileri götürmek isterseniz, herhangi bir kulaklığa takılabilen Waves Nx Head Tracker donanımı sayesinde üç boyutlu dinleme alanı içinde seslerin konumlarını sizin kafa hareketlerinize göre konumlandırmak da mümkün. Bu plug-in’leri ve donanımı ayrı ayrı ya da 360˚ Ambisonics Tools seti ile paket halinde temin edebilirsiniz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Samuel Zeller (Unsplash) | Manipülasyon: Ufuk Önen

Fotoğraf: Andrew Robles (Unsplash)

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Küba’daki Amerikalı Diplomatlara Yönelik Sonik Saldırı İddiaları Sonrasında Kaydedilen ‘Tehlikeli’ Sesi Dinleyin!

Geçtiğimiz aylarda, basında, Küba’da bulunan Amerikalı diplomatlar ile ilgili haberler çıkmıştı. Bu haberlerde bazı diplomatların kendilerinde ve ailelerinde gizemli bir şekilde işitme kaybı, mide bulantısı, baş dönmesi ve hafif şiddette beyin travması görüldüğü bildirilmişti. Bu sağlık sorunlarını yaşayan diplomatlar ile yapılan görüşmeler sonucunda hepsinin ince bir ses duyduğu ancak buna çok önem vermedikleri ve üzerinde durmadıkları anlaşılmıştı.

Bunun ardından Amerikalı yetkililer Küba’nın “sonik silah” kullandığından süphelenmiş, diplomatlarını ülkelerine geri çağırmış ve Amerikadaki iki Kübalı diplomatı sınırdışı etmişti. Amerikalı diplomatların yanı sıra bazı Kanadalı diplomatlar da benzer sorunlar yaşamıştı.

İlgili haberlere şu linklerden ulaşabilirsiniz: BBC Türkçe | Amerika’nın Sesi | Hürriyet | NTV | The Guardian (İngilizce)

Küba, Amerika’nın sonik silah iddialarını yalanlamış, bu konuyla ilgili herhangi bir ilgilerinin ya da bilgilerinin olmadığını açıklamıştı. Hatta iyi niyet göstergesi olarak FBI’ın Küba’ya girip araştırma yapmasına izin bile vermişti.

Havana, Küba

 

Çıkan haberlere göre Amerikalı yetkililer bu işin arkasında kimin olduğunu henüz bulamamış ancak diplomatların sağlık sorunlarına sebep olan sesi kaydetmeyi başarmış. Sesin Amerikalı ve Kanadalı diplomatlara nasıl ve hangi cihaz ile dinletildiği, bahsi geçen sağlık sorunlarına tam olarak nasıl yol açtığı henüz netleşmiş değil.

Associated Press, kaydedilen bu sesin kısa bir örneğini geçtiğimiz günlerde basına dağıttı. 7 kHz civarında yoğunlaşan üst perdeli bu sesi, Business Insider’ın YouTube kanalında yayınladığı aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz. Uzmanlar sesin kısa süreli olarak dinlediğinde zararsız olduğunu söylüyorlar ancak yine de dikkatli olmakta fayda var!

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Sanal Gerçeklik İçin Ses: Ambisonics Format-B (1. Bölüm)

Geçtiğimiz son birkaç yıl içinde VR (virtual reality / sanal gerçeklik) uygulamaları ve donanımları ile Facebook ve YouTube üzerinde paylaşılan 360˚ videolar çok popüler hale geldi. Durum böyle olunca üç boyutlu (360˚) ses de önemli hale geldi. Eğer ses üzerine çalışıyorsanız, şu ana kadar bu dünyaya girmemiş olsanız bile yakın zamanda girmeniz olasılık dahilinde. Bu sebepten dolayı, bu uygulamalar için kullanılan Ambisonics B-formatı hakkında bilgi sahibi olmakta fayda var.

 

Ambisonics Nedir?

Ambisonics, 1970’lerde İngiltere’de National Research Development Corporation tarafından geliştirilmiş olan, küre biçiminde bir ses dağılım alanına sahip kayıt ve çalma (playback) tekniğidir. Tekniğin kendisi eski olsa da ticari uygulamalarda kullanılması oldukça yakın tarihli olduğundan dolayı adı yeni yeni duyulmaktadır. Ambisonics, dinleyiciyi küre biçimindeki bir alanın orta noktasına konumlandırır. Bu orta nokta, kayıt sırasında mikrofonun yerleştirildiği noktadır. Referans konumu olarak kabul edilen bu nokta, kürenin yüzeyindeki tüm noktalara eşit mesafededir. Yaratılan bu küresel alan sayesinde dinleyici, 360˚ video ya da bir sanal gerçeklik uygulaması tarafından oluşturulan üç boyutlu dünyanın içine girer, onun bir parçası olur.

 

Ambisonics B-Format

Sanal gerçeklik ve 360˚ video uygulamaları için yaygın olarak kullanılan ambisonics formatı Format-B’dir. Ambisonics Format-B, yukarıda tarif ettiğim küre şeklindeki dinleme alanını sadece dört kanal ses kullanarak oluşturur. Ambisonics, M-S (mid-side) stereo tekniğinin üç boyutlu şekli olarak düşünülebilir. Detayların yazı içinde açıklayacağım.

 

Dinleme Alanı Açısından Ambisonics ile Stereo ve Standart Surround Sistemler Arasındaki Fark

Stereo sistemlerde sol (left) ve sağ (right) olarak bölünmüş şekilde iki kanal ses ve iki adet hoparlör bulunur. Sol ve sağ hoparlörler arasında stereo panorama olarak adlandırılan, düz çizgiyi andıran yatay bir alan vardır. Bu alan içinde sesleri istediğiniz yere yerleştirebilirsiniz. Bir sesi tam olarak sol tarafa yatırabilirsiniz, bir başkasını biraz sağ hoparlöre yakın bir noktaya konumlandırabilirsiniz… Stereo sistemler, bu yerleştirme işini sol ve sağ kanallar arasındaki seviyeleri ayarlayarak yaparlar. Eğer sesi tam olarak sol tarafa yatırırsanız, sinyal sadece sol kanaldan gelir. Sesi sol kanala yakın bir yere konumlandırırsanız, sinyal hem sol hem de sağ kanaldan gelir ancak sol kanaldan gelen sinyalin seviyesi sağ kanaldakine göre daha yüksek olur. Sesi tam orta noktaya konumlandırırsanız sinyal hem sol hem de sağ kanaldan eşit yükseklikte gelir. Sesi ortaya konumlandırdığınızda insan kulağı bu sesi sanki ortada üçüncü bir hoparlör varmış ve ses buradan geliyormuş gibi algılar. Buna phantom center (hayalet orta kanal) adı verilir.

Surround sistemlerde, stereo sistemlerdeki yatay alan yerini dairesel bir alana bırakır. Dinleyici bir çemberin orta noktasında oturuyor gibidir. Yaygın olarak kulanılan 5.1 surround sistemlerde altı kanal ses ve beş farklı noktada hoparlör bulunur: sol (left), orta (center), sağ (right), arka sol (left surround) ve arka sağ (right surround). Bu beş hoparlöre ek olarak (genelde orta hoparlörün altına yerleştirilmiş bulunan) bir de LFE (Low Frequency Effects) adı verilen bir subwoofer vardır. Surround sistemlerde sesleri, dairesel bir alan içinde istediğiniz noktalara konumlandırabilirsiniz. Stereo ile karşılaştırdığımızda surround ses, seslerin dağılımı ve dinleyiciyi sarması açısından, çok daha etkileyicidir.

Ambisonics, standart surround ses formatlarını bir adım daha ileri götürerek sese yükseklik boyutunu da katar. Stereo sistemlerde yatay düz bir çizgi, standart surround sistemlerde ise yatay bir çember şeklinde olan alan, ambisonics formatta küre biçiminde bir hacme dönüşür. Bu açıdan ele aldığımızda, ambisonics ile Dolby Atmos, Auro-3D ve DTS:X formatlarının birbirlerine daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan, Dolby Atmos, Auro-3D ve DTS:X bu alanı oluşturmak için çok sayıda kanal kullanırken, Ambisonics B-Format’ta kanal sayısı sadece dörttür.

Ambisonics’in alansal açıdan diğer bir farkı da kürenin içindeki tüm seslere eşit davranmasıdır. Standart surround sistemlerde ağırlık sol, orta ve sağ kanallardadır; önemli sesler bu kanallara yerleştirilir. Arkadaki iki kanal daha çok efekt ve ambiyans kanalları olarak değerlendirilir. Ambisonics sistemlerde ise tüm seslere önem açısından eşit davranılır.

 

Kanal ve Hoparlör Sayısı Açısından Ambisonics ile Stereo ve Standart Surround Sistemler Arasındaki Fark

Yukarıda da belirttiğim gibi stereo ve standart surround ses sistemlerinde her kanal için bir hoparlör kullanılır: stereo sistemlerde iki kanal için iki hoparlör; 5.1 surround sistemlerde altı kanal için altı hoparlör; 7.1 surround sistemlerde ise sekiz kanal için sekiz hoparlör vardır. Her kanal, bağlı olduğu hoparlöre sinyal gönderir. Ambisonics B-Format sistemlerde ise dört kanal herhangi bir ses sistemi için decode edilebilir. Diğer bir deyişle, dört kanal sinyal için mutlaka dört adet hoparlör olması gerekmez. Burada anahtar kelime decode etmektir. Ambisonics B-Format sinyalinin kullanılacak ses sistemine uygun olarak decode edilmesi gerekir. Tam küresel bir dinleme alanı için altı hoparlöre ihtiyaç duyulmaktadır. Ambisonics sistemler kolayca küçültülebilir veya genişletilebilir. Örnek olarak, altı hoparlör kullanarak oluşturduğunuz tam küresel bir dinleme alanını, sistemi küçültüp içinden iki hoparlör çıkartarak sadece yatay bir alan haline dönüştürebilirsiniz.

Küresel dinleme alanından dolayı Ambisonics sistemlerde sesler çok yumuşak bir şekilde hareket eder. Dinleyici, seslerin bir hoparlörden diğerine atladığı hissine kapılmaz. Bunun sebebi Ambisonics sistemlerde kanalların belli hoparlörlere atanmamış olmasıdır.

 

Neden Ambisonics Format-B?

Ambisonics B-Format’ın 360˚ video ve sanal gerçeklik uygulamaları için bir standart haline gelmiş olmasının nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Standart surround sistemlerde, yukarıda da belirtiğim gibi, ağırlık sol, orta ve sağ kanallara, yani ön kanallara verilir; arka kanallar (surround hoparlörler) genelde efektler ve ambiyans için kullanılır. Ambisonics formatında ise tüm seslere eşit önem verilir. Örnek olarak, standart surround sistemler için yapılan mikslerde diyaloglar hemen hemen her zaman orta kanaldan gelir. Diğer yandan bir sanal gerçeklik uygulamasının (mesela bir oyunun) içindeki üç boyutlu ortamda, kullanıcının arkasında bulunan bir kişi konuşuyorsa, kullanıcı bu konuşmayı arkadan geliyormuş gibi duyar. Eğer konuşan kişi ile yüzleşmek isterse, dönmesi gerekir. Dönerse bu durumda sesler kullanıcıya yüzü doğrultusunda gelmeye başlar. Bu, elbette, sesin kullanıldığı ortam ile de doğrudan ilgilidir. Film, statik bir deneyim sunar, izleyicinin hareketlerine göre değişmez, değişmesi beklenemez. Diğer yandan oyun gibi sanal gerçeklik uygulamaları kullanıcının tercihleri ve hareketleri doğrultusunda sürekli değişen dinamik deneyim sunarlar. Buna bağlı olarak hemen ikinci maddeye geçebiliriz.

2- Standart surround sistemler statik uygulamalar için ses dağılımı açısından genelde başarılıdır. Ancak, ses alanı kaydığında ya da yer değiştirdiğinde (birinci maddedeki örnekte olduğu gibi oyuncu arkadan gelen konuşmanın sahibi ile yüzleşmek için döndüğünde) standart surround sistemler bu hareketleri yumuşak ve akışkan bir şekilde takip etmekte yetersiz kalır. Ambisonics sistemlerde seslerin yaratılan dinleme alanı içindeki hareketleri çok daha yumuşak ve akışkan olabilmektedir, bunun da sebebi ses kanallarının belli hoparlörlere atanmamış olmasından dolayı kaynaklanmaktadır.

3- Ambisonics sistemlerde yatay alana ek olarak bir de dikey alan vardır. Yükseklik, 360˚ videolar ve sanal gerçeklik uygulamaları için vazgeçilmez bir boyuttur.

4- Patent koruma süresi dolduğundan dolayı Ambisonics’in çekirdek teknolojisi herkese açıktır. Firmalar herhangi bir lisans ücreti ödemeden bu teknolojiyi kullanabilmektedir.

 

Yazının ikinci bölümü için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Samuel Zeller (Unsplash) | Manipülasyon: Ufuk Önen

Fotoğraf: Andrew Robles (Unsplash)

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Sylvia Massy ve Turşu Deneyi!

Sylvia Massy gerçekten müthiş bir diskografiye sahip bir prodüktör ve ses mühendisi. Birlikte çalıştığı sanatçı ve gruplar arasında Aerosmith, Joe Satriani, Johhny Cash, Prince, Red Hot Chili Peppers, Skunk Anansie, Sonic Youth ve Tool gibi müzik dünyasında önemli yerleri olan isimler var. Massy’nin 25 tane altın ve platin plak ödülü bulunuyor.

Massy, “normal” müzik çalışmalarının yanı sıra deneysel yönü ile de tanınan bir isim. Massy, sinyal zinciri arasına çeşitli yiyecekler ve mutfak cihazları yerleştirerek deneyler yapmayı seviyor. Örnek olarak gitar soloları için gitar amplifikatörü ve kabin arasına matkap yerleştirip, çeşitli notalarla tetiklenen matkabın sesini kayda eklemişliği var.

Massy, sinyal zinciri içine yerleştirdiği birçok gıda ile de deneyler yapmış. Patatesin üst frekanslarda azalmaya sebep olduğunu söylüyor. Elma, muz, havuç ve portakal ise ağırlıkları oranında üst frekanslarda azaltmaya sebep oluyormuş. Sosisli sandviçin ise oldukça düz bir frekans cevabına sahip olduğunu gözlemlemiş.

Aşağıdaki videoda Massy’in turşu ile yaptığı deneyin sonucunu hem görebilir hem de duyabilirsiniz. Turşu tuzlu olduğundan ve tuz da iyi bir iletken olduğundan dolayı turşu oldukça iyi bir seçim olmuş.

Videodan önce Massy’nin bu deney için kullandığı sinyal zincirinden biraz bahsetmek istiyorum.

Massy, bu deney için ilk önce bir test sinyalini Crest marka bir güç amplifikatörüne gönderiyor.

Amplifikatör tarafından yükseltilen sinyal daha sonra turşuya bağlanıyor. Aslında iki turşu var: pozitif turşu (kırmızı tabaktaki) ve negatif turşu (mavi tabaktaki)!

Turşudan çıkan sinyal Power Soak adlı üniteye giriyor. Power Soak, Boston grubundan tanıdığımız Tom Scholz tarafından tasarlanmış, seviye azaltıcı bir ünite (attenuator). Amplifikatör ve hoparlör arasında kullanılıyor. Gitar amplifikatörlerinin tonu, ses seviyeleri ile birlikte değişir ve genelde iyi ton yüksek sesle elde edilir. Power Soak, amplifikatörün yüksek seviyeli çıkışla çalışmasını ancak hoparlöre giden sinyalin seviyesinin ton bozulmadan azaltılmasını sağlıyor.

Power Soak aracılığı ile azaltılan sinyal daha sonra Tone Tubby markalı gitar hoparlörüne gidiyor.

Massy’nin diğer videolarını YouTube kanalından izleyebilirsiniz.

Sylvia Massy’nin Recording Unhinged: Creative and Unconventional Music Recording Techniques adlı bir kitabı ve ilüstrasyonlarını kendi yaptığı iki tane de boyama kitabı buluyor (linkler için tıklayınız).

Başlık fotoğrafı Sylvia Massy’nin web sitesinden alınmıştır.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

7 Maddede Desibel

Desibel, kuşkusuz müzik ve ses ile uğraşan herkesin duymuş olduğu bir kelimedir. Ses cihazlarının ve yazılımlarının hepsinde karşımıza çıkar. Bunları kullanan herkes desibelin ne olduğunu iyi kötü bilir. Ancak sorun şu ki, iyi kötü bilmek yetmez! Profesyonel olarak ses teknolojileri ve müzik prodüksiyonu üzerine çalışıyorsak ya da çalışmak istiyorsak, desibel nedir ne değildir, çok iyi anlamamız gerekir. Eğer desibel kavramını kafamızda çok iyi oturtamazsak, yaptığımız işi tesadüfen yapıyor oluruz.

Aşağıda, yedi maddede, desibel ile ilgili en önemli noktaları listeledim. Bu noktaları “konu başlıkları” olarak kabul edip, her başlık için derinlemesine araştırma yapmak çok faydalı olacaktır.

• 1

Desibel, ses ve sinyal ölçümleri için kullanılan logaritmik bir birimdir. Logaritmik skala sayesinde değerler arasındaki büyük değişimleri, daha küçük ve basitçe anlaşılabilir sayılarla ifade etmek mümkündür. Örnek olarak, “insanlarda duyma eşiğini 0.00002 Pa kabul ettiğimizde, duyma eşiği ile 0.02 Pa ses basınç seviyesindeki normal bir konuşma arasındaki fark 0.01998 Pa’dır” yerine “normal konuşma 60 dB SPL’dir” demek daha kullanışlıdır!

• 2

Desibel, Bel biriminin onda biridir. Diğer bir deyişle 10 desibel, 1 Bel’e eşittir. Bel adı, Alexander Graham Bell’in isminden gelmektedir. Desibel için kullanılan dB kısaltmasındaki B harfinin büyük yazılması bu sebepten dolayıdır.

• 3

Desibelin kendisi bir değer değildir. Desibel, metre ya da kilogram gibi sabit bir birim değildir. Desibel her zaman iki değerin oranını ifade etmek için kullanılır.

• 4

Desibeli iyi anlamak için logaritmik skalayı iyi anlamak gerekir. İki değer arasındaki değişim lineer skalada “fark”, logaritmik skalada ise “oran” olarak ifade edilir. Lineer skalada 1 ve 2 arasındaki değişim ile 4 ve 5 arasındaki değişim aynıdır: her ikisinde de fark 1’dir. Logaritmik skalada ise 1 ve 2 arasındaki değişim 1:2 oranı ile ifade edilir. Buna göre aynı oranı (1:2) elde etmek için gerekli değişim 4’ten 8’e olmalıdır.

• 5

Çok sayıda desibel türü vardır. Ses basıncı ve ses sinyalleri için en çok kullanılanlar dB SPL (ses basıncı), dBu (sinyal), dBV (sinyal) ve dBFS’tir (dijital sistemlerde sinyal). Bunları Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda detaylı olarak açıklamıştım.

• 6

Desibel ile işlem yaparken yüzde (%) ile hesaplama yapılamaz (çünkü desibel logaritmik bir birimdir). Örnek olarak, 80 desibelin %70’i 56 desibeldir gibi bir ifade söz konusu bile olamaz.

• 7

Desibel ile basitçe toplama işlemi yapılamaz (çünkü desibel logaritmik bir birimdir). Örnek olarak, elinizde 90 dB SPL ses üreten bir hoparlör varsa, aynı hoparlörden ikinci bir tane daha aldığınızda 180 dB SPL ses elde edemezsiniz! Elde edeceğiniz ses 93 dB SPL civarında olacaktır. Başka bir örnek olarak, 60 dB SPL, 75 dB SPL ve 80 dB SPL ses basıncı üreten üç farklı ses kaynağının oluşturduğu toplam ses basıncı 215 dB SPL değil, 81 dB SPL civarında olacaktır. Bu hesaplamaları da Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda detaylı olarak açıklamıştım.

Yazının başında da belirttiğim gibi, bu noktaları “konu başlıkları” olarak kabul edip, her başlık için derinlemesine araştırma yapmak çok faydalı olacaktır.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Pixabay

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Phaser (Yazı ve Video)

 

Phaser, 1970’li yıllarda popüler hale gelmiş bir efekt ünitesidir. Phaser denilince akla ilk olarak gitar ve klavye gelse de bu efekt farklı enstrümanlar için de kullanılmaktadır.

 

Sinyal İşleme Şekli

Phaser, girişteki sinyalin bir kopyasını çıkartır ve “all-pass” olarak adlandırılan bir dizi filtreden geçirir. Böylelikle iki ayrı sinyal elde edilmiş olur: orijinal (ham) ve işlenmiş sinyal. All-pass filtreler sinyalin frekans içeriği üzerinde herhangi bir değişiklik yapmaz. Diğer yandan, all-pass filtrelerin frekans faz tepkisi lineer olmadığından dolayı, ham sinyal ve işlenmiş sinyal arasında frekanslara göre değişiklik gösteren faz farklılıkları oluşur. Diğer bir deyişle, ham sinyaldeki farklı frekanslar farklı sürelerde gecikmeye uğramış olur ve bu da çıkış sinyalinde çoğu zaman armonik olarak birbirleriyle uyumlu olmayan çukur noktaları oluşturur. Gecikme süresi bir LFO (Low Frequency Oscillator) aracılığı ile periyodik olarak değiştirilir, bunun sonucunda çıkış sinyalindeki çukur noktalarının yerleri değişir. Ortaya çıkan bu efekt “phasing effect” ya da “phaser effect” olarak adlandırılır.

Filtrelerin çıkışındaki işlenmiş sinyal, filtre zincirinin girişine geri döndürülür. Buna “feedback” (geri besleme) adı verilir. Feedback ile çukur noktalarının yükseklikleri artar, rezonanslar oluşmaya başlar ve efektin tınısı değişir.

Oluşan çukur noktalarının sayısı kullanılan all-pass filtrelerin sayısının yarısı kadardır. All-pass filtrelerin sayısı “stage” olarak adlandırılır. Örnek olarak, 8-stage phaser içinde sekiz adet all-pass filtre vardır ve oluşan çukur noktalarının sayısı dört olacaktır.

 

Parametreler

Gitar pedalları, analog üniteler, plug-in’ler… Geçmişten günümüze kadar birçok firma tarafından çok farklı phaser cihaz ve programları geliştirilmiş… Durum böyle olunca parametreler de değişiklik gösteriyor, standart bir parametre seti bulunmuyor. Sıkça karşılaşılan phaser parametreleri olarak rate, range/depth, feedback ve mix’i sayabiliriz.

Rate: Hertz (Hz) cinsinden ifade edilir. LFO’nun hızını kontrol eden parametredir.

Range/Depth: LFO tarafından modüle edilecek olan frekans aralığını kontrol eden parametredir. Tavan (ceiling) ve taban (floor) frekanslar belirlenerek, bu iki frekans arasında kalan aralıkta sweeping (süpürme) işlemi yapılır. Bazı cihaz veya plug-in’lerde “depth”, işlenmiş sinyal ile ham sinyal arasında karışım dengesini adlandırmak için kullanılmaktadır, bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Feedback: Filtrelerin çıkışındaki işlenmiş sinyalin hangi oran ya da yüzde ile filtrelerin girişine döndürüldüğünü kontrol eden parametredir.

Mix: Yüzde (%) cinsinden ifade edilir. Ham ve işlenmiş sinyallerin karışım dengesini kontrol eden parametredir.

 

Örnek Efekt

Aşağıdaki videoda örnek olarak hazırladığım ve gitara uyguladığım phaser efektini dinleyebilirsiniz:

 

Kullanım Örnekleri

Yazının başında da belirttiğim gibi phaser denilince akla ilk olarak gitar ve klavye gelse de bu efekt farklı enstrümanlar için de kullanılmaktadır. Aşağıdaki bağlantılarda phaser ile ilgili örnekler bulabilirsiniz (Spotify ve YouTube) (Spotify bağlantılarını göremiyorsanız lütfen sayfayı tekrar yükleyin):

 

“Little Wing” – Jimi Hendrix (gitar)

 

“Eruption” – Van Halen (gitar)

 

“Dancing in the Moonlight” – Thin Lizzy (bas gitar)

 

“Kashmir” – Led Zeppelin (davul ve diğer enstrümanlar)

 

“Just the Way You Are” – Billy Joel (Fender Rhodes)

 

“Solitude Is Bliss” – Tame Impala (gitar)

 

“Peg” – Steely Dan (klavye)

 

“Bridge of Sighs” Robin Trower (gitar)

 

“Paranoid Android” – Radiohead (gitar)

 

“Have a Cigar” Pink Floyd (gitar)

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Brandon Daniel

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ücretsiz Plug-in’ler (11)

“Ücretsiz Plug-in’ler” adlı seriye Kasım 2015’te başlamıştım. Takip ediyorsanız biliyorsunuzdur, bu serideki her bir blog yazısında dört adet ücretsiz plug-in bulunuyor. Bu sefer biraz farklı. Bu yazımda Blue Cat Audio firmasına ait Freeware Plug-ins Pack II paketini paylaşıyorum, içinde altı adet plug-in var.

Bu arada, eğer daha önceki paylaşımları incelemediyseniz linklerine ana sayfadan ulaşabilirsiniz.

Ücretsiz plug-in’ler serisi 11: Freeware Plug-ins Pack II – Blue Cat’s FreqAnalyst, Blue Cat’s Gain Suite, Blue Cat’s Triple EQ, Blue Cat’s Phaser, Blue Cat’s Chorus, Blue Cat’s Flanger (Blue Cat Audio).

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Blue Cat’s FreqAnalyst

 

Blue Cat’s FreqAnalyst, benim de sıkça kullandığım gerçek zamanlı (real time) bir spektrum analizör plug-in’i. Threshold ayarı sayesinde takip etmek istediğiniz bölgeye kolaylıkla odaklanabiliyorsunuz. FreqAnalyst’in sahip olduğu diğer iki önemli özellik ise zoom ve freeze (dondurma). Kesinlikle tavsiye ederim!

 

Blue Cat’s Gain Suite

 


Gain Suite, ilk bakıldığında herhangi bir gain ayarlama plug-in’i gibi görünüyor ama aslında çok farklı bir özelliği var. Gain Suite plug-in’ini birden fazla kanala insert edip, kanalları plug-in üzerinde grupladığınızda, tek bir düğme ile gruptaki tüm kanalların gain ayarlarını kontrol edebiliyorsunuz.

Örnek olarak, ‘Gitar 1’, ‘Gitar 2’ ve ‘Gitar 3’ adlı adet üç elektro gitar kanalınız olduğunu varsayalım. Bu üç kanala Gain Suite plug-inini insert edip, üç kanalı da plug-in üzerinden A grubuna atadığınızda, bu üç kanalın gain ayarlarını ‘Gitar 1’ kanalına insert ettiğiniz plug-in üzerinden tek bir düğme ile kontrol edebilirsiniz.

 

Blue Cat’s Triple EQ

 


Triple EQ, tek bir filtre gibi kontrol edilebilen 3-band yarı-parametrik bir EQ plug-in’i. Girişte sinyal olmadığı zaman (insert ettiğiniz kanalın ses olmayan kısımlarında) kendini kapatıyor, böylelikle işlem yapmadığı sırada bilgisayarın işlemcisi üzerine yük bindirmiyor.

 

Blue Cat’s Phaser

 


Blue Cat’s Phaser, eski analog phaser devrelerinden modellenmiş bir plug-in. Analog phaser ünitelerinde ‘stage’ adı verilen all-pass (tam geçirgenli) filtrelerden 4-12 adet bulunur. Dijital teknolojinin avantajları sayesinde Blue Cat’s Phaser üzerinde 32 stage bulunuyor.

 

Blue Cat’s Chorus

 


Blue Cat’s Chorus, adından da anlaşılabileceği gibi, bir chorus plug-in’i. Deneyin, beğeneceksiniz!

 

Blue Cat’s Flanger

 


1970’ve 1980’li yıllarda çok popüler olan flanger efekti günümüzde artık fazla kullanılmıyor ama oldu da kullanmak isterseniz Blue Cat’s Flanger’ı deneyebilirsiniz.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Aux Send: Pre-Fader ve Post-Fader Konumu

Analog, dijital ya da DAW içindeki mikserlerde, kanaldaki sinyali dışarı göndermek için auxiliary, kısaca ‘aux’ (send) kullanırız. Aux kullanırken önümüzde iki seçenek bulunur: pre-fader ve post-fader.

Pre “önce”, post “sonra” anlamına gelir. Pre-fader, fader’dan önce; post-fader ise fader’dan sonra demektir.

Sinyal akış şemasında da görebileceğiniz gibi, pre-fader konumunda sinyal fader’dan önce, post-fader konumunda ise fader’dan sonra alınıp kanal dışına gönderilir.

Aux pre konumundayken kanalın fader’ı ile yaptığımız seviye değişiklikleri aux’tan gönderilen sinyalin seviyesini etkilemez. Kulaklık miksleri için genelde pre konumu kullanılır böylelikle kanal kayıt sırasında monitör odasında kanal volümlerini fader’larla değiştirseniz bile kulaklıktaki miks değişmez. Daha basit bir dille anlatacak olursak, auxiliary pre konumundayken, aux üzerinden kulaklıklara giden miks ile sizin monitör odasında dinlediğiniz miks birbirinden tamamen bağımsız olur.

Aux üzerinden efektlere sinyal gönderirken genelde post seçeneği tercih edilir. Post konumundayken fader’la volümü azalttığınızda efekte giden sinyalin seviyesi de azalır. Bu sayede, kuru ve efektli sinyal arasındaki denge (dry/wet dengesi) korunmuş olur.

Kısaca özetleyecek olursak:

  • Pre-fader: kulaklık miksi
  • Post-fader: efektler

Bazı mikserlerde aux send’ler pre ya da post konumuna sabit olarak ayarlanmıştır. Diğerlerinde ise (özellikle dijital ve DAW içinde bulunan mikserler ile büyük analog mikserlerde) kullanıcıya “pre/post switch” adı verilen bir düğme aracılığı pre/post kullanım seçeneği tanınır.

Behringer X2442USB

Avid Pro Tools

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Sinyal akış şeması Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır.

Mikser fotoğrafı: Music-Group Behringer X2442USB

Başlık fotoğrafı: Pixabay

© 2017 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

iPhone ve iPad için 5 Mikrofon

iPhone için 9 Ücretsiz Ses Uygulaması başlıklı yazım büyük ilgi gördü. Yazıyı okuyanlardan soranlar oldu, “uygulamalar tamam da, iPhone’un üstündeki mikrofon yerine daha kaliteli kayıtlar yapmak için harici mikrofon olarak ne seçeneklerimiz var?” Ben de oturdum beş marka/modelden oluşan bir liste hazırladım. Sizinle paylaşmak istediğim bu beş mikrofon, sırasıyla Shure MV88, Rode iXY, Apogee MiC, Zoom iQ7 ve IK Multimedia iRig MIC Cast.

Mikrofonlar ile ilgili tüm bilgileri (türleri, çalışma prensipleri, özellikleri vb.) Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri  adlı kitabımda bulabilirsiniz. Burada kullanılan teknik terimler için sözlükten yardım alabilirsiniz.

 

Shure MV88

 

Shure MV88

Shure MV88, iOS cihazları için üretilen mikrofonlar arasında en popüler olanlardan. MV88, Lightning Connector üzerinden doğrudan iPhone veya iPad’e takılabiliyor ve açısı isteğe göre ayarlanabiliyor. Mikrofonun bence en önemli özelliği, içindeki farklı kapsüller sayesinde, (ayarlanabilir genişlikte) stereo, figure-of-8 ve Mid-Side (M-S) gibi birçok polar pattern seçeneği sunması. MV88, 24-bit ve 48 kHz’e kadar destek veriyor. Condenser bir mikrofon olan MV88’in frekans aralığı 20 Hz – 20 kHz, maximum SPL değeri ise 120 dB SPL. Mikrofonla birlikte gelen iOS programı ile kayıtlara EQ, kompresör ve limiter uygulamak mümkün. Programın diğer önemli bir özelliği ise kaydedilen ses dosyalarını doğrudan Dropbox’a gönderebiliyor olması. Link: Shure MV88

 

 

Rode iXY

Rode iXY

 

Rode iXY

Rode, fiyat ve performans açısından her zaman benim favori markalarımdan biri olmuştur. iXY da bence diğer Rode ürünleri gibi oldukça iyi bir performans ortaya koyuyor. iXY’ın iki versiyonu bulunuyor: yeni jenerasyon iXY-L (Lightning kapısı bulunan iPhone ve iPad’lerle uyumlu) ve iXL-30PIN. iXY, XY konfigürasyonunda iki adet yarım-inç cardioid (uni-directional) condenser kapsülden oluşuyor. Mikrofonlar iXY-L’de 139 dB SPL, iXY-30PIN’de ise 120 dB SPL ses şiddetine dayanıklı. Rode Rec veya Rode Rec LE uygulamalarını kullanarak 96 kHz, 24-bit kayıt yapmak ve kaydedilen dosyaları doğrudan Dropbox’a yüklemek mümkün. Rode mikrofonların fiyat ve performans açısından iyi olduğunu söylemiştim, hemen şunu belirtmekte fayda var; iXY diğer bazı modellere göre (örnek olarak Tascam IM2’ye göre) daha pahalı ancak bu cihazın Çin’de değil Avusturalya’da üretildiğini göz önüne almak gerekir. Link: Rode iXY

 

 

Apogee MiC

 

Apogee MiC

Apogee MiC bu listedeki diğer mikrofonlardan biraz daha farklı. MiC, iOS cihazlarına doğrudan takılmak yerine kablo ile bağlanıyor. MiC, iPhone ve iPhone için pratik bir çözümden çok hem iPhone ve iPad hem de USB bağlantısı üzerinden Apple Mac bilgisayarlarla kullanılabilinen, stüdyo kalitesine sahip bir ürün. Dolayısıyla bu mikrofonu Mac üzerinde çalışan Pro Tools, Logic ve benzeri bir programla kullanmak da mümkün. MiC, cardioid pick-up pattern’a sahip condenser bir mikrofon. 24-bit ve 96 kHz’i destekliyor. Apogee ürünleri ABD’de üretiliyor. Link: Apogee MiC

 

 

Zoom iQ7

 

Zoom iQ7

Zoom iQ7, Mid-Side stereo kayıt özelliğine sahip, kapsülü dönebilen condenser bir mikrofon. Lightning Connector üzerinden doğrudan iPhone ve iPad’e takılabiliyor. iQ7 üzerinde gain kontrolü ve kulaklık çıkışı bulunuyor. iQ7, 120 dB SPL ses şiddetine dayanıklı. 16 bit ve 44.1 kHz ile 48 kHz’i destekliyor. Mikrofonla birlikte gelen iOS programı ile kayıtlara EQ, reverb ve kompresör uygulamak mümkün. Link: Zoom iQ7

 

 

IK Multimedia iRig MIC Cast

IK Multimedia iRig MIC Cast

 

IK Multimedia iRig MIC Cast

iRig MIC Cast, iPhone veya iPad’lere kulaklık/mikrofon girişinden bağlanabilen, kullanımı çok basit bir cihaz. Üzerinde bir adet condenser elektret kapsül var, dolayısıyla stereo değil mono kayıt yapabiliyor. 1/8″ kulaklık çıkışı mevcut. Frekans aralığı yukarıdaki cihazlara göre daha dar (100 Hz – 15 kHz). Çok kaliteli bir kayıt imkanı sunmasa da fiyatından ve kullanım kolaylığından dolayı tercih edilebilir. Link: IK Multimedia iRig MIC Cast

 

İlgili linkler: iPhone için 9 Ücretsiz Ses Uygulaması – Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri – Müzik Teknojisi, Müzik Prodüksiyonu ve Ses Kayıt Terimleri Sözlüğü

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

 

© 2014-2017 Ufuk Önen. Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz olarak kullanılamaz, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntı yapılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment