Ses ve Müzik Teknolojileri

Faz Kayması / Çakışması Nedir ve Nasıl Duyulur?

Faz, faz kayması ve faz kaymalarının hesaplanması ile ilgili olarak Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımda detaylı bilgiler vermiştim. Bu yazımda ilk önce faz ile ilgili çok kısa bir özet geçeyim, sonra da faz kaymasının ya da faz çakışmasının nasıl duyulduğunu bir örnekle size aktarmaya çalışayım.

Faz (İngilizce terimi ile ‘phase’), sinyal veya ses dalgalarının çevrimlerinin referans alınan zamana göre ilişkisidir. Faz derece (°) cinsinden ifade edilir. Bir çevrim 360 derecedir.

Örnek olarak iki sinüs dalgasını ele alalım. Bu iki sinüs dalgasının İngilizcede ‘peak amplitude’ adı verilen genlik tepe noktaları zaman içinde aynı yerde ise bu iki dalga aynı fazdadır. Diğer bir deyişle, bu iki dalga arasında faz farkı ya da faz kayması yoktur. İki sinüs dalgasının genlik tepe noktaları zaman içinde farklı yerlerde ise bu iki dalganın arasında faz kayması vardır.

Örnek olarak, iki sinüs dalgası arasında 90° faz farkı olduğunda birinci sinüs dalgası sıfır noktasındayken (0° veya 180°), ikinci sinüs dalgası artı veya eksi ‘peak’ noktasındadır (90° veya 270°).

Aralarında 90° faz farkı bulunan iki sinüs dalgası

 

Yukarıdaki şekildeki faz kayması çok açık ve basit bir şekilde görülüyor. Bu örneği işin temelini basitçe anlatmak adına verdim. Gerçek hayatta sinüs dalgaları ile çalışmıyoruz. Enstrümanların ürettiği seslerde ve insan seslerinde aynı anda birçok frekans bulunuyor.

 

Faz Kaymasının / Çakışmasının Sebepleri

Faz farklılıkları ses kaynağından çıkan ses dalgalarının iki farklı alıcıya farklı zamanlarda ulaşmasından ileri gelir. İşin içine mekan içinde sert yüzeylerden yansıyan ses dalgaları da girince bu durum iyice karmaşık bir hal alır.

Faz farklılıkları karşımıza en çok birden fazla mikrofon ile kayıt yaparken çıkar.

Örnek olarak iki mikrofon ile kayıt yaptığımızı düşünelim. Birinci mikrofonun ses kaynağından 1 metre, ikinci mikrofonun ise ses kaynağından 2 metre uzaklıkta olduğunu varsayalım. Kaynaktan çıkan ses dalgaları ilk önce birinci mikrofona, yaklaşık 3 milisaniye sonra da ikinci mikrofona ulaşacak, bu da faz kaymasına yol açacaktır.

 

Stereo x Mono

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Bu iki mikrofon mikste tam sol ve tam sağa yatırılırsa faz problemi ortaya çıkmaz. Faz kayması için bu iki mikrofonun çıkışlarını üst üste gelmesi gerekir. Bunun için de ya bu iki mikrofonun orta noktaya pan’lanması ya da kaydın monoya çevrilmesi veya mono dinlenmesi gerekir.

 

Faz Kayması / Çakışması Nasıl Duyulur?

Aşağıdaki ekran görüntüsünde iki sinyal var. Alttaki ve üstteki sinyaller aslında aynı sinyal. Sarı çizgiye baktığımızda her iki sinyalin de aynı zamanda başladığını görüyoruz. Bu iki sinyal arasında faz farkı ya da faz çalışması yok.

Ekran Görüntüsü 1

 

Aşağıdaki ikinci ekran görüntüsünde yine aynı sinyaller var ancak sarı çizgiye dikkat baktığımızda alttaki sinyalin biraz daha geç başladığını görüyoruz. Bu iki sinyal arasında faz farkı veya faz kayması var.

Ekran Görüntüsü 2

 

Bu kayma mono dinleme yaparken (ya da bu iki sinyali orta noktaya pan’ladığımızda) çakışmalara neden oluyor. Bazı frekanslar birbirlerini yok ediyor, bazıları ise güçlendiriyor.

Faz çakışmasını kelimelerle tarif etmesi biraz zor. Ses “inceliyor”, “dalgalanıyor”, “bulanık oluyor”, güçsüzleşiyor” gibi çeşitli şekillerde ifade ediliyor.

Önemli olan faz kayması ve çakışması olduğunda bunu duyup, tanıyabilmek.

Aşağıda Bilkent Üniversitesi’nde verdiğim COMD-527 Creative Sound Design and Synthesis dersinin ilk haftasında temel bilgilerin üzerinden geçerken kullanmak için hazırladığım bir ses dosyası var. Bilkent’te dersler İngilizce olduğu için ses dosyasının dili de İngilizce. Bu ses dosyasını bu yazı için video haline getirdim.

  • “This is in phase”: Yukarıdaki birinci ekran görüntüsü (faz kayması / çalışması yok).
  • “This is out of phase”: Yukarıdaki ikinci ekran görüntüsü (faz kayması / çakışması var).

Bu örnekte, sizin de duyduğunuz gibi, faz çakışması olan bölünde ses bulanık ve dalgalanıyormuş gibi duyuluyor.

Birden fazla mikrofon ile kayıt yaparken her zaman mono uyumluluğunu kontrol etmekte her zaman büyük fayda vardır. Konu ile ilgil olarak “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” ve “Korelasyon Göstergesi Nedir ve Üzerindeki Değerler Ne İfade Etmektedir?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Image by Mary Theresa McLean | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: faz çakışması, faz kayması, faz kaybı, faz farkı

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Korelasyon Göstergesi Nedir ve Üzerindeki Değerler Ne İfade Etmektedir?

Bu yazımda korelasyon göstergesinin (correlation meter) ne olduğundan, ne işe yaradığından ve üzerindeki değerlerin ne ifade ettiğinden bahsedeceğim. Ondan önce, tabii eğer okumadıysanız, ilk önce “Mono Uyumluluğu Gerçekten Önemli mi?” ve sonra da “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” başlıklı yazılarımı okumanızı tavsiye ederim.

Korelasyon göstergelerinin ilk kullanımı plak zamanlarına dayanıyor. Plağa basılan sinyalde ciddi faz problemleri olursa bu problemler, pikapların iğnelerinin atlamalarına sebep oluyordu. Bu sebepten dolayı plak kalıbı üzerine çalışan teknik insanlar sinyali sürekli olarak korelasyon göstergesi ile takip ediyorlardı.

Korelasyon göstergeleri daha sonraları üst düzey kayıt mikserlerinde kullanılmaya başlandı. Günümüzde korelasyon göstergesine sahip olan ücretli ve ücretsiz birçok plug-in bulmak mümkün.

Korelasyon göstergeleri stereo sinyalde sol ve sağ kanallar arasındaki faz ilişkisini gösterir. Biraz daha basit bir şekilde ele alacak olursak, korelasyon göstergesinin stereo sinyalin monoya ne kadar uyumlu olduğunu gösterdiğini söyleyebiliriz.

Korelasyon göstergesini hem iki veya daha fazla mikrofonla kaydedilmiş stereo ya da çok kanallı kayıtları (örnek olarak davul, gitar vb.) hem de parçaların miksini kontrol etmek için kullanabilirsiniz.

Korelasyon göstergeleri farklı formatlar ve tasarımlarda karşımıza çıkabiliyor ancak tipik bir korelasyon göstergesinde yatay veya dikey olarak konumlandırılmış, ortasında 0 (sıfır) noktası bulunan, -1 ile +1 değerleri arasına yayılmış bir skala görürüz.

 

Korelasyon Göstergesi Üzerindeki Değerler

Korelasyon göstergesi üzerindeki değerler gelişigüzel seçilmiş sayılar değildir.

Eğer sol ve sağ kanaldaki iki sinyal aynı ise (örnek olarak tek mikrofonla kaydedilmiş bir ses sol ve sağ kanalda eşit olacak şekilde stereo çıkışa gönderilmişse), bu durumda iki sinyal arasında hiç faz farkı olmadığı için faz açısı sıfır derece olarak kabul edilir. Sıfır derecenin kosinüs değeri +1’dir:

0 derece | kosinüs | +1

Eğer sol ve sağ kanal arasındaki iki sinyal aynı fakat fazları birbirlerine göre tamamen ters ise (örnek olarak tek mikrofonla kaydedilmiş bir ses sol ve sağ kanalda eşit olacak şekilde stereo çıkışa gönderilmiş ama sağ kanaldaki sinyalin fazı ters çevrilmişse), bu durumda bu iki sinyal arasındaki faz açısı 180 derecedir. 180 derecenin kosinüs değeri -1’dir.

180 derece | kosinüs | -1

Eğer sol ve sağ kanaldaki sinyaller birbirlerinden tamamen farklıysa (örnek olarak sol kanalda mikrofonla kaydedilmiş bir insan sesi, sağ kanalda ise gitar varsa), bu durumda iki sinyal birbirlerinden bağımsız olduğu için aralarındaki faz açısı 90 derece olarak hesaplanır. 90 derecenin kosinüs değeri sıfırdır.

90 derece | kosinüs | 0

Korelasyon göstergesindeki skala bu sebepten dolayı -1 ile +1 arasındaki değerler üzerine kurulmuştur.

 

Değerler ve Pratikteki Karşılıkları

Peki, korelasyon göstergesi üzerindeki bu değerler pratikte ne ifade ediyor?

Sinyali korelasyon göstergesi ile takip ederken, göstergedeki ibre çoğunlukla 0 ile +1 arasında geziyorsa bu, sinyalde faz problemleri olmadığı anlamına gelmektedir. Diğer deyişle, eğer ibre genelde 0 ile +1 arasında gidip geliyorsa, korelasyon göstergesi ile takip ettiğiniz stereo sinyal, mono ile uyumludur.

İbre nadiren sıfırın altına düşüyorsa ve fazla kalmadan yine sıfırın üzerine çıkıyorsa bu, stereo sinyalde mono uyumlulukla ilgili ufak tefek problemler bulunduğu ancak bunların çok da önemli olmadığı anlamına gelmektedir. Tabii her zaman kulak ile de kontrol şart!

Diğer yandan, ibre genellikle -1 ile 0 arasında geziyorsa ya da sıfırın altına düştüğünde uzun süre orada kalıyorsa bu, stereo sinyalde ciddi mono uyumsuzlukları olduğu anlamına gelmektedir.

Stereo kayıtların ve mikslerin mono uyumluluğunu sürekli kontrol etmenin, hatta bunu bir alışkanlık haline getirmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bunu yaparken de, “Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, tek bir referansa bağlı kalmaktansa, hem kulak (mono dinleme) hem de göz (korelasyon göstergesi) referansına başvurmanın çok daha isabetli bir yaklaşım olduğuna inanıyorum.

MAAT 2BusControl (Ücretsiz plug-in, indirme linki için görsele tıklayınız)

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: mono uyumluluğu, mono kontrol, korelasyon göstergesi, faz korelasyon göstergesi, correlation meter

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Mono Uyumluluğunu Nasıl Kontrol Ederiz?

Mono Uyumluluğu Gerçekten Önemli mi?” başlıklı yazımda bu konudaki fikirlerimi aktarmıştım. Yazıda da belirttiğim üzere, cep telefonu ve tablet gibi cihazlarla kablosuz bağlantı yöntemi ile kullanılan hoparlörler son yıllarda müthiş derece popüler hale geldi. Hatta IKEA bile Sonos ile iş birliği yapıp kitap rafı ve masa lambası gibi şekillerde kablosuz hoparlörler üretmeye başladı. Yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Sonuç olarak, mono uyumluluğu bugün hâlâ çok önemli. Hatta, belki 10-15 sene öncesine göre çok daha önemli.

Peki kayıt ve miks sırasında mono uyumluluğunu nasıl kontrol ederiz?

Kabaca bir cevap verecek olursam iki farklı yöntem ile diyebilirim: Birincisi kulak ile, ikincisi de göz ile. İdeal olan, her iki yöntemi birlikte kullanmak.

 

Mono Dinleme

Birinci yöntem, kulak ile kontrol, aslında çok basit bir yöntem. Bu yöntemde (özellikle iki veya daha fazla mikrofon ile yapılan stereo ya da çok kanallı kayıtlarda) kayıt ve (özellikle stereo efektler kullanırken) miks sırasında mono dinleme yapıp bir sorun olup olmadığını kontrol ediyoruz. Monoya aldığımızda ses inceliyor ya da daralıyor mu? Bazı frekanslarda kayıplar oluyor mu? Mono dinleme yaparken bunlara dikkat ediyoruz.

Mono dinlemeyi birçok şekilde yapmak mümkün.

Eğer bir monitör kontrol ünitesi kullanıyorsanız, büyük ihtimalle bu ünitenin üzerinde mono dinleme yapmak için bir buton olacaktır. Benzer bir şekilde, bazı ses kartları da mono dinleme seçeneği sunuyor.

Elinizin altında fiziksel olarak basabileceğiniz bir buton olması büyük kolaylık. Eğer yoksa mono dinlemeyi yazılım yoluyla da yapabilirsiniz. Örnek olarak bazı ses kartlarının kontrol panellerinde bu seçenek bulunuyor.

Eğer ses kartınızın kontrol panelinde böyle bir seçenek yoksa mono dinlemeyi bir plug-in yardımıyla da gerçekleştirebilirsiniz Stereo (master) çıkış için tasarlanmış bazı plug-in’ler üzerinde mono dinleme seçeneği olabiliyor.

Basit ve ücretsiz bir çözüm için Boz Digital Labs Panipulator adlı plug-in’i deneyebilirsiniz Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Korelasyon Göstergesi

Mono uyumluluğu kontrol etmek için ikinci yöntem bir korelasyon göstergesi (correlation meter) kullanmak. Aslında yukarıda göz ile kontrol olarak bahsettiğim yöntem buydu. Peki, korelasyon göstergesi nedir ve üzerindeki değerler ne ifade etmektedir?

Bugün piyasada faz ve korelasyon ölçümü yapan birçok plug-in var. Eğer üzerinde hem mono dinleme seçeneği hem de korelasyon göstergesi olan basit ve ücretsiz bir çözüm arıyorsanız MAAT firmasının 2BusControl adlı plug-in’i tavsiye ederim. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

Frekans bazlı analiz yapan ücretsiz bir korelasyon göstergesi arıyorsanız Voxengo firmasının Corellometer adlı plug-in’i tavsiye ederim. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

Eğer hem faz hem de korelasyon için ücretsiz bir plug-in arıyorsanız Flux firmasının Stereo Tool adlı plug-in’ini deneyebilirsiniz. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Sonuç

Sonuç olarak, yazının başında da belirttiğim gibi, mono uyumluluğu hâlâ, hatta 10-15 sene öncesine göre belki de çok daha fazla önemli. Bu sebepten dolayı kayıt ve miks sırasında sürekli olarak mono uyumluluğu kontrol etmeliyiz.

Mono uyumluluk demişken, bugüne kadar M/S tekniği ile ilgili bir tecrübeniz olmadıysa Brainworx bx_solo adlı plug-in’i indirip denemeler yapmanızı tavsiye ederim. Ücretsiz indirme linki için buraya tıklayabilirsiniz.

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Kapak fotoğrafı TC Electronic Clarity M Stereo videosunda alınmıştır.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Bu yazıda: mono uyumluluğu, mono kontrol, korelasyon göstergesi, faz korelasyon göstergesi, correlation meter

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ücretsiz Plug-in’ler (18)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 18: StereoTool v3 (Flux), Corellometer (Voxengo), bx_solo (Brainworx),  Free Ranger (SPL).

 

StereoTool v3 (Flux)

 

StereoTool v3, bir faz ve korelasyon gösterge plug-in’i. Sinyalin stereo genişliğini inceleyebilir, sinyalde faz problemi olup olmadığını ve sinyalin mono uyumluluğunu kontrol edebilirsiniz. Plug-in üzerinde sağ ve sol kanallar için ayrı seviye ve pan ayarları buunuyor. Ek olarak, sağ ve sol kanalın fazlarını ayrı ayrı ters çevirmek mümkün.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Corellometer (Voxengo)

 

Corellometer, bir multiband korelasyon göstergesi. Tipik korelasyon göstergelerinde sinyalin tamamını inceleyebilirken, Corellometer ile frekans bazında inceleme ve analiz yapmak mümkün. Corellometer, 4 ile 64 frekans aralığına bölebiliyor.

Mac: AU, AAX, RTAS, VST | Win: AAX, RTAS, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

bx_solo (Brainworx)

 

bx_solo, M/S monitör plug-in’i. Brainworx tarafından daha önce M/S tekniği ile tecrübesi olmayanlara bu teknik hakkında fikir vermek amacıyla tasarlanmış. Üzerinde dört adet solo butonu bulunuyor: L (Left, sol kanal); R (Right, sağ kanal); M (Mono Sum, sinyalin mono birleşimi) ve S (Stereo Difference, yan sinyal). Bunlara ek olarak bir de stereo genişliği ayarlayabileceğiniz bir kontrol var. M/S tekniği hakkında bir fikir almak, kanalları ayrı ayrı sooya alıp dinleyebilmek adına çok faydalı bir plug-in.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Free Ranger (SPL)

 

Free Ranger, dört frekans noktalı bir grafik EQ plug-in’i. 40 Hz, 150 Hz, 1.8 kHz ve 16 kHz frekansları üzerinde çalışabiliyorsunuz. Full Ranger versiyonunu satın alırsanız sekiz frekans noktası ile çalışabiliyorsunuz.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Youlean Loudness Meter 2 Pro İle Çalıştım

Ücretsiz Plug-in’ler serisini takip ediyorsanız belki hatırlıyorsunuzdur, 15. bölümde Youlean Loudness Meter 2 adında bir plug-in paylaşmıştım. Youlean Loudness Meter 2, LUFS skalası kullanarak mono, stereo ve 5.1 surround sinyaller üzerinde ölçüm yapan bir plug-in. Aynı zamanda sinyaldeki ‘true peak’, ‘loudness range’ ve daha birçok değeri de ölçüyor.

Ücretsiz versiyonu indirip kullandıktan sonra plug-in’i çok beğenip “Pro” versiyonunu satın almıştım. Ancak açıkçası yakın zamana kadar herhangi bir projede ciddi anlamda kullanmamıştım.

1988-1995 yılları arasında oldukça aktif olan bir grubum vardı: Hazy Hill. Eski kayıtlarımızı Spotify, Apple Music ve diğer streaming servislerine koyma kararı aldık. Bununla birlikte YouTube’a yüklemek üzere parçaları ve parçalar ile ilgili anılarımızı anlattığımız 17 adet kısa video çektik. Videoların sesleri üzerinde çalışırken hem seviye ayarları sırasında hem de final miksin son seviye kontrollerini yaparken Youlean Loudness Meter 2 Pro kullandım.

Spotify, Apple Music, YouTube ve Diğerleri… Streaming Servisleri ve Seviyeler” başlıklı yazımda belirttiğim gibi YouTube referans seviyesi olarak -13 LUFS kullanıyor. Videoları Youtube’a yükleyeceğimiz için ben de bu seviyeyi referans olarak aldım. Sinyaldeki en yüksek seviyenin de “true peak” olarak -1 dB’yi geçmemesine karar verdim.

Plug-in’i master kanalda en son noktaya insert ettim. ITU-R BS.1770 standardı ile uyumlu olan Youlean Loudness Meter 2 Pro dünyadaki tüm yayın standartları ve bunun yanı sıra Spotify, Apple Music, YouTube ve Tidal gibi streaming servisleri için preset’lere sahip. -13 LUFS için ayrıca ayar yapmaya gerek kalmadan plug-in üzerindeki YouTube preset’ini seçtim.

Bu plug-in’in bence en faydalı özelliklerinden biri, DAW içinde parça ya da program akarken seviyeleri de akan grafik olarak görebiliyor olmamız. Bir de plug-in’in penceresini istediğimiz gibi büyültüp küçültebiliyor olmamız da önemli bir özellik.

Miksi tamamlayıp export/bounce ettikten sonra Youlean penceresinde “integrated / long term”, “true peak” ve “loudness range” ile birlikte diğer ilgili değerleri görebiliyorsunuz. Hatta daha da iyisi, hem bu değerleri hem de seviyelerin zaman çizgisi üzerindeki akışını rapor olarak PDF, PNG veya SVG formatında saklayabiliyorsunuz.

Miksi ilk olarak export/bounce ettiğimde aldığım raporun ekran görüntüsünü aşağıya ekliyorum:

Rapora baktığımızda integrated seviye değerinin -12.4 LUFS, true peak değerinin ise -0.96 dB olduğunu görüyoruz.

Referans olarak aldığımız seviyenin -13 LUFS, true peak değerinin de -1 dB olduğunu düşündüğümüzde hedefimize ulaştığımızı söyleyebiliriz.

Yine de bu değerler benim tam içime sinmediğinden dolayı mikse geri dönüp birkaç ufak ayar yaptım ve miksi tekrar export/bounce ettim. Bu ikinci export/bounce için aldığım raporun ekran görüntüsünü aşağıya ekliyorum:

İkinci raporda integrated seviye değerinin -13.1 LUFS, true peak değerinin ise -1.25 dB çıktığını görünce aldığım bu export/bounce dosyası içime sindi.

Youlean Loudness Meter 2 Pro’nun diğer cazip bir özelliği de istediğiniz herhangi bir ses veya video dosyasını plug-in penceresine sürükleyip hızlıca analiz edebiliyor olmamız. Bu dosyayı karşılaştırma amacı ile kullanmak da mümkün.

Youlean Loudness Meter 2 Pro bence oldukça marifetli bir plug-in. Özellikle podcast ve video gibi projeler için çalışırken seviye tutarlılığını takip etme ve program içindeki seslerin birbirlerine olan dengelerini izleme açısından çok faydalı. Plug-in penceresinin ve PDF, PNG veya SVG olarak kaydettiği raporun tasarımları da çok başarılı.

Link: Youlean Loudness Meter 2

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

iPhone ve iPad İçin 9 Mikrofon

iPhone için 10 Ücretsiz Ses Uygulaması başlıklı yazım büyük ilgi görmüştü. Yazıyı okuyanlardan soranlar olmuştu, “uygulamalar tamam da, iPhone’un üstündeki mikrofon yerine daha kaliteli kayıtlar yapmak için harici mikrofon olarak ne seçeneklerimiz var?” Ben de 2017 Temmuz’da beş marka/modelden oluşan bir liste hazırlamıştım. Üzerinden biraz zaman geçti. Modeller değişti. Yeni modeller eklendi. Bu yazı orijinal yazının güncellenmiş versiyonudur.

Mikrofonlar ile ilgili tüm bilgileri (türleri, çalışma prensipleri, özellikleri vb.) Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri  adlı kitabımda bulabilirsiniz. Burada kullanılan teknik terimler için sözlükten yardım alabilirsiniz.

 

Shure MV88

Shure MV88 (stereo)

 

Shure MV88, iOS cihazları için üretilen stereo mikrofonlar arasında en popüler olanlardan. MV88, Lightning Connector üzerinden doğrudan iPhone veya iPad’e takılabiliyor ve açısı isteğe göre ayarlanabiliyor. Mikrofonun bence en önemli özelliği, içindeki farklı kapsüller sayesinde, (ayarlanabilir genişlikte) stereo, figure-of-8 ve Mid-Side (M-S) gibi birçok polar pattern seçeneği sunması. MV88, 24-bit ve 48 kHz’e kadar destek veriyor. Condenser bir mikrofon olan MV88’in frekans aralığı 20 Hz – 20 kHz, maximum SPL değeri ise 120 dB SPL. Mikrofonla birlikte gelen ShurePlus Motive app ile kayıtlara EQ, kompresör ve limiter uygulamak mümkün. Programın diğer önemli bir özelliği ise kaydedilen ses dosyalarını doğrudan Dropbox’a gönderebiliyor olması. Mikrofonun bence en büyük dezavantajı Apple’ın yeni iPhone’larda mini jack çıkışını kaldırdıktan sonra kulaklık ile kullanmanın mümkün olmaması. Bu sebepten dolayı şu anda aşağıdaki Shure MV88+ Video Kit bence daha iyi bir seçenek. Link: Shure MV88

 

Shure MV88+ Video Kit

Shure MV88+ Video Kit (stereo)

 

Shure MV88+ yukarıdaki MV88’in yeni versiyonu. Mikrofon özellikleri hemen hemen aynı. MV88+’ın en büyük farkı, üzerinde bir kulaklık çıkışı olması. Eskiden iPhone’larda hem Lighting gibi bir data/şarj kapısı hem de kulaklık için bir mini jack bulunuyordu. Yeni iPhone’larda ayrı bir kulaklık çıkışı yok. Dolayısıyla mikrofonun üzerinde kulaklık çıkışı olması, o anda kaydetmekte olduğunuz sesleri dinlemek açısından çok önemli. Diğer bir fark ise MV88+’ın “Video Kit” adı verilen bir set içinde geliyor olması. Setin içinde bir mini tripod, mikrofon klip ve telefon tutucu var. Shure MV88+, tıpkı MV88’de olduğu gibi ShurePlus Motive app ile birlikte geliyor. Link: Shure MV88+ Video Kit

 

Apogee MiC PLUS

Apogee MiC PLUS (mono)

 

Apogee MiC PLUS ağırlıklı olarak müzisyenlere hitap eden, stüdyo kalitesinde, cardioid pick-up pattern’a sahip condenser bir mono mikrofon. Bu mikrofonu sadece iMac ve iPad ile değil, kolaylıkla Apple Mac bilgisayarla da kullanmak mümkün. 24-bit ve 96 kHz’i destekliyor. Mini tripod ile birikte geliyor. Mikrofon üzerinde kulaklık çıkışı bulunuyor. Apogee ürünleri ABD’de üretiliyor. Link: Apogee MiC PLUS

 

Rode iXY

Rode iXY (stereo)

 

Rode, fiyat ve performans açısından her zaman benim favori markalarımdan biri olmuştur. iXY da bence diğer Rode ürünleri gibi oldukça iyi bir performans ortaya koyuyor. iXY, XY konfigürasyonunda iki adet yarım-inç cardioid (uni-directional) condenser kapsülden oluşuyor. Mikrofonlar 139 dB SPL ses basıncına dayanıklı. Rode Rec veya Rode Rec LE uygulamalarını kullanarak 96 kHz, 24-bit kayıt yapmak ve kaydedilen dosyaları doğrudan Dropbox’a yüklemek mümkün. Rode mikrofonların fiyat ve performans açısından iyi olduğunu söylemiştim, bir de bu cihazın Çin’de değil Avusturalya’da üretildiğini göz önüne almak gerekir. Rode iXY’nin bence en büyük dezavantajı (tıpkı Shure MV88 gibi) Apple’ın yeni iPhone’larda mini jack çıkışını kaldırdıktan sonra kulaklık ile kullanmanın mümkün olmaması. Link: Rode iXY

 

Rode VideoMic Me-L

Rode VideoMic Me-L (mono)

 

VideoMic Me-L, ağırlıklı olarak video ile çalışanlara hitap eden, cardioid pick-up pattern’a sahip electret condenser bir mono mikrofon. iPhone’un üzerine doğrudan takılabiliyor. 115 dB SPL ses basıncına kadar dayanıklı. 24 bit ve 44.1 kHz ile 48 kHz’i destekliyor. Üzerinde kulaklık çıkışı var. Link: Rode VideoMic Me-L

 

 

Zoom iQ7

Zoom iQ7 (stereo)

 

Zoom iQ7, Mid-Side stereo kayıt özelliğine sahip, kapsülü dönebilen condenser bir stereo mikrofon. Lightning Connector üzerinden doğrudan iPhone ve iPad’e takılabiliyor. iQ7 üzerinde gain kontrolü ve kulaklık çıkışı bulunuyor. iQ7, 120 dB SPL ses basıncına dayanıklı. 16 bit ve 44.1 kHz ile 48 kHz’i destekliyor. Mikrofonla birlikte gelen iOS programı ile kayıtlara EQ, reverb ve kompresör uygulamak mümkün. Link: Zoom iQ7

 

Zoom iQ6

Zoom iQ6 (stereo)

 

Zoom iQ6, XY stereo kayıt özelliğine sahip condenser bir stereo mikrofon. Lightning Connector üzerinden doğrudan iPhone ve iPad’e takılabiliyor. iQ6 üzerinde gain kontrolü ve kulaklık çıkışı bulunuyor. iQ6, 130 dB SPL ses basıncına dayanıklı. 16 bit ve 44.1 kHz ile 48 kHz’i destekliyor. Mikrofonla birlikte gelen iOS programı ile kayıtlara EQ, reverb ve kompresör uygulamak mümkün. Link: Zoom iQ6

 

IK Multimedia iRig Mic Field

IK Multimedia iRig Mic Field (stereo)

 

iRig Mic Field, iPhone veya iPad’lere doğrudan takılabilen, cardioid condenser bir stereo mikrofon. Kendi içinde 90 derece dönebiliyor. Üzerinde kulaklık çıkışı mevcut. 44.1 kHz / 48 kHz ve 24-bit destekliyor. 115 dB SPL ses basıncına dayanıklı. iRig Recorder Free app ile geliyor. Link: IK Multimedia iRig Mic Field

 

IK Multimedia iRig Mic Studio

IK Multimedia iRig Mic Studio (mono)

 

IK Multimedia iRig Mic Studio da Apogee MiC PLUS gibi ağırlıklı olarak müzisyenlere hitap eden cardioid pick-up pattern’a sahip condenser bir mono mikrofon. Bu mikrofonu sadece iMac ve iPad ile değil, Mac ve Windows bilgisayarla da kullanmak mümkün. 24-bit ve 44.1/48 kHz’i destekliyor. Mikrofon üzerinde kulaklık çıkışı bulunuyor. Link: IK Multimedia iRig Mic Studio

 

İlgili linkler:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı Zoom Corporation web sitesinden alınmıştır.

© 2017-2019 Ufuk Önen. Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz olarak kullanılamaz, kaynak gösterilmeden ve link verilmeden alıntı yapılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Efekt ve Sinyal İşlemcilerin Sırası Üzerine…

Ben müziğe gitarla başladım. Elektrogitar çalmak istemiştim. 1980’li yıllarda Türkiye’de herkese “ilk önce klasik gitarla başla, sonra elektrogitar ile devam edersin” şeklinde tavsiyeler verilirdi. Bana saçma gelmişti ama baktım ki başka çaresi yok, ben de klasik gitarla başladım.

Klasik gitar ve elektrogitarın aslında iki farklı dünyalar olduğunu kavramam fazla uzun sürmedi. Çalma teknikleri farklı, çalınan müzikler farklı… Her şey farklı! Başta saçma gelen klasik gitar ile başlayıp sonra elektrogitara geçme tavsiyesinin gerçekten saçma olduğuna kanaat getirip hızlıca elektrogitara geçtim.

Elektrogitara geçince sadece istediğim enstrümana geçmiş olmadım. Önümde yeni bir kapı açıldı: efektler!

Elektrogitar için farklı farklı pedallar vardı. Böyle söyleyince sanki yüzlerce, binlerce çeşit varmış gibi anlaşılıyor ama aslında öyle değildi tabii. 1980’li yıllarda Türkiye’de enstrüman ve ekipman bulması çok zordu. İnsanlar zar zor buldukları enstrümanlarla, amplifikatörlerle, ekipmanla müzik yapmaya çalışırdı. Yine de o gördüğüm, belki sayıları sadece 10-15 civarında olan farklı gitar pedalları çok ilgimi çekmişti.

Biraz araştırma yaptım. Genelde söylenilen, “bir overdrive ya da distortion pedalı al, onun arkasına chorus ya da flanger gibi bir efekt koy, en sona da bir delay ekle, amfi üzerinden de reverb alırsın” şeklindeydi.

Overdrive, distortion, chorus, flanger, delay, reverb… Bir anda bir sürü bilmediğim şeyle karşılaşmıştım. Bunların ne olduklarını, ne işe yaradıklarını tek tek araştırmaya başladım. Yüzeysel bir şekilde değil, tam anlamıyla öğrenmeye çalışıyordum. 1980’li yıllarda internet olmadığını, Türkçe kitap bulunmadığını, İngilizce kitapların da çok zor bulunduğunu düşündüğümüzde, bu araştırmanın pek kolay olmadığını tahmin edersiniz.

İşin içine girdikçe suyun aslında göründüğünden daha derin olduğunu anladım. Kompresör, noise gate, EQ, filtreler… Karşıma sürekli bilmediğim şeyler çıkıyordu. Bu pedalların hepsini bulup denemeye çalışıyordum. Ne işe yaradıklarını, nasıl çalıştıklarını öğrenmek için büyük çaba harcıyordum. Özellikle kompresör gibi pedallar pek kimsenin bilip kullandığı pedallar değildi, o yüzden onları bulmak çok daha zor oluyordu.

Müzik teknolojisiyle tanışmam böyle oldu diyebilirim.

Şimdi düşünüyorum da, bunları iyi ki yapmışım diyorum. Müzik ve ses teknolojileri alanındaki kariyerimde bana her zaman gerekli olacak bilgilerin bir kısmını ve bazı deneyeyimleri bu sayede çok erken zamanda edinmişim.

30+ yıllık emektar BOSS DS-2 Turbo Distortion pedalım. Hala çalışıyor!

 

Lafı çok uzattım. Daha da uzatmadan söylemek istediğime geleyim…

Gitar pedalları ile uğraşırken genel kabul gören bir sıralama olduğunu fark ettim:

  • Kompresör, noise gate gibi dinamik işlemciler
  • Wah pedal
  • Overdrive veya distortion
  • Chorus, flanger, tremolo gibi modülasyon efektleri
  • Delay
  • Reverb

Alternatif olarak, modülasyon efektleri ile delay ve reverb, gitar amplifikatörü üzerindeki effects send/return noktaları üzerinden de kullanılıyordu.

Bu sıralama günümüzde de hala yaygın olarak kullanılmakta. Ben de kullandım ve hala da kullandığım oluyor.

Beni rahatsız eden şey, bu sıralamanın kendisi değil de birçok gitaristin bu sıralamayı kanun gibi uyguluyor olmasıydı.

Pedallar benim için Lego parçaları gibiydi. Yerlerini istediğim gibi değiştirip farklı farklı sıralamalar deniyordum. Örnek olarak, flanger’ı overdrive öncesine aldığınızda çıkan sonuç çok farklı oluyor. Wah pedal her zaman overdrive öncesinde durmak zorunda değil, yerlerini değiştirebilirsiniz; hatta modülasyon sonrasına bile koyup çok farklı sesler elde edebilirsiniz! Mutlaka tek bir overdrive pedalı kullanmak zorunda değilsiniz. Bir overdrive bir de distortion pedalı kullanarak ikisinin karışımından bambaşka bir ses elde edebilirsiniz Yerlerini değiştirebilirsiniz.

Tüm bunları deniyor ve ilginç sonuçlar alıyordum. Bazen çok iyi bazen de saçma sapan sesler elde ediyordum.

O zaman bu pedalları bulup bunları denemek zordu. Şimdi dijital teknoloji sayesinde her şey elimizin altında. Tavsiyem, kuralları bilin ama kuralları çiğnemekten ve özellikle yeni bir şeyler denemekten korkmayın. Her yaptığınız iyi olacak, işinize yaracak diye bir kural yok. Önemli olan denemek. Efekt ve sinyal işlemcilerin sırası bunun için gerçekten güzel bir örnek. Sıralamayı ve sinyal akışını değiştirdiğinizde elde ettiğiniz sesler farklılaşıyor. Farklar bazen büyük bazen de küçük olabiliyor.

Reverb ve Delay Efektlerini Birlikte Kullanırken..” başlıklı yazımı okuduysanız hatırlarsınız: Kanaldaki sinyali send yöntemi ile aynı anda hem reverb hem de delay’e gönderdiğimizde (Şekil 1) aldığımız sonuç ile sinyali yine send yöntemi ile aynı anda hem reverb hem de delay’a gönderip, sonra ek bir adım olarak delay’in çıkışını da reverb’e yönlendirdiğimizde (Şekil 2) aldığımız sonuç farklı oluyordu. Yazı ve video için buraya tıklayınız.

Şekil1

Şekil 2

 

Peki, biraz daha farklı bir şeyler denesek? Delay hep reverb öncesinde olur denir ya… Delay’i reverb sonrasına alsak (Şekil 3)? Belki her zaman bu şekilde kullanamayız ama üzerinde çalıştığınız parçaların birinde bunun da bir yeri mutlaka vardır.

Şekil 3

 

Diğer bir örnek olarak, filtre ve kompresör kullanırken filtreyi nereye koyduğunuz kompresörün sinyale verdiği tepkiyi değiştirebilir. Sinyalde alt frekansları kesmek için bir filtre kullanıyorsanız, bu filtreyi kompresörden önce koyarsanız bu durumda hem alt frekansları kesmiş olursunuz hem de kompresör alt frekanslara göre tepki vermemiş olur. Filtreyi kompresörden sonra koyarsanız, sonuç olarak sinyaldeki alt frekansları kesmiş olursunuz ancak kompresör alt frekanslara tepki vererek sinyali işlemiş olur. Alternatif olarak filtreyi belki sidechain kapısına koyabilirsiniz? Bu durumda sinyaldeki alt frekansları kesmeden kompresörün alt frekanslara göre tepki vermesini önlersiniz.

Yukarıda da belirttiğim gibi, yeni bir şeyler denemekten korkmayın. Her yaptığınız iyi olacak, işinize yaracak diye bir kural yok. Önemli olan denemek!

 

İlgili yazılar:

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Luchador | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Analog Bant Emülasyon Plug-in’leri (2. Bölüm)

Yazının birinci bölümünde analog bant kayıt teknolojisi ile ilgili temel bilgiler paylaşmıştım (birinci bölümü okumak için tıklayınız). Analog bant emülasyon plug-in’lerini (deyim yerindeyse) “hakkıyla kullanabilmek” için bu bilgilerin gerekli olduğunu düşünüyorum. Yazının birinci bölümüne buraya tıklayarak ulaşabiliriz. Yazının ikinci bölümünde plug-in parametreleri ve kullanımları ile ilgili bilgilerle devam ediyorum.

 

Plug-in Parametreleri

Analog bant emülasyon plug-in’leri üzerinde sıklıkla kullanılan beş parametre sayabiliriz:

  • Tape speed / Speed / ips
  • Bias
  • Wow & flutter
  • Tape formula / Formula
  • Noise

‘Tape speed’ ya da ‘speed’, yazının başında da belirttiğim gibi, kafaların üzerinden geçen bandın hızı. Bu hız inch-per-second (ips) [inç/saniye] cinsinden ifade edildiği için bazı plug-in’lerde bu parametre ‘ips’ olarak adlandırılıyor.

‘Bias’, kaliteyi arttırmak ve özellikle üst frekans cevabını geliştirmek için kaydın içine enjekte edilen ultrasonik (insan kulağının duyamadığı) bir sinyal. Bant kayıt cihaz üreticileri kendi makinelerinde kullanılmak üzere bias ayar önerileri yaparlardı ve farklı kullanımın sesi bozabileceğini söylerlerdi. Tabii “ses bozmak” bilinçli olarak ve yaratıcı sebeplerle yapılıyorsa, neden olmasın?

‘Wow & flutter’, yine yukarıda açıkladığı gibi, bant kayıt cihazının transport mekanizmasında oluşan bazı sorunlar sebebi ile sinyalde ortaya çıkan istenmeyen frekans modülasyonlarına verilen isim. Eskiden bundan kurtulmak için çok çaba harcanırdı ancak günümüzde bunu yaratıcı sebeplerle kullananlar var.

‘Tape formula’ ya da kısaca ‘formula’, analog manyetik bant üretiminde farklı firmalar tarafından kullanılan farklı kimyasal formül ve karışımları simüle eden parametreye verilen isim.

‘Noise’ ise adı üstünde gürültü. Analog bant gürültülü bir medyaydı. En belirgin gürültü ise banttan kaynaklanan hsss sesiydi. Analog bant emülasyon plug-in’leri üzerinde bulunan ‘noise’ parametresi genelde hsss sesinin simülasyonunu kontrol eder.

 

Waves J37

 

Kullanım

Analog bant emülasyon plug-in’lerini, dijitalin o her zaman aynı şekilde tepki veren disiplinini bozup işe biraz gelişigüzellik katmak ya da sinyale biraz sıcaklık eklemek için kullanabilirsiniz. Bunların yanı sıra bu plug-in’lerden farklı amaçlar için de yararlanabilirsiniz. Örnek olarak plug-in’in giriş katındaki input seviyesine yüklenerek ‘tape saturation’ etkisi yaratabilirsiniz. Diğer bir örnek olarak, eski kayıtlarda bol bol duyduğumuz ‘tape delay’ efektini elde edebilirsiniz.

Şahsi olarak ben bu plug-in’lerin elimizin altında olmasından dolayı çok mutluyum. Benim kayıt serüvenim 1980’li yıllarda başladı. O zamanlar çoğunlukla 1 inç bantlara 16 kanal kayıt yapıyorduk. İstanbul’daki az sayıda stüdyoda 2 inç bantlara 24 kanal kayıt yapan cihazlar vardı. Miks ve genel olarak stereo kayıtlar için 1/4 inç kalınlığında bantlar kullanıyorduk. Bu analog bant kayıt cihazlarını sadece müzik stüdyolarında değil, çalıştığım radyolarda da çokça kullandım.

Belki eskiyi düşündüğümüzde aklımıza güzel anılar geliyor ama açıkça konuşmak gerekirse analog bantlarla çalışmak çok zordu. Bandı sürekli ileri geri sarmak çok dertli bir işti. Edit imkanları çok kısıtlıydı. Düzeltme veya değişiklik yapmak istediğinizde ‘punch in’ yöntemi ile “yama” yapmanız gerekiyordu. Bitirdiğiniz mikste örnek olarak dört defa tekrar eden bir nakaratı ikiye indirmek istediğinizde bandı kesmeniz gerekiyordu. Evet, atmak istediğimiz bölümün giriş ve çıkış noktalarını belirleyip, beyaz kalem ile işaret koyup, sonra da bandı jilet ile kesiyorduk! Ve tabi tahmin edebileceğiniz gibi ‘undo’ şansı yoktu!

Bir de beni en çok korkutan konulardan biri yedekleme şansı olmamasıydı. Analog bantları birebir yedeklemek diye bir şey mümkün değildi. Ancak bir bandın içeriğini bir başka banda kopyalama şansınız vardı, bu da jenerasyon kaybı demekti. Bant kopsa, bozulsa ya da yakın zamanda Universal Music yangınında olduğu gibi yanıp kül olsa içindeki tamamen kaybediyordunuz.

Diğer yandan analog bantların kendine has bazı özellikleri olduğunu ve bunların müziğe, daha doğrusu sese katkısı olduğunu inkâr edemeyiz. Analog bantlarla ilgili benim için en önemli şey ‘tape saturation’dı. Bence onun tadı bambaşka! Artık bunu dijital ortamda da elde edebilmek bence çok güzel. Aynısı oluyor mu diye tartışanlar var ama bence plug-in’ler ile elde ettiğimiz ‘saturation’ hiç de fena değil!

Analog bant emülasyon plug-in’lerinin nasıl kullanılacağına dair belli bir formül yok. Miks sırasında seçtiğiniz kanallarda ya da projedeki her kanalda ayrı ayrı kullanabilirsiniz. Tabii her kanalda ayrı ayrı kullanmak bilgisayarınızın işlemcisine çok yük bindirecektir. Alternatif olarak kanalları gruplayıp, plug-in’i bu grup üzerine uygulayabilirsiniz. Hatta master bus üzerinde bile kullanabilirsiniz.

Analog bant emülasyon plug-in’lerini kullanırken, diğer tüm efekt ve ses işlemcilerde olduğu gibi, aşırıya kaçmamaya dikkat etmekte fayda var. Özellikle ‘wow & flutter’ ve ‘noise’ gibi parametreler ilk başta çok cazip gelse de miksi daha sonra dinlediğinizde fazla, hatta rahatsız edici gelebilir.

Eğer sisteminizde analog bant emülasyon plug-in’i yoksa bence bir tane edinin ve hemen denemelere başlayın!

Overloud Tapedesk

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Analog Bant Emülasyon Plug-in’leri (1. Bölüm)

Son yıllarda analog bant emülasyonu yapan plug-in’lerin sayısı ve bunların müzik prodüksiyonlarındaki kullanımı oldukça arttı. Bu plug-in’ler İngilizcede genelde ‘tape emulation’, ‘tape saturation’ ya da kısaca ‘tape’ plug-in olarak adlandırılıyor. Birçoğunun üzerinde çok fazla parametre bulunmadığı için kullanımı zor gibi görünmüyor. Değil de zaten. Ancak yine bu plug-in’leri (deyim yerindeyse) “hakkıyla kullanabilmek” için analog bant teknolojisi ile ilgili biraz bilgi sahibi olmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu sayede bu plug-in’lerin üzerlerindeki parametreleri anlamak ve onları yaratıcı amaçlarla kullanmak çok daha kolay olacaktır.

 

Manyetik Bant ve Transport Mekanizması

Analog kayıt cihazları elektrik enerjisini (diğer bir deyişle elektrik sinyalini) manyetik enerjiye dönüştürüp manyetik bant üzerinde saklarlar.

Bir bant kayıt cihazının en önemli parçalarından biri, bandın cihazın kafalarının üzerinden sabit bir hızda ve gerginlikte geçmesini sağlayan transport mekanizmasıdır. Transport mekanizması üç motordan oluşur:

  1. Capstan
  2. Supply reel
  3. Take up reel

‘Capstan’, bandı kafaların üzerinden sabit bir hızla geçirilmesini sağlar. ‘Supply reel’ (sol taraftaki makara) ve ‘take up reel’ (sağ taraftaki makara) motorları ise capstan motorunun aksine sabit bir hızda dönmezler; onların görevi bandın gerginliğinin sabit kalmasını sağlamaktır.

 

Bandın Hızı (ips)

Kafaların üzerinden geçen bandın hızı ips-inch per second (inç/saniye) cinsinden ifade edilir. Tüketici (ev) tipi kasetler 1 7/8 ips hızla döner; diğer bir deyişle kafadan bir saniye içinde 1 7/8 inç uzunluğunda bant geçer. Profesyonel stereo analog kayıt cihazlarında bu hız 7 1/2 ile 30 ips arasında değişir. Yüksek hızlar, bant dip gürültüsünü aza indirdiği ve üst frekanslarda kayıpları önlediği için, düşük hızlara göre daha kaliteli sonuç verirler.

 

Wow & Flutter

Transport mekanizmasının görevinin bandı kayıt cihazının kafaları üzerinden sabit bir hızda ve gerginlikte geçirmek olduğunu yukarıda belirtmiştim. Ancak bu her zaman mümkün olamıyor. Transport hızında istenmeyen yavaşlama ve hızlanmalar meydana geliyor ve bunlar da frekans modülasyonlarına sebebiyet veriyor. Bu istenmeyen frekans modülasyonları ‘wow and flutter’ olarak adlandırılıyor.

 

Kafalar

Profesyonel analog bant kayıt cihazlarında üç kafa bulunur:

  1. Erase
  2. Record / Sync
  3. Reproduce

‘Erase’, silme; ‘record / sync’, kayıt ve okuma; ‘reproduce’ ise sadece okuma kafasıdır. Bu kafaların oluşturduğu gruba ‘headstack’ veya ‘headblock’ adı verilir.

Bant, kayıt kafasından hemen önce erase head, silme kafasından geçirilir. Silme kafasında çok yüksek frekanstaki bir dalga (genelde 250 kHz civarı) ile banttaki manyetizmanın giderilmesi sağlanır ve bu yolla bandın üzerinde daha önce yapılmış olan kayıt silinir.

Record/Sync head, hem kayıt hem de playback (kaydedilen sesi dinlemek) için kullanılır. Daha önce kaydedilmiş sesleri dinleyerek farklı kanala başka sesler kaydetme işlemine ‘overdubbing’ adı verilir. Overdubbing sırasında önceden kaydedilen ve o anda kaydedilmekte olan sesleri senkronize olarak duymak zorunludur, yoksa arada zaman farkı oluşur. Okuma kafası ve kayıt kafası bandın geçiş yönünde farklı yerlerde olduğu için eğer monitör işlemini okuma kafası üzerinden yapılırsa önceden kaydedilen sesler ve o anda kaydedilmekte olanlar senkronize olmaz. Bu sebepten dolayı profesyonel kanal kayıt cihazlarında hem kayıt hem de okuma işlemini yapabilen record/sync head adı verilen özel bir kafa bulunur.

Reproduce, ya da kısa adıyla repro, okuma işlemini gerçekleştirir ve sadece miks sırasında kullanılır.

 

Otari MTR 90 | 24 kanal kanal kayıt cihazı | 2 inç

 

Analog Kayıt Formatları

Manyetik bantların genişliği 1/4 inç ile 2 inç arasında değişir. Stereo kayıtlar için genelde 7 1/2 – 15 ips hızında dönen 1/4 inç genişliğinde bantlar kullanılıyordu. Büyük bütçeli stereo albüm miksleri için ise 15-30 ips hızında dönen 1/2 inç genişliğinde bantlar kullanılıyordu. Çok kanallı (8-24 kanal) kayıtlar için yine bütçeye ve stüdyo imkanlarına bağlı olarak 15-30 ips hızında 1/2 – 2 inç genişliğinde bantlar kullanılıyordu. Büyük stüdyolarda standart olarak format 24 kanal / 2 inç / 30 ips idi.

 

Plug-in’ler

Analog bantlar artık tarihe karıştı desek sanırım abartmış olmayız. Geçmişten kalan ve çok iyi durumda olan bant kayıt cihazları var ama artık bunları kullanan pek kalmadı. Hem kullanım kolaylığı hem de maliyet açısından bazı istisnalar dışında hemen hemen tüm prodüksiyonlarda artık dijital kullanılıyor.

Bazıları analog bantların kendine has bir havası, tonu ve sıcaklığı olduğunu savunuyorlar. Diğer yandan dijitalin pratikliğinden vazgeçmek istemiyorlar. Durum böyle olunca analog bant emülasyonları plug-in’leri devreye giriyor.

Waves, UAD, Avid, Softube, Slate, IK Multimedia, Blue Cat ve daha birçok firma analog bant emülasyon plug-in’leri üretiyorlar. Bu plug-in’ler üzerlerindeki parametreler açısından farklılılar gösterebiliyor.

Yazının ikinci bölümünde analog bant emülasyon plug-in’leri üzerinde sıklıkla kullanılan beş parametre ile devam ediyorum ve bu plug-in’lerin kullanımları ile ilgili bilgiler paylaşıyorum. Okumak için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Otari MTR 90 fotoğraf: Ville Hyvönen | Wikimedia Commons | Link

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | 1 Comment

Ücretsiz Plug-in’ler (17)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 17: Convology XT (Impulse Record), Oscarizor (Sugar Audio), Pitchproof (Aegean Music),  MIA Thin (MIA Laboratories).

 

Convology XT (Impulse Record)

 

Convology XT (Impulse Record), bir convolution reverb plug-in’i. 70 adet vintage reverb impulse response dosyası ile birlikte geliyor. İsterseniz daha sonra farklı paketler satın alabiliyorsunuz. Bu plug-in’in bence en cazip tarafı, WAVE formatındaki tüm impulse response dosyalarını yükleyip kullanabilmeniz. Kaçırmayın!

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Oscarizor (Sugar Audio)

 

Oscarizor, bir osiloskop, spektrum analizör ve faz gösterge plug-in’i. Basit ama görsel olarak sinyal kontrolü yapmak için kullanışlı bir plug-in. Pro versiuonu 3D seçenekler sunuyor.

Mac: AU, AAX, RTAS, VST | Win: AAX, RTAS, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Pitchproof (Aegean Music)

 

Pitchproof, adından da kolayca anlaşılabileceği gibi, klasik bir pitch shifter ve harmonizer plug-in’i. Gitar akord etmek için de kullanılabilir.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

MIA Thin (MIA Laboratories)

 

MIA Thin, ses parlaklık katan bir plug-in. “Add to taste – You Can’t Go Wrong” (“Zevkinize göre ekleyin – Yanlış yapamazsınız!”) sloganı ile tanıtılıyor. İndirme linklerinin olduğu sayfada ses örnekleri var. Bence dinlemekte fayda var!

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment