Ses ve Müzik Teknolojileri

Algoritmalara Göre En Hüzünlü Parçalar

Spotify, veritabanında bulunan 35 milyon parçanın herbiri için 0 ve 1 arasında değişen, ‘valence’ adını verdiği bir mutluluk/üzüntü puanı veriyor. Puanın yüksek (1’e yakın olması) parçanın pozitif, mutlu ve neşeli olduğu anlamına geliyor. Diğer yandan, puanın düşük (0’a yakın olması) ise parçanın üzüntülü, depresif veya sinirli olduğunu gösteriyor.

Spotify sadece bununla yetinmeyip veritabanındaki parçalara hız, gürültü, dans edilebilirlik gibi daha birçok parametre üzerinden başka puanlar da veriyor.

Tüm bu verilere Spotify Web API üzerinden ulaşmak mümkün.

 

Gloom Index

Veri bilimci Charlie Thompson 2017 yılında Gloom Index adını verdiği bir algoritma yazmış ve Spotify’ın verilerini kullanarak Radiohead’in en hüzünlü 10 parçasını belirlemişti. Thompson, yazdığı algoritmanın içinde Genius Lyrics API üzerinden çektiği veriyi kullanarak sözlerin üzüntüye olan etkisini de eklemişti.

Thompson’ın formülü aşağıdaki gibiydi:

 

Thompson’ın algoritmasına göre en hüzünlü Radiohead parçası “True Love Waits” çıkmıştı.

 

 

Algoritmaya göre Radiohead’in en üzüntülü on parçası şunlardı:

  1. True Love Waits
  2. Give Up The Ghost
  3. Motion Picture Soundtrack
  4. Let Down
  5. Pyramid Song
  6. Exit Music (For a Film)
  7. Dollars & Cents
  8. High And Dry
  9. Tinker Tailor Soldier
  10. Videotape

Charlie Thompson’ın websitesinden algoritma hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz: RCharlie Analytics “fitteR happieR”

 

Billboard Listelerinin En Hüzünlü Parçaları

Charlie Thompson’ın ‘Gloom Index’inden esinlenen veri gazetecisi Miriam Quick, Spotify’ın verilerini ve algoritmalarını kullanarak 1958-2018 arasında Billboard listelerinde bir numara olmuş en hüzünlü parçaların hangileri olduğunu araştırmış.

 

Quick’in araştırmasına göre 1958-2018 yılları arasında Billboard listelerinde bir numara olan en hüzünlü beş parça şunlar:

  1. The First Time Ever I Saw Your Face – Roberta Flack (1972)
  2. Three Times a Lady – Commodores (1978)
  3. Are You Lonesome Tonight? – Elvis Presley (1960)
  4. Mr Custer – Larry Verne (1960)
  5. Still – Commodores (1979)

Quick’in araştırmasına göre en hüzünlü parça Roberta Flack’in First Take albümünden çıkan single “The First Time Ever I Saw Your Face”. Aslında parça eski bir parça, 1957 yılında yazılmış ve daha önce çeşitli sanatçılar tarafından yorumlanmış ve kaydedilmiş.

 

Listede Commodores’tan iki parça ve Elvis Presley’den bir parça bulunuyor. Listedeki dört parçayı biliyordum ama Larry Verne “Mr Custer”ı daha önce dinlememiştim açıkçası. Bu liste sayesinde onu da dinlemiş oldum. Bana pek hüzünlü gelmedi doğrusu.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Eric Ward | Unsplash

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Fletcher ve Munson Eğrileri

Fletcher ve Munson, insan kulağının hangi frekanslara daha çok, hangi frekanslara daha az duyarlı olduğu üzerinde araştırmalar yapmış olan iki bilim insanının soyadlarıdır. Yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar sonucunda ‘equal loudness contours’ adı verilen bir çizelge geliştirmişlerdir. Bunun ne olduğunu aşağıda açıklayacağım ancak şimdilik “eşit algılanan ses seviyeleri çizgileri” veya “eğrileri” olarak düşünebiliriz.

Açıklamaya geçmeden önce hemen dikkat edilmesi gereken bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Fletcher ve Munson tarafından ortaya konulan ‘equal loudness contours’ tek değil, yapılmış başka çalışmalar ve çizelgeler de var. Bu sebepten dolayı, bu iki bilim insanı tarafından geliştirilen çizelge “Fletcher ve Munson eğrileri” (Fletcher and Munson curves) olarak adlandırılır.

 

İnsan Kulağı ve Duyuş Hassasiyeti

İnsan kulağının hassasiyeti frekanslara göre değişir. Genelleme yapacak olursak, insan kulağı en fazla 1–6 kHz arasındaki orta frekanslara duyarlıdır. 20 Hz–20 kHz olarak kabul edilen insan kulağının duyabildiği frekans aralığında uçlara yaklaştıkça, diğer bir deyişle alt ve üst frekanslara gelindiğinde, kulağın hassasiyeti azalır.

 

Sistemlerin Frekans Cevap Aralıkları ve Duyuş Hassasiyeti Arasındaki İlişki

20 Hz–20 kHz arasında frekansların eşit seviyede bulunduğu bir test sinyalini hoparlör ve amplifikatörden oluşan bir ses sistemine bağladığımızı düşünelim. Bu ses sistemini yansıma ve rezonanslardan etkilenmemek için açık havada çevresinde duvar ve sesin çarpıp yansıyabileceği benzeri sert yüzeyler olmayan bir ortama yerleştirdiğimizi düşünelim. Ses sisteminde bulunan hoparlör ve amplifikatörün sinyaldeki frekans seviyeleri üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadan bu sinyali gerçeğine uygun olarak üretebildiğini varsayalım. Frekansların seviye dengesi üzerinde değişiklik yapmadan sesi üretebilen sistemler ‘flat’ olarak nitelendirilir veya bu sistemlerin frekans cevabı ‘flat frequency response’ olarak adlandırılır. Bu özelliğe sahip sistemlerin hiçbir frekansı sinyalin orijinal frekans dengesine göre seviye olarak daha az ya da daha çok üretmediği kabul edilir. Bu pratik olarak tamamen mümkün değilse bile yine de buna yakın sistemler mevcuttur.

Her ne kadar amplifikatör ve hoparlör test sinyalindeki tüm frekansları eşit seviyede üretse bile insan kulağı bazı frekansları diğer frekanslara göre daha yüksek ya da daha alçak olarak algılayacaktır. Bunun sebebi insan kulağının hassasiyetinin frekanslara göre değişiyor olmasıdır.

 

Loudness

Türkçeye “ses yüksekliği” ve “gürültü” olarak geçmiş olan loudness terimi, hem Türkçede hem de İngilizcede çoğu zaman yanlış olarak kullanılmaktadır.

Loudness, sesin fiziki bir özelliği değildir. Ses şiddeti, ses basınç seviyesi ya da ses seviyesi dB SPL ile ifade edilir ve bu ölçülen bir değerdir. Loudness ise algılanan ses seviyesidir.

 

Fletcher ve Munson Eğrileri

Fletcher ve Munson, ‘loudness’ üzerinden yola çıkarak yukarıda da belirttiğim gibi insan kulağının hangi frekanslara daha çok, hangi frekanslara daha az duyarlı olduğu üzerinde araştırmalar yapmış ve equal loudness contours adı verilen bir çizelge geliştirmişlerdir.

Fletcher ve Munson eğrileri. Yüksek çözünürlükteki grafik için görsele tıklaynız.

 

Türkçeye “eşit (algılanan) ses seviyeleri çizgileri” veya “eğrileri” olarak çevirebileceğimiz equal loudness contours, 1 kHz’de algıladığımız ses seviyesini diğer frekanslarda eşit olarak algılamak için gerekli olan seviyeyi gösterir. Çizelgede algılanan ses seviyesi (loudness) için birim olarak fon (phon) kullanılmıştır. Fletcher-Munson eğrilerinde phon cinsinden ifade edilen algılanan ses seviyesi 1 kHz üzerinde her zaman dB SPL olarak ifade edilen ses basınç seviyesine sayısal olarak eşittir.

Eğrileri incelediğimizde alt ve üst frekansların 1 kHz ile eşit seviyede algılanabilmesi daha fazla seviyeye ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz. Örnek olarak, 100 dB SPL seviyesindeki 1 kHz ile aynı yükseklikte algılanması için 10 kHz’in seviyesinin 105 dB SPL; 50 Hz’in seviyesinin ise 110 dB SPL olması gereklidir. Başka bir örnek olarak, 3.5 kHz’in 80 dB SPL seviyesindeki 1 kHz ile eşit seviyede algılanabilmesi için 70 dB SPL yeterli olacaktır.

 

Fletcher ve Munson Eğrilerinin Önemi

Fletcher ve Munson eğrileri insan kulağının farklı ses basınç seviyelerinde hangi frekanslara daha çok ve daha az duyarlı olduğunu anlamamız açısından çok önemlidir. Bunun özellikle miks yaparken ne kadar hassas bir konu olduğunun özellikle altını çizmek gerekir.

Diğer yandan bu eğriler ses basınç seviyesi ölçümleri için de önemlidir. Bu konu ile ilgili olarak “Ses Basınç Seviyesi Ölçümleri: A-Weighting ve C-Weighting Dengeleri” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

 

Ses Basınç Seviyesi Ölçümleri: A-Weighting ve C-Weighting Dengeleri

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Fletcher ve Munson eğrilerinin çizimi Ses Kayıt ve Müzik Teknolojileri adlı kitabımdan alınmıştır.

Başlık fotoğrafı: Couleur | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Peki Ya Kullanmak İstediğimiz Kompresör Üzerinde Lookahead Özelliği Yoksa?

Geçtiğimiz hafta paylaştığım “Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği” başlıklı yazıdan sonra soranlar oldu: Peki ya kullanmak istediğimiz kompresör, limiter veya de-esser plug-in’i üzerinde lookahead özelliği yoksa?

Lookahead özelliği bazı durumlarda gerçekten çok faydalı olabiliyor ve maalesef bazı plug-in’ler üzerinde bu özellik bulunmuyor.

Olsun. Problem değil! Plug-in üzerinde olmada lookahead özelliğini manuel olarak elde edebilirsiniz.

Yapılması gereken aslında çok basit. Ben burada Pro Tools üzerinden örnek vererek anlatacağım ama bu tekniği diğer DAW’lar içinde de benzer şekillerde uygulayabilirsiniz.

 

1- İlk önce üzerinde kompresör, limiter, de-esser veya benzer bir sinyal işlemci uygulamak istediğiniz kanalın bir kopyasını çıkartın.

 

 

 

2- Kopya kanalı sola doğru (orijinal kanaldan daha önce başlayacak şekilde) kaydırın. İki kanal arasındaki zaman farkının (3 milisaniye, 5 milisaniye vb.) lookahead süresini belirleyeceğini unutmayın.

 

 

3- Kopya kanalın çıkışını istediğiniz bir bus’a yönlendirin (örnek olarak Bus 1).

 

4- Orijinal kanala kompresör veya istediğiniz bir dinamik işlemciyi insert olarak ekleyin. Bu, üzerinde sidechain kapısı olmak şartı ile herhangi bir dinamik işlemci plug-in olabilir.

 

5- Plug-in üzerindeki “key input”u kopya kanaldan gönderdiğiniz sinyalin çıkışına ayarlayın ve sidechain kapısını aktif hale getirin.

 

 

Son adım olarak plug-in üzerindeki parametreleri istediğiniz şekilde ayarlayıp kompresör, limiter veya de-esser’ı manuel olarak elde ettiğiniz lookahead özelliği ile birlikte kullanabilirsiniz.

 

Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: skeeze | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Kompresör / Limiter Lookahead Özelliği

Kompresör veya limiter üzerindeki attack parametresini ne kadar kısa bir süreye ayarlarsak ayarlayalım, bazen sinyaldeki çok hızlı yükselmeler, diğer bir deyişle ani olarak oluşan peak noktaları, kompresör veya limiter’a yakalanmadan “kaçabiliyor”. Bazı kompresör ve limiter’ların üzerinde bulunan lookahead özelliği ile bu kaçakları önlemek mümkün olabiliyor.

 

Lookahead Özelliği Nedir?

Lookahead (veya ‘look-ahead’) özelliğini Türkçe’ye “ileri bakış” olarak çevirebiliriz. Bu özellik sayesinde kompresör veya limiter, gelen sinyali input noktasında inceleyip üzerinde işlem yapmak yerine sinyale henüz daha input noktasına ulaşmadan önce bakıyor ve ona göre harekete geçiyor.

Bu özellik sayesinde, teorik olarak, kompresör ve limiter’ın attack süresini 0 milisaniye altına indirmek mümkün olabiliyor.

Waves C1 Compressor/Gate üzerindeki lookahead özelliğini isteğe bağlı olarak aktif/pasif hale getirmek mümkün

 

Nasıl Çalışır?

Peki, lookahead özelliğine sahip kompresör ve limiter’lar sinyal henüz daha input noktalarına ulaşmadan sinyali nasıl görüyor ve nasıl inceliyor?

Bunun için kâhin ya da falcı olmaları gerekmiyor elbette…

Aslında çalışma mantıkları çok basit. Sidechain kapılarına gelen bir kontrol sinyaline göre hareket ediyorlar.

Basitçe şöyle açıklayabiliriz…

  • Lookahead özelliği olan bir kompresör veya limiter gelen sinyalin bir kopyasını çıkartıyor ve geciktiriyor. Bu durumda elde iki sinyal oluyor: biri normal, diğeri de gecikmeli sinyal.
  • Normal sinyal sidechain kapısına gönderiliyor, bu sinyal kompresör ve limiter için kontrol sinyali haline gelmiş oluyor.
  • Bu kontrol sinyali temel alınarak geciktirmeli sinyal üzerinde kompresyon veya limiting uygulanıyor. Diğer bir deyişle kompresör veya limiter’ın attack parametresi sidehain kapısındaki sinyale göre tepki veriyor.

Bu sayede kompresör veya limiter “ileri bakmış” ve ani oluşan peak noktalarına karşı kendini hazırlamış oluyor.

Waves L2 Ultramaximizer üzerinde her ne kadar belirtilmemiş de olsa sürekli aktif olan lookahead özelliği bulunuyor

 

Latency

Lookahead özelliğinin olumsuz tarafı sinyalde gecikme (latency) oluşması. Diğer yandan, DAW’larda ‘automatic delay compensation’ ya da ‘automatic latency compensation’ artık hemen hemen standart haline geldiği için oluşan bu gecikme aslında önemli bir sorun teşkil etmiyor.

 

Kullanım Amaçları ve Alanları

Yazımın başında da söylediğim gibi lookahead özelliği temel olarak sinyalde ani olarak oluşan peak noktalarına karşı kompresör veya limiter’ı hazırlamak ve bu noktaların yakalanmadan kaçmalarını engellemek için kullanılıyor.

Örnek olarak, lookahead özelliği olmadan brickwall limiting elde etmek neredeyse imkânsız gibi bir şey.

Diğer yandan, lookahead özelliğini sadece limiting için düşünmemek gerekiyor. Bu özellik yeri geldiğinde trampet, vokal ve daha birçok kanala kompresör uygularken kullanılabiliyor. Son olarak de-esser’lar için de çok faydalı bir özellik olduğunu belirtmekte fayda var.

Waves Sibilance plug-in’i üzerinde lookahead özelliği bulunuyor

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Francis Seura | Pexels

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Zero Crossing Nedir ve Neden Önemlidir?

Bu yazımda bir yandan oldukça basit, diğer yandan da önemli bir noktaya değinmek istiyorum: Zero crossing.

 

Zero Crossing Nedir?

DAW ya da herhangi bir audio editor içinde ekrandaki ses dalgalarına görüntüyü büyüterek baktığınızda belirli yerlerde orta çizgi ile kesiştiklerini göreceksiniz. Bu kesişme noktalarına zero crossing adı verilir.

DAW içindeki ses dosyası

 

DAW içindeki ses dosyası (zoom)

 

Görselleri üzerlerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 

Zero Crossing Neden Önemlidir?

Edit işlemlerini gerçekleştirirken seçtiğiniz bölümlerin başlangıç ve bitiş noktalarının ya da kesmek istediğiniz yerin tam zero crossing noktasında olmasına özen göstermelisiniz. Aksi halde sinyalde temsil edilen voltaj değerlerinin farklılıklarından dolayı seste “click”, “klik”,”pop”, “çıtırtı” ve benzeri kelimelerle tabir edilen istenmeyen atlamalar olabilir.

Aşağıdaki ekran görüntüsünde edit edilen bölümlerin başlangıç ve bitiş noktaları zero crossing’e denk gelmemiş olduğunu görüyoruz.

 

Edit edilen bölümlerin başlangıç ve bitiş noktaları zero crossing noktasından ne kadar uzaksa istenmeyen atlama seslerinin duyulma ihtimali de o kadar yükselir.

 

Fade In, Fade Out ve Crossfade

Edit etmek istediğiniz bölümlerin başlangıç veya bitiş noktaları her zaman zero crossing’e denk gelmiyor olabilir. Özellikle, stereo bir ses dosyası üzerinde çalışırken kanallardan biri zero crossing’e denk geliyor ancak diğeri denk gelmiyor olabilir.

Stereo ses dosyası: Üst (sol) kanal ve alt (sağ) kanal arasında zero crossing noktalarının yerlerinde farklar var

 

Böyle durumlarda istenmeyen atlamaları önlemek için, fade in, fade out veya crossfade uygulayabiliriz.

Sorun edit ettiğimiz bölümün başında ise fade in uygulayabiliriz.

 

Sorun edit ettiğimiz bölümün sonunda ise fade out uygulayabiliriz.

 

Sorun arka arkaya yerleştiğimiz iki bölüm arasındaysa, bu iki ses arasında yumuşak bir geçiş yapmak için crossfade (ya da diğer kullanılan adıyla x-fade) uygulayabiliriz.

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Dengeli ve Dengesiz Sinyaller Arasında Bağlantı

Dengeli (balanced) ve dengesiz (unbalanced) sinyallerle ilgili olarak “Dengeli Sinyal” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazıda, dengeli sinyal taşıma yöntemini açıklamış ve bu yöntemde kullanılan kablo tiplerini anlatmıştım.

Peki, dengeli ve dengesiz sinyal taşıma yöntemini kullanan iki farklı cihaz arasında bağlantı yapmak istersek nasıl hareket etmemiz gerekir?

 

Önemli Bir Kural

Öncelikle, önemli bir kuralın altını çizmek istiyorum. Bir sinyal zincirinde, sinyalin ilk noktadan son noktaya kadar dengeli bir şekilde taşınabilmesi için o zincirdeki tüm halkaların (diğer deyişle o sistemdeki tüm cihazların) dengeli sinyal yöntemini destekliyor olması gerekir.

Sinyal zincirindeki cihazlardan biri dengesiz sinyal kullanıyorsa, o zincirdeki sinyal akışı dengesiz olacaktır.

Aynı şekilde, iki cihaz arasında bağlantı yaparken, dengeli sinyal kullanan bir cihazı dengesiz sinyal kullanan bir cihaza bağladığınızda aradaki bağlantı dengesiz olacaktır. Sinyalin dengeli olabilmesi için iki cihazın da dengeli sinyal kullanması gerekir.

 

Bağlantı Şekilleri

Biri dengesiz, diğeri dengeli sinyal kullanan iki cihaz arasında bağlantı yaparken iki iletkenli kablo kullanmanız gerekiyor.

Çift iletkenli ses sinyali kablosu

 

Şimdi gelelim konnektörler üzerinde bu bağlantının nasıl yapılacağına…

Dengeli cihaza takılı konnektörün pozitif pinini dengesiz cihaza takılı konnektörün pozitif pinine; dengeli cihaza takılı konnektörün negatif ve şase pinlerini de dengesiz cihaza takılı konnektörün şasesine bağlamanız gerekiyor.

XLR – 1/4″ TS ve 1/4″ TRS – 1/4″ TS arası bağlantıların nasıl yapılacağını aşağıda özetleyeceğim. Ondan önce, eğer isterseniz “1/4″ ve XLR Konnektörler: Hangisi Ne İçin Kullanılır?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

XLR (f) konnektör

 

1/4″ TRS konnektör

 

1/4″ TS konnektör

 

XLR – 1/4″ TS Arası Bağlantı

XLR’den 1/4” TS’ye bağlantı yaparken, XLR’nin 2 numaralı pini (+) TS’nin pozitif (tip) ucuna; XLR’nin 1 numaralı (ground) ve 3 numaralı (–) pinleri ise TS’nin şasesine bağlanmalıdır.

XLR > > > > > > > > > > > > TS
Pin 2 (+) ————————> Tip
Pin 1 (Ground) ———————> Sleeve
Pin 3 (–) ————————————> Sleeve

 

1/4″ TRS – 1/4″ TS Arası Bağlantı

1/4″ TRS’den 1/4” TS’ye bağlantı yaparken TRS’nin pozitif ucu (tip) TS’nin pozitif ucuna (tip); TRS’nin negatif (ring) ve şase (sleeve) uçları da TS’nin şasesine (sleeve) bağlanmalıdır.

TRS > > > > > > > > > > > > TS
Tip ——————————> Tip
Ring —————————> Sleeve
Sleeve ——————————> Sleeve

 

Son Olarak…

Özetleyecek olursak, bir sinyal zincirinde, sinyalin ilk noktadan son noktaya kadar dengeli bir şekilde taşınabilmesi için o zincirdeki tüm halkaların (diğer deyişle o sistemdeki tüm cihazların) dengeli sinyal yöntemini destekliyor olması gerekir. Sinyal zincirindeki cihazlardan biri dengesiz sinyal kullanıyorsa, o zincirdeki sinyal akışı dengesiz olacaktır.

Dengeli sinyal kullanan bir cihazla dengesiz sinyal kullanan bir cihaz arasında bağlantı yaparken pozitif uç pozitif uca, şase ve negatif uçlar da şaseye bağlanır. Bu bağlantı şekli tüm konnektörler için geçerlidir.

 

İlgili yazı:

Çevirici Kablolar… Bir Gün Mutlaka İşinize Yarayacaktır!

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Byrev | Pixabay

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Solo Modları ve Seçenekleri

DAW ve kayıt konsolları farklı solo modları ve seçenekleri sunuyor. Bu yazımda bu modlardan ve seçeneklerden bahsetmek istiyorum.

Solo Modları

Temel olarak üç farklı solo modu bulunuyor: PFL (Pre Fader Listen), AFL (After Fader Listen) ve SIP (Solo in Place).

PFL

PFL (Pre Fader Listen) konumunda solo butonuna bastığınızda kanaldaki sinyali pan ve fader kontrollerinden önceki noktada dinlersiniz. Diğer bir deyişle soloya aldığınız kanaldaki sinyali, kanal üzerinde yapmış olduğunuz pan ve fader ayarlarından bağımsız olarak, kaydedilmiş olduğu seviye ile duyarsınız.
Pre-fader ve post-fader (after fader) konumları ile ilgili olarak “Aux Send: Pre-Fader ve Post-Fader Konumu” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

AFL

AFL (After Fader Listen) konumunda solo butonuna bastığınızda kanaldaki sinyali pan ve fader kontrollerinden sonraki noktada dinlersiniz. Bu konumdayken soloya aldığınız kanaldaki sinyali, kanal üzerinde yapmış olduğunuz pan ve fader ayarlarından etkilenmiş haliyle duyarsınız.

SIP

SIP (Solo in Place) bazı DAW ve kayıt konsollarında AFL ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ben ayrı bir başlık olarak ele aldım çünkü Pro Tools gibi bazı DAW’lar içinde içinde SIP ve AFL birbirlerinden farklı.

Pro Tools içinde SIP modunda solo butonuna bastığınızda pan ve fader sonrası dinleme yaparsınız. Bu açıdan baktığınızda SIP, AFL ile aynı gibi duruyor. Diğer yandan, Pro Tools içinde SIP modunda soloya aldığınız kanaldaki sinyal ana çıkışa yönlendirilirken, PFL ve AFL modlarında ise soloya aldığınız kanaldaki sinyal sizin seçmiş olduğunuz herhangi bir çıkışa yönlendirilebiliyor. Bu, özellikle video ve televizyon için çalışılan surround sistemlerde ve uygulamalarda bazı esneklik ve kolaylıklar sağlıyor.

 

Solo Seçenekleri

Birçok DAW ve kayıt konsolu kanalları soloya almak için iki temel seçenek sunuyor. Yine Pro Tools üzerinden gidecek olursam, bu iki seçenek Latch ve X-OR.

Latch

Latch seçeneğinde istediğiniz sayıda kanalı soloya alabiliyorsunuz. Diğer bir deyişle, hangi kanalın solo butonuna basarsanız, o kanal solo konumunda dinlemekte olduğunuz kanallara dahil oluyor.

X-OR

X-OR seçeneğinde ise sadece tek bir kanalı soloya alabiliyorsunuz. Başka bir kanalın solo butonuna bastığınızda daha önce soloya almış olduğunuz kanal solo konumundan çıkıyor.

Örnek olarak bas gitar kanalını solo konumunda dinlerken gitar kanalında solo butonuna bastığınızda bas gitar kanalı solodan çıkıyor, sadece gitar kanalını dinleyebiliyorsunuz.

 

Solo Safe

Son olarak, bir de Solo Safe konumu var. Bazı DAW ve kayıt konsollarında Solo Defeat gibi farklı isimler kullanılabiliyor. Bir kanalı Solo Safe konumuna aldığınızda, diğer kanalları soloya aldığınızda bile o kanal duyulmaya devam ediyor. Bu, özellikle efekt dönüşleri için kullanılan aux kanalları veya submix/grup kanalları için çok önemli bir özellik.

Pro Tools içinde herhangi bir kanalı Solo Safe konumuna almak için Command (Mac) veya Control (Windows) tuşuna basılı tutarken o kanalın solo butonuna tıklamak yeterli oluyor.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Başlık fotoğrafı: Paul Pilarte | Unsplash

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Otomasyon Modları

İngilizcede ‘automation’ olarak adlandırılan otomasyonu klasik anlamda “mikserin üzerinde yapılmış olan ayarların bir kısmını veya tümünü ve de bu ayarların miks içindeki değişimlerini hatırlayan ve tekrar edebilen sistem” olarak tanımlayabiliriz.

Klasik anlamda diye özellikle belirttim çünkü analog teknoloji ile çalışırken otomasyon sadece bazı stüdyo tipi mikserlerde (ya da o zamanki isimleriyle kayıt konsolları) üzerinde olan bir sistemdi. EQ ya da kompresör gibi bir outboard gear üzerinde bulunan parametreleri otomasyona sokamazdınız.

Bugün tamamen in-the-box çalışıyorsanız DAW içindeki her şeyi, kanalların seviye ayarlarından seslerin panorama içindeki dağılım noktalarına, kompresörün üzerindeki threshold parametresinden delay üzerindeki dry/wet dengesine kadar, otomasyona sokmak mümkün.

Günümüzde otomasyonun modern sound’un ayrılmaz bir parçası haline geldiğini, hatta modern sound’u şekillendiren ögelerden biri olduğunu söylesek sanırım abartmış olmayız.

 

DAW İçinde Otomasyon Yazımı

DAW içinde otomasyon yazmanın üç yolu var:

Birincisi, ekranda kanal üzerine mouse ile otomasyon eğrileri (çizgileri) çizmek.

İkincisi, ekrandaki kontrolleri kullanarak gerçek zamanlı olarak otomasyon yazmak. Örnek olarak playback sırasında (parça çalarken) istediğimiz kanalın seviye ayarını DAW içindeki mikserin fader’ı ile kontrol etmek, istediğimiz yerleri açıp kısmak.

Üçüncüsü ise yine playback sırasında (parça çalarken) dış bir kontrol ünitesi kullanarak gerçek zamanlı otomasyon yazmak. Yukarıdaki örnekten devam edecek olursak, istediğimiz kanalın seviye ayarını dış bir kontrol ünitesi ile kontrol etmek, istediğimiz yerleri açıp kısmak.

DAW için üretilmiş birçok kontrol ünitesi bulunuyor. Bunlara ingilizcede ‘control surface’ adı veriliyor. Aralarında fiyat olarak çok hesaplı olanlar da var. Aklıma ilk gelenler Presonus Faderport ve Behringer X-Touch.

Presonus FaderPort

 

Otomasyon Modları

Şimdi gelelim yazımın esas konusu olan otomasyon modlarına. Farklı firmalar otomasyon modları için farklı isimler kullanabiliyor. Hatta bazı yazılımlar içinde alternatif modlar da bulunuyor. Ancak temel olarak ele alacak olursa beş farklı otomasyon modu olduğunu söyleyebiliriz:

  • Off
  • Read
  • Write
  • Touch
  • Latch

Ben bu otomasyon modlarını size Pro Tools üzerinden anlatacağım ama diğer DAW’larda da bu modların çalışma prensipleri hemen hemen aynı.

 

Off

Adından kolayca anlaşılabileceği gibi, Off modunda otomasyon kapatılır. Eğer varsa otomasyon verisi saklanır, silinme gibi bir durum söz konusu olmaz, ancak otomasyon devre dışı kalır.

Read

Read modunda kanalda bulunan tüm otomasyon verisi okunur ve işlenir (uygulanır). Bu modda otomasyon verisi üzerinde gerçek zamanlı değişim yapılamaz. Bu sebepten dolayı Read modunu güvenli mod olarak düşünebiliriz.

Write

Write modunda otomasyon verisi playback başladığı anda kaydedilmeye başlar ve playback durana kadar devam eder. Eğer daha önce yazılmış ya da kaydedilmiş otomasyon eğrileri varsa veriler bu işlem sırasında silinir. Diğer bir deyişle Write modu ile yazılan otomasyon verisi daha önceki tüm verilerin üzerine kayıt yapar.

Touch

Touch modu küçük değişiklikler yapmak için ideal bir otomasyon modudur. Playback sırasında DAW içindeki ya da dış kontrol ünitesi üzerindeki bir parametreye veya düğmeye dokunduğunuzda yaptığınız değişiklik hemen otomasyon eğrisine yansır ve kaydedilir. Parametreden veya düğmeden elinizi çektiğinizde otomasyon eğrisi daha önceki kayıtlı haline geri döner. Örnek olarak bir klavyenin sesini sadece birkaç notada açmak için fader’ı yükseltip sonra elinizi çekebilirsiniz. Otomasyon eğrisi sadece sizin müdahale ettiğiniz bölümde değişecektir.

 

Kırmızı çizgiler Touch modu ile müdahale edilmiş otomasyon eğrisini gösteriyor.

Latch

Latch modu, Touch moduna benzer. Aradaki fark ise şudur: Touch modunda otomasyon yazımı parametrenin ayarını veya kontrol ünitesindeki düğmenin konumunu değiştirdiğinizde başlar ve elinizi çekince biter. Latch modunda ise otomasyon yazımı parametrenin ayarını veya kontrol ünitesindeki düğmenin konumunu değiştirdiğinizde başlar ancak playback duruncaya veya siz yeni bir değişiklik yapıncaya ya da otomasyon modunu Off / Read konumuna alıncaya kadar devam eder.

 

Sonuç

Yukarıda da belirttiğim gibi günümüzde otomasyon artık çok önemli. Gerçek zamanlı otomasyon yazımı için, özellikle de dış bir kontrol ünitesi kullanıyorsanız, Write, Touch ve Latch modlarını bilmek, aralarındaki farklılıklara hakim olmak çok önemli.

İyi miksler!

 

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Presonus FaderPort fotoğrafı: www.presonus.com

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Fotoakustik Etki ve Lazer ile Kişiye Özel Ses İletimi

Yıllardan beri kayıtlı sesleri dinlemek için hoparlör kullanıyoruz. Büyük hoparlörler, küçük hoparlörler, kulaklıklar… Hepsinin çalışma prensibi aynı. Elektrik enerjisini akustik enerjiye dönüştürüp ses dalgalarını hava aracılığı ile kulağımıza iletiyorlar.

Peki, şöyle bir sistem düşünün…

Sistemin içinde hoparlör yok. Kayıtlı sesler bir verici aracılığı ile size yönlendiriliyor, siz de hiçbir cihaz kullanmadan bu sesleri duyabiliyorsunuz. Ve sadece siz duyabiliyorsunuz!

Böyle bir şey mümkün mü?

Massachusetts Institute of Technology (MIT), Lincoln Laboratory’de yapılan bir çalışma bunun mümkün olduğunu gösteriyor!

 

Kişiye Özel İletim

The Optical Society (OSA) tarafından yayınlanan Optics Letters dergisinde, araştırmacılar Sullenberger, Kaushik ve Wynn, lazer bazlı iki farklı yöntem kullanarak müzik ve konuşma gibi çeşitli kayıtları konuşma seviyesinde hedefledikleri kişinin kulağına aktarabildiklerini belirtiyorlar.
Araştırma ekibinin lideri Charles M. Wynn bunu şöyle açıklıyor:

Geliştirdiğimiz sistem ile bilgiyi [kayıtlı sesi] belli bir mesafeden bir kişinin kulağına doğrudan gönderebiliyoruz. Bu, insan gözüne ve cildine herhangi bir zarar vermeden, sadece tek bir kişi tarafından duyulabilen sinyal taşıyabilen ilk lazer sistemi.

 

Fotoakustik Etki

Kulanılan her iki yöntem de fotoakustik etki (photoacoustic effect) prensibi üzerine kurulmuş. Fotoakustik etkisini, kabaca, bir materyalin ışığı emmesinden sonra oluşturduğu ses dalgası olarak açıklayabiliriz.

Wynn ve ekibi havadaki su buharını ışığı emmek ve sonrasında ses dalgaları oluşturmak için kullanmış:

Bu yöntem neredeyse kuru denilebilecek ortamlarda bile işe yarıyor çünkü hemen hemen her zaman havada az da olsa su bulunuyor, özellikle de insanların çevresinde. Lazer dalgaboyu ses tarafından güçlü bir şekilde absorbe edildiği taktirde sistem için fazla suya ihtiyacımız olmadığını keşfettik. Bu çok önemli çünkü absorbe ne kadar güçlü olursa o kadar çok ses üretmek mümkün.

İki Farklı Yöntem

Araştırmacılar, yukarıda da belirttiğim gibi, fotoakustik etki prensibi üzerinden iki farklı yöntem kullanmışlar.

Bunlardan biri, “sweeping” tekniği. Bu teknik ile laboratuvarlarda yapılan testlerde araştırmacılar karşılarındaki kişiye 2.5 metreden 60 dB şiddetinde ses göndermeyi başarmışlar. Sistemin daha uzun mesafeler için kolayca geliştirilebileceğini düşünüyorlar.

Araştırmacılar diğer teknikte ise kayıtlı sesi lazerin gücünü ayarlayarak lazer ışını içine encode etmişler. Yaptıkları testler sonucunda bu yöntemde sesin daha kaliteli (net) fakat seviyesinin daha düşük olduğunu belirtiyorlar.

 

Sonraki Adım

Araştırma ekibinden Sullenberger bir sonraki adımın çalışmaları açık havada daha uzun mesafelere taşımak olduğunu söylüyor ve bu teknolojinin bir gün ticarileşmesini umduğunu belirtiyor.

Böyle bir sistemle çok yaratıcı ses uygulamaları ortaya çıkabilir, bu teknoloji sahnelerden müzelere, arabalardan okullara kadar farklı farklı yerlerde kullanılabilir.

 

İlginizi çekebilir:

Cips Paketi, Saksı ve Diğer Objeleri Görsel Mikrofona Çeviren Teknoloji

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

Kaynaklar: (1) R. M. Sullenberger, S. Kaushik, C. M. Wynn. “Photoacoustic communications: delivering audible signals via absorption of light by atmospheric H2O”  (2) The Optical Society, “New Technology Uses Lasers to Transmit Audible Messages to Specific People

Fotoğraflar: Massachusetts Institute of Technology (MIT), Lincoln Laboratory.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

 

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment

Ücretsiz Plug-in’ler (16)

Ücretsiz plug-in’ler serisi 16: Steven Slate Drums 5 Free (Steven Slate Drums), Acqua Tan Free (Acustica), FreeMod Phase Modulator (Audiority),  SonEQ (Sonimus).

 

Steven Slate Drums 5 (Steven Slate Drums)

 

Steven Slate Drums 5 (SSD5), Slate’in ünlü sanal davul enstrümanının ücretsiz versiyonu. Süre ile sınırlı olmayan bu ücretsiz versiyonda sadece tek bir davul seti var ama kalite ve editing açısından herhangi bir kısıtlama yok. Plug-in’i çalıştırmak için iLok zorunluluğu bulunmuyor.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Acqua Tan Free (Acustica)

 

Acqua Tan, analog VCA kompresör simülasyon plug-in’i. Üzerinde threshold, ratio, attack, release gibi klasik parametrelere ek olarak bir de ShMod adlı bir parametre bulunuyor. ShMod kompresördeki attack parametresinin eğrisini kontrol ediyor.

Mac: AU, AAX, RTAS, VST | Win: AAX, RTAS, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

FreeMod Phase Modulator (Audiority)

 

FreeMod, bir faz modülasyon plug-in’i. Faz modülasyon osilatörü (PM Osc) 10, alt frekans osilatörü (LFO) ise 11 farklı dalga şekline sahip.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

SonEQ (Sonimus)

 

SonEQ bir müzikal ton kontrol plug-in’i. Hassas düzeltme işlemleri yapmak için değil de daha çok sese nazik müdahaleler için tasarlanmış bir EQ.

Mac: AU, AAX, VST | Win: AAX, VST | İndirmek için tıklayınız.

 

Teknik terimler için müzik teknolojisi, müzik prodüksiyonu ve ses kayıt terimleri sözlüğüne göz atabilirsiniz.

Benzer paylaşımlar için beni Facebook ve Twitter‘da takip edebilir, haberler için mesaj listeme üye olabilirsiniz. Teşekkürler.

© 2019 Ufuk Önen. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

Posted in Ses ve Müzik Teknolojileri | Leave a comment