Ses ve Müzik Teknolojileri

USB-C ile Thunderbolt 3 Arasındaki Fark

USB-C ve Thunderbolt 3 genellikle birbirleri ile karıştırılıyor. Bunun altında yatan başlıca sebep sanırım her ikisinin de aynı konnektörü kullanıyor olması. Dışardan baktığınızda kablo ve giriş portları aynı. Aradaki fark ancak logolardan anlaşılabiliyor. USB-C, klasik USB logosunu; Thunderbolt ise “Lightning Bolt” logosunu kullanıyor.

Soldan sağa: Thunderbolt ve USB logoları

Kablo ve giriş portları dışardan aynı gözüküyorlar ama aslında aralarında birçok fark var.

Bence USB-C ile Thunderbolt 3 arasındaki en temel fark bu isimlerin ne ifade ettiği…

USB-C ile Thunderbolt 3 Arasındaki Temel Fark

USB-C (resmi adıyla USB Type-C), 24-pin USB konnektör sistemine verilen isim. Bildiğiniz gibi bugüne kadar birçok USB (Universal Serial Bus) konnektör sistemi geliştirildi ve kullanıldı… USB Type-A, USB Type-B, USB Type-B Micro ve diğerleri… Bu konnektörlerin çizimlerini ve pin dağılımlarını Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımın arkasındaki ekler bölümünde paylaşmıştım. USB-C de bunlar gibi USB protokolü için kullanılan bir konnektör.

USB-C konnektör

Thunderbolt ise Apple ve Intel tarafından geliştirilmiş bir veri transfer protokolü. USB nasıl kendi başına bir veri aktarma protokolü ise Thunderbolt da aynen öyle.

Thunderbolt 3 protokolü, sadece Thunderbolt protokolünü değil, aynı zamanda DisplayPort, DC Power ve USB veri aktarma protokolünü de içeriyor. Bunların hepsini bir arada, tek bir USB-C kapısı üzerinden taşıyor.

“USB-C cihazları” olarak adlandırılan donanımları Thunderbolt 3 kapısı üzerinden bilgisayara bağlamak mümkün. Ancak bunun tersi mümkün değil. Diğer bir deyişle, bir USB cihazını Thunderbolt üzeriden bilgisayara bağlayabilirsiniz ama bir Thunderbolt cihazını USB üzerinden bilgisayara bağlayamazsınız.

Hemen belirtmekte fayda var, bir USB-C cihazlarını Thunderbolt 3 kapısından bilgisayara bağladığınızda kendi hızında (USB hızında) çalışır, Thunderbolt protokolünün hızına çıkamaz.

Thunderbolt 3

Diğer Farklar

Hız demişken her iki protokolün hızlarına göz atalım. Thunderbolt 3, 40 Gb/saniye; USB-C 3.1 (2. jenerasyon) ise 10 Gb/saniye hızında veri transferi yapabiliyor:

  • Thunderbolt 3: 40 Gb/saniye
  • USB-C 3.1 Gen 2: 10 Gb/saniye

Aradaki fark sadece hız değil. Thunderbolt 3 ile aynı anda iki adet 4K veya bir adet 5 K monitör kullanmak mümkün. USB-C 3.1 (hem 1. hem de 2. jenerasyon) sadece bir adet 4K monitör destekliyor.

  • Thunderbolt 3: 2 x 4K veya 1 x 5K monitör
  • USB-C 3.1 Gen 1 ve Gen 2: 1 x 4K monitör

Daisy Chain

Thunderbolt protokolünün diğer bir avantajı ise bağlantı için daisy chain yöntemini kullanıyor olması.

Thunderbolt protokolünde sadece tek bir port üzerinden altı farklı cihazı peş peşe (sinyali birinden diğerine atlatarak) bilgisayara bağlamak mümkün. Bu bağlantı şekline daisy chain adı veriliyor.

Diğer yandan, USB protokolünde ise her bir USB cihazı için ayrı bir port gerekiyor. Alternatif olarak, bir USB hub alıp, birden fazla USB cihazını tek bir port üzerinden bilgisayara bağlamak mümkün.

Sonuç Olarak…

Thunderbolt 3, teknik özellikler açısından USB-C ve genel olarak USB’ye göre daha üstün. Diğer yandan, USB’nin çok yaygın olduğunu ve (eğer teknik açıdan o üstünlüklere sahip olmak sizin kullanımınız açısından çok da önemli değilse) fiyat olarak da daha uygun olduğunu dikkate almakta fayda var diye düşünüyorum.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Przemyslaw Marczynski | Unsplash

Fotoğraf “USB Type-C Plug”: Hibiskus100 | Wikimedia Commons

Fotoğraf “Thunderbolt 3 Interface USB-C Ports”: Amin | Wikimedia Commons

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri Bulmacası

Şu anda tüm dünya gerçekten çok farklı bir zamandan geçiyor… Sınırlar kapandı, uçuşlar durdu, dükkanlar kepenk kapattı, hatta bazı ülkelerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi… Okullar ve bazı şirketler ise internet üzerinden olabildiğince derslere ve işlere devam etmeye çalışıyor… Şu anda dünyaki insanların birçoğunun ortak olarak yaptığı şey evde oturmak.

Farklı bir zamandan geçtiğimiz için ben de bu hafta farklı bir şey yapayım dedim. Blog yazısı yazmak yerine size bir bulmaca hazırladım! Bu bulmacanın gazete ve dergilerdeki bulmacalardan bir farkı var tabii… Bu bulmaca, ses kayıt ve müzik teknolojileri terimleri üzerine.

Bulmacayı aşağıda çözebileceğiniz gibi daha büyük pencerede çalışmak isterseniz bu linki ziyaret edebilirsiniz.

Açıklamalar:

  • Bulmacanın alt tarafında yer alan sorular kısmında across (yatay) veya down (dikey) sütunlarında bulunan herhangi bir sorunun üzerine tıklayın.
  • Bulmacada ilgili alan maviye dönecektir.
  • Cevabınızı yazın ve ‘enter’ tuşuna basın.
  • Kutu içine yamış olduğunuz kelime cevap doğruysa yeşil, yanlış ise kırmızı renge döner.
  • Başka bir soru seçerek bulmacaya devam edin. Seçme işlemini soruların üzerine tıklayarak ya da klavyenizdeki ‘tab’ tuşunu kullanarak yapabilirsiniz.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz! Teşekkürler!

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Giuseppe Milo

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

EQ Üzerindeki Bandwidth ve Q Parametreleri

Bandwidth ve Q… EQ kullanırken bu iki terimin ne olduğunu ve özellikle parametrik EQ ile çalışırken karşımıza çıkan bu parametrelerin ne işe yaradığını mutlaka bilmek gerekiyor.

Bandwidth

Bandwidth genellikle oktav (octave) cinsinden ifade ediliyor. Aşağıdaki grafikte 1 kHz’de +12 dB’e ayarlanmış 6 dB/oktav slope’a sahip bir parametrik EQ grafiği görüyorsunuz.

Grafikteki eğri 707 Hz ve 1414 Hz’de +9 dB’e düşüyor, diğer bir deyişle sinyal 12 – 9 = 3 dB azalıyor.

Bu EQ için bandwidth (genişlik) bir oktavdır.

Nasıl hesapladık?

İlk önce hemen iki önemli terimi buraya ekleyeyim:

EQ ve filtrelerde sinyalin 3 dB azaldığı nokta ‘cut-off frequency’ olarak adlandırılıyor.

Sinyalin cut-off noktasından itibaren bir oktavda kaç desibel azaldığı ise slope terimi ile ifade ediliyor.

Yukarıdaki grafikte eğri 707 Hz ve 1414 Hz’de 3 dB azalmış, dolayısıyla cut-off frekansları 707 Hz ve 1414 Hz. Bildiğiniz gibi oktav 2:1 frekans oranı demektir. Bu durumda 707 Hz x 2 =1414 Hz üzerinden bu genişliğin (diğer bir deyişle bandwidth’in) 1 oktav olduğunu söyleyebiliriz.

Bandwidth bazen Hz cinsinden de ifade edilir; bu durumda iki cut-off noktası arasındaki fark alınır. Yukarıdaki örnek için bu değer için bu değer 1414 – 707 = 707 Hz’dir.

Parametrik EQ: Frekans aralığını kontrol eden parametre bandwidth (oktav) cinsinden ifade edilmiş.

Q

Q, “quality factor” (kalite faktörü) anlamına gelmektedir. Q, iki cut-off noktası arasında kalan çan eğrisinin genişliğidir. Genelde 0.03 ile 14.42 arasında değişen değerlerle ifade edilir.

Q, aslında bandwidth olarak adlandırılan EQ’nun etkili olduğu frekans aralığı genişliğinin farklı bir şekilde ifade edilmesidir.

Bandwidth ve Q Aynı Şey mi?

Bu sorunun kısa cevabı: evet! Hem bandwidth hem de Q, her ikisi de EQ’nun etkili olduğu frekans aralığının genişliğini belirtmek için kullanılıyor.

EQ Kullanırken Bandwidth ve EQ İle İlgili Olarak Neye Dikkat Etmek Gerekir?

EQ, özellikle de parametrik EQ ile çalışırken dikkat etmemiz gereken önemli noktalardan biri EQ üzerindeki frekans aralığını kontrol eden parametrenin bandwidth olarak mı yoksa Q olarak mu ifade edildiğidir.

Neden diye soracak olursanız… Frekans aralığı genişledikçe oktav ile ifade edilen bandwidth değeri artıyor, diğer yandan Q değeri ise azalıyor.

Örnek olarak aşağıdaki değerlere bakabilirsiniz:

0.5 oktav bandwidth = Q 2.87
1 oktav bandwidth = Q 1.41
1.5 oktav bandwidth = Q 0.92
2 oktav bandwidth = Q 0.67

Dolayısıyla, eğer dar bir frekans aralığı üzerinde işlem yapmak istiyorsanız, kullandığınız EQ üzerindeki parametre bandwidth ise bunu küçük bir değere, Q ise büyük bir değere ayarlamanız gerekiyor.

Dar bir frekans aralığında çalışmak isterken eğer, örnek olarak, Q parametresini küçültürseniz, EQ’nun etki ettiği frekans aralığını daralatmak yerine genişletmiş olursunuz.

Waves SSL G EQ (parametrik EQ): Frekans aralığını kontrol eden parametre Q olarak ifade edilmiş.

Bandwidth ve Q Üzerine Daha Fazlası

Bandwidth ve Q ile daha detaylı bilgi; oktav cinsiden ifade edilen bandwidth değerinin Q değerine çevrilme formülü; bandwidth-Q değerlerinin karşılaştırmalı bir tablosu için Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabıma başvurabilirsiniz.

Bu arada, EQ ile ilgili olarak aşağıdaki blog yazılarıma göz atabilirsiniz:

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Çizimler Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır.

Başlık görseli: FabFilter Pro Q3 ekran görüntüsü.

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Tinnitus ve T-Minus App

T-Minus, müzisyen ve prodüktör Rupert Brown tarafından geliştirilmiş, tinnitus semptomları ile başa çıkmaya yardımcı olan bir ‘app’. Brown’ın bu programı geliştirmesinin ardındaki sebep, yani çıkış noktası, aslında kendisinin 30 yıldan beri tinnitus ile savaşıyor olması.

Tinnitus Nedir?

Tinnitus terimini belki duymamış olabilirsiniz ama ne olduğunu biliyorsunuzdur. Tinnitus genelde “kulak çınlaması” olarak ifade ediliyor. Kulak çınlamasını hemen hemen herkes hayatında en az birkaç defa deneyimlemiştir. Çok yüksek sesli bir konserde birkaç saat geçirdikten sonra eve gittiğinizde kulaklarınızda yüksek frekanslı bir çınlama duyarsınız. Çoğu zaman bu sadece birkaç saat sürer. Genelde sabah uyandığınızda geçip gitmiş olur.

Bu çınlamanın kısa bir süre içinde geçmediğini, hatta sürekli olarak devam ettiğini ve çınlama seviyesinin gittikçe yükseldiğini düşünün…

İleri düzey tinnitus böyle bir şey. Çınlama sadece duyumunuzu maskelemekle kalmıyor, hastayı psikolojik olarak da çok yıpratıyor. Sürekli bu çınlama ile yaşamak, hatta bu sebepten uyuyamamak gerçekten çok zor bir durum!

Kulak çınlaması, tıpta hastanın herhangi bir ses veya uyaran olmadan bir ses algılaması olarak tanımlanıyor. Çınlama genelde üst frekans ağırlıklı oluyor ancak uğultu ve makine gürültüsü gibi alt frekansların yoğun olduğu şekillerde de ortaya çıkabiliyor. Kulak çınlaması birçok sebepten ileri gelebiliyor ve ortaya çıkma olasılığı yaş ilerledikçe artıyor.

Kulak çınlamasının arkasında her ne kadar birçok anatomik ve fonksiyonel sebepler bulunması ihtimali olsa da, gençlerde ve orta yaşlılardaki kulak çınlamaları genelde yüksek sese maruz kalma nedeni ile ortaya çıkıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi özellikle müzisyenler ve ses mühendisleri büyük risk altında.

Tinnitus ve işitme kayıplarının tam bir tedavisi olmadığını göz önüne aldığımızda, kulaklarımızı korumanın ne kadar önemli olduğu gerçeği bir kez daha önümüze çıkıyor. Özellikle canlı müzik alanında çalışan müzisyen ve ses mühendislerinin mutlaka ama mutlaka kulak tıkacı kullanması gerekiyor!

Eskiden kulak tıkacı dediğinizde fabrika ve benzeri yerlerde kullanılan endüstriyel tip kulak tıkaçları akla gelirdi. Bu tip tıkaçlar koruma sağlıyor ancak müzik yaparken bunları kullanmak çok rahatsız edici çünkü sesleri çok boğuk duyuyorsunuz. Bunun sebebi, bu tip tıkaçların üst ve orta frekansların ses basıncını daha çok, alt-orta ve alt frekansların ses basıncını ise daha az düşürmesi.

Artık müzisyen ve ses mühendisleri için özel olarak üretilmiş kulak tıkaçları var. Bunlar ses basıncını frekans dengesini fazla bozmadan, mümkün olduğunca eşite yakın bir şekilde azaltıyor. Ben bu tip kulak tıkaçlarından kullanıyorum ve oldukça memnunum. Bu tıkaçlar diğerlerine göre biraz daha pahalı ama konu kulak ve duyum olunca bence kesinlikle değer!

Rupert Brown ve T-Minus’a geri dönecek olursak…

T-Minus ve Mind Environment

Brown, yukarıda da belirttiğim gibi 30 yıldan beri tinnitus ile savaşan bir müzisyen ve prodüktör. Tinnitus semptomları ile başa çıkabilmek için odyologlar ve kulak-burun-boğaz doktorları ile birlikte çalışarak T-Minus adında bir app geliştirmiş. App içinde bir de yine Brown tarafından hazırlanmış Mind Environment adında bir müzik ve soundscape kütüphanesi var. Hem T-Minus hem de içindeki müzik kütüphanesi tinnitus sebebi ile oluşan çınlamaları maskelemek için özel olarak tasarlanmış. T-Minus bu sayede tinnitus hastalarını rahatlatmayı hedefliyor.

Rupert Brown

Müzik ile kulak çınlamalarını maskeleme aslında doktorların uzun zamandan beri hastalarına önerdiği bir yöntem. T-Minus, bu maskeleme yöntemini özellikle kulak çınlamalarına göre tasarlanmış bir müzik/soundscape kütüphanesi ve app içindeki birtakım özelliklerle daha etkili bir şekilde uygulamayı hedefliyor.

Ayrıntılı bilgi için T-Minus’ın web sitesini ziyaret edebilir ve programı Apple App Store’dan ücretsiz olarak indirebilirsiniz. Şu anda sadece iPhone versiyonu var. Android versiyonunun da yakın zamanda çıkacağı söyleniyor.

Kulaklarınızı Koruyun!

Son olarak, kulaklarımızı korumamızın ne kadar önemli olduğunun bir defa daha altını çizmek istiyorum. Ses alanında çalışanların, özellikle canlı müzik alanında çalışan müzisyen ve ses mühendislerinin mutlaka ama mutlaka kulak tıkacı kullanması gerekiyor!

Yukarıda da belirttiğim gibi, müzisyen ve ses mühendisleri için özel olarak üretilmiş kulak tıkaçları ses şiddetini frekans dengesini fazla bozmadan azaltıyor. Dolayısıyla kulak tıkaçları artık eskisi gibi sesi boğuk bir hale getirip rahatsızlık vermiyor. Mutlaka bir çift edinin ve her zaman yanınızda taşıyın.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Jason Rogers | Wikimedia Commons | Creative Commons 2.0 lisansı altında kullanılmıştır.

Rupert Brown fotoğrafı T-Minus web sitesinden alınmıştır.

Tinnitus görseli: Gerd Altmann from Pixabay

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Monitör Kontrol Ünitesi Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Presonus Monitor Station V2

Bu yazımda, bir monitör kontrol ünitesi üzerinde bulunması gerektiğini düşündüğüm özellikleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Eğer sadece bir bilgisayar, bir çift monitör hoparlör, bir kulaklık ve bir ses kartınından oluşan bir setup ile çalışıyorsanız ve ses kartınızın üzerinde monitörlerin seviyesini ayarlayabileceğiniz bir kontrol düğmesi varsa, bu durumda monitör kontrol ünitesine ihtiyaç duymazsınız.

Diğer yandan, eğer biraz daha komplike bir setup ile çalışıyorsanız ve sadece kendinizi değil başka müzisyenleri de kayıt ediyorsanız, bu durumda monitör kontrol ünitesi almak çok iyi bir yatırım olacaktır diye düşünüyorum. İyi bir monitör kontrol ünitesi işleri hem kolaylaştırıyor hem de iş akışını çok verimli bir hale getirebiliyor.

Peki, bir monitör kontrol ünitesi alırken nelere dikkat etmeliyiz? Düşüncelerimi sizlerle maddeler halinde paylaşıyorum.

1- Çok Sayıda Giriş ve Çıkış

Monitör kontrol üniteleri genelde iki farklı monitör arasında karşılaştırmalı dinleme yapılmasını sağlayan cihazlar olarak görülüyor ve bir giriş ile iki çıkışın yeterli olduğu düşünülüyor. Bu her ne kadar temel olarak doğru olsa da beklentimiz bu kadar sınırlı olmamalı.

Ben bir monitör kontrol ünitesinde mümkün olduğunca fazla sayıda giriş olması gerektiğini düşünüyorum. Bu düşüncemin ardındaki sebepler de çok basit.

İlk olarak, giriş sayısı fazla olduğunda üniteye sadece ses kartından gelen ana çıkışı değil, kulaklık mikslerini de getirme ve bunları kulaklıklara aktarma imkanımız oluyor.

İkinci olarak, üniteye sadece ses kartının çıkışlarını değil, cep telefonu ve dizüstü bilgisayar gibi günümüzde artık çok kullanılan cihazların ses çıkışlarını da bağlama imkanı oluyor. Bu, bence gerçekten yabana atılmaması gereken bir nokta. Giriş sayısının fazla olması işleri çok kolaylaştırıyor.

Giriş sayısı için düşündüğüm gibi çıkış sayısının da en az ikiden fazla olması gerektiğini düşünüyorum. Setup büyüdükçe ihtiyacınız olabilir.

2- Subwoofer Kontrolü

Bir monitör kontrol ünitesi monitör sisteminize bir subwoofer ekleme ve bunu bağımsız olarak kontrol etme, istediğiniz zaman açıp istediğiniz zaman kapatma imkanı tanımalı.

Bazı monitör kontrol ünitelerinde ayrı bir subwoofer çıkışı bulunmuyor ama çıkışlardan birini subwoofer için kullanabiliyorsunuz. Böyle bir durumda ünitenin üzerinde en az üç çıkış olması gerekiyor: Birinci çıkışı birinci monitör seti; ikinci çıkışı ikinci monitör seti; üçüncü çıkışı da subwoofer için kullanabiliyorsunuz.

Mackie Big Knob Studio Plus Monitor Controller

3- Kulaklık Çıkışları

Bir monitör kontrol ünitesinde en az iki, mümkünse üç ya da dört kulaklık çıkışı olması ve bu çıkışların seviyelerinin ayrı ayrı kontrol edilebilmesi gerektiğini düşünüyorum. İdeal olarak kulaklık çıkışları için farklı kaynaklar seçilebilmeli. Örnek olarak birinci kulaklığa ana miks, ikinci kulaklığa ise ses kartından gelen ayrı bir kulaklık miksi verilebilmeli.

4- Sinyali Esnek Bir Şekilde Yönlendirme İmkanı

Bence bu bir monitör kontrol ünitesi için en önemli özelliklerden biri. Sinyali giriş ve çıkışlar arasında esnek bir şekilde yönlendirebiliyor olmak işleri çok kolaylaştırıyor. Bu, kulaklıklar açısından da çok kritik. Yukarıda da yazdığım gibi, kulaklık çıkışları için farklı kaynaklar seçilebilmeli hatta kaynaklar arasında miks yapılabilmeli.

Audient Nero Monitor Controller

5- Dim ve Mute

Dim (monitörlere giden seviyeyi tek bir tuşa basarak azaltma) bence bir monitör kontrol ünitesi için “olmazsa olmaz” diyebileceğimiz özelliklerden biri. Mute her ünitede bulunmayabiliyor ama eğer varsa o da ünite için artı puan tabii.

6- Mono Dinleme

Her monitör kontrol ünitesinde bulunması gereken bir özellik! Mono dinleme ile ilgili olarak eğer okumadıysanız “Mono Uyumluluğu Gerçekten Önemli mi?” ve “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” başlıklı yazılarımı okuyun lütfen.

7- Talkback

Yazının en sonuna bıraktığım diye önemsiz olduğunu düşünmeyin… Eğer bir başkasını kaydediyorsanız ve özellikle kaydını yaptığınız kişi bir başka odada ise talkback özelliğine ihtiyacınız var! Camın arkasından bağırarak veya el kol işaretleri ile anlaşmaya çalışmak yerine talkback tuşuna basıp, anlatmak istediğinizi sakin sakin konuşarak anlatabilirsiniz. Talkback sistemi sayesinde kaydını yaptığınız kişi sizi kulaklığından duyacaktır.

Behringer Xenyx Control 2

Monitör Kontrol Üniteleri

Piyasada farklı özelliklere ve fiyatlara sahip birçok monitör kontrol ünitesi var. Eğer almaya karar verirseniz, yukarıda madde madde paylaştığım noktaları göz önüne alarak bütçenize uygun bir ünite seçebilirsiniz.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Cihazların fotoğrafları temsil amacı ile üretici firmaların web sitesinden alınmıştır.

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ücretsiz Plug-in’ler (19)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 19: Code Red (Shattered Glass Audio), RS-W2395c (Fuse Audio Labs), Couture (Auburn Sounds), Bitter (Stillwell Audio).

Code Red (Shattered Glass Audio)

Code Red, 1960’larda Abbey Road stüdyolarında kullanılan REDD kayıt konsollarında bulunan preamp ve EQ katlarının emülasyonunu yapan bir plug-in. Hatırlarsanız, Waves bu konsolların emülasyonunu yapan REDD adında bir plug-in çıkarmıştı. Shattered Glass Audio tarafından geliştirilen Code Red’i, o plug-in’in ücretsiz alternatifi olarak düşünebilirsiniz. Code Red’de paralel (wet/dry) ve M-S işleme seçenekleri de bulunuyor.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

RS-W2395c (Fuse Audio Labs)

RS-W2395c, Roger Schult ile birlikte Fuse Audio Labs tarafından geliştirilen klasik bir Baxandall EQ plug-in’i. Özellikle orta frekans aralığında iddialı. Plug-in üzerinde 2 kHz / 5 kHz olarak seçilebilen bir high shelf, 80 Hz / 110 Hz olarak seçilebilen bir low shelf, bir de 155 Hz ile 3.5 kHz arasında sweep edilebilen yarı-parametrik EQ olmak üzere üç farklı kontrol bulunuyor.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

Couture (Auburn Sounds)

Couture, özellikle sinyalin ‘attack’ kısmını kontrol etmenizi sağlayan bir transient shaper plug-in’i. Dinamik alan kontrolünde kompresöre alternatif olarak kullanılabilir. Web sitesindeki ses örneklerini dinleyebilirsiniz.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

Bitter (Stillwell Audio)

Bitter, sinyal tarafından kaç bit kullanıldığını, sinyalde ‘clip’ (kırpılma, bozulma) olup olmadığını ve dijital-analog çevrim sonrasında ortaya çıkması muhtemel ‘inter-sample’ bozulmaları gösteren bir plug-in. Bu konularla ilgili olarak, eğer okumadıysanız “Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?” ve “True Peak Nedir ve Neden Önemlidir?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Analog ve Dijital Delay Arasındaki Fark

Delay efektinin ilk kullanımı 1950’lilere kadar uzanıyor. O yıllarda delay efekti, analog makara bantlar kullanılarak elde edildiği için, ‘tape delay’ olarak adlandırılıyordu. Profesyonel analog bant kayıt cihazlarının üzerinde kayıt kafasına ek olarak, yapılan kaydı dinlemek (monitör etmek) için bir de okuma kafası bulunuyordu. Bu kafa bant akış yönünde kayıt kafasından sonra geliyordu ve dolayısı ile giriş sinyali ile okuma kafası üzerinden monitör edilen banttaki kayıtlı sinyal arasında gecikme farkı oluşuyordu. Bu gecikme sayesinde delay efekti elde edilmiş oluyordu. ‘Delay time’ olarak adlandırabileceğimiz bu gecikmenin süresi, kullanılan bant kayıt cihazının modeli ve seçilen bant kayıt hızına göre yaklaşık 60-400 milisaniye arasında değişiyordu.

Analog Delay

1970’li yıllara gelindiğinde Bucket Brigade Device (BBD) tekniği üzerine tasarlanmış delay üniteleri üretilmeye başlandı. Bu ünitelerde sinyal arka arkaya sıralanmış bir dizi kapasitörden geçiyor, bu kapasitörler sinyalin geçişini geciktiriyor ve bu sayede delay efekti elde ediliyordu.

Bu analog delay üniteleri küçük boyutlara getirildi, gitar pedalları olarak piyasaya sürüldü. Bu sayede stüdyo dışına taşınan bu delay, kısa süre içinde tüm dünyada gitaristlerin en popüler efektleri arasında yerini aldı.

Electro-Harmonix Memory Boy Deluxe analog delay pedalı

Dijital Delay

Dijital delay üniteleri 1980’li yıllarda yaygınlaşmaya başladı. Bunlar Digital Delay Line (DDL) olarak da adlandırılıyordu.

Dijital delay üniteleri dijital sinyal işleme prensibi üzerine tasarlanmıştır. Girişteki analog sinyal ilk önce bir ADC (Analog/Digital Converter) aracılığı ile dijitale çevrilir, daha sonra cihazın içindeki çip ile kullanıcının belirlediği ayarlar doğrultusunda geciktirilir (delay time) ve kullanıcının ayarına bağlı olarak tekrar ettirilir (feedback). Bu şekilde delay efekti elde edilmiş olur. Tahmin edeceğiniz gibi, dijital delay cihazlarının içindeki ADC, sinyalin (efektin) kalitesi açısından büyük öneme sahiptir.

AMS S-DMX stereo dijita delay ünitesi

Analog ve Dijital Delay Arasındaki Fark

Analog ve dijital delay efektlerinin çalışma prensipleri çok kısaca bu şekilde. Şimdi gelelim aralarındaki farklara…

Analog delay ünitelerinde sinyal, kapasitörlerden geçerken bir yandan bozulmaya uğruyor (distortion) bir yandan da üst frekanslarını kaybediyor, daha “mat” veya “karanlık” bir hâle geliyor. Dolayısıyla analog bir delay tarafından oluşturulan yankı efektindeki tekrarlar sadece seviye olarak azalmıyor, her tekrar bir öncekine göre hem seviye olarak daha düşük, hem de ton olarak biraz daha “bozuk” ve “karanlık” (ya da “mat”) duyuluyor.

Klasik bir dijital delay ünitesi tarafından oluşturulan yankı efektinde ise tekrarlar arasında ton olarak fark bulunmuyor. Tekrarlar DAW içinde kopyala yapıştır yöntemi ile çoğaltılmış gibi hep aynı duyuluyor, aralarında sadece seviye farkı oluyor (her tekrar bir öncekine göre hem seviye olarak daha düşük duyuluyor).

Bu açıdan ele aldığımızda analog delay’i doğal ya da inşa edilmiş mekanlarda oluşan ekoya benzetebiliriz. Bu mekanlarda oluşan ekolar (tekrarlar), mekanın akustik özelliklerine bağlı olarak az ya da çok olacak şekilde birbirlerinden farklı duyulurlar. Dolayısıyla analog delay’in daha “doğal” sound ettiğini söylemek mümkün.

Diğer yandan dijital delay ünite ve yazılımlarının avantajları da unutmamak gerekir diye düşünüyorum. Öncelikle, dijital delay’lerde delay süresini milisaniye bazında çok hassas bir şekilde ayarlamak mümkün. Delay süreleri de analog delay ünitelerine göre çok daha uzun olabiliyor. Diğer önemli bir özellik ise yapmış olduğunuz ayarları bütün detayları ile kaydedip preset haline getirebiliyor, presetleri başkalarıyla paylaşabiliyor veya başkalarının presetlerini kullanabiliyor olmanız. Ek olarak, analog ve dijital arasındaki fiyat farkını da unutmamak lazım; dijital daha ucuz.

Analog Emülasyon Yapan Dijital Delay Efektleri

Analog emülasyon yapan dijital delay plug-in’leri sayesinde bugün artık hem analog hem de dijital delay efektlerinin en iyi özelliklerine sahip olmak mümkün. Beğendiğim birkaç tanesini aşağıya ekliyorum. Piyasada bunlara benzer daha birçok iyi plug-in’ler mevcut.

Waves H Delay
SoundToys EchoBoy
Valhalla Delay
Arturia Memory Brigade

Sonuç

Eğer gitar çalıyorsanız ve pedal kullanıyorsanız delay seçimi tamamen zevkinize kalmış bir şey. Piyasada farklı markalara ait birçok analog ve dijital delay pedalı var. MXR , Electro-Harmonix, Boss, Ibanez ve DOD gibi firmalar hâlâ analog delay pedalları üretiyorlar ve birçok gitarist de bunları severek ve beğenerek kullanıyor. Diğer yandan, Boss DD serisi gibi klasikleşmiş dijital delay pedalları da günümüzde üretilmeye ve satılmaya devam ediyor. Pedalların yanı sıra, dijital delay artık her gitar prosesörünün olmazsa olmaz efektleri arasında yer alıyor.

Müzik prodüksiyonu açısından baktığımız zaman ise bence artık bugün en mantıklı seçim analog emülasyon yapan dijital delay plug-in’leri. Artık birçoğumuzun hemen hemen bütün prodüksiyonları bilgisayar içinde bitirdiği bu dönemde plug-in’ler uygun fiyatlara çok geniş seçenekler ve kolay kullanım imkanları sunuyorlar.

MXR M169 Carbon Copy (%100 bucket brigade teknolojisi ile üretilen analog delay pedalı)

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook, Instagram ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

2019 DAW Anketi Sonuçları

2019 DAW anketinin sonuçları belli oldu. Bu yıl dördüncüsünü düzenlediğim anket 11 Kasım 2019 ile 2 Ocak 2020 arasında açık kaldı. Katılım önceki yıllara göre daha fazla oldu. 2016’da 1112 kişi, 2017’de 1009 kişi, 2018’de ise 1186 kişi katılmıştı. Bu yıl katılan kişi sayısı 1524 oldu! 

Eski anketlerin sonuçlarına şu linklerden ulaşabilirsiniz:

Evet! Şimdi gelelim sonuçlara…

Soru: “Müzik ve ses teknolojileri ile ilginiz”

1524 katılımcıdan 749’u müzik ve ses teknolojileri ile profesyonel olarak ilgilendiğini söylemiş, bu da toplamda %49’u oluşturuyor. 749 kişiden 445’i gelirinin bir kısmını, 304’ü ise gelirinin büyük bölümünü bu sektörden elde ettiğini ifade etmiş.

775 katılımcı müzik ve ses teknolojileri ile hobi olarak ilgilendiğini söylemiş, bu da toplamda %51’i oluşturuyor.

Geçtiğimiz yıl katılımcıların %52’si profesyonel, %48’i ise amatör kullanıcılardan oluşuyordu. Bu sene bu oran tam tersine dönmüş.

Bu arada, hemen belirtmekte fayda var, bu işten gelir elde etmese de evde çok kaliteli prodüksiyonlar yapanlar var. Para kazanmıyor olmak veya bu işi hobi olarak yapmak ortaya çıkan prodüksiyonların iyi olmayacağı anlamına kesinlikle gelmiyor.

Soru: “Ağırlıklı olarak kullandığınız bilgisayar işletim sistemi”

Ankete katılanlardan %63’ünün tercihi Windows oldu. Diğer yandan katılımcıların %36’sı ağırlıklı olarak Mac OS X kullandığını söylemiş. Geçen seneye göre Mac OS X’te küçük bir gerileme var ancak yine dengenin değişmemiş olduğunu söyleyebiliriz.

Soru: “DAW kullanımınız”

Artık birden fazla DAW kullanmak yavaş yavaş yadırganacak bir şey olmaktan çıkıyor. Anketin sonuçları da bunu gösteriyor.

Katılımcıların %55’i tek bir DAW, %45’i ise birden fazla DAW kullandığını söylemiş. Bu yüzdeler geçen seneki yüzdeler ile hemen hemen aynı. Bir önceki yıla göre artış olmasa da yine de bu sonuçlar, en azından yakın geçmişe göre, birden fazla DAW kullanmanın artık yavaş yavaş yadırganacak bir şey olmaktan çıktığını gösteriyor.

Soru: “Birinci tercih olarak kullanmakta olduğunuz DAW”

Evet, işte geldik 2019 DAW anketinin galibine…

2019 DAW anketinin bir numarası STUDIO ONE (Presonus)

2016 anketini 6. sırada, 2017 anketini ise 3. sırada tamamlayan Studio One, 2018 anketinde oyların %20’sini, 2019 anketinde ise oyların %23’ünü alarak üstü üste iki yıl birinci olmuş oldu!

İkinci sırada 210 oy ile oyların tamamının %17’sini alan Logic Pro (Apple) var! Logic Pro, 2016, 2017 ve 2018 anketlerinde de yine ikinci sıradaydı. Logic Pro, dört yıldan beri ikinciliği kimseye bırakmıyor!

Logic Pro ile ilgili dikkat çeken bir noktayı belirtmekte fayda var: Ankete katılan 1524 kişiden 556’si Mac OS X, 258’i de Logic Pro kullandığını söylemiş. Bildiğiniz gibi Logic Pro sadece Mac OS X altında çalışıyor. Burada yola çıkarak Logic Pro’nun Mac kullanıcılarının neredeyse yarısı tarafından birinci DAW olarak tercih edildiğini söyleyebiliriz.

Üçüncü sırada FL Studio’yu (Image-Line) görüyoruz. 2016’da beşinci, 2017 ve 2018’de ise dördüncü sırada olan FL Studio bu yıl oyların %15’ini alarak üçüncü sıraya yükseldi.

Live (Ableton), küçük bir yükselişle bu yıl anketi dördüncü sırada tamamladı.

Cubase (Steinberg) düşüşe devam ediyor. 2016 ve 2017 anketlerinde üst üste iki yıl birinci olan Cubase, 2018’de anketi üçüncü sırada tamamlamıştı. Cubase bu yıl beşinci sıraya geriledi.

Altıncı sırada Reaper (Cockos) var. Reaper, 2016, 2017 ve 2018 anketlerini yedinci sırada tamamlamıştı. Bu sene Reaper’ın büyük bir adım attığını söyleyebiliriz çünkü sadece bir basamak yükselmekle kalmadı, daha da ilginci, %11’lik oy ile Türkiye’de geçmiş yılların en popüler DAW’larından olan Cubase ile neredeyse aynı oy yüzdesini yakaladı. Reaper bana göre fiyat/performans açısından en cazip DAW’lardan birisi.

Yedinci sırada Pro Tools (Avid) var. Pro Tools, 2016’da üçüncü, 2017 ve 2018’de ise altıncı sıradaydı. Bu sonuçlar bence şaşırtıcı değil. Pro Tools daha çok profesyoneller tarafından tercih edilen bir DAW olduğu için kullanıcı sayısı kısıtlı. bir de Avid’in fiyat politikasını göz önüne aldığımızda yarı-profesyonel ve ev tipi kullanıcılar için cazip olmaktan çok uzak bir durumda. Önümüzdeki yıllarda Pro Tools’un müzik üzerine çalışan kullanıcılarının sayısıda daha da fazla azalma olabilir. Diğer yandan görüntü için ses (post-prodüksiyon) alanında hala rakipsiz olduğunu söyleyebiliriz. Görüntü için ses her zaman önemli bir sektördü, Netflix, Hulu, Amazon gibi servislerin orijinal içerik üretmeye başlaması ile daha da önemli bir hale geldi.

Aşağıda 2019 DAW anketinin ilk yedi sırasını liste halinde görebilirsiniz. Köşeli parantez içindeki rakamlar o DAW’ın sırasıyla 2016, 2017 ve 2018 yıllarındaki konumlarını gösteriyor.

  1. Studio One (Presonus) [6 / 3 / 1]
  2. Logic Pro (Apple) [2 / 2 / 2]
  3. FL Studio (Image-Line) [5 / 4 / 4]
  4. Live (Ableton) [4 / 5 / 5]
  5. Cubase (Steinberg) [1 / 1 / 3]
  6. Reaper (Cockos) [7 / 7 / 7]
  7. Pro Tools (Avid) [3 / 6 / 6]

Tam listeyi ve DAW’ların aldıkları oy sayıları ile yüzdeleri aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz.

Soru: “İkinci tercih olarak kullanmakta olduğunuz DAW”

İkinci tercih olarak başı çeken DAW’lar Logic Pro ve FL Studio oldu. Aldıkları oy sayısı eşit!

Logic Pro ile ilgili (yukarıda belirttiğime ek olarak) dikkat çeken bir nokta daha var. Ankete katılan 1524 kişiden 556’sı ağırlıklı olarak Mac OS X, yine bu 1524 kişiden 258’i de birinci tercih olarak Logic Pro kullandığını söylemişti. Logic Pro ikinci tercih olarak da 105 oy aldı. Bu da 556 Mac kullanıcısından 363’ünün bir şekilde Logic Pro kullandığını gösteriyor.

Diğer deyişle her 100 Mac kullanıcısından 65’i birinci ya da ikinci tercihi olarak Logic Pro kullanıyor. Bu, oldukça büyük bir yüzde!

Bu yüzde geçen sene de aynen bu şekildeydi. Aslında bu çok anlaşılabilir bir şey çünkü Mac ve Logic Pro birlikte çok stabil ve sağlıklı çalışıyor. Bir de Logic Pro, diğer birçok DAW’larda olduğunun aksine, güncellemeler ve yeni sürümler için ücret istemiyor.

İkinci tercih listesinin üçüncü sırasında Studio One, dördüncü sırasında Live ve beşinci sırasında ise Pro Tools var.

Tam listeyi ve DAW’ların aldıkları oy sayıları ile yüzdeleri aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz.

Soru: “Kullanmakta olduğunuz DAW’ı 2019 içinde değiştirmeyi düşünüyor musunuz?”

Tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de katılımcıların çoğu kullandıkları DAW’ı değiştirmeyi düşünmediklerini söylemiş. Kullandıkları DAW’dan memnun olduğu için değiştirmek istemeyenler oyların %82’sini, çalışma düzenini değiştirmekten çekindikleri için kullandığı DAW’ı değiştirmeyi düşünmeyenler ise oyların %10’unu oluşturuyor. Katılımcıların sadece %8’i kullandığı DAW’ı değiştirmeyi düşündüğünü ifade etmiş. Geçtiğimiz yıllarda da sonuçlar bunlara çok yakın çıkmıştı.

DAW kullanımı biraz da alışkanlıkla ilgili bir şey. Çoğu insan alıştığı, hızlıca iş bitirebildiği bir platformu bırakmak, değiştirmek istemiyor. Buna ek olarak, projeleri başka bir platforma taşımak, çalışma düzenini tamamen değiştirmek gerçekten zor bir iş. Özellikle profesyoneller, diğer bir deyişle sürekli iş yapan ve hızlı çalışmak zorunda olan insanlar için DAW değiştirmek bu sebeplerden dolayı çok zor. Diğer yandan Cubase örneğini de göz ardı etmemek gerekir. Zamanının belki de en popüler programı, 2016 ve 2017 anketlerinin şampiyonu, son iki yıldan beri anketimizde (hem oy sayısı hem de yüzde olarak) sürekli geriliyor. Demek ki birileri yıllardan beri kullanmakta olduğu DAW’ı değiştiriyor.

Benim Cevaplarım

2016 ve 2017 anketlerinden sonra benim cevaplarımı ve DAW seçimlerimi soranlar olmuştu. Geçtiğimiz yıl açıklamıştım, bu sene de açıklayayım.

Hemen belirteyim, aşağıda yazacağım markalar ve firmalar ile ticari veya başka herhangi bir bağım bulunmamaktadır.

Ağırlıklı olarak kullandığım bilgisayar işletim sistemi Mac OS X. 1992 yılından bu yana Apple kullanıcısıyım. Bazı akustik ve ölçüm programları dışında bütün işlerim için Mac kullanıyorum

DAW için birinci tercihim Pro Tools. 1995’ten bu yana kullandığım ve çok alıştığım için Pro Tools ile çalışırken kendimi evde hissediyorum. Diğer yandan, Avid’in fiyat politikasını ve kullanıcılarına uzak durmasını hiç beğenmiyorum. Ancak hem alışkanlıktan hem de profesyonel müzik ve ses post prodüksiyon piyasasında hâlâ standart olmasından dolayı yakın zamanda Pro Tools’u bırakacağımı sanmıyorum.

Pro Tools’un yanı sıra Logic Pro ve Reaper da kullanıyorum. Geçen sene yaptığım gibi bu yılın anketinde de, destek olmak amacıyla, ikinci seçenek olarak kullandığım DAW için Reaper’ı işaretledim. Bu arada, Studio One 3 lisansımı Black Friday indirimlerinde çok uygun fiyata 4’e yükseltmiştim. Bu yıl içinde Studio One’a da biraz daha fazla eğilmeyi planlıyorum.

Sonuç olarak, 2020 içinde, yukarıda açıkladığım sebeplerden dolayı, birinci seçenek olarak kullanmakta olduğum DAW’ı (Pro Tools’u) değiştirmeyi düşünmüyorum. Ayrıca yukarıdaki sebeplere ek olarak platform değiştirmenin gerçekten çok zor olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla 2020’de de Pro Tools, Reaper, Logic Pro ile devam edip, biraz da Studio One’ın üstüne gitmeyi planlıyorum.

Teşekkürler!

Ankete katılan, sosyal medyada paylaşan ve destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Bakalım, 2020’de neler olacak, neler değişecek…

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Ufuk Önen

© 2020 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.


Kitaplar ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için lütfen görsellerin veya başlıkların üzerine tıklayınız:

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri (SKMT) – 11. basım (2019)

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – (2019)

Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar (MPMT) – 2. basım (2018)

Onen_STP_2_AMEK_Background_1024x541

Synthesizer Teknolojileri ve Programlama: Geçmişten Günümüze Popüler Sentez Teknikleri (STP) – 2. basım (2016)


Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

2019’u Kapatırken…

2019’u kapatırken bir yandan yıl içinde yaptığım işlerin bir özetini sizlerle paylaşmak, diğer yandan da yeni yılınızı kutlamak istedim.

Öncelikle, blog yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim!

2012 yılında açtığım bu blogda 2017 Temmuz ayından bu yana her Pazartesi ses ve müzik teknolojileri üzerine yeni bir yazı paylaşıyorum.

Yazıların sayısı 200’ü, 2019 yılı içindeki sayfa görüntülenme sayısı ise 200 bini geçti!

Gelen mesajlardan ve yapılan yorumlardan anladığım kadarıyla yazıların birçok insana faydası dokunuyor. Bu da beni gerçekten çok mutlu ediyor! 2020’de yazılarıma yine aynı şekilde devam etmeyi planlıyorum!


Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar

Bazılarınızın hatırlayacağı gibi 2016 yılında üçüncü kitabım Miks Üzerine: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar‘ı yayımlamıştım. Kitap büyük beğeni topladı ve kısa süre içinde ilk baskısı tükendi. Şu anda da ikinci baskı tükenmek üzere.

Miks çok geniş bir konu. Böylesine geniş bir konu ile ilgili her şeyi tek bir kitaba sığdırmak elbette mümkün değil. Bu sebepten dolayı kolları sıvayıp ikinci kitap üzerine çalıştım. 20 yeni röportaj yaptım. İkinci kitap için röportaj yaptığım kişilerin uzmanlık alanlarının yelpazesini biraz daha geniş tuttum. Bu sefer röportajlarda beste ve düzenlemenin mikse olan etkisi, konser miksleri, eğitim, iş ilişkileri, film müzik prodüksiyonu, rap ve elektronik müzik gibi konulardan da konuştuk.

Miks Üzerine-2: Müzik Prodüksiyonlarında Miks Teknikleri ve Çeşitli Yaklaşımlar Nisan 2019’da çıktı! Çok iyi geri dönüşler aldım ve almaya da devam ediyorum.

Hem birinci hem de ikinci kitapta değerli bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşan çok kıymetli 35 müzik insanımıza buradan tek tek teşekkür etmek istiyorum.

Kitabın içeriği ile ilgili detaylı bilgiye ve satış linklerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri 11. Baskısını Yaptı!

Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri‘ni yazarken Türkiye’nin böyle bir kitaba ihtiyacı olduğundan hiç şüphem yoktu. Büyük bir açığı kapatacağına inanıyordum. Kapısını çaldığım yayınevleri ise farklı düşünüyordu… Bazıları “satmaz” gerekçesiyle nazikçe geri çevirdi, diğerleri de “kim okusun böyle kitabı” dedi.

Daha sonra Çitlembik Yayınları’nın kapısını çaldım. Zarife Öztürk, “satmaz diyorlar ama satsa da satmasa da biz bunu basarız çünkü Türkiye’nin böyle bir kitaba ihtiyacı var” dedi!

Yıl 2007… SKMT’nin ilk baskısı yayımlandı.

Yıl 2017… SKMT’nin 10. baskısı yayımlandı.

Yıl 2019… SKMT’nin 11. baskısı yayımlandı.

12 yılda 11 baskı!

Aslında buradaki konu kitabın kaç baskı yaptığı, kaç tane sattığı değil. Buradaki konu, Türkiye’de böyle bir kitaba gerçekten ihtiyaç duyulduğu ve bu kitabın da bir açığı kapattığı ya da bir açığı kapatmakta önemli bir rol oynamış olduğu…

Tabii bir de bunun bana verdiği mutluluk var! Bu kitaptan birilerinin faydalandığını görmek gerçekten harika bir duygu!

Kitabın içeriği ile ilgili detaylı bilgiye ve satış linklerine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Waves ve Sonarworks

Dünyanın en büyük plug-in üreticilerinden olan Waves Audio’nun dünyada 100 civarında marka elçisi bulunuyor. 2017 yılında almış olduğum Waves Ambassador görevime 2019 yılında da devam ettim. Kim bilir… Belki 2020 içinde Waves ile farklı planlarımız da olabilir…

Bu arada, Sonarworks firması web sitesinde Sonarworks Reference 4 kalibrasyon seti ile ilgili görüşlerime yer verdi.

Sonarworks Reference 4 ile ilgili olarak yazmış olduğum blog yazıma buradan ulaşabilisiniz. Hemen hatırlatayım, Sonarworks öğrenci ve öğretmenlere %50’ye yakın indirim yapıyor!


Hazy Hill

Hazy Hill (1995)

1988 yılında kurmuş olduğumuz ama yaklaşık 20 yıldan beri tamamen sessizliğe bürünmüş olan grubumuz Hazy Hill ile ilgili olarak kulağınıza belki bir takım haberler geliyordur. Bazı planlarımız olduğu doğru! Burada bu planlardan değil de 2019 yılı içinde yaptıklarımızdan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle, eskiden çıkarmış olduğumuz tüm albüm ve EP’lerimizi Spotify, Apple Music, Amazon ve YouTube gibi belli başlı tüm streaming platformlarına koyduk. Eğer isterseniz eski parçalarımızı artık bu platformda dinlemek mümkün!

Bununla birlikte parçalarımızın hikayelerini ve parçalarla ilgili anılarımızı paylaştığımız 17 videodan oluşan “Hazy Talks” adlı bir seri çektik. Videoları bu linke tıklayarak YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

2020’de Hazy Hill ile ilgili haberler için hazır olun!

Hazy Hill ile ilgili detaylı bilgi için buraya tıklayın.


Audio Engineering Society (AES)

Audio Engineering Society (AES), 1948 yılında New York’ta kurulmuş olan bir birlik. Şu anda dünyaya yayılmış 75 yerel şubesi ve toplamda 15 bin üyesi var. AES, biri Amerika diğeri ise Avrupa’da olmak üzere her yıl iki büyük kongre yapıyor. Bu kongreler içinde fuarlar da yer alıyor. Bunların yanı sıra yıl boyunca konferanslar ve yerel şubelerin düzenlediği çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor.

Audio Engineering Society’nin 2017 yılı içinde yapılan seçimlerde 2017-2019 dönemi için aralarında Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin de olduğu “Southern Europe, Middle East, Africa” bölgesinden sorumlu başkan yardımcısı (Vice President / VP) seçilmiştim. Görevim 31 Aralık 2019’da sona eriyor. Benim için inanılmaz bir deneyim oldu! Umarım görev sırasında gerçekleştirdiğim çalışmalarım AES için de faydalı olmuştur.

Bu arada, 10 Mayıs 2019’da Audio Engineering Society (AES) Türkiye şubesi olarak 10 yıl aradan sonra ilk defa bir etkinliğe imza attık. Yeni bir dönemin başlangıcının ilk adımı olarak gördüğümüz bu etkinlik, hepimiz için heyecan verici oldu! Detaylı bilgi için buraya tıklayın.


Metal Music Studies ve Resonance

2019, akademik dergiler açısından benim için heyecan verici bir yıl oldu! University of California Press tarafından yayımlanacak olan Resonance: The Journal of Sound and Culture adlı akademik derginin yazı işleri kuruluna (editorial board) üye olarak seçildim. İlk sayımız Mart 2020’de çıkıyor!

Akademik dergilerle ilgili diğer güzel haber de 2015 yılından bu yana Intellect Books tarafından yayımlanan Metal Music Studies adlı derginin yazı işleri danışma kurulu (editorial advisory board) üyeliğine seçilmiş olmam! Görevim 2020’de başlıyor!


Röportajlar

Son olarak, 2019 yılı içinde benimle yapılmış röportajlardan ikisini sizlerle paylaşmak istiyorum… Birincisi “İlham Verenler” adlı dizi için yapılmış olan röportaj (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz).

İkincisi ise MESAM tarafından yayımlanan Vizyon adlı derginin 22. sayısı için yapılmış olan röportaj (buraya tıklayarak okuyabilirsiniz).


Herkese mutlu bir yıl diliyorum…

2020 hepimiz için çok güzel bir sene olsun!

Ses teknolojisi ile ilgili terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Müzik ve ses teknolojileri ile ilgili paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı (Ufuk Önen): Melih Aydınat & Boran Aksoy

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Endüstrisi, Müzik Prodüksiyonu, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

2019 İçinde En Çok Okunan Blog Yazılarım

2019’u kapatırken yıl içinde en çok okunan blog yazılarımı sizlerle paylaşmak istedim. İki liste hazırladım: Birincisi, en çok okunan 2019 tarihli yazılarım; ikincisi ise önceki yıllarda (2012-2018) yayınlanmış olan yazılardan 2019 içinde en çok okunanlar. Yazıları, başlıklarının ya da görsellerinin üzerine tıklayarak okuyabilirsiniz.

En Çok Okunan 2019 Tarihli Yazılarım

1- LKFS / LUFS Nedir ve Neden Önemlidir?

2- Profesyonel Bir Müzik İnsanının 10 Özelliği

3-Spotify, Apple Music, Youtube ve Diğerleri… Streaming Servisleri ve Seviyeler

4- iPhone ve iPad için 9 mikrofon

5- Faz Kayması / Çakışması Nedir ve Nasıl Duyulur?

6- Ters Reverb Efekti

7-Gitar Kayıtlarında Tellerden Çıkan Sürtünme Seslerinden Nasıl Kurtulabiliriz?

8- Günümüzde Elektrogitar Kaydetmenin 5 Yolu

9- Ücretsiz Plug-in’ler (17)

10- Zero Crossing Nedir ve Neden Önemlidir?

11- Kompresör Attack Süresinin Ses Etkisini Görselleştirecek Olursak…

12- Reverb ve Delay Efektlerini Birlikte Kulanırken..

13- Aktif ve Pasif DI Box Arasındaki Fark

14- Algoritmalara Göre En Hüzünlü Parçalar

15- İzolasyon ve Akustik Düzenleme Arasındaki Fark

16- Mikste Referans Parça Kullanımı

17- Otomasyon Modları

18- EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye (2. Bölüm)

19- Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği

20- Ücretsiz Plug-in’ler (18)

2019 İçinde En Çok Okunan Önceki Yıllara Ait Yazılarım (2012-2018)

1- Frekans Aralıkları

2- iPhone için 10 Ücretsiz Ses Uygulaması

3- Müziğinizi iTunes, Apple Music, Spotify ve Benzeri Platformlara Nasıl Dağıtabilirsiniz?

4- Vokal Kaydı: Birkaç Tavsiye

5- EQ Kullanımı: Birkaç Tavsiye

6- True Peak Nedir ve Neden Önemlidir?

7- 1/4″ ve XLR Konnektörler: Hangisi Ne İçin Kullanılır?

8- Stüdyo Mikrofonları Neden Ters Asılır?

9- Formant Frekanslar ve Pitch Shifting

Formant frekanslar spektogram ile görüntülenebilir.

10- Headroom Nedir ve Neden Önemlidir?

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

 Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2012-2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Müzik Prodüksiyonu, Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment