Ses ve Müzik Teknolojileri

Ücretsiz Plug-in’ler (19)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 19: Code Red (Shattered Glass Audio), RS-W2395c (Fuse Audio Labs), Couture (Auburn Sounds), Bitter (Stillwell Audio).

Code Red (Shattered Glass Audio)

Code Red, 1960’larda Abbey Road stüdyolarında kullanılan REDD kayıt konsollarında bulunan preamp ve EQ katlarının emülasyonunu yapan bir plug-in. Hatırlarsanız, Waves bu konsolların emülasyonunu yapan REDD adında bir plug-in çıkarmıştı. Shattered Glass Audio tarafından geliştirilen Code Red’i, o plug-in’in ücretsiz alternatifi olarak düşünebilirsiniz. Code Red’de paralel (wet/dry) ve M-S işleme seçenekleri de bulunuyor.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

RS-W2395c (Fuse Audio Labs)

RS-W2395c, Roger Schult ile birlikte Fuse Audio Labs tarafından geliştirilen klasik bir Baxandall EQ plug-in’i. Özellikle orta frekans aralığında iddialı. Plug-in üzerinde 2 kHz / 5 kHz olarak seçilebilen bir high shelf, 80 Hz / 110 Hz olarak seçilebilen bir low shelf, bir de 155 Hz ile 3.5 kHz arasında sweep edilebilen yarı-parametrik EQ olmak üzere üç farklı kontrol bulunuyor.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

Couture (Auburn Sounds)

Couture, özellikle sinyalin ‘attack’ kısmını kontrol etmenizi sağlayan bir transient shaper plug-in’i. Dinamik alan kontrolünde kompresöre alternatif olarak kullanılabilir. Web sitesindeki ses örneklerini dinleyebilirsiniz.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

Bitter (Stillwell Audio)

Bitter, sinyal tarafından kaç bit kullanıldığını, sinyalde ‘clip’ (kırpılma, bozulma) olup olmadığını ve dijital-analog çevrim sonrasında ortaya çıkması muhtemel ‘inter-sample’ bozulmaları gösteren bir plug-in. Bu konularla ilgili olarak, eğer okumadıysanız “Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?” ve “True Peak Nedir ve Neden Önemlidir?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Analog ve Dijital Delay Arasındaki Fark

Delay efektinin ilk kullanımı 1950’lilere kadar uzanıyor. O yıllarda delay efekti, analog makara bantlar kullanılarak elde edildiği için, ‘tape delay’ olarak adlandırılıyordu. Profesyonel analog bant kayıt cihazlarının üzerinde kayıt kafasına ek olarak, yapılan kaydı dinlemek (monitör etmek) için bir de okuma kafası bulunuyordu. Bu kafa bant akış yönünde kayıt kafasından sonra geliyordu ve dolayısı ile giriş sinyali ile okuma kafası üzerinden monitör edilen banttaki kayıtlı sinyal arasında gecikme farkı oluşuyordu. Bu gecikme sayesinde delay efekti elde edilmiş oluyordu. ‘Delay time’ olarak adlandırabileceğimiz bu gecikmenin süresi, kullanılan bant kayıt cihazının modeli ve seçilen bant kayıt hızına göre yaklaşık 60-400 milisaniye arasında değişiyordu.

Analog Delay

1970’li yıllara gelindiğinde Bucket Brigade Device (BBD) tekniği üzerine tasarlanmış delay üniteleri üretilmeye başlandı. Bu ünitelerde sinyal arka arkaya sıralanmış bir dizi kapasitörden geçiyor, bu kapasitörler sinyalin geçişini geciktiriyor ve bu sayede delay efekti elde ediliyordu.

Bu analog delay üniteleri küçük boyutlara getirildi, gitar pedalları olarak piyasaya sürüldü. Bu sayede stüdyo dışına taşınan bu delay, kısa süre içinde tüm dünyada gitaristlerin en popüler efektleri arasında yerini aldı.

Electro-Harmonix Memory Boy Deluxe analog delay pedalı

Dijital Delay

Dijital delay üniteleri 1980’li yıllarda yaygınlaşmaya başladı. Bunlar Digital Delay Line (DDL) olarak da adlandırılıyordu.

Dijital delay üniteleri dijital sinyal işleme prensibi üzerine tasarlanmıştır. Girişteki analog sinyal ilk önce bir ADC (Analog/Digital Converter) aracılığı ile dijitale çevrilir, daha sonra cihazın içindeki çip ile kullanıcının belirlediği ayarlar doğrultusunda geciktirilir (delay time) ve kullanıcının ayarına bağlı olarak tekrar ettirilir (feedback). Bu şekilde delay efekti elde edilmiş olur. Tahmin edeceğiniz gibi, dijital delay cihazlarının içindeki ADC, sinyalin (efektin) kalitesi açısından büyük öneme sahiptir.

AMS S-DMX stereo dijita delay ünitesi

Analog ve Dijital Delay Arasındaki Fark

Analog ve dijital delay efektlerinin çalışma prensipleri çok kısaca bu şekilde. Şimdi gelelim aralarındaki farklara…

Analog delay ünitelerinde sinyal, kapasitörlerden geçerken bir yandan bozulmaya uğruyor (distortion) bir yandan da üst frekanslarını kaybediyor, daha “mat” veya “karanlık” bir hâle geliyor. Dolayısıyla analog bir delay tarafından oluşturulan yankı efektindeki tekrarlar sadece seviye olarak azalmıyor, her tekrar bir öncekine göre hem seviye olarak daha düşük, hem de ton olarak biraz daha “bozuk” ve “karanlık” (ya da “mat”) duyuluyor.

Klasik bir dijital delay ünitesi tarafından oluşturulan yankı efektinde ise tekrarlar arasında ton olarak fark bulunmuyor. Tekrarlar DAW içinde kopyala yapıştır yöntemi ile çoğaltılmış gibi hep aynı duyuluyor, aralarında sadece seviye farkı oluyor (her tekrar bir öncekine göre hem seviye olarak daha düşük duyuluyor).

Bu açıdan ele aldığımızda analog delay’i doğal ya da inşa edilmiş mekanlarda oluşan ekoya benzetebiliriz. Bu mekanlarda oluşan ekolar (tekrarlar), mekanın akustik özelliklerine bağlı olarak az ya da çok olacak şekilde birbirlerinden farklı duyulurlar. Dolayısıyla analog delay’in daha “doğal” sound ettiğini söylemek mümkün.

Diğer yandan dijital delay ünite ve yazılımlarının avantajları da unutmamak gerekir diye düşünüyorum. Öncelikle, dijital delay’lerde delay süresini milisaniye bazında çok hassas bir şekilde ayarlamak mümkün. Delay süreleri de analog delay ünitelerine göre çok daha uzun olabiliyor. Diğer önemli bir özellik ise yapmış olduğunuz ayarları bütün detayları ile kaydedip preset haline getirebiliyor, presetleri başkalarıyla paylaşabiliyor veya başkalarının presetlerini kullanabiliyor olmanız. Ek olarak, analog ve dijital arasındaki fiyat farkını da unutmamak lazım; dijital daha ucuz.

Analog Emülasyon Yapan Dijital Delay Efektleri

Analog emülasyon yapan dijital delay plug-in’leri sayesinde bugün artık hem analog hem de dijital delay efektlerinin en iyi özelliklerine sahip olmak mümkün. Beğendiğim birkaç tanesini aşağıya ekliyorum. Piyasada bunlara benzer daha birçok iyi plug-in’ler mevcut.

Waves H Delay
SoundToys EchoBoy
Valhalla Delay
Arturia Memory Brigade

Sonuç

Eğer gitar çalıyorsanız ve pedal kullanıyorsanız delay seçimi tamamen zevkinize kalmış bir şey. Piyasada farklı markalara ait birçok analog ve dijital delay pedalı var. MXR , Electro-Harmonix, Boss, Ibanez ve DOD gibi firmalar hâlâ analog delay pedalları üretiyorlar ve birçok gitarist de bunları severek ve beğenerek kullanıyor. Diğer yandan, Boss DD serisi gibi klasikleşmiş dijital delay pedalları da günümüzde üretilmeye ve satılmaya devam ediyor. Pedalların yanı sıra, dijital delay artık her gitar prosesörünün olmazsa olmaz efektleri arasında yer alıyor.

Müzik prodüksiyonu açısından baktığımız zaman ise bence artık bugün en mantıklı seçim analog emülasyon yapan dijital delay plug-in’leri. Artık birçoğumuzun hemen hemen bütün prodüksiyonları bilgisayar içinde bitirdiği bu dönemde plug-in’ler uygun fiyatlara çok geniş seçenekler ve kolay kullanım imkanları sunuyorlar.

MXR M169 Carbon Copy (%100 bucket brigade teknolojisi ile üretilen analog delay pedalı)

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

2019 DAW Anketi Sonuçları

2019 DAW anketinin sonuçları belli oldu. Bu yıl dördüncüsünü düzenlediğim anket 11 Kasım 2019 ile 2 Ocak 2020 arasında açık kaldı. Katılım önceki yıllara göre daha fazla oldu. 2016’da 1112 kişi, 2017’de 1009 kişi, 2018’de ise 1186 kişi katılmıştı. Bu yıl katılan kişi sayısı 1524 oldu! 

Eski anketlerin sonuçlarına şu linklerden ulaşabilirsiniz:

Evet! Şimdi gelelim sonuçlara…

Soru: “Müzik ve ses teknolojileri ile ilginiz”

1524 katılımcıdan 749’u müzik ve ses teknolojileri ile profesyonel olarak ilgilendiğini söylemiş, bu da toplamda %49’u oluşturuyor. 749 kişiden 445’i gelirinin bir kısmını, 304’ü ise gelirinin büyük bölümünü bu sektörden elde ettiğini ifade etmiş.

775 katılımcı müzik ve ses teknolojileri ile hobi olarak ilgilendiğini söylemiş, bu da toplamda %51’i oluşturuyor.

Geçtiğimiz yıl katılımcıların %52’si profesyonel, %48’i ise amatör kullanıcılardan oluşuyordu. Bu sene bu oran tam tersine dönmüş.

Bu arada, hemen belirtmekte fayda var, bu işten gelir elde etmese de evde çok kaliteli prodüksiyonlar yapanlar var. Para kazanmıyor olmak veya bu işi hobi olarak yapmak ortaya çıkan prodüksiyonların iyi olmayacağı anlamına kesinlikle gelmiyor.

Soru: “Ağırlıklı olarak kullandığınız bilgisayar işletim sistemi”

Ankete katılanlardan %63’ünün tercihi Windows oldu. Diğer yandan katılımcıların %36’sı ağırlıklı olarak Mac OS X kullandığını söylemiş. Geçen seneye göre Mac OS X’te küçük bir gerileme var ancak yine dengenin değişmemiş olduğunu söyleyebiliriz.

Soru: “DAW kullanımınız”

Artık birden fazla DAW kullanmak yavaş yavaş yadırganacak bir şey olmaktan çıkıyor. Anketin sonuçları da bunu gösteriyor.

Katılımcıların %55’i tek bir DAW, %45’i ise birden fazla DAW kullandığını söylemiş. Bu yüzdeler geçen seneki yüzdeler ile hemen hemen aynı. Bir önceki yıla göre artış olmasa da yine de bu sonuçlar, en azından yakın geçmişe göre, birden fazla DAW kullanmanın artık yavaş yavaş yadırganacak bir şey olmaktan çıktığını gösteriyor.

Soru: “Birinci tercih olarak kullanmakta olduğunuz DAW”

Evet, işte geldik 2019 DAW anketinin galibine…

2019 DAW anketinin bir numarası STUDIO ONE (Presonus)

2016 anketini 6. sırada, 2017 anketini ise 3. sırada tamamlayan Studio One, 2018 anketinde oyların %20’sini, 2019 anketinde ise oyların %23’ünü alarak üstü üste iki yıl birinci olmuş oldu!

İkinci sırada 210 oy ile oyların tamamının %17’sini alan Logic Pro (Apple) var! Logic Pro, 2016, 2017 ve 2018 anketlerinde de yine ikinci sıradaydı. Logic Pro, dört yıldan beri ikinciliği kimseye bırakmıyor!

Logic Pro ile ilgili dikkat çeken bir noktayı belirtmekte fayda var: Ankete katılan 1524 kişiden 556’si Mac OS X, 258’i de Logic Pro kullandığını söylemiş. Bildiğiniz gibi Logic Pro sadece Mac OS X altında çalışıyor. Burada yola çıkarak Logic Pro’nun Mac kullanıcılarının neredeyse yarısı tarafından birinci DAW olarak tercih edildiğini söyleyebiliriz.

Üçüncü sırada FL Studio’yu (Image-Line) görüyoruz. 2016’da beşinci, 2017 ve 2018’de ise dördüncü sırada olan FL Studio bu yıl oyların %15’ini alarak üçüncü sıraya yükseldi.

Live (Ableton), küçük bir yükselişle bu yıl anketi dördüncü sırada tamamladı.

Cubase (Steinberg) düşüşe devam ediyor. 2016 ve 2017 anketlerinde üst üste iki yıl birinci olan Cubase, 2018’de anketi üçüncü sırada tamamlamıştı. Cubase bu yıl beşinci sıraya geriledi.

Altıncı sırada Reaper (Cockos) var. Reaper, 2016, 2017 ve 2018 anketlerini yedinci sırada tamamlamıştı. Bu sene Reaper’ın büyük bir adım attığını söyleyebiliriz çünkü sadece bir basamak yükselmekle kalmadı, daha da ilginci, %11’lik oy ile Türkiye’de geçmiş yılların en popüler DAW’larından olan Cubase ile neredeyse aynı oy yüzdesini yakaladı. Reaper bana göre fiyat/performans açısından en cazip DAW’lardan birisi.

Yedinci sırada Pro Tools (Avid) var. Pro Tools, 2016’da üçüncü, 2017 ve 2018’de ise altıncı sıradaydı. Bu sonuçlar bence şaşırtıcı değil. Pro Tools daha çok profesyoneller tarafından tercih edilen bir DAW olduğu için kullanıcı sayısı kısıtlı. bir de Avid’in fiyat politikasını göz önüne aldığımızda yarı-profesyonel ve ev tipi kullanıcılar için cazip olmaktan çok uzak bir durumda. Önümüzdeki yıllarda Pro Tools’un müzik üzerine çalışan kullanıcılarının sayısıda daha da fazla azalma olabilir. Diğer yandan görüntü için ses (post-prodüksiyon) alanında hala rakipsiz olduğunu söyleyebiliriz. Görüntü için ses her zaman önemli bir sektördü, Netflix, Hulu, Amazon gibi servislerin orijinal içerik üretmeye başlaması ile daha da önemli bir hale geldi.

Aşağıda 2019 DAW anketinin ilk yedi sırasını liste halinde görebilirsiniz. Köşeli parantez içindeki rakamlar o DAW’ın sırasıyla 2016, 2017 ve 2018 yıllarındaki konumlarını gösteriyor.

  1. Studio One (Presonus) [6 / 3 / 1]
  2. Logic Pro (Apple) [2 / 2 / 2]
  3. FL Studio (Image-Line) [5 / 4 / 4]
  4. Live (Ableton) [4 / 5 / 5]
  5. Cubase (Steinberg) [1 / 1 / 3]
  6. Reaper (Cockos) [7 / 7 / 7]
  7. Pro Tools (Avid) [3 / 6 / 6]

Tam listeyi ve DAW’ların aldıkları oy sayıları ile yüzdeleri aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz.

Soru: “İkinci tercih olarak kullanmakta olduğunuz DAW”

İkinci tercih olarak başı çeken DAW’lar Logic Pro ve FL Studio oldu. Aldıkları oy sayısı eşit!

Logic Pro ile ilgili (yukarıda belirttiğime ek olarak) dikkat çeken bir nokta daha var. Ankete katılan 1524 kişiden 556’sı ağırlıklı olarak Mac OS X, yine bu 1524 kişiden 258’i de birinci tercih olarak Logic Pro kullandığını söylemişti. Logic Pro ikinci tercih olarak da 105 oy aldı. Bu da 556 Mac kullanıcısından 363’ünün bir şekilde Logic Pro kullandığını gösteriyor.

Diğer deyişle her 100 Mac kullanıcısından 65’i birinci ya da ikinci tercihi olarak Logic Pro kullanıyor. Bu, oldukça büyük bir yüzde!

Bu yüzde geçen sene de aynen bu şekildeydi. Aslında bu çok anlaşılabilir bir şey çünkü Mac ve Logic Pro birlikte çok stabil ve sağlıklı çalışıyor. Bir de Logic Pro, diğer birçok DAW’larda olduğunun aksine, güncellemeler ve yeni sürümler için ücret istemiyor.

İkinci tercih listesinin üçüncü sırasında Studio One, dördüncü sırasında Live ve beşinci sırasında ise Pro Tools var.

Tam listeyi ve DAW’ların aldıkları oy sayıları ile yüzdeleri aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz.

Soru: “Kullanmakta olduğunuz DAW’ı 2019 içinde değiştirmeyi düşünüyor musunuz?”

Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de katılımcıların çoğu kullandıkları DAW’ı değiştirmeyi düşünmediklerini söylemiş. Kullandıkları DAW’dan memnun olduğu için değiştirmek istemeyenler oyların %82’sini, çalışma düzenini değiştirmekten çekindikleri için kullandığı DAW’ı değiştirmeyi düşünmeyenler ise oyların %10’unu oluşturuyor. Katılımcıların sadece %8’i kullandığı DAW’ı değiştirmeyi düşündüğünü ifade etmiş. Geçtiğimiz yıllarda da sonuçlar bunlara çok yakın çıkmıştı.

DAW kullanımı biraz da alışkanlıkla ilgili bir şey. Çoğu insan alıştığı, hızlıca iş bitirebildiği bir platformu bırakmak, değiştirmek istemiyor. Buna ek olarak, projeleri başka bir platforma taşımak, çalışma düzenini tamamen değiştirmek gerçekten zor bir iş. Özellikle profesyoneller, diğer bir deyişle sürekli iş yapan ve hızlı çalışmak zorunda olan insanlar için DAW değiştirmek bu sebeplerden dolayı çok zor. Diğer yandan Cubase örneğini de göz ardı etmemek gerekir. Zamanının belki de en popüler programı, 2016 ve 2017 anketlerinin şampiyonu, son iki yıldan beri anketimizde (hem oy sayısı hem de yüzde olarak) sürekli geriliyor. Demek ki birileri yıllardan beri kullanmakta olduğu DAW’ı değiştiriyor.

Benim Cevaplarım

2016 ve 2017 anketlerinden sonra benim cevaplarımı ve DAW seçimlerimi soranlar olmuştu. Geçtiğimiz yıl açıklamıştım, bu sene de açıklayayım.

Hemen belirteyim, aşağıda yazacağım markalar ve firmalar ile ticari veya başka herhangi bir bağım bulunmamaktadır.

Ağırlıklı olarak kullandığım bilgisayar işletim sistemi Mac OS X. 1992 yılından bu yana Apple kullanıcısıyım. Bazı akustik ve ölçüm programları dışında bütün işlerim için Mac kullanıyorum

DAW için birinci tercihim Pro Tools. 1995’ten bu yana kullandığım ve çok alıştığım için Pro Tools ile çalışırken kendimi evde hissediyorum. Diğer yandan, Avid’in fiyat politikasını ve kullanıcılarına uzak durmasını hiç beğenmiyorum. Ancak hem alışkanlıktan hem de profesyonel müzik ve ses post prodüksiyon piyasasında hâlâ standart olmasından dolayı yakın zamanda Pro Tools’u bırakacağımı sanmıyorum.

Pro Tools’un yanı sıra Logic Pro ve Reaper da kullanıyorum. Geçen sene yaptığım gibi bu yılın anketinde de, destek olmak amacıyla, ikinci seçenek olarak kullandığım DAW için Reaper’ı işaretledim. Bu arada, Studio One 3 lisansımı Black Friday indirimlerinde çok uygun fiyata 4’e yükseltmiştim. Bu yıl içinde Studio One’a da biraz daha fazla eğilmeyi planlıyorum.

Sonuç olarak, 2020 içinde, yukarıda açıkladığım sebeplerden dolayı, birinci seçenek olarak kullanmakta olduğum DAW’ı (Pro Tools’u) değiştirmeyi düşünmüyorum. Ayrıca yukarıdaki sebeplere ek olarak platform değiştirmenin gerçekten çok zor olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla 2020’de de Pro Tools, Reaper, Logic Pro ile devam edip, biraz da Studio One’ın üstüne gitmeyi planlıyorum.

Teşekkürler!

Ankete katılan, sosyal medyada paylaşan ve destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Bakalım, 2020’de neler olacak, neler değişecek…

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Ufuk Önen

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.


Kitaplar ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için lütfen görsellerin veya başlıkların üzerine tıklayınız:

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT) – 11. basım (2019)

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – (2019)

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – 2. basım (2018)

Onen_STP_2_AMEK_Background_1024x541

Synthesizer Teknolojileri ve Programlama: Geçmişten Günümüze Popüler Sentez Teknikleri (STP) – 2. basım (2016)


Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

2019’u Kapatırken…

2019’u kapatırken bir yandan yıl içinde yaptığım işlerin bir özetini sizlerle paylaşmak, diğer yandan da yeni yılınızı kutlamak istedim.

Öncelikle, blog yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim!

2012 yılında açtığım bu blogda 2017 Temmuz ayından bu yana her Pazartesi ses ve müzik teknolojileri üzerine yeni bir yazı paylaşıyorum.

Yazıların sayısı 200’ü, 2019 yılı içindeki sayfa görüntülenme sayısı ise 200 bini geçti!

Gelen mesajlardan ve yapılan yorumlardan anladığım kadarıyla yazıların birçok insana faydası dokunuyor. Bu da beni gerçekten çok mutlu ediyor! 2020’de yazılarıma yine aynı şekilde devam etmeyi planlıyorum!


Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar

Bazılarınızın hatırlayacağı gibi 2016 yılında üçüncü kitabım Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar‘ı yayımlamıştım. Kitap büyük beğeni topladı ve kısa süre içinde ilk baskısı tükendi. Şu anda da ikinci baskı tükenmek üzere.

Miks çok geniş bir konu. Böylesine geniş bir konu ile ilgili her şeyi tek bir kitaba sığdırmak elbette mümkün değil. Bu sebepten dolayı kolları sıvayıp ikinci kitap üzerine çalıştım. 20 yeni röportaj yaptım. İkinci kitap için röportaj yaptığım kişilerin uzmanlık alanlarının yelpazesini biraz daha geniş tuttum. Bu sefer röportajlarda beste ve düzenlemenin mikse olan etkisi, konser miksleri, eğitim, iş ilişkileri, film müzik prodüksiyonu, rap ve elektronik müzik gibi konulardan da konuştuk.

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar Nisan 2019’da çıktı! Çok iyi geri dönüşler aldım ve almaya da devam ediyorum.

Hem birinci hem de ikinci kitapta değerli bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşan çok kıymetli 35 müzik insanımıza buradan tek tek teşekkür etmek istiyorum.

Kitabın içeriği ile ilgili detaylı bilgiye ve satış linklerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri 11. Baskısını Yaptı!

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri‘ni yazarken Türkiye’nin böyle bir kitaba ihtiyacı olduğundan hiç şüphem yoktu. Büyük bir açığı kapatacağına inanıyordum. Kapısını çaldığım yayınevleri ise farklı düşünüyordu… Bazıları “satmaz” gerekçesiyle nazikçe geri çevirdi, diğerleri de “kim okusun böyle kitabı” dedi.

Daha sonra Çitlembik Yayınları’nın kapısını çaldım. Zarife Öztürk, “satmaz diyorlar ama satsa da satmasa da biz bunu basarız çünkü Türkiye’nin böyle bir kitaba ihtiyacı var” dedi!

Yıl 2007… SKMT’nin ilk baskısı yayımlandı.

Yıl 2017… SKMT’nin 10. baskısı yayımlandı.

Yıl 2019… SKMT’nin 11. baskısı yayımlandı.

12 yılda 11 baskı!

Aslında buradaki konu kitabın kaç baskı yaptığı, kaç tane sattığı değil. Buradaki konu, Türkiye’de böyle bir kitaba gerçekten ihtiyaç duyulduğu ve bu kitabın da bir açığı kapattığı ya da bir açığı kapatmakta önemli bir rol oynamış olduğu…

Tabii bir de bunun bana verdiği mutluluk var! Bu kitaptan birilerinin faydalandığını görmek gerçekten harika bir duygu!

Kitabın içeriği ile ilgili detaylı bilgiye ve satış linklerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Waves ve Sonarworks

Dünyanın en büyük plug-in üreticilerinden olan Waves Audio’nun dünyada 100 civarında marka elçisi bulunuyor. 2017 yılında almış olduğum Waves Ambassador görevime 2019 yılında da devam ettim. Kim bilir… Belki 2020 içinde Waves ile farklı planlarımız da olabilir…

Bu arada, Sonarworks firması web sitesinde Sonarworks Reference 4 kalibrasyon seti ile ilgili görüşlerime yer verdi.

Sonarworks Reference 4 ile ilgili olarak yazmış olduğum blog yazıma buradan ulaşabilisiniz. Hemen hatırlatayım, Sonarworks öğrenci ve öğretmenlere %50’ye yakın indirim yapıyor!


Hazy Hill

Hazy Hill (1995)

1988 yılında kurmuş olduğumuz ama yaklaşık 20 yıldan beri tamamen sessizliğe bürünmüş olan grubumuz Hazy Hill ile ilgili olarak kulağınıza belki bir takım haberler geliyordur. Bazı planlarımız olduğu doğru! Burada bu planlardan değil de 2019 yılı içinde yaptıklarımızdan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle, eskiden çıkarmış olduğumuz tüm albüm ve EP’lerimizi Spotify, Apple Music, Amazon ve YouTube gibi belli başlı tüm streaming platformlarına koyduk. Eğer isterseniz eski parçalarımızı artık bu platformda dinlemek mümkün!

Bununla birlikte parçalarımızın hikayelerini ve parçalarla ilgili anılarımızı paylaştığımız 17 videodan oluşan “Hazy Talks” adlı bir seri çektik. Videoları bu linke tıklayarak YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

2020’de Hazy Hill ile ilgili haberler için hazır olun!

Hazy Hill ile ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayın.


Audio Engineering Society (AES)

Audio Engineering Society (AES), 1948 yılında New York’ta kurulmuş olan bir birlik. Şu anda dünyaya yayılmış 75 yerel şubesi ve toplamda 15 bin üyesi var. AES, biri Amerika diğeri ise Avrupa’da olmak üzere her yıl iki büyük kongre yapıyor. Bu kongreler içinde fuarlar da yer alıyor. Bunların yanı sıra yıl boyunca konferanslar ve yerel şubelerin düzenlediği çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor.

Audio Engineering Society’nin 2017 yılı içinde yapılan seçimlerde 2017-2019 dönemi için aralarında Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin de olduğu “Southern Europe, Middle East, Africa” bölgesinden sorumlu başkan yardımcısı (Vice President / VP) seçilmiştim. Görevim 31 Aralık 2019’da sona eriyor. Benim için inanılmaz bir deneyim oldu! Umarım görev sırasında gerçekleştirdiğim çalışmalarım AES için de faydalı olmuştur.

Bu arada, 10 Mayıs 2019’da Audio Engineering Society (AES) Türkiye şubesi olarak 10 yıl aradan sonra ilk defa bir etkinliğe imza attık. Yeni bir dönemin başlangıcının ilk adımı olarak gördüğümüz bu etkinlik, hepimiz için heyecan verici oldu! Detaylı bilgi için buraya tıklayın.


Metal Music Studies ve Resonance

2019, akademik dergiler açısından benim için heyecan verici bir yıl oldu! University of California Press tarafından yayımlanacak olan Resonance: The Journal of Sound and Culture adlı akademik derginin yazı işleri kuruluna (editorial board) üye olarak seçildim. İlk sayımız Mart 2020’de çıkıyor!

Akademik dergilerle ilgili diğer güzel haber de 2015 yılından bu yana Intellect Books tarafından yayımlanan Metal Music Studies adlı derginin yazı işleri danışma kurulu (editorial advisory board) üyeliğine seçilmiş olmam! Görevim 2020’de başlıyor!


Röportajlar

Son olarak, 2019 yılı içinde benimle yapılmış röportajlardan ikisini sizlerle paylaşmak istiyorum… Birincisi “İlham Verenler” adlı dizi için yapılmış olan röportaj (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz).

İkincisi ise MESAM tarafından yayımlanan Vizyon adlı derginin 22. sayısı için yapılmış olan röportaj (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz).


Herkese mutlu bir yıl diliyorum…

2020 hepimiz için çok güzel bir sene olsun!

Ses teknolojisi ile ilgili terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Müzik ve ses teknolojileri ile ilgili paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı (Ufuk Önen): Melih Aydınat & Boran Aksoy

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi, Müzik Prodüksiyonu, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

2019 İçinde En Çok Okunan Blog Yazılarım

2019’u kapatırken yıl içinde en çok okunan blog yazılarımı sizlerle paylaşmak istedim. İki liste hazırladım: Birincisi, en çok okunan 2019 tarihli yazılarım; ikincisi ise önceki yıllarda (2012-2018) yayınlanmış olan yazılardan 2019 içinde en çok okunanlar. Yazıları, başlıklarının ya da görsellerinin üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz.

En Çok Okunan 2019 Tarihli Yazılarım

1- LKFS / LUFS Nedir ve Neden Önemlidir?

2- Profesyonel Bir Müzik İnsanının 10 Özelliği

3-Spotify, Apple Music, Youtube ve Diğerleri… Streaming Servisleri ve Seviyeler

4- iPhone ve iPad için 9 mikrofon

5- Faz Kayması / Çakışması Nedir ve Nasıl Duyulur?

6- Ters Reverb Efekti

7-Gitar Kayıtlarında Tellerden Çıkan Sürtünme Seslerinden Nasıl Kurtulabiliriz?

8- Günümüzde Elektrogitar Kaydetmenin 5 Yolu

9- Ücretsiz Plug-in’ler (17)

10- Zero Crossing Nedir ve Neden Önemlidir?

11- Kompresör Attack Süresinin Ses Etkisini Görselleştirecek Olursak…

12- Reverb ve Delay Efektlerini Birlikte Kulanırken..

13- Aktif ve Pasif DI Box Arasındaki Fark

14- Algoritmalara Göre En Hüzünlü Parçalar

15- İzolasyon ve Akustik Düzenleme Arasındaki Fark

16- Mikste Referans Parça Kullanımı

17- Otomasyon Modları

18- EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye (2. Bölüm)

19- Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği

20- Ücretsiz Plug-in’ler (18)

2019 İçinde En Çok Okunan Önceki Yıllara Ait Yazılarım (2012-2018)

1- Frekans Aralıkları

2- iPhone için 10 Ücretsiz Ses Uygulaması

3- Müziğinizi iTunes, Apple Music, Spotify ve Benzeri Platformlara Nasıl Dağıtabilirsiniz?

4- Vokal Kaydı: Birkaç Tavsiye

5- EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye

6- True Peak Nedir ve Neden Önemlidir?

7- 1/4″ ve XLR Konnektörler: Hangisi Ne İçin Kullanılır?

8- Stüdyo Mikrofonları Neden Ters Asılır?

9- Formant Frekanslar ve Pitch Shifting

Formant frekanslar spektogram ile görüntülenebilir.

10- Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

 Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2012-2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Convolution Reverb Plug-in Önerileri

Bu yazımda beğendiğim ve kullandığım convolution reverb plug-in’lerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Altiverb (Audio Ease)

 

Convolution reverb dediğimizde benim aklıma gelen ilk isimlerden biri Audio Ease firması tarafından geliştirilen Altiverb. Audio Ease, 2000’li yılların başından beri dünyanın dört bir yanındaki farklı farklı mekanlarda impulse response (IR) kaydediyor ve bunu Altiverb ile birlikte gelen kütüphaneye ekliyor. Kütüphane içinde konser salonlarından mağaralara kadar yüzlerce orijinal IR bulunuyor. Bunlara ek olarak kütüphanede EMT 250, RE201 Space Echo, AMS RMX16, L480 gibi klasik reverb cihazlarının IR’ları da bulunuyor.

Altiverb, piyasadaki en pahalı convolution reverb plug-in’lerinden biri ancak plug-in ile birlikte gelen kütüphaneyi düşündüğümüzde fiyatının karşılığını verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Link: Altiverb | Audio Ease

 

IR1 (Waves)

 

Waves firmasının popüler convolution reverb plugin’i benim de beğenerek kullandığım plug-in’ler arasında. IR1, içinde 100’den fazla IR bulunan 4.8 GB’lık bir kütüphane ile birlikte geliyor. Ayrıca yine plug-in ile birlikte gelen ‘sweep file’ ile istediğiniz mekanın impulse response’ını kolayca kaydedip preset haline getirebiliyorsunuz.

Link: IR1 | Waves

 

Convology XT (Impulse Record / Wave Arts)

 

Convology XT, ücretsiz bir convolution reverb plug-in’i. 70 adet vintage reverb impulse response dosyası ile birlikte geliyor. İsterseniz daha sonra farklı paketler satın alabiliyorsunuz. WAVE formatındaki tüm impulse response dosyalarını yükleyip kullanabiliyorsunuz.

İndirme linki için tıklayınız.

 

Space Designer (Apple)

 

Space Designer, Logic Pro X ile birlikte gelen bir convolution reverb plug-in’i. WAVE formatındaki tüm impulse response dosyalarını yükleyip kullanabiliyorsunuz. Buna ek olarak, Space Designer üzerindeki “impulse response synthesis” özelliği sayesinde sıfırdan IR üretmek mümkün.

Link: Logic Pro X | Apple

 

ReaVerb (Cockos)

 

ReaVerb, Reaper ile birlikte gelen bir convolution plug-in’i. diğer plug-in’lerde olduğu gibi kaydettiğiniz ya da indirdiğiniz WAVE formatındaki tüm impulse response dosyalarını yükleyip kullanabiliyorsunuz.

Link: Reaper | Cockos

 

Diğer Plug-in’ler

Bunlar benim beğendiğim ve kullandığım convolution reverb plug-in’leri. Farklı firmaların geliştirdiği başka plug-in’ler de mevcut. Deneyerek siz de kendinize uygun bir veya birkaç tanesini seçip kullanabilirsiniz.

Son olarak, not düşmekte fayda var, convolution reverb teknolojisinin en güzel yanı, plug-in’lere çok bağlı kalmadan farklı farklı impulse response (IR) kütüphanelerini kullanma özgürlüğüne sahip olmak!

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Radek Grzybowski | Unsplash

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

2019 DAW Anketi

2016 yılının Aralık ayında “yabancı dergiler ve web siteleri her yıl anketler yapıyorlar, bir tane de bizden olsun” diyerek DAW (Digital Audio Workstation) tercihi üzerine iki sorudan oluşan çoktan seçmeli bir anket hazırlamıştım. Anket oldukça ilgi gördü. Ankete 2017 ve 2018 yıllarında da devam ettim.

Geçmiş yılların anket sonuçlarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

 

2019 Anketine Hemen Katılın!

Pro Tools, Cubase, Logic Pro, Studio One, Reaper, Ableton Live, FL Studio veya bir başkası… Sizin tercihiniz hangisi?

2019 DAW anketine aşağıdaki kutucuk içinde bulunan soruları cevaplayarak hemen katılabilirsiniz. Ankete katılmak için isim ve/veya e-posta adresi verme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Anket 11 Kasım 2019 ile 2 Ocak 2020 tarihleri arasında açık kalacak. Sonuçları 6 Ocak 2020 tarihinde burada açıklayacağım.

Bu sayfayı paylaşarak anketin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Teşekkürler!

 

Anket:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Ufuk Önen

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Kitaplar ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için lütfen görsellerin veya başlıkların üzerine tıklayınız:

 

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT) – 11. basım (2019)

 

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – (2019)

 

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – 2. basım (2018)

 

Onen_STP_2_AMEK_Background_1024x541

Synthesizer Teknolojileri ve Programlama: Geçmişten Günümüze Popüler Sentez Teknikleri (STP) – 2. basım (2016)

 

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Plate Reverb

Plate reverb, elektro-mekanik temelli bir reverb simülasyon ünitesidir. Plate reverb ünitelerinde büyük metal levhalar bulunur. Reverb verilmek istenilen sinyal üniteye gönderilir. Elektrik sinyali ünitenin girişinde bulunan bir dönüştürücü (transducer) aracılığı ile mekanik titreşimler oluşturur. Bu titreşimler levhalara yayılır. Levhalardaki titreşimler bir veya birkaç yüzey mikrofonu (contact microphone) aracılığı ile tekrar elektrik sinyaline dönüştürülür. Daha sonra bu efektli sinyal orijinal sinyal ile karıştırılır ve bu şekilde sinyale reverb verilmiş olur.

İlk plate reverb ünitesi 1950’li yılların sonunda EMT firması tarafından üretilen, ahşap bir kasa içine monte edilmiş 120 cm x 240 cm boyutlarında metal plakalara sahip, toplam ağırlığı 270 kiloyu bulan EMT 140 modeliydi.

Levhaların titreşimi kontrol ederek EMT 140 ile 6 saniyeye kadar farklı reverb zamanları elde etmek mümkün olabiliyordu. Levhaların titreşimini kontrol etmek için levhalara paralel şekilde konumlandırılmış fiberglas panel kullanılıyordu. Fiberglas panel metal levhaya yakınlaştıkça reverb süresi de kısalıyordu. Ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın, fiberglas panel metal levhaya asla dokunmuyordu.

Londra’daki Abbey Road stüdyoları 1957 yılında EMT 140 reverb ünitesini bünyesine kattı ve dünyada plate reverb ünitesine sahip olan ilk stüdyolardan biri oldu. Abbey Road stüdyolarındaki EMT 140 ünitesi 1960 ve 1970’li yılarda Beatles, Pink Floyd ve daha birçok efsane grubun kayıtlarında kullanıldı.

Orijinal EMT 140 mono bir üniteydi. 1961 yılında üretilen yeni sürümü ise stereo reverb imkanı sunuyordu.

 

Plate Reverb Plug-in’leri

Plate reverb simülasyonları algoritmik dijital reverb cihaz ve yazılımlarında yıllardan beri bulunuyor. Diğer yandan bazı firmalar modelleme yaparak ve impulse response yöntemini kullanarak orijinal EMT 140 plate reverb ünitelerini plug-in haline getirdi. Karşılaştırma yaptığımızda orijinal EMT 140 plate reverb ünitelerinin modellenmesi ile geliştirilen plug-in’lerin algoritmik olarak plate reverb simülasyonu cihaz ve yazılımlardan çok daha detaylı ve gerçeğine uygun olduğunu söyleyebiliriz.

Universal Audio, EMT 140 Classic Plate Reverbator plug-in’ini için The Plant Studios’da bulunan (Sausalito, California, ABD) plate reverb ünitesini modellemişti.

Waves, 2016 yılında Abbey Road stüdyolarında bulunan (Londra, İngiltere) EMT 140 plate reverb ünitesini modelledi ve Waves Abbey Road Reverb Plates adı altında plug-in olarak piyasaya sürdü.

Audioease firması ise SARM West Studios (Londra, İngiltere), Chapman Recording (Lenexa, Kansas, ABD) ve Wendy Carlos’un şahsi stüdyosundaki EMT 140 plate reverb ünitelerinin IR (Impulse Response) dosyalarını Altiverb plug-in’inin IR kütüphanesi dahilinde kullanıcılarına sunuyor.

 

Plate Reverb Kullanımı

Plate reverb dediğimizde ilk akla gelenler genelde vokal ve trampet oluyor. Plate reverb, başlangıçta parlak ama sonra hızla daha mat bir tona dönüşen karakteriyle sinyali bulandırmadan vokalin üst frekanslarını vurgulamaya yardımcı oluyor. Bunun birlikte, hafif suni duyulması sayesinde vokalin parçadaki elektronik enstrümanlarla uyumu da daha kolay oluyor. Aynı şeyler trampet için de geçerli.

Vokalin ve trampetin genel olarak mikste ne kadar önemli ve önde olduğunu düşündüğümüzde plate reverb’ün tercih edilme sebebini de anlayabiliyoruz.

Plate reverb hızlı tepki veren bir yapıya sahip olmasından ötürü akustik gitar, piyano, vurmalı çalgılar ve hızlı attack süresine sahip elektronik sesler için de sıklıkla kullanılıyor.

Plate reverb benim de favori reverb’lerimden biridir. Başta trampet ve vokal olmak üzere, ben de birçok enstrüman için sıklıkla kullanırım.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Faz Kayması / Çakışması Nedir ve Nasıl Duyulur?

Faz, faz kayması ve faz kaymalarının hesaplanması ile ilgili olarak Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda detaylı bilgiler vermiştim. Bu yazımda ilk önce faz ile ilgili çok kısa bir özet geçeyim, sonra da faz kaymasının ya da faz çakışmasının nasıl duyulduğunu bir örnekle size aktarmaya çalışayım.

Faz (İngilizce terimi ile ‘phase’), sinyal veya ses dalgalarının çevrimlerinin referans alınan zamana göre ilişkisidir. Faz derece (°) cinsinden ifade edilir. Bir çevrim 360 derecedir.

Örnek olarak iki sinüs dalgasını ele alalım. Bu iki sinüs dalgasının İngilizcede ‘peak amplitude’ adı verilen genlik tepe noktaları zaman içinde aynı yerde ise bu iki dalga aynı fazdadır. Diğer bir deyişle, bu iki dalga arasında faz farkı ya da faz kayması yoktur. İki sinüs dalgasının genlik tepe noktaları zaman içinde farklı yerlerde ise bu iki dalganın arasında faz kayması vardır.

Örnek olarak, iki sinüs dalgası arasında 90° faz farkı olduğunda birinci sinüs dalgası sıfır noktasındayken (0° veya 180°), ikinci sinüs dalgası artı veya eksi ‘peak’ noktasındadır (90° veya 270°).

Aralarında 90° faz farkı bulunan iki sinüs dalgası

 

Yukarıdaki şekildeki faz kayması çok açık ve basit bir şekilde görülüyor. Bu örneği işin temelini basitçe anlatmak adına verdim. Gerçek hayatta sinüs dalgaları ile çalışmıyoruz. Enstrümanların ürettiği seslerde ve insan seslerinde aynı anda birçok frekans bulunuyor.

 

Faz Kaymasının / Çakışmasının Sebepleri

Faz farklılıkları ses kaynağından çıkan ses dalgalarının iki farklı alıcıya farklı zamanlarda ulaşmasından ileri gelir. İşin içine mekan içinde sert yüzeylerden yansıyan ses dalgaları da girince bu durum iyice karmaşık bir hal alır.

Faz farklılıkları karşımıza en çok birden fazla mikrofon ile kayıt yaparken çıkar.

Örnek olarak iki mikrofon ile kayıt yaptığımızı düşünelim. Birinci mikrofonun ses kaynağından 1 metre, ikinci mikrofonun ise ses kaynağından 2 metre uzaklıkta olduğunu varsayalım. Kaynaktan çıkan ses dalgaları ilk önce birinci mikrofona, yaklaşık 3 milisaniye sonra da ikinci mikrofona ulaşacak, bu da faz kaymasına yol açacaktır.

 

Stereo x Mono

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Bu iki mikrofon mikste tam sol ve tam sağa yatırılırsa faz problemi ortaya çıkmaz. Faz kayması için bu iki mikrofonun çıkışlarını üst üste gelmesi gerekir. Bunun için de ya bu iki mikrofonun orta noktaya pan’lanması ya da kaydın monoya çevrilmesi veya mono dinlenmesi gerekir.

 

Faz Kayması / Çakışması Nasıl Duyulur?

Aşağıdaki ekran görüntüsünde iki sinyal var. Alttaki ve üstteki sinyaller aslında aynı sinyal. Sarı çizgiye baktığımızda her iki sinyalin de aynı zamanda başladığını görüyoruz. Bu iki sinyal arasında faz farkı ya da faz çalışması yok.

Ekran Görüntüsü 1

 

Aşağıdaki ikinci ekran görüntüsünde yine aynı sinyaller var ancak sarı çizgiye dikkat baktığımızda alttaki sinyalin biraz daha geç başladığını görüyoruz. Bu iki sinyal arasında faz farkı veya faz kayması var.

Ekran Görüntüsü 2

 

Bu kayma mono dinleme yaparken (ya da bu iki sinyali orta noktaya pan’ladığımızda) çakışmalara neden oluyor. Bazı frekanslar birbirlerini yok ediyor, bazıları ise güçlendiriyor.

Faz çakışmasını kelimelerle tarif etmesi biraz zor. Ses “inceliyor”, “dalgalanıyor”, “bulanık oluyor”, güçsüzleşiyor” gibi çeşitli şekillerde ifade ediliyor.

Önemli olan faz kayması ve çakışması olduğunda bunu duyup, tanıyabilmek.

Aşağıda Bilkent Üniversitesi’nde verdiğim COMD-527 Creative Sound Design and Synthesis dersinin ilk haftasında temel bilgilerin üzerinden geçerken kullanmak için hazırladığım bir ses dosyası var. Bilkent’te dersler İngilizce olduğu için ses dosyasının dili de İngilizce. Bu ses dosyasını bu yazı için video haline getirdim.

  • “This is in phase”: Yukarıdaki birinci ekran görüntüsü (faz kayması / çalışması yok).
  • “This is out of phase”: Yukarıdaki ikinci ekran görüntüsü (faz kayması / çakışması var).

Bu örnekte, sizin de duyduğunuz gibi, faz çakışması olan bölünde ses bulanık ve dalgalanıyormuş gibi duyuluyor.

Birden fazla mikrofon ile kayıt yaparken her zaman mono uyumluluğunu kontrol etmekte her zaman büyük fayda vardır. Konu ile ilgil olarak “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” ve “Korelasyon Göstergesi Nedir ve Üzerindeki Değerler Ne İfade Etmektedir?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Image by Mary Theresa McLean | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: faz çakışması, faz kayması, faz kaybı, faz farkı

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Korelasyon Göstergesi Nedir ve Üzerindeki Değerler Ne İfade Etmektedir?

Bu yazımda korelasyon göstergesinin (correlation meter) ne olduğundan, ne işe yaradığından ve üzerindeki değerlerin ne ifade ettiğinden bahsedeceğim. Ondan önce, tabii eğer okumadıysanız, ilk önce “Mono Uyumluluğu Gerçekten Önemli mi?” ve sonra da “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

Korelasyon göstergelerinin ilk kullanımı plak zamanlarına dayanıyor. Plağa basılan sinyalde ciddi faz problemleri olursa bu problemler, pikapların iğnelerinin atlamalarına sebep oluyordu. Bu sebepten dolayı plak kalıbı üzerine çalışan teknik insanlar sinyali sürekli olarak korelasyon göstergesi ile takip ediyorlardı.

Korelasyon göstergeleri daha sonraları üst düzey kayıt mikserlerinde kullanılmaya başlandı. Günümüzde korelasyon göstergesine sahip olan ücretli ve ücretsiz birçok plug-in bulmak mümkün.

Korelasyon göstergeleri stereo sinyalde sol ve sağ kanallar arasındaki faz ilişkisini gösterir. Biraz daha basit bir şekilde ele alacak olursak, korelasyon göstergesinin stereo sinyalin monoya ne kadar uyumlu olduğunu gösterdiğini söyleyebiliriz.

Korelasyon göstergesini hem iki veya daha fazla mikrofonla kaydedilmiş stereo ya da çok kanallı kayıtları (örnek olarak davul, gitar vb.) hem de parçaların miksini kontrol etmek için kullanabilirsiniz.

Korelasyon göstergeleri farklı formatlar ve tasarımlarda karşımıza çıkabiliyor ancak tipik bir korelasyon göstergesinde yatay veya dikey olarak konumlandırılmış, ortasında 0 (sıfır) noktası bulunan, -1 ile +1 değerleri arasına yayılmış bir skala görürüz.

 

Korelasyon Göstergesi Üzerindeki Değerler

Korelasyon göstergesi üzerindeki değerler gelişigüzel seçilmiş sayılar değildir.

Eğer sol ve sağ kanaldaki iki sinyal aynı ise (örnek olarak tek mikrofonla kaydedilmiş bir ses sol ve sağ kanalda eşit olacak şekilde stereo çıkışa gönderilmişse), bu durumda iki sinyal arasında hiç faz farkı olmadığı için faz açısı sıfır derece olarak kabul edilir. Sıfır derecenin kosinüs değeri +1’dir:

0 derece | kosinüs | +1

Eğer sol ve sağ kanal arasındaki iki sinyal aynı fakat fazları birbirlerine göre tamamen ters ise (örnek olarak tek mikrofonla kaydedilmiş bir ses sol ve sağ kanalda eşit olacak şekilde stereo çıkışa gönderilmiş ama sağ kanaldaki sinyalin fazı ters çevrilmişse), bu durumda bu iki sinyal arasındaki faz açısı 180 derecedir. 180 derecenin kosinüs değeri -1’dir.

180 derece | kosinüs | -1

Eğer sol ve sağ kanaldaki sinyaller birbirlerinden tamamen farklıysa (örnek olarak sol kanalda mikrofonla kaydedilmiş bir insan sesi, sağ kanalda ise gitar varsa), bu durumda iki sinyal birbirlerinden bağımsız olduğu için aralarındaki faz açısı 90 derece olarak hesaplanır. 90 derecenin kosinüs değeri sıfırdır.

90 derece | kosinüs | 0

Korelasyon göstergesindeki skala bu sebepten dolayı -1 ile +1 arasındaki değerler üzerine kurulmuştur.

 

Değerler ve Pratikteki Karşılıkları

Peki, korelasyon göstergesi üzerindeki bu değerler pratikte ne ifade ediyor?

Sinyali korelasyon göstergesi ile takip ederken, göstergedeki ibre çoğunlukla 0 ile +1 arasında geziyorsa bu, sinyalde faz problemleri olmadığı anlamına gelmektedir. Diğer deyişle, eğer ibre genelde 0 ile +1 arasında gidip geliyorsa, korelasyon göstergesi ile takip ettiğiniz stereo sinyal, mono ile uyumludur.

İbre nadiren sıfırın altına düşüyorsa ve fazla kalmadan yine sıfırın üzerine çıkıyorsa bu, stereo sinyalde mono uyumlulukla ilgili ufak tefek problemler bulunduğu ancak bunların çok da önemli olmadığı anlamına gelmektedir. Tabii her zaman kulak ile de kontrol şart!

Diğer yandan, ibre genellikle -1 ile 0 arasında geziyorsa ya da sıfırın altına düştüğünde uzun süre orada kalıyorsa bu, stereo sinyalde ciddi mono uyumsuzlukları olduğu anlamına gelmektedir.

Stereo kayıtların ve mikslerin mono uyumluluğunu sürekli kontrol etmenin, hatta bunu bir alışkanlık haline getirmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bunu yaparken de, “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, tek bir referansa bağlı kalmaktansa, hem kulak (mono dinleme) hem de göz (korelasyon göstergesi) referansına başvurmanın çok daha isabetli bir yaklaşım olduğuna inanıyorum.

MAAT 2BusControl (Ücretsiz plug-in, indirme linki için görsele tıklayınız)

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: mono uyumluluğu, mono kontrol, korelasyon göstergesi, faz korelasyon göstergesi, correlation meter

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment