Ses ve Müzik Teknolojileri

Proximity Effect

Cardioid ve bidirectional (figure-of-8) mikrofonlar ses kaynağına yaklaştıkça, özellikle 5 cm ve daha kısa mesafelerde, alt frekansları daha fazla üretmeye, vurgulamaya başlar. Buna “proximity effect” adı verilir. Türkçeye “yakınlık etkisi” olarak çevirebiliriz.

Proximity effect özellikle 200 Hz altında karşımıza çıkar.

Aşağıdaki grafikte cardioid bir mikrofonun frekans cevap eğrisinin 80 Hz civarında yükseldiğini görüyoruz.

Proximity effect bidirectional mikrofonlarda cardioid mikrofonlara göre daha güçlüdür. Ominidirectional mikrofonlarda proximity effect olmaz.

Bazı mikrofonlarda bu etkiyi azaltmak veya yok etmek için roll-off filtre bulunur. Bu filtre, belirlenmiş bir frekansın altında kalan diğer frekansları keser. Filtre, mikrofonun üzerinde bulunan bir düğme aracılığı ile istenildiği zaman aktif hale getirebilir.

Proximity effect istenmeyen bir etki gibi gözükse de, sesi daha dolgun bir hale getirdiği için çoğu spiker ve solist tarafından tercih edilir.

Eğer bir spiker veya soliste omni condenser veya omni dinamik mikrofon verirseniz ve sizden sesinin daha dolgun çıkmasını isterse mikrofonu cardioid bir mikrofonla değiştirip mikrofonu yakın kullanmasını söyleyebilirsiniz. Ses tonundaki değişiklik hemen fark edilecektir.

Benzer bir şekilde elektrogitar kayıtlarında da gitar tonunu daha dolgun bir hale sokmak için de proximity effect tercih edilir.

Proximity effect’in dozu biraz fazla kaçarsa sözlerin anlaşılabilirliği azalabilir, sesler çamurlu hale gelebilir ve bazı frekanslar kick ve bas gitarın frekansları ile çakışmaya başlayabilir.

Multipattern mikrofon

 

Stüdyo tipi multipattern mikrofonların bir avantajı da proximity effect’i kontrol edebilmektir. Eğer bu etki istenmiyorsa omni, isteniyorsa cardioid, daha güçlü olarak isteniyorsa bidirectional pattern seçilebilir.

Proximity effect bir parametrik EQ yardımıyla da kontrollü bir şekilde kullanılabilir. Böyle bir durumda kompresör, parametrik EQ’dan sonra kullanılmalıdır. Tersini yapacak olursanız proximity effect’in istenmeyen frekanslarını da kompresöre göndermiş olursunuz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Simon Maennling | Unsplash

Mikrofon fotoğrafı: rafabendo | Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Uzun Zaman Sonra Kasetle Çalıştım

Beni tanıyanlar bilir, kasetleri sevmezdim ancak 1970 ve 1980’li yıllarda Türkiye’de plak bulmak çok zor olduğu için müzik dinlediğimiz ana format kasetti. 1990’lı yıllarda CD yaygınlaşmaya başladı. İleri geri sarmaktan, dip gürültüsünden ve kötü çoğaltılmış ya da kaydedilmiş kasetlerden yavaş yavaş kurtulmaya başladık. Yine de kaset, en azından “mobil” müzik dinleme formatı olarak, yerini korudu. Taşınabilir CD çalarlar hiçbir zaman walkman’in eline su dökemedi. Mobil cephede kaseti bitiren MP3 çalar ve cep telefonlarıdır.

Kaset sadece amatörlerin kullandığı bir format değildi. Grup, sanatçı ve prodüktör, o gün stüdyoda kaydedilenleri ya da kaba miksleri evlerinde, arabalarında dinlesinler diye birkaç kaset kopyası yapmak gerekirdi. Bazen de doğrudan kasete kaydedilmiş bir takım kayıtlar gelirdi; onları temizleme, düzenleme ya da makara bantlara veya bilgisayara aktarma işleri olurdu.

Kasetle uğraşması zordu… Ortadan kaybolmasına hiç üzülmedim. Hatta, sevmediğim için sevindim bile diyebilirim.

Uzun yıllar kasetlerden uzak kaldım… Ta ki geçen haftaya kadar.

Geçtiğimiz hafta içinde bir takım eski kayıtlar bulunan altı adet kaseti dijital formata aktardım.

Bu yazımda size bunun nasıl yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Öyle ya da böyle kasetlerdeki eski kayıtlar bir şekilde hepimizin önüne çıkabiliyor ve bunları dijitale aktarmamız gerekebiliyor. Bu yazı o açıdan faydalı olabilir diye düşünüyorum.

 

Kasetçaların Kontrolü ve Temizliği

Bu iş için ilk olarak emektar kasetçalarım Technics RS-TR575’i dolaptan çıkardım. Prize taktım. Güç düğmesine bastım, cihaz açıldı!

 

Bildiğimiz gibi, ister profesyonel makara bant kayıt cihazları isterse kasetçalarlar olsun, analog makinelerin kalbi kafalarıdır. Bant, capstan adı verilen bir motor yardımıyla sabit bir hızla kafanın üzerinden geçer. Bir de bantı capstan’e bastıran lastik bir parça vardır. Buna da pinchroller, roller ya da idler adı verilir.

 

Kafa, capstan ve pinchroller bant ile temas halinde olduğundan, elimdeki kasetlerin sağlığı açısından kasetleri takmadan önce önce bir kontrol ve minik bir temizlik yaptım.

İlk önce pinchroller’ın durumunu kontrol ettim. Rengi mattı. Bu, istediğimiz bir şey. Parlak olsaydı ya da üzerinde çatlaklar olsaydı bu, durumunun kötü olduğu anlamına gelecekti. Böyle bir durumda parçayı değiştirmekten başka yok bulunmuyor.

İkinci adım olarak kafa ve capstan’i temizledim. Temiz bir kulak çubuğunu izopropil alkole batırdım, fazla alkolü atmak için çubuğu iyice salladım, kafayı ve capstan’i güzelce temizledim. Çubukta biraz kir birikti. İkinci bir çubukla aynı işlemi bir defa daha yaptım.

Kasetçaların çıkışını (sol ve sağ kanallar için) iki adet RCA – 1/4″ TS kablo ile ses kartıma bağladım. Kasetlerden birini taktım. All systems go! Her şey çalışıyor!

 

Referans Seviyesi

Analog bir kaynaktan bilgisayara ya da herhangi bir dijital cihaza kayıt yaparken ilk önce kendimize bir referans noktası seçmemiz gerekiyor. Elimdeki kasetlerin kayıt seviyelerine ve dinamik aralıklarına kabaca baktım. Seviyeler benim kasetçalarımda genel olarak 0 dB civarında görünüyordu. Kayıtların dinamik aralıkları ise oldukça dardı.

Bunları göz önüne alarak referans olarak 0 dB = -12 dBFS kullanmaya karar verdim. Diğer bir deyişle kasetçalardaki 0 dB seviyenin Pro Tools’taki karşılığının -12 dBFS olmasına karar verdim. Bu, dijitalde bana 12 dB’lik bir alan (headroom) verdi. Elimdeki materyal için bu oldukça yeterli bir alandı.

 

Kalibrasyon

Kalibrasyonu şu şekilde yaptım:

  • iPhone’u 1/8″ stereo – çift RCA bir kablo ile kasetçaların girişine bağladım.
  • iPhone üzerinde MultiTone Generator Lite programı ile 1 kHz test tonu açtım.
  • Kasetçaları record monitor konumuna aldım.
  • Pro Tools’ta bir kanal açıp kayıt/monitör konumuna aldım.
  • Test tonunu kasetçalarda 0 dB yüksekliğe göre ayarladım.
  • Test tonu devam ederken (ve sinyal seviyesi kasetçalarda 0 dB iken) ses kartımın giriş seviyesini Pro Tools kayıt kanalında -12 dBFS olacak şekilde ayarladım.

Kalibrasyon işlemi tamamlanmış oldu!

 

 

Transfer

Kalibrasyondan sonra altı kaseti Pro Tools aracılığı ile dijitale aktardım. Kabul ediyorum, onca yıl aradan sonra kasetle çalışmak, kasetten transfer için kalibrasyon yapmak bana nostaljik bir gün yaşattı ama bu kadarı yeterli! Bu bana uzunca bir süre yeter diye düşünüyorum.

Eğer sizin de kasetten dijitale aktarma yapmanız gerekirse ilk önce kasetçaların kontrolünü ve temizliğini yapıp sonrasında da yukarıda açıkladığım şekilde kasetçalar – DAW arası kalibrasyonu yapabilirsiniz.

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: sutulo | Pixabay

Fotoğraflar: Ufuk Önen

Kasetçalar çizimi The University of British Columbia UBC Wiki sitesinden alınmıştır.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

iPhone için 10 Ücretsiz Ses Uygulaması

Bu yazımda beğenerek kullandığım on adet iPhone uygulamasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu uygulamaların çoğu iTunes’ta müzik uygulamaları olarak kategorize edilmiş ancak bence bunlar genel anlamda ses uygulamaları. Müzik uygulamaları denilince aklıma daha çok MIDI sequencer’lar, synthesizer’lar ve benzerleri geliyor.

Lafı fazla uzatmadan hemen uygulamalara geçelim… Sizinle paylaşmak istediğim on uygulama, sırasıyla: iTalk Recorder, Decibel X, Hokusai 2, Audio Spectrum Analyzer HD PRo, Audiofile Calc, AUdioMixer Lite, BPM, MultiTone Generator Lite, ClapIR Acoustics Measurement Tool ve Take Creative Vocal Recorder. Bu uygulamaların tamamı ücretsiz.

Programların başlıklardaki isimlerine tıklayarak iTunes sitesindeki sayfalarına, parantez içindeki firma isimlerine tıklayarak da program geliştiricinin web sayfasına ulaşabilirsiniz.

 

 

iTalk Recorder

iTalk Recorder (Griffin Technology) kullanımı çok basit, arayüzü temiz bir ses kayıt programı. Kayıt kalitesini ‘good’ (11 kHz), ‘better’ (22 kHz) veya ‘best’ (44.1 kHz) olarak seçip, kocaman kırmızı tuşa basıp hızlıca kayıt yapmaya başlayabiliyorsunuz. Dosya formatı olarak AIFF kullanıyor. Yaptığınız kaydın dosya büyüklüğü 2 MB altında ise dosyayı e-mail ile gönderebiliyorsunuz. Daha büyük dosyaları iTunes üzerinden bilgisayara transfer etmek mümkün. Pro versiyonunu satın alırsanız dosyaları programdan Dropbox klaösrünüze aktarmak mümkün. Basit bir ses kayıt programı arıyorsanız iTalk Recorder’ı tavsiye ederim.

iTalk Recorder

iTalk Recorder

 

 

Decibel X

Decibel X (SkyPaw), ses şiddetini ölçen kullanımı çok basit bir program. A, B, C ve Z weighting olarak hem yavaş (500 ms) hem de hızlı (200 ms) ölçüm yapabiliyor. Maksimum değeri siz sıfırlayana kadar ekranda gösteriyor. Gerçek zamanlı FFT görüntüleyebiliyor. 24 saate kadar uzun ölçümler yapmak ve ortalama değerleri hesaplamak mümkün. Ölçümlerinizi kaydedebiliyorsunuz ve isterseniz e-mail ile kendinize veya bir başkasına gönderebiliyorsunuz. E-mail ile gelen ölçümlerin yer aldığı .csv uzantılı dosyayı Excel gibi bir programla açabiliyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim.

Decibel X

 

 

Hokusai 2

Hokusai Audio Editor (Wooji Juice), çok kanallı ses kayıt ve edit programı. Temiz ve basit bir arayüzü var. Kullanımı oldukça kolay. İlk önce bir proje açıyorsunuz, daha sonra kayıt yaparak ya da ses dosyalarını “import” ederek kanallar oluşturuyorsunuz. Hokusai, WAVE (.wav), AIFF (.aiff), CoreAudio (.caf) ve MPEG (.mp3, .m4a ve .aac) dosyalarını okuyabiliyor. Kayıt işlemi tamamen kanal kayıt mantığı ile işliyor: yeni bir kanal kaydederken önceden kayıt ettiğiniz kanalları dinleyebiliyorsunuz, diğer bir deyişle “overdub” yapabiliyorsunuz.

Kanallar üzerinde sesi istediğiniz gibi edit etmek mümkün, standart işlemlerin tamamı (kes, kopyala, yapıştır, sil) dokunmatik ekran üzerinde çok rahat bir şekilde yapılabiliyor. Standart edit işlemlerinin yanı sıra Hokusai size fade in, fade out gibi ek edit işlemleri yapabilme ile ton üretme (sinüs, kare, üçgen, testere dişi, white noise) imkanları da sunuyor.

Hokusai ücretsiz bir program ancak kompresör, limiter, reverb, chorus, flanger ve benzeri efektler isterseniz bunları paketler halinde satın almanız gerekiyor.

Kayıt ve edit işlemlerini tamamladıktan sonra projenizi mono veya stereo olarak miksleyip, sıkıştırmadan WAVE ya da sıkıştırıp AAC dosya formatında yazabiliyorsunuz. Miks dosyanızı iTunes üzerinden bilgisayara transfer etmek mümkün ancak Dropbox da çok iyi bir alternatif.

Hokusai Audio Editor bence ses ile ilgilenen herkesin iPhone’ununda bulunmalı.

Hokusai 2

 

 

 

Audio Spectrum Analyzer HD Pro

Audio Spectrum Analyzer HD Pro (Elena Polyanskaya), gerçek zamanlı (real time) bir analiz programı. FFT (Fast Fourier Transform; 256-16384 arası) ve Octave RTA (Real Time Analyzer; tam, 1/3 ve 1/6 oktav) özelliklerine sahip. Lineer ve logaritmik skala kullanabiliyor.

Audio Spectrum Analyzer HD Pro

 

Audio Spectrum Analyzer HD Pro

 

 

 

Audiofile Calc

Audiofile Calc (Audiofile Engineering), bir hesaplama programı. Kullanımı kolay, ses ve müzik ile uğraşan herkesin işine yarayabilecek hesaplamalar yapılabilen bir uygulama… Temposu ve bar sayısı belli bir parçanın uzunluğunu hesaplamak, MIDI notasının frekans olarak karşılığını görmek, iki farklı voltaj değerini dB olarak karşılaştırmak, açıkhavada ses kaynağından belirli bir mesafe kadar uzaklaştığımızda yeni ses şiddetinin ne kadar olacağını bulmak mümkün. Uygulamada toplam 23 farklı hesaplama bulunuyor.

Audiofile Calc, tıpkı Hokusai Audio Editor gibi, ses ile uğraşan herkesin iPhone’unda bulunması gereken bir program.

Audiofile Calc

Audiofile Calc

 

 

AudioMixer Lite

AudioMixer Lite (Langomas), telefonunuzda bulunan ses ve müzik dosyaları aynı anda çalmanızı sağlayan bir program. Seçtiğiniz ses ve müzik dosyalarını loop konumuna alabiliyorsunuz, aynı zamanda dosyaların pan ayarlarını yapabiliyor ve hızlarını kontrol edebiliyorsunuz. AudioMixer Lite, beş kanala (beş farklı ses veya müzik dosyasına) kadar destek veriyor. Kanallar arasında geçiş yapmak için her kanalda fade in ve fade out kontrolleri var. Mutlaka deneyin!

AudioMixer Lite

 

 

BPM

BPM (Cheebow) kullanımı gerçekten çok basit, tempo bulmaya yarayan bir program. Ekranda “Tap!” yazan bölüme istediğiniz tempoda tıklıyorsunuz, program tempoyu bpm (beats per minute) olarak gösteriyor.

BPM

BPM

 

 

MultiTone Generator Lite

MultiTone Generator Lite (Thomas Gruber EE Toolkit) çok başarılı bir sinyal jeneratörü. Çeşitli test sinyalleri (sine, sawtooth, square, triangle), sweep’ler ve bunların yanı sıra ‘white noise’ ve ‘pink noise’ üretebiliyor. Sinyali aynı anda hem sol hem de sağ kanala ya da tek olarak sol veya sağ kanala gönderebiliyorsunuz. Aynı anda birden fazla sinyali aktif hale getirmek için ‘pro’ versiyonunu satın almanız gerekiyor.

MultiTone Generator

MultiTone Generator Lite

 

 

ClapIR Acoustics Measurement Tool

ClapIR Acoustics Measurement Tool (Stephen Tarzia) bir araştırma projesi için geliştirilmiş, odaların akustik özelliklerini ölçen bir uygulama. Programı başlattığınızda ilk önce beş saniye boyunca arka plan gürültüsünü ölçüyor ve sonra sizden elinizi çırpmanızı istiyor. Elinizi çırpmanızın ardından program odanın yansıma süresini ve frekans tepkisini ölçüyor.

ClapIR Acoustics Measurement Tool

ClapIR Acoustics Measurement Tool

 

 

Take Creative Vocal Recorder

Take Creative Vocal Recorder (Allihoopa) vokal ve parça fikirlerinizi anında kaydetmenize yarayan bir program. Programın içinden bir ‘loop’ veya ‘beat’ seçip, tempoyu ayarlayıp, hemen kaydetmeye başlayabilirsiniz. Take Creative Voca Recorder üç kanal kayıt yapmanıza imkan tanıyor. “Tune” özelliği ile detone olduğunuz yerleri temizlemek mümkün. Bunun yanı sıra programın içinde çeşitli efektler de bulunuyor. Reason’ın yaratıcısı Propelerhead firmasının ücretiz olarak sunduğu Take Creative Vocal Recorder kullanımı oldukça basit, pratik bir program.

Take Creative Vocal Recorder

Take Creative Vocal Recorder

 

Beğenerek kullandığım on adet ücretsiz iPhone uygulamasını sizlerle paylaştım, sizin de benimle paylaşmak istediğiniz uygulamalar olursa bana biyografi sayfamın altında bulunan e-posta adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Jessica Lewis | Pexels

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 3 Comments

Günümüzde Elektrogitar Kaydetmenin 4 Yolu

Bir gitarist ve bir ses kayıt mühendisi olarak yıllarca gitar kayıtlarıyla uğraştım. Her ne kadar gitar denilince akla hızla ilerleyen bir teknoloji gelmese de aslında resmin tamamını düşündüğümüzde durum öyle değil. Gitarın kendisi ile ilgili büyük değişiklikler olmadığı doğru. Diğer yandan dijital teknoloji sayesinde gitar amplifikatörlerini ve efekt pedallarını modelleyip yazılım olarak kullanmak mümkün hale geldi. Bu da tabii gitar kayıtları yapmak için bize yeni seçenekler sundu.

Günümüzde elektrogitar kaydı yapmak için dört yol bulunuyor.

 

1. Old School

“Old school” diyorum çünkü bu en eski yöntem: gitar amplifikatörünü mikrofonlayıp kaydetmek. Tüm dünyada yıllar boyunca milyonlarca insan bu şekilde kayıt yaptı. Hala da birçok kişi bu şekilde kayıt yapmaya devam ediyor.

Eğer iyi bir gitar amplifikatörünüz ve elinizin (ya da ayağınızın) altında istediğiniz her türlü efekt varsa bu, gerçekten çok iyi bir yöntem. Bu yöntemin en büyük dezavantajı ise kaydettiğiniz tonu bir daha değiştirme şansınızın olmaması.

 

2. Reamping

Reamping 1960’lı yıllardan beri kullanılan bir teknik. Kimin keşfettiği bilinmese de Phil Spector, Bob Olhsson, Roger Nichols gibi prodüktör ve ses kayıt mühendisleri bu tekniği popüler hale getiren isimler olarak kabul ediliyor.

Bu teknikte gitar ham haliyle (çıplak tonla) doğrudan kaydediliyor. Daha sonra bu kayıt bir gitar amplifikatörüne gönderiliyor, istenilen şekilde tonlanıyor ve amplifikatörden çıkan ton mikrofon ile kaydediliyor. Bu sayede gitar tonuna sonradan karar verme ve isterseniz değiştirme şansına sahip oluyorsunuz.

Gitarı tamamen ham bir şekilde kaydedip tona daha sonra karar vermek tabii ki çok cazip, fakat gitarist kayıtta çıplak ton ile çalarken istediği performansı alamayabilir. Bunun da çözümü gitardan gelen sinyali çoğaltıp birini direkt olarak kayıt için bilgisayara girmek, diğerini de gitarist kendini istediği gibi monitör edebilsin ve kayıtta kullanılacak tona yakın bir ton ile çalabilsin diye gitar amplifikatörüne göndermektir.

Bu işlemi bir DI box aracılığı ile gerçekleştirmek çok basit. Gitardan çıkan sinyali DI box’a girip, DI box’ın dengeli çıkışını ses kartının mikrofon girişine, DI box’ın dengesiz çıkışını ise gitar amplifikatörünün girişine girmek yeterli.

 

Şimdi bir de sinyali bilgisayardan gitar amplifikatörüne nasıl göndermemiz gerektiğine bakalım.

Bunun için gitarı DI box ile ham olarak kaydederken yaptığımız işlemin tam tersini yapmamız gerekecek. Bu işlem reverse-DI olarak adlandırılır. Reamp tekniği için reverse-DI işlemini elde etmenin en kolay yolu genelde reamp box olarak adlandırılan DI box’a benzeyen (ama DI box’ın tam tersi iş yapan) kutular kullanmaktır.

 

Tipik bir reamp box üzerinde line seviyesinde sinyal kabul eden XLR veya TRS giriş̧ ile enstrüman seviyesinde yüksek empedanslı çıkış̧ veren TS konnektör bulunur. Bilgisayarın ses kartından gelen önceden kaydetmiş̧ olduğunuz ham gitar sinyalini reamp box’a getirip, reamp box’ın çıkışını da gitar amplifikatörüne girdiğinizde (ve gitar amplifikatörünü mikrofonladığınızda) reamp işlemi için her şey hazır hale gelmiş̧ olacak.

 

 

3. Plug-In

Bu yöntem aslında reamping ile hemen hemen aynı. Gitar yine doğrudan ham bir şekilde kaydediliyor. Daha sonra kaydedilen ham gitar sinyali plug-in aracılığı ile istenildiği gibi işleniyor.

Plug-in’lerin sağladığı en büyük avantaj, kullanıcıya farklı amplifikatör, kabin, mikrofon ve efekt seçenekleri ile farklı farklı tonlar yakalama veya yüzlerce hatta binlerce preset arasından seçim yapma imkanı sunması.

Plug-in yönteminde de tıpkı reamping yönteminde olduğu gibi DI box ile bir kurulum gerçekleştirip gitaristin kendini gitar amplifikatörü aracılığı ile duymasını sağlayabilirsiniz.

Alternatif olarak, gitar amplifikatörü kullanmadan, bilgisayar içinde bir plug-in açarak gitaristin, çalmakta olduğu gitarı bu plug-in’den gelen tonlarla monitör etmesini sağlayabilirsiniz. Burada dikkat edilecek iki nokta var: Birincisi, kayıt sırasında plug-in sadece monitör amaçlı olarak kullanılmalı, diğer bir deyişle kayda girmemeli, kayıt ham şekilde yapılmalı. İkincisi, sinyalde latency olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli.

 

4. Processor

Dördüncü yöntem, üzerinde amplifikatör ve kabin modelleme yazılımı olan bir processor kullanarak doğrudan kayıt yapmak. Gitar için processor denilince akla ilk gelen üst sınıf isimler Fractal Audio ve Kemper oluyor. Old school gitar kaydetme yönteminde olduğu gibi bu yöntemde de en büyük dezavantaj, kaydettiğiniz tonu bir daha değiştirme şansınızın olmaması.

Processor ile doğrudan kayıt yapma çok popüler bir seçenek değil ancak son yıllarda bazı büyük isimler bile konserlerde artık sadece processor kullanmaya başladılar. Üzerinde amplifikatör ve kabin modelleme yazılımı olan bir processor, özellikle sürekli canlı performans yapan gitaristler için ideal bir seçenek. Ağır gitar amplifikatörü ve bir sürü pedal taşımak yerine üstünde pedallar bulunan bir processor kullanmak ve cihazı line out çıkışı ile doğrudan salondaki miksere bağlamak büyük kolaylık.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Başlık fotoğrafı: Kai Oberhäuser  |  Unsplash

Fotoğraflar Radial Engineering sitesinden alınmıştır: J48™ Phantom Powered Active Direct Box ve X-Amp® Active re-Amplifier.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Dünyanın En İyi 10 Konser Salonu

Musikverein, Viyana, Avusturya

 

Dünyanın en iyi akustiğe sahip konser salonları hangileri? Bu soruyu objektif olarak cevaplamak mümkün değil çünkü her ne kadar konuya bilimsel açıdan yaklaşsak da işin içinde müzik ve algı olunca ister istemez öznellik devreye giriyor.

Brekke & Strand Akustikk şirketinin akustik danışmanlarından Magne Skålevik, salonların fiziksel ve akustik özellikleri ile dinleyicinin beğeni tercihlerinin %70-80’inin açıklanabildiğini söylüyor.

Durum böyle olunca, yukarıda da belirttiğim gibi, dünyanın en iyi akustiğe sahip konser salonlarını seçerken öznel tecih ve algı da işin içine giriyor.

Tabii böyle bir listeyi kimin oluşturduğu da çok önemli.

Aşağıda Business Insider dergisinde yayınlanan bir makaleye göre akustik açıdan dünyanın en iyi konser salonlarının yer aldığı bir liste bulunuyor.

Liste, 10 Ekim 2016’da kaybettiğimiz akustik efsanesi Leo L. Beranek tarafından hazırlanmış. Beranek, listeyi hazırlarken salonların fiziksel ve akustik özelliklerinin yanı sıra dünya çapında gerçekleştirdiği bir dizi röportajı ve Magne Skålevik tarafından yapılan anketleri de dikkate almış.

Listenin üst sıralarında yer alan salonların yapımı 1900 ve daha önceki tarihlere dayanıyor. Beranek, yeni tarihli salonların ağırlıklı olarak görsel tasarım, hacim ve izleyicinin konforu düşünülerek tasarlandığını, bu sebepten dolayı akustik açıdan bazı fedakarlıklar yapıldığını söylüyor.

Symphony Hall, Boston, ABD

 

Leo L. Beranek’e göre dünyanın en iyi 10 konser salonu:

#1 Musikverein, Viyana, Avusturya
Yapım yılı: 1870
Koltuk sayısı: 1744

#2 Symphony Hall, Boston, ABD
Yapım yılı: 1900
Koltuk sayısı: 2625

#3 Concertgebouw, Amsterdam, Hollanda
Yapım yılı: 1888
Koltuk sayısı: 1974

#4 Konzerthaus Berlin, Almanya
Yapım yılı: 1821
Koltuk sayısı: 1600

#5 Tokyo Opera City Concert Hall, Tokyo, Japonya
Yapım yılı: 1997
Koltuk sayısı: 1632

#6 Stadtcasino Basel, İsviçre
Yapım yılı: 1876
Koltuk sayısı: 1500

#7 Symphony Hall, Birmingham, İngiltere, Birleşik Krallık
Yapım yılı: 1991
Koltuk sayısı: 2262

#8 Culture and Congress Centre (KKL), Lucerne, İviçre
Yapım yılı: 1998
Koltuk sayısı: 1840

#9 St. David’s Hall, Cardiff, Galleri Birleşik Krallık
Yapım yılı: 1982
Koltuk sayısı: 2000

#10 Meyerson Center, Dallas, ABD
Yapım yılı: 1989
Koltuk sayısı: 2062

Leo L. Beranek’in Journal of Acoustical Society’de yayımlanmış makalesine buradan ulaşabilirsiniz.

Concertgebouw, Amsterdam, Hollanda

 

Fotoğraflar:

Musikverein: Li Sun (Own work) [CC BY-SA 3.0 or GFDL], via Wikimedia Commons

Symphony Hall, Boston: mooogmonster (CIMG2733) [CC BY-SA 2.0], via Wikimedia Commons

Concertgebouw: By Erik Winkel (Flentrop Orgelbouw b.v.) [CC BY-SA 3.0 nl], via Wikimedia Commons

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Loudness Range (LRA)

 

Loudness Range (LRA), makroskopik (iri ölçekli) bir zaman aralığında sinyaldeki seviye değişimlerini istatiksel olarak ölçen bir yöntemidir. Basite indirgeyecek olursak, Loudness Range, sinyaldeki en düşük seviye ile en yüksek seviyenin arasındaki farktır.

Loudness Range (LRA) yönteminde hesaplamalar istatiksel dağılıma göre yapıldığı için çok kısa süreli sinyal artışları (örnek olarak parçanın bir yerindeki zillerden dolayı oluşan birkaç peak noktası ya da bir filmdeki kısa süreli bir patlama sesi) ortalamayı etkilemez. Benzer bir şekilde, parçanın sonundaki fade-out da Loudness Range değerini yükseltmez.

Bunlara ek olarak Loudness Range yönteminde “cascaded gating” adı verilen bir metot kullanılarak program veya sinyaldeki boş yerler (ya da sadece arka plan gürültüsü olan yerler) ölçüm dışında tutulur.

Loudness Range ölçümlerinde birim olarak LU (Loudness Units) kullanılır.

Loudness Range (LRA) algoritması 2009 yılında TC Electronics tarafından hazırlanmış, daha sonra bugün kullanılmakta olan EBU R-128 standardına dahil edilmiştir.

Aşağıya iki video ekliyorum. İlk videodaki gitar kaydı üzerinde herhangi bir işlem yapmadım. Stereo master bus üzerine favori plug-in’lerimden biri olan Waves WLM Plus Loudness Meter açtım . Waves WLM Plus Loudness Meter, ITU, EBU ve ATSC güncel standartlarına göre ölçüm yapabiliyor.

Videoda kayıt boyunca tespit edilen kısa süreli (short term) ve uzun süreli (long term) seviyeleri ve bunların yanı sıra Loudness Range değerini takip edebilirsiniz.

 

Videonun sonunda görebileceğiniz gibi ortalama uzun dönem seviye -18 LUFS, Loudness Range ise 12 LU olarak çıkıyor.

 

Bir sonraki adım olarak bu gitar kaydını aşağıda görebileceğiniz ayarları kullanarak Waves API-2500 kompresör ile sıkıştırdım.

 

Aşağıdaki ekran görüntüsünde gitar kaydının orijinal ve sıkıştırılmış hallerini görsel olarak karşılaştırabilirsiniz.

 

İkinci videoda sıkıştırılmış (kompresör uygulanmış) kayıt boyunca tespit edilen kısa süreli (short term) ve uzun süreli (long term) seviyeleri ve bunların yanı sıra Loudness Range değerini takip edebilirsiniz.

 

Videonun sonunda görebileceğiniz gibi ortalama uzun dönem seviye aynı ilk videoda olduğu gibi -18 LUFS olarak çıkıyor. Diğer yandan sinyali kompresör ile sıkıştırdığım (diğer bir deyişle dinamik alanını daralttığım) versiyon için tespit edilen Loudness Range, 5 LU. Orijinal ve sıkıştırılmış kayıtlar arasında 7 LU fark var.

 

Standartlar ve Önerilen Değerler

ITU, EBU, ATSC ve benzerlerinin uzun süreli seviyeler için standartları bulunuyor. Diğer yandan Loudness Range (LRA) için herhangi bir standart ya da önerilen değer yok. LRA, müzikte müziğin türü ve parça yapısına, yayıncılıkta ise program içeriğine göre değişkenlik gösteriyor.

Her ne kadar farklılıklar olsa da günümüz parçalarının LRA değerlerini rock, pop ve R&B için 4-7 LU; hip-hop ve EDM için 3-6 LU; akustik türler için ise 7-12 LU aralığında düşünebiliriz.

Bu değerler için herhangi bir standart bulunmadığını, bunların kural olmadığını, sadece örnek olsun diye eklediğimi tekrar belirtmekte fayda var.

Son olarak, kapanış için bir not (aslında çok açık ama ben yine de belirtmeden geçemeyeceğim): LRA değerinin büyük olması parçanın geniş dinamik alana, düşük olması ise dar dinamik alana sahip olduğunu gösteriyor.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Videolarda kullanılan parça: “Ying Yang” Santi Vega. Orijinal kayıt dosyası Cambridge Music Technology adlı web sitesinden indirilmiştir.

Başlık fotoğrafı: Pixabay

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?

 

“Headroom nedir?” “Headroom neden önemlidir?” Bu soruları cevaplamadan önce dinamik alanın (dynamic range) ne olduğunu iyi anlamak gerekir.

 

Dinamik Alan

Dinamik alan, sinyalde gürültü eşiği ile bozulma (distortion) noktası arasında kalan alandır. Daha basit bir anlatımla, dinamik alan, sinyalde mümkün olan en düşük ve en yüksek seviyeler arasındaki farktır. En düşük seviye sinyalin dip sese karıştığı, dip ses içinde kaybolmaya başladığı noktadır. En yüksek seviye ise sinyalin bozulmadan (sinyalde distortion olmadan) çıkabileceği en üst noktadır. Dinamik alan, dB cinsinden ifade edilir.

 

Normal Çalışma Seviyesi

Gürültü eşiği ve bozulma noktasına ek olarak bir de İngilizcede “nominal operating level” olarak adlandırılan normal (ya da ideal) çalışma seviyesi vardır.

Analog sistemlerde 0 VU normal çalışma seviyesi olarak kabul edilir. 0 VU değeri profesyonel cihazlarda +4 dBm (1.228 Volt), yarı-profesyonel ve ev tipi cihazların bir çoğunda ise -10 dBV (0.316) değerine göre kalibre edilir. Profesyonel analog cihazların çoğunda üst nokta (bozulma olmadan çıkılabilecek en yüksek seviye) +24 dBm civarındadır.

VU Meter (Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır)

 

Dijital sistemlerde dBFS skalası kullanılır. Bu sistemlerde normal çalışma seviyesi farklılıklar göstermektedir. Yaygın olarak -20 dBFS, -14 dBFS ve -12 dBFS seviyeleri referans olarak kabul edilir. Dijitalde en üst nokta 0 dBFS’tir.

dBFS Meter

 

Sinyalin Gürültüye Oranı

Sinyalin gürültüye oranı (Signal-to-Noise Ratio ya da kısaca S/N Ratio), gürültü eşiği (sinyalin dip sese karıştığı en düşük seviye) ile normal çalışma seviyesi arasında kalan alandır. Bu oran da dinamik alan gibi dB cinsinden ifade edilir.

 

Headroom

Evet, sonunda headroom’a geldik… Headroom, dinamik alan ve sinyalin gürültüye oranı arasındaki farktır. dB cinsinden ifade edilir. Headroom, normal çalışma seviyesinden sonra, sinyal en üst noktaya ulaşıp bozulmaya başlamadan önce kaç dB marj olduğunu belirtir.

Aşağıdaki grafikte dinamik alan, normal çalışma seviyesi, sinyalin gürültüye oranı ve headroom arasındaki ilişkiyi görebilirsiniz.

 

 

Headroom Neden Önemlidir?

Headroom dört sebepten dolayı önemlidir.

1- Dijital sistemlerde 0 dBFS en üst noktadır. Sinyalde anlık, kısa süreli veya uzun süreli bozulmaları önlemek için 0 dBFS noktasından uzak durmak gereklidir. Headroom bu bağlamda güvenli bir alan olarak düşünülebilir. Normal çalışma seviyesi 0 dBFS’e yakın tutulursa bu alan daha küçük olur ve buna bağlı olarak sinyaldeki seviye artışlarının bozulmaya yol açma riski daha fazla olur. Headroom, güvenli bir alan oluşturduğu için önemlidir.

2- Sinyal normal bir göstergede 0 dBFS’in altında görünüyor olsa da intersample peak kaynaklı olarak aslında 0 dBFS’in üzerine çıkıyor ve bozulmaya uğruyor olabilir. Headroom, intersample peak kaynaklı bozulmalara karşı güvenli bir alan oluşturduğu için önemlidir.

3- Miksi tamamladıktan sonra dönüp revize etmeniz gerekirse, kanalların seviye ayarlarında değişiklik yaptığınızda ya da efektler eklediğinizde veya EQ, kompresör gibi işlemciler kullanarak sinyal üzerinde modifikasyon yaptığınızda miksin genel seviyesi yükselebilir. Headroom, miksin genel seviyesindeki küçük artışların (genel seviyeyi master fader ile azaltmaya gerek kalmadan) tolere edilebilmesi açısından önemlidir.

4- Mastering mühendisleri bitmiş miks üzerinde çalışırken EQ ve kompresör gibi sinyal işlemciler kullanırlar. Bu işlemciler sinyalde artışa sebep olabilir. Bu sebepten dolayı mastering mühendisleri 3-6 dB civarında bir alana ihtiyaç duyarlar. Headroom, mastering mühendislerine çalışma alanı sağladığı için önemlidir.

Günümüzde artık A/D çeviricilerin oldukça geliştiğini ve bunun yanı sıra projelerimizde 24-bit ile çalıştığımızı düşünürsek headroom bırakmamak için hiçbir sebebimiz yok.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Sašo Tušar | Unsplash

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Çevirici Kablolar… Bir Gün Mutlaka İşinize Yarayacaktır!

Müzik ve ses prodüksiyonu ile ilgilenen herkesin elinin altında olması gereken çevirici kabloların bir listesini hazırladım.

Bu tip kabloları hazır olarak bulmak oldukça zor. Bu sebepten dolayı, aramakla uğraşmak yerine kablo ve konnektörleri satın alıp, oturup kendi kendinize yapmak daha pratik bir çözüm olacaktır.

Eğer lehim konusunda kendinize güvenmiyorsanız titiz çalışan bir teknisyene ücret karşılığı yaptırabilirsiniz.

Yaptırdığınız kişiye ne kadar güvenirseniz güvenin, konnektörlerin pin bağlantılarını kontrol etmeyi ihmal etmeyin!

Bu çevirici kabloların tamamını stüdyoda bulundurmakta fayda var. Emin olun, bir gün mutlaka işinize yarayacaklardır.

 Mono Dengeli Sinyaller İçin

  • XLR erkek – XLR erkek
  • XLR dişi – XLR dişi
  • XLR erkek – 1/4″ TRS erkek
  • XLR dişi – 1/4″ TRS erkek
  • XLR – XLR faz değiştirici [1. XLR pin 2 (+) /// 2. XLR pin 2 (-)]

 Mono Dengesiz Sinyaller İçin

  • 1/4″ TS erkek – 1/4″ TS erkek
  • 1/4″ TS dişi – 1/4″ TS dişi
  • 1/4″ TS erkek – phono

 Mono Dengeli veya Stereo Dengesiz Sinyaller İçin

  • 1/4″ TRS erkek – 1/4″ TRS dişi
  • 1/4″ TRS dişi – 1/4″ TRS dişi

 Stereo Dengesiz Sinyaller İçin

  • 1/8″ stereo erkek – 1/4″ TRS erkek
  • 1/8″ stereo erkek – 1/4″ TRS dişi
  • 1/8″ stereo erkek – 1/4″ TS erkek + 1/4″ TS erkek (sol ve sağ kanallar için toplam iki adet)
  • 1/8″ stereo erkek – phono + phono (sol ve sağ kanallar için toplam iki adet)
  • 1/4″ TRS erkek – phono + phono (sol ve sağ kanallar için toplam iki adet)

 Dengeli ve Dengesiz Sinyaller Arasında Bağlantı İçin

  • XLR dişi – 1/4″ TS erkek
  • 1/4″ TRS erkek – 1/4″ TS erkek

Dengeli ve dengesiz sinyal arasındaki bağlantılar ile ilgili detaylı bilgi için Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımın “Sinyal, Kablo ve Konnektörler” bölümünü inceleyebilirsiniz.

 

Kullanılan Konnektörler

Neutrik NC3MXX (XLR erkek)

 

Neutrik NC3FXX (XLR dişi)

 

Neutrik NP2X (1/4″ TS)

 

Neutrik NP3X (1/4″ TRS)

 

Neutrik NJ3FC6 (1/4″ TS ve TRS uyumlu dişi)

 

Neutrik NF2C-B2 (phono)

 

Neutrik NTP3RC (1/8″ stereo)

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Pixabay

Konnektör fotoğrafları Neutrik sitesinden bilgilendirme amaçlı kullanılmak üzere alınmıştır. Neutrik Türkiye temsilcisi SF Ses ve Işık Sistemleri A.Ş.‘dir

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Ücretsiz Plug-in’ler (12)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 12: mvMeter (TBProAudio), 4U+ DynamicTiltEQ (Hofa), Filterjam (AudioThing), HoRNet Harmonics (HoRNet Plugins).

 

mvMeter (TBProAudio)

 

 

mvMeter, farklı ölçüm metodlarına sahip bir sinyal ölçer. Peak, RMS, VU PPM veya EBU R128 modlarında kullanabiliyorsunuz. Buradaki dikkat çeken özellik elbette EBU R128 standardında ölçüm yapabiliyor olması. mvMeter’da stereo, left, right, mid, side channel olmak çeşitli kanal opsiyonları bulunuyor. Beş farklı arayüz tasarımına sahip. Kaçırmayın!

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

4U+ DynamicTiltEQ (Hofa)

 

4U+ DynamicTiltEQ değişken noktalı tilt özelliğine sahip bir tilt EQ. Aşağıdaki kısa videoyu izleyince nasıl çalıştığını hemen anlayacaksınız. Eğer isterseniz opsiyonel dinamik modülünü satın alarak plug-in’i dinamik EQ özelliği ile kullanabilirsiniz. Dinamik EQ ile ilgili bilgi için tıklayınız.

Mac: AU, VST | Win: VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Filterjam (AudioThing)

 

Filterjam, ring modülasyonu benzeri sonuçlar veren bir multiband rezonans filtresi. Girişteki sinyal dörde bölünüp çıkışta seçili moda göre toplanıyor ya da çarpılıyor. Filterjam’i çok nazik ya da çok sert şekilde kullanmak mümkün.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

HoRNet Harmonics (HoRNet Plugins)

 

HoRNet Harmonics, adından da anlaşılabileceği gibi bir harmonik şekillendirici. Benzerlerinden farklı olarak hangi harmonik üzerinde işlem yapacağınıza sizin karar vermenize imkan sunuyor Plug-in üzerinde genlik ve fazını ayarlayabileceğiniz on adet harmonik üreteci bulunuyor. Bu özelliği sayesinde HoRNet Harmonics ile diğer harmonik şekillendiri plug-in’lere göre çok daha farklı ve ilginç sonuçlar elde etmek mümkün.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Behringer Deepmind 12 Synthesizer İncelemesi

 

Çıktığı günden bu yana, hatta daha çıkmadan önce, adından bol bol söz edilen Behringer DeepMind 12’yi “masaya yatırma” kararı aldım. Kararı aldım ancak bunu tek başıma yapmak istemedim. Synthesizer’lar hep özel ilgi alanıma girmiş olsa da birinci enstrümanım olmadığı için bu işi birlikte yapabileceğim sağlam bir ekip olsun istedim.

Kurduğumuz inceleme ekibimiz gerçekten çok sağlam oldu:

Mustafa Ertan, Bülent Bıyıkoğlu ve Gerçek Dorman ile Bilkent’teki stüdyomuzda buluştuk ve hep birlikte DeepMind 12’yi inceledik. Teoman Hocam o gün işi olduğu için bize katılamadı ancak daha sonra DeepMind 12’yi kendi stüdyosuna aldı ve deyim yerindeyse cihazın altını üstüne getirdi!

İnceleme ekibimizin görüşlerine geçmeden önce ben hemen kendi görüşlerimden oluşan bir giriş yapmak istiyorum.

 

Ufuk Önen, Mustafa Ertan, Bülent Bıyıkoğlu, Gerçek Dorman

 

Behringer

Behringer benim yakından tanıdığım bir firma. 1990’ların ortalarından bu yana birçok ürününü kullandım. Behringer 90’larda fiyatına göre iyi ürünler yapıyordu. 2000’lere geldiğimizde, ürün yelpazesi büyüdü, satışlar arttı. Sanırım bu büyüme sırasında bazı şeyler kontrolden çıktı ve Behringer ürünleri ile ilgili şikayetler artmaya başladı. Çin’de farklı fabrikalarda üretilen ürünlerin kalite kontrolünü yeterince sağlayamadığını düşünen Behringer, diğer firmalar gibi fabrikaları denetlemeye çalışmak yerine Çin’de tamamı kendisine ait büyük bir fabrika kurdu. Behringer City adı verilen bu fabrika kompleksinde üretimin kontrolünü tamamen eline alan Behringer, bu sayede daha kaliteli ürünler yapmaya başladı.

Bu arada firmanın kurucusu Uli Behringer Music Group adı altında bir çatı oluşturup Midas, Klark Teknik, Lab.gruppen, TC Electronic gibi çok önemli firmaları satın alarak bu çatı altında topladı. Bu sayede Behringer hem ar-ge hem de üretim olarak çok güçlü bir marka haline gelmiş oldu ve ürünleri profesyonel ses dünyasında tekrar kabul görmeye başladı. Sanırım bunun en iyi örneği Behringer X32 dijital mikserdir.

 

DeepMind 12 Hakkında

DeepMind 12, üzerine velocity hassasiyeti ve aftertouch özelliklerine sahip dört oktav klavye bulunan, 12-sesli polifonik ve monotimbral analog/dijital hibrit bir synthesizer. Cihazda her ses için iki adet DCO (Digitally Controlled Oscillator), bir adet VCF (Voltage Controlled Filter), iki adet LFO (Low Frequency Oscillator) ve bir de modülasyon matris bulunuyor.

İlk olarak cihazın fiziksel yapısı dikkatimi çekti. Klavyesi ve kasası beklediğimden çok daha oturaklı çıktı. Cihazın sağlam bir hissiyatı var.

DeepMind 12, synthesizer konsepti olarak Roland Juno-106 üzerine kurulmuş ancak Juno-106 kopyası demek haksızlık olur. Deepmind 12 için Juno-106’dan esinlenmiş ama ondan daha fazla özelliğe sahip bir synthesizer diyebiliriz.

Ses açısından dikkatimi çeken nokta DeepMind 12’nin kendine özgü bir sound yaratmaya yatkın olduğu oldu. Nasıl ki Oberheim, Moog, Roland ve benzeri synthesizer’ların tanınabilir sesleri varsa, bu DeepMind 12 için de mümkün olabilir.

DeepMind 12’nin performanstan çok stüdyo kullanımı için daha uygun bir synthesizer olduğunu düşünüyorum. Güçlü özellikleri ve derin menüleri var ancak özellikle canlı performans sırasında her şeyi elinizin altında hissettirecek “yakınlık hissi” eksik geldi bana.

Yukarıda da belirttiğim gibi, synthesizer birinci enstrümanım olmadığı için esas incelemeyi Teoman Pasinlioğlu, Mustafa Ertan, Bülent Bıyıkoğlu ve Gerçek Dorman’dan oluşan ekibimize bırakıyorum ve onların görüşlerine geçiyorum.

 

Mustafa Ertan, Bülent Bıyıkoğlu, Gerçek Dorman

 

Bülent Bıyıkoğlu

İlk önce Bülent Bıyıkoğlu’ndan genel bir değerlendirme aldım.

Deepmind 12 bence gayet güzel bir synthesizer. Filtresini Moog’un filtresine benzettim. Çaldığım zaman akordunda analog duygusu belirgin, bu iyi bir şey. Parametrelerde drift var. Bu ve bunun gibi diğer özellikler alete gerçekten çok artı puan sağlıyor. Bu özellikler dijital kontrol sayesinde olan özellikler. DeepMind 12 dijital kontrollü bir analog synthesizer. 12 ses olması çok iyi. Analog synthesizer’larda 12 ses bu fiyata kolay bulunan bir şey değil. Fiyat – performans olarak ben iyi diyorum kesinlikle.

 

Gerçek Dorman

Gerçek Dorman DeepMind 12’nin sesleri, menüleri ve kullanımı üzerine bir değerlendirme yaptı.

Seslerini çok beğendim, çok sıcak. Kullanımı kolay. Hafif olması güzel. Menüsünün göreceli az tuşlu olup, tek tuşla bütün menüye yaklaşması güzel. Ben çok eksi bir yönünü göremiyorum çünkü synthesizer tercih meselesi. Ben synthesizer üzerinde biraz daha fazla düğme görmek isteyenlerdenim. O analog havayı öyle yaşamak isterim ama bu belki benim “synth guy” olmam ile alakalı bir duygu olabilir. Yine de o kadar az tuşla bütün menüye hakim olması müthiş olduğunu düşünüyorum. Genel olarak ele aldığımızda, DeepMind 12 bence Behringer’in yaptığı en iyi atılımlardan biri.

 

Mustafa Ertan

Mustafa Ertan’a ilk olarak genel izleniminin nasıl olduğunu sordum.

DeepMind 12 mekanik olarak gerçekten kaliteli. Düğmelerin yerleşimi ve şekli ile ön paneldeki waveform’ların gösterim şekli gayet başarılı. Bu açılardan baktığımızda DeepMind 12 beklentilerimin ötesinde çıktı.

Mustafa Ertan daha sonra sesler ile ilgili görüşlerini aktardı.

Müzisyen sahnede şöyle bir şey düşünemiyor: “G bankasının 121. sesinden H bankasının 16. sesine zıplayayım”. Nasıl zıplayacaksın? İşte burada sıkıntı var. Müzisyen bunu sahnede daha kolay seçiyor olmalı. Stüdyoda zamanı var ama sahnede zamanı yok. Şöyle olsaydı bankalar, mesela piyano sesleri ardışık olsaydı, 1 ile başlayanlar piyano sesleri veya A bankası piyano, B bankası yaylılar, C bankası nefesliler gibi, o zaman seslere hızlıca ulaşmak daha kolay olurdu. Korg taktile bunu çok iyi çözmüş, seslere ulaşmak çok daha kolay.

Efektleri hızlı bir şekilde devreye almak ya da devreden çıkartmak da pek o kadar kolay gelmedi bana. Performans synthesizer’ı olarak düşündüğümüzde efekt işi biraz uğraştırıcı.

Son olarak fiyat konusunda bir yorum yaptı.

Türkiye’deki fiyatı yurtdışındaki fiyata göre biraz yüksek kaçmış. Bazı markalarda öyle olmuyor. Bu konu ile ilgilenseler fiyat – performans açısından süper olur!

 

Teoman Pasinlioğlu

 

Teoman Pasinlioğlu

Teoman Pasinlioğlu’ndan ilk olarak detaylı bir genel değerlendirme aldım.

Behringer uygun fiyatlı audio ürünleri ile tanınan bir firma olarak biliniyor. Daha önce synthesizer enstrümanı ile herhangi bir çalışması bulunmayan Behringer son yıllarda pazar payı gözle görülür şekilde artan uygun fiyatlı analog synthesizer dünyasına da beklenmedik bir giriş yapmış durumda. Minimoog ile ilgili yaptığı duyurunun ardından DeepMind 12 adlı enstrümanı geçtiğimiz yıl piyasaya süren firma daha önce hemen hiçbir üreticinin girmediği bir alana, yani analog Roland modeli üretmeye soyunmuş oldu. Moog, Arp, Korg gibi markaların yeni üretim teknolojileri ile uygun fiyatlarını üreten firmalar bulunsa da, Roland dışında eski analog Roland synthesizer’ları tekrar gündeme alan Behringer ölçeğinde bir başka firma bulunmuyor.

Aslında Behringer’in klasik Roland analoglarına olan ilgisinin altında 1980’lerin popüler analoğu Juno-106’nın halen popülerliğini koruması ve zaman içinde arıza yapan ses çiplerinin yerine küçük firmalarca klon çiplerin üretiliyor olması yatıyor. Bu durum Juno-106’nın kullanım ömrünü uzatmasının yanında, ayrık elemanlı elektronik devrelere kıyasla modellemesi daha zor olan çipli elektronik devrelerin de gayet başarıyla modellenebildiğini göstermiş oldu. Bu sayede, klasik Juno tonlarının yeni nesil müzisyenler arasında da yaygınlaşmaya başlaması Behringer’in son derece akıllı bir hamleyle Juno-106’yı gözüne kestirmesi ve onu temel alarak çok daha gelişmiş bir enstrüman olarak piyasaya sürmesiyle sonuçlandı. Tabii dört oktavlık klavyesiyle günümüzün ihtiyaçlarını dikkate alan firma tuşesinden, slider ve tekerlerine kadar özen gösterilmiş mekanik yapısıyla göz dolduran bir ürün çıkarmış.

Teoman Pasinlioğlu daha sonra DeepMind 12’nin sentez mimarisi hakkında bir değerlendirme yaptı.

Juno-106’yı yakından tanıyanlar tek osilatörü ve envelope üreteci olmasına rağmen son derece organik filtresi ve sıcak chorus efekti ile ne denli müzikal bir enstrüman olduğunu bilirler. Tabii sentez mimarisinin oldukça minimalist ve kolay programlama imkanı sunması da 106’nın geçmişte 40 bin adetten fazla satmasında önemli bir etken. Haliyle Juno-106 filtresini başarıyla modelleyen DeepMind 12’nin de benzer özellikler sunmasını beklemek gerekiyor. Enstrümanın kontrol panelinde soldan sağa doğru benzer bir sinyal akışı gözlense de DeepMind 12, 2017 teknolojisinin sağladığı imkanlarla ilk başta görünenden daha karmaşık bir enstrüman. Gelişmiş dijital efektler ve modülasyon imkanları bir Juno-106 kadar basit kullanıma izin vermese de, büyük ekran ve Juno-106’dan miras kalan bilindik özellikler DeepMind 12’yi günümüz müzisyenleri için birkaç saat içinde aşina olunacak bir synthesizer haline getiriyor.

Juno-106’dan en büyük farklarından birisi de ses başına çift DCO olan DeepMind 12 teknik olarak Juno-106’yı baz alan, ama daha çok Roland Super-JX ya da MKS-70 rack liginde yer alan bir synthesizer olarak değerlendirilebilir. Bu haliyle DeepMind 12 rahatlıkla bir “süper” Juno olarak değerlendirilebilir. Orijinal Juno-106’lara uygulanan Kiwi upgrade gibi üçüncü parti firma bazlı geliştirmelere kıyasla DeepMind 12’nin çok daha gelişmiş olduğunu belirtmekte fayda var. Üç envelope üreteci, Wi-Fi bağlantısı, kaliteli efektler ve modülasyon imkanları DeepMind 12’yi oldukça farklı bir noktaya taşıyor. Behringer’in Amerikan menşeli Curtis çiplerinin üretim haklarını almış olması da firmanın yakın gelecekte analog synthesizer pazarında ağırlığını daha da hissettireceğini gösteriyor. Bu bakımdan Behringer synthesizer’ları müzikal değeri yüksek enstrümanlar olmaları yanında uzun vadede değerini koruyacak birer yatırım olarak da düşünülebilir.

Sentez mimarisinden sonra seslere ve tonlara geçtik. Bu konuda Teoman Pasinlioğlu’nun değerlendirmesi şu şekilde:

Juno-106’yı baz alan bir analog synthesizer’ın gerçeğine ne kadar yakın tınladığı her potansiyel DeepMind 12 sahibinin merak edeceği bir husus elbette. Şu ana kadar üretilmiş modern analog enstrümanlar içinde Roland ses karakterine en yakın olan ve doğrudan Juno-106 ile karşılaştırıldığında son derece tatmin edici bir akrabalık ilişkisine sahip olduğunu söyleyebileceğim DeepMind 12 bir Juno’dan beklenen tınıların tamamını oldukça başarılı bir şekilde üretebiliyor. Test etme imkânı bulabilen okuyucularımızın C-102 presetini sıfır noise ve filter LFO değerleri ile dinlemelerini tavsiye ederim. Klasik Juno filtresine ne denli yakın bir tını duyacaklarını söylemek gerekiyor. Özelikle filtrenin rezonans karakteri bir Juno’dan beklenen ile neredeyse aynı. Madonna, Wham gibi başarılı müzisyen ve grupların birçok şarkısına hayat veren Juno-106 tonlarının DeepMind 12 ile ufak bir çaba ile yeniden elde edilebileceğini söylemek mümkün. Juno’ya has strings ve bas tonları presetler içinde bile hazır bulunabilirken, presetlerde bolca kullanılan efektlerin ilk etapta kapatılmasını öneriyorum. Beğenilen Juno-106 karakterine hızla ulaşmak bu sayede daha kolay olacaktır.

Son olarak kendisinden kapanış için genel bir değerlendirme rica ettim:

Behringer, DeepMind 12 ile seksenlerin klasik Roland tonlarını elde etmek isteyen müzisyenler için son derece dikkate değer bir enstrüman geliştirmiş. Otantik Juno tonları için oldukça elverişli ve dayanıklı mekanik yapısıyla göz dolduran Behringer’i kutlamadan edemeyeceğiz.

 

Sonuç

Daha önce de belirttiğim gibi DeepMind 12, konsept olarak Roland Juno-106 üzerine kurulmuş bir synthesizer ancak Juno-106 kopyası demek haksızlık olur. Deepmind 12 için Juno-106’dan esinlenmiş ama ondan daha fazla özelliğe sahip bir synthesizer diyebiliriz. DeepMind 12 kendine özgü bir sound yaratmaya yatkın bir synthesizer: nasıl ki Oberheim, Moog, Roland ve benzeri synthesizer’ların tanınabilir sesleri varsa, bu DeepMind 12 için de mümkün olabilir. Kaliteli mekanik yapısı, oturaklı kasası ve sıcak tonları ile Behringer DeepMind 12 bizden geçer not aldı.

 

Behringer Türkiye distribütörü: Asimetrik Ses Işık ve Görüntü Sistemleri

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2018 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment